11 Kasım 2012 Pazar

GÖZYAŞI VE AH ETMEK VE DUA

Şibli, bu yıkık yerden geçip gittikten (dünyadan ahrete gidince) sonra bir yiğit, onu rüyasında gördü.

Dedi ki:
Ey bahtiyar er, Hak sana ne yaptı?

Şibli dedi ki:
Hesap esnasında işim sarpa sardı.
(İşin içinden çıkılmaz hale geldi)

Fakat benim, kendime düşman olduğumu bilip zayıflığımı, ümitsizliğimi, acizliğimi görünce,

Acıdı, merhamete geldi, bütün yaptıklarımdan geçti, keremiyle ( Ululuğuyla) bağışladı beni.

                                    *
Ey beni yoktan yaratan Tanrım, bende bu yolda senin bir biçarenim.
Topal karınca gibi senin kuyuna düşmüşüm!
(Yardım etmezsen bu dar alandan feraha çıkamam)

Neye ehliyetim var?
Neredeyim?

Hangisiyim?
Kimim?

Ben bilmem ki!
Ne varlığım var?

Ne devletim var.
Ne de bir şey elde etmişim!

Çaresizim!
Kararsızım!

Gönülsüz bir aşığım!
(Gönlünü nerede olduğunun farkında değil)

Ciğerimi kanlara bulayarak ömür geçirdim…
(Bu yolun sonuna varacağım diye dert sahibi oldum)

Ömrümden hiçbir fayda görmedim.
Ne söylediysem hepsi suç,

Hepsi günah.
Canım dudağıma geldi, ömrüm sona erdi!

Din de elimden çıktı..
Onu da kaybettim.

Manayı yitirmiş, surete kapılıp kalmış biriyim.
Ben ne kâfirim,

Ne Müslüman.
İmanla küfür arasında şaşırmış kalmışım!

Ne Müslüman’ım,
Ne kâfir,

Nasıl edeyim?
Başım dönmekte,

Pek aciz bir haldeyim,
Ne işleyeyim?

Daracık bir kapıda sıkışmış kalmışım.
Yüzümü zan duvarına çevirmişim!

(Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak)

Çaresizim;
Bana bu kapıyı aç;

Bu yoldan kalmışa bir yol göster!

Bu kulun hiçbir yol azığı yok ama bir an olsun gözyaşı dökmeden, AH etmeden de geri kalmamakta.

Bu AH’ la kulunun suçlarını yakabilirsin;
Kudretin vardır, gözyaşlarıyla kara defterdeki suçları silip arıtabilirsin.

Kimde gözyaşı denizi varsa o, bu makama layık demektir..
(Özünden gelen ağlayış sahibi)

Fakat kanlar saçan göze sahip olmayana söyle;
(Tanrı’yı görmek için kendini zorlamayana)

Yürü git! De.
Çünkü ona yol yoktur, bize ulaşamaz!

                                   ****
MANTIK AL- TAYR 2 Feridüddin-i ATTAR İslam klasikleri.
M. E. B. 2172 Çeviren Abdulbaki GÖLPINARLI
( Bu kitabı temin edip evinde bulundurmanı önemle öneririm)

                                      ***

AH ETMEK
Özlem duyduğuna AH! Dersin.
Kaybettiğine AH! Dersin.

Rahatsız, hasta olduğun zaman AH! Dersin.
Birde sana başkasının senin ismini hedef olarak söylediği

AH! Vardır ki bundan sakınmalısın.

Bir şekilde haksız olarak başkasının hakkını aldın ise, zarar görenin acizliğinden dolayı senden hakkını alamadı ise, seni Allah’a şikâyet eder.

Acizlerin, koruyucusu Allah bu müracaatı asla ret etmez, gereken yapılsın diye emreder.

Haksızlığa uğrayan kişi AH!
Çektiği zaman gökyüzü titrer, tüm lanetler hedef gösterilen kişiyi takip eder ve etkisini gösterir.

AH! Çeken kişi gökyüzüne lanet oklarını atar da o oklar hedefini o kişi nerde olursa olsun bulur.

Büyüklerimiz dul kadının seher vakti yaptığı AH! Tan çekinmeyi önemle hatırlatırlar.

Yetimlerin ağlamasın da aynı etkiyi gösterir.
Dertli gönlün AH! Etmesinden sakınmalısın.

İnleyerek yapılan bedduadan korkmalısın.
Günahsızların bedduaları kötülerin peşini asla bırakmaz.

AH! Oklarına hedef olan mahvolur.
Soyu kurur.

İşleri hep aksar.
Mutluluğu ve huzuru hiç tatmadan, yalnızca aldığından ve yaptığından kısa süreli hoşlanarak kalır.

