20 Temmuz 2016 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3550 İNCİ BEYİT

3550.( Mevlana Hazretleri Allah dostu Şems Hazretlerine sevgiyle bağlanmanın dost olmanın faydalarını anlatıyor)

Denizde doğmuşuz da sonra karaya düşmüşüz;
A onun vefasından (Sevgiyi ve bağlılığı devam ettirme kararlılığından) doğan, şu cefa (Eziyetli dünya yaşamı) içinde nasılsın sen?

Hamdolsun Tanrı’ya ki gene döndük, denize geldik;
Artık sûfiler (Allahın emirlerini yapanlar, yasaklarından kaçınanlar) gibi yum ağzını, geçmişten bahsetme.

Dertten (Üzüntüden) bahsetmek, barıştan sonra savaşı anmak (Hatırlamak, söz etmek, düşünmek), yeni bir derttir, yeni bir savaş;
Böyle söylemiştin bana.

Erenler meclisinde ne bozulup sınmak var (Kırılmak, parçalanmak, bozulmak, yenilmek, bozguna uğramak yok), ne kavgaya, savaşa girişmek;
Tanrı harmanında ne ucuzluk var, ne pahalılık.

Orada öylesine bir kutluluk var ki hiçbir şeyle kıyaslanmaz;
Orada, her an yeniden-yeniye yücelme var.

Üçüncü terci’(Başa dönüş) bu;
Tanrı istemeseydi canın haddine mi düşmüştü şiir söylemek?

Çiçek bahçesinde sağa-sola gezip durmadasın;
Bilmem ki şu çiçek demetini kime yapıyorsun, kime sunacaksın?
Çiçek demeti, ufunetli (Pis kokulu) havada dayanmaz;
Onu buraya getirmek hem yanlış bir iştir, hem doğru değil.

Zincirden boşanır, aslına gider;
Çünkü o mülayim (Yumuşak huylu), o güzel havada yetişmiş, gelişmiştir o.

Burada elbisesinden bahsetmek, sözden ibaret, fakat Yusuf’un gömleği, can gözüne tutyadır (İyi görüş sağlayan sürmedir).
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Allah istemese bizim bu büyük kişilerle uğraşmamız olmayacağını öğrendik.
2.    Her şeyin aslına döneceğini, Hazreti Mevlana’nın da aslına dönerek ilahi âlemden sözler getirdiğini, burada olan dostları bize tanıttığını öğrendik.
3.    Ayrılığın özlem oluşturduğunu, özlemin de kişinin olgunlaşmasında çekici güç olduğunu öğrendik.
                        *
İşte böyle yaren;
Hazreti Mevlana’nın Şems Hazretlerinin değersiz kişilerin içinde bulunmasından üzüntü duyup kendisini davet ettiğini öğrendik, anladık.

Fena gibi gözüken olayları hatırladığımızda, duyduğumuzda üzülmeyip ders almamız gereken sayısız uyarılarla, öğretilerle dolu olduğunu öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

19 Temmuz 2016 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3540 İNCİ BEYİT

3540.( Mevlana Hazretleri Allah dostu Şems Hazretlerine sevgiyle bağlanmanın faydalarını anlatıyor)
Bu yıl, zevk (Tat, lezzet) yılı, işret (Birlikte sarhoş olma)yılı;

Devlet, ikbal (İstek ve arzulara kavuşma) tam yerinde.
Ay gibi (Işığını ilk kaynağından alıp karanlıkta kalmışlara yansıtan) talihli kişiye ne mutlu.

Zühre (Güzellik ve zarafeti etkileyerek), defi alt-üst ederek, oynayıp oynatarak çalıyor;
Çengi gâh (Bazen) başına almada, gâh yanına, gâh da boynuna dayama da.

İnsanı binlerce coşkunluklar (Duyguları dışarı vuran bir tepki) vermede;
Neye, nefesleriyle güzel sesler üfürmede.

Öylesine bir zevk (Tat, lezzet), öylesine bir neşe kurulmuş-düzenmiş ki dünya görmemiş onu;

Zaten güneşin, ısılık (Isı) vermekten, her yanı ışıtmaktan başka ne kârı (Kazancı) var?

Zühre talihliysen (Kendisine bakana sevinç veren) bu yıl, senin yılın;
Zühre bile bu müjdeyi duydu da eline, ayağına kınalar yaktı (Güzel görünümünü sergiledi).

