23 Kasım 2012 Cuma

TİRMİZİ VE HAL DİLİ

Sahip Şemseddin Ömer Suhreverdi (Tanrı’nın rahmeti onun üzerine olsun) Dar-ül Halife (Bağdat) den Rum sultanının hizmetine gelince Seyyid Hazretlerini ziyaret etmek istedi.

Sahib, Seyyid hazretlerinden müsaade aldı.

Suhreverdi Seyyid hazretlerinin yanına geldiği vakit, onu toprak üzerine oturmuş bir halde olarak gördü.

Seyyid hiç kımıldamadı.
Şeyh uzaktan baş koyup oturdu.

Aralarında hiçbir söz geçmedi.
Şeyh Şahabeddin Suhreverdi ağlayarak kalkıp gitti.

Müritleri ona “ Sizin aranızda hiçbir sual ve cevap vaki olmadı.
Aranızda bir kelime de geçmedi.

Sebep ne idi” diye sordular.
Şeyh “Hal” ehli yanında “Kal” dili değil “Hal” dili lazımdır” dedi.

Şiir:
“ Görenin huzurunda susmak sana faydalıdır.
Bundan dolayı (susunuz) hitap varit oldu.

O halde git itaat etmek üzere bir şeyhin,
Bir üstadın emri gölgesinde sus”
(Mesnevi şerhi VI.405-IV.784)

Zira o “Hal” olmaksızın yalnız “Kal” ile gönlün müşkülleri çözülmez.
Sahip Şemseddin ve arkadaşları şeyhten “Onu nasıl gördünüz” diye sordular.

O da “Mana incileriyle ve Muhammed Hazretlerinin hakikat sırlarıyla dolu, çok zahir olmakla beraber son derece de gizli ve çok dalgalı bir denizdir ve zannetmiyorum ki, bütün dünyada Mevlana Celaleddin hazretlerinden başka biri onun hakikatine ulaşsın ve onu anlasın” dedi.

Tanrı doğrusunu daha iyi bilir.

                                      ***
ARİFLERİN MENKIBELERİ, Şark İslam Klasikleri 29,
Ahmet Eflaki, M.E B. YAYINLARI 489

                                      ***
Yaren,

Kal ilmi, ancak ustasına, kıymetini bilene bildirilir.

 
KAL İLMİ:

Dinin esaslarını öğrenmek ve uygulamaktır.

KAL DİLİ:

Kuranı Kerim ayetlerine göre konuşulan bir dildir.

Örnek: Birisi sorar cevap verende o konuda ilgili ayeti ona söyleyerek cevap verir.

Açılım yoktur.

Soru sahibi o ayete göre anlar, durumu değerlendirir, ne yapacağına karar verir.

Cevap gerekiyorsa başka bir ayetle cevaplar.

(Kal) ilmini bağışlamak bu konuda sahip olduğu ilahi sırları o kişinin gözüne bakarak gözden göze nur aktarımı ile verilmiş olduğu manasınadır.

Çalışarak da elde edilir.

                                      *  

HAL İLMİ:

Özü sözü bir olarak kalbe dolan mana, cezbe (kendinden geçiş), baygınlık, coşkunluk gibi manevi geçişe denir.

Kulun kastı olmadan meydana gelir.
Allah vergisidir.

Hal sahibinin halinde değişiklik yapar ve onu renkten renge sokar.

 
HAL DİLİ:

Kişi gönlünden geçirdiklerini kalbinden söyler, bu dili bilen bu sözü kalbinden duyar, anlar ve yine gönlünden geçirerek kalbinden cevaplar.

(kalp gözü, kalp kulağı, gönül gözü, gönül kulağı, can gözü, can kulağı) arasındaki işletişimdir.

Mesafenin önemi yoktur.
Söz yoktur, vücut dili yoktur.

Ağız oynamaz, kulak duymaz.
Gönülden gönüle konuşmadır.

Tanrı, Peygamberimizin gönlüne vahi olarak sözlerini koymasının diline hal dili diyoruz.
(Can gözü, can kulağı ile iletişim)

Hz. Mevlana için kitabı var ama peygamber değil demelerinin sebebi bu dilde konuşmasıdır.

Baha Veled hazretleri bu dili Seyyid Burhaneddin Tirmizi’ye öğretti ve bağışladı, o da Mevlana Celaleddin-i Rumi’ye öğretti ve bağışladı.

Yaren (Hal) ilmini bağışladım demekle bu konuda bu sahip olduğu ilahi sırları Mevlana hazretlerine anlatması, gözden göze nur aktarımı ile verilmiş olduğu manasınadır.

                                               *

İLİM:

Bilme, biliş, bir şeyin doğrusunu bilme.
Allah’ın sıfatıdır.

Aşktan sonraki en büyük ismidir.
Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır.

Gizli veya açık, olmuş veya olacak her şeyi layıkıyla bilen odur.   
 
                                            *

RAVLİ

Popüler Yayınlar