Hiç beklemediği sonuçlar alır.

AH! Alan başka alanda ne kadar iyi olsa da, iyilik yapsa da ibadet yapsa da kul hakkı niteliğinde olup

AH! Çeken memnun edilmedikçe öç alıcı Allah o kişinin hesabını kapatmaz.

Kötü kurallar koyana, adetler çıkarana, yasaklar getirene herkes AH! Çeker ki lanet üstüne lanet yağar.

Tövbe etmekle kurtaramazsın, hakkını hak sahibine vermedikçe ve onu memnun etmedikçe bu lanet oklarından kurtulamazsın.

Beddua kalıcıdır.
O kişi ölse bile bedduası ölmez.

Öç alıcısı Allah olmuştur.
Dua okumakla, hacca gitmekle bu durumdan temizlenemezsin.

Allah kul hakkına karışmam der.
Bunu anladıysan daha fazla açıklamaya gerek yok.

Ey yaren, yaşamımızda bu hataları elbette bilerek cahilliğimizden, bilmeyerek dikkatsiz oluşumuzdan yaptık.

Herkes o kadar temiz değildir.

Allah’a ve ahrete inanan, hesaba çekileceğini bilen bu dünyada hesabını yapar, hak sahibine gönül hoşluğu ile hakkını verir ve hesabı ahrete bırakmaz.

Bu konuda hiç kıvıramazsın, üstünü örtemezsin, hiç olmamış gibi davranamazsın, hatırlamak istemesen de gönül yolundan sana hatırlatırlar.

Yani yaren kaçış yok.
Mertçe özür dileyerek kul hakkını ver.

Halktan yararlanmak isteyen din adamları kul hakkından çok az bahsederek, yapılan küçük iyiliği göklere çıkartırlar.

Yani bir şekilde toplayarak, az bir kısmını dağıtarak bu işten sıyrılırsın mesajını vererek çevre edinerek çıkar sağlarlar.

Yani haramı hileyle helal hale getirmeye çalışırlar.

Hazreti Mevlana mesnevisinde bu durumları hikâyelerle dikkat etmemiz için açıkça anlatır.

Yaren böyle menfaatin öne çıktığı, inançla tuzağa düşürülen topluluğa gitme.

Oradan edineceğin menfaat kirlidir.

Gökyüzünde süzülen akbaba ne kadar yükseklerdedir de hayran kalırsın ama yere indiği zaman başkasının leşinin başına iner, leşe iştahla saldırır.

Şahin kendi avlar, taze avladığını, kendi emeğiyle avladığını yer.
Aç durmak leş yemekten iyidir.

Açlıktan ölsen bile adın ebedi olarak pisliğe hiç bulaşmadan temiz öldü diye anılır olur.
                                                     *

Duayı iyilerden istemelisin.
Kötülerin duası kabul olmaz.

Kabul edilen dua toprağa konulan tohum gibidir.
Üstü örtülür, bir zaman sonra kimyası değişir, sonra gizlilikte kökleri kalarak kendini gösterir, faydasını sana sunar.

                                                     *
Ağlamak için gönlün yumuşak olması lazım.
Taş kalpli ağlamaz.

İnsan neden ağlar:
Üzüntüden,

Acıdan,
Sevinçten,

Pişmanlıktan, ağlar.
Ağlayan kişi gözyaşı döker.

Sızlanır.
Yakınır.

Üzülür.

Can sıkıcı bir şeyle karşılaştığın zaman şikâyet, suçlama, saldırma, hakaret, küfür, yerine gözyaşı döküyorsan iyi yoldasın.

Başkalarının acılarından etkilenerek, bunları gidermeye yönelen duygun, eğilimin varsa iyi yoldasın.

Acıyı paylaştığın gibi sevinci de paylaşıyor ve sevinçle yaşıyorsan iyi yoldasın.

 Yaptığını tekrar düşünüp kendi yanlışını bulup hatanın farkına varıyor ve düzeltmeye çalışıyorsan iyi yoldasın.

 Kaybettiğin zamana, etkili olduğun zaman hareket etmediğini anlayıp pişman oluyorsan iyi yoldasın.

Durumun farkına varan, sonuçlarını kestiren, anlayışıyla değerlendiren ağlar.

Ağlamak diyoruz ama bu sesle ağlamak olarak anlama.
Bu ağlayış sessiz gözyaşı dökmektir.

Kıymetli olan budur.
Hislendiğin zaman özünden su gelip yanaklarından akmasıdır.

İbrahim Şahidi hazretlerinin aşk yoluna düşen erlerden ilk isteği his dünyasını geliştirmeleridir.
                           *

Bu yazıdan sonra Gülşen-i Tevhidi bir daha oku.

 RAVLİ

Popüler Yayınlar