Tanrı ebedilik sofrasını yaydı, bir yeni temel, bir yeni düzen koydu;
Tanrı’dan çekindim de onun için yıl yedim, ay dedim ben (Sınır koyulmuş gibi konuştum).

Padişahım, sarhoşlukla külahını öylesine yıktın, öylesine eğri giydin ki bittik;
Artık kaç defa hırkamız meyhaneye rehin olacak, bilmem.

Canlar feda olsun Tanrı’nın onlara sunduğu kadehe;
Düşüncelerden de kurtulmuşlar, savaklardan (Başka yöne, boşa akmaktan) da, olaylardan da.

Şu hayli uzun süren gurbette nasıldınız, ne âlemdeydiniz der;
Derler ki:
“ Devası (Çaresi olmayan) bulunmayan derde düşülür ya, işte tıpkı o derde düşmüştük;

Sıcak kumlar üstünde çırpınan balıklara dönmüştük, sana kavuşmaktan uzaktık, senden ayrılmıştık ey ululuk denizi”
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1. Allah dostunu sevmekle, ona âşık olup bir sevgiliye gösterilen hizmet gibi hizmet etmekten zevk alınacağını, sevdiğimiz kimselerle birlikte sarhoş olunacağını, kendimizden geçeğimizi öğrendik.
                        *
İşte böyle yaren;
Sevgiliden ayrılmanın insanı tatlı bir sıkıntıya sokacağını, kavuşmayı bekleme heyecanı oluşturacağını, öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

17 Temmuz 2016 Pazar

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3530 İNCİ BEYİT

3530.( Mevlana Hazretleri Allah dostuna sevgiyle bağlanmanın faydalarını anlatıyor)

Gün değirmisine (Yuvarlağına) baktın mı gözün kamaşır, göremezsin
Güneş gibi yüzlercesi onun yüzüne bakamıyor, gözleri kamaşmış;

Öylesine kamaşmış ki bir gün lütfedersin (İyilik yaparsın), Kerem buyurursun (Büyüklüğünün, asilliğinin gereğini yaparsın) da izinin tozunu tutya gibi belki gözlerine çekersin de görürler, hepsi bu ümide kapılmış.

Önüne serdin o kalp akçalar (Sahte paralar), kimyana kavuşup altın olmak için cıva gibi oynamada.

Şunun-bunun hayalleri seni her yana çekip durmada;
Fakat vallahi onun dileğinden başka çeken yok, hep o çekiyor seni.

Her birimiz gemilere benziyoruz, dalgalanıp duruyoruz, birbirimize çarpıyoruz, kerem denizi o, bizse o denizde yüzmedeyiz.

Bana sensin can veren, fakat öldürmüyorsun da;
Öldüreceksen öyle, kaç keredir canımın kan parasından geçtim, çoktan bağışladım diyetini.

Müridin (Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan Allah’ ulaşma yolunu öğrenen onun önerdiği, aydınlattığı yolda ilerleyen kimse), iradesini (İstek ve dileğini) sana verenin çalışıp çabalaması, senin inayetlerinin (İyiliklerinin) eseri;

Onun (Müridin) ağlayıp inlemesi, yalvarıp dua etmesi, onu çağırdığından meydana gelmede.

Senin suyuna (Yönüne, tarafına) kavuşmak ümidiyle seraba meylediyor (Şaşkın bir halde olmayı seviyorum, gönül veriyorum);
Senin geçer akçanı elde etmek için kalp akçaya yöneliyor.

A gerçek mürit (Sevgi ve dostlukla bağlanmış öğrenci) mademki aşk tacı başında;
Sarhoşçasına (Yalpalayarak) onun bayrağı altına salına-salına yürü.

Gene bir terci (Başa dönüp daha önceki söylediğimi bir daha) söyleyeyim, çünkü sevgili öyle istedi;
Söylediğim her eğri sözü sevgili düzeltir elbet.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1. Doğru Allah dostunu bulup gerçek olarak sevgi ve saygıyla bağlananın görünen işleri yanlışlıklarla dolu bile olsa bile bir zaman sonra her şeyin ustası tarafından düzeltilebileceğini öğrendik.
                        *
İşte böyle yaren;
Mevleviliği öğrenen kişinin heyecanından doğru diye yanlış sözler söylenebileceğini fakat bu tam oturmamış sözlerin sevip bağlandığımız Allah dostu tarafından hem söyleyende hem de kime söylediyse düzeltileceğini öğrendik, anladık.

Bütünü gören kişinin bütünü görmek isteyen kişiye yanlışları, eksikleri, eğrilikleri, yetersizlikleri kolaylıkla gösterebileceğini öğrendik, anladık.

(Kişi ben biliyorum, benim dediğim doğru, ben yeterliyim, geçerliyim diyorsa bizden değildir ve böyle kişilerden uzağız ve uzak dururuz)
                              *

RAVLİ

16 Temmuz 2016 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3520 İNCİ BEYİT

3520.( Mevlana Hazretleri Allah dostuna sevgiyle bağlanmanın faydalarını anlatıyor)
Uykuya dal, âlemden vazgeç, altı yandan (Yukarıdan, aşağıdan, sağdan, soldan, önden, arkadan) da kaç;
Niceye bir ahmakçasına (Aklını kullanamayanların belli bir yolu, bağlandığı bir kişi olmadığı gibi) başıboş, o yandan bu yana gezip duracaksın?

Çaresiz seni çekip götürecekler (İstemesen de öleceksin);
Bâri (Hiç olmazsa) sen kendi dileğinle git de padişahın huzurunda yerin olsun, ağırlan, şerefinden olma.

Ortada bir eşekbaşı (Kaba, anlayışsızların önde gideni) olmasaydın, varlığından (Dünyaya ait, sana güven veren güçlerden) geçseydin sırları keşfeder, İsa (Ölüyü diriltirdin, hastayı iyi eden biri) kesilirdin, kıl kadar bir şey bile gizli kalmazdı sana.

Şu ağzımı yumdum da gizli ağzımı açtım;
Dedi-kodu sevdasından, söz kaydından bir kadeh şarapla kurtuldum gitti.

Gece, sevgilinin sarhoşuydum, onun havasına kapılmıştım, onun hay-huyuna (İyi dileklerine, azarlamalarına, şaşırarak sevinç duymuştum) uymuştum, o güzel yüzüne, o güzelim işvelerine (Hoş davranışlarına), edalarına (Anlatış biçimine) hayran olmuştum (Çok beğenmiştim).

Gâh (Bazen), ne de güzel vakit, ne de hoş bir zaman diye el çırpmadaydım, gâh sarhoş bir halde ayaklarının bastığı topraklara yıkılmadaydım.

Yedi gök de ona bir kol çengi olmuş, aşkla oynamada;
Hepsi de onun cana canlar katan şarabıyla semirmiş (Gelişmiş, besili bir duruma gelmiş), gelişmiş.

Akıllar-fikirler, olasıya kendinden geçmiş;
Kulaklar, onun çağırı sesleriyle dolmuş.

Adaleti sayesinde her kuzu, aslanın kulağını tutmuş, çekip sürümede;
Her zerre, onu övmek için ağız açmış, dil kesilmiş.

Her yerde vefa (Sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı), vefakârlık (Sevgi ve dostluk bağlılığını devam ettirecek kişiler) var;

Nerde bir vefakâr (Sevgi ve dostluk bağlılığını devam ettiren) varsa onun (Allah’ın ve dostlarının) vefasını (Sevgi ve dostluk bağlılığını) görmüş de utancından yanmış, erimiş.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Muhakkak değişim yapmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Bu dünya âleminin oyalayıcı işlerinden kurtulmamız, boş gezmekten, tembellik etmekten vazgeçmemiz gerekeceğini öğrendik.
3.    Kaba ve anlayışsız olsak bile varlığımızdan geçtiğimiz zaman olağan üstü gözüken bilebileceğimizi, böyle işleri yapabileceğimizi öğrendik.
4.    Allah dostunu sevmekle ona âşık olmakla dedi-kodudan kurtulabileceğimizi, onun huyunu alabileceğimizi, huylarına uyum sağlayabileceğimizi, hayranlığımızın artacağını öğrendik.
                        *
İşte böyle yaren;
Allah’ı ve dostlarını sevip âşık olana yer ve göğün hayran olacağını, herkesin duyamayacağı sesleri sözleri duyabileceğini, sevgiyle dostlukla bağlananlara neler yapıldığını görüp anlayabileceğimizi öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

Popüler Yayınlar