18 Mart 2016 Cuma

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 2330 İNCİ BEYİT

2330. Kese (Altın, gümüş para konan küçük torbanın ağzı) büzülmezse, hırsız onu yırtmış olursa o kesede para nasıl durur, gümüşlerin biri bile onda kalmaz, dökülür gider.

Sarhoşluk, âşıklık, gençlik, bir de sevgilimiz gibi bir sevgili;
Nevruz, ilkbahar, yeşillik, haydin, gelin diye çağırıp durmada.

Dünyanın gözü asla böylesine bir bahar görmedi;
Dağdan-ovadan kimya bitmede.

Her ağaca bir huri dayanmış;
Görebilirsen, görüşe sahipsen görürsün, bak da seyret.

Çiçekler, tas-tas can şarabı içmede;
Bak, seni de çağırıyor.

Şarap içmesini görmediysen bari çiçeklerin seyrine dal;
Aferin, var ol a çiçek, merhaba, ey şarap.

Süsen goncaya, ne diye yatıp uyuya kalmışsın, kalk, sıçra diyor, mum var, güzel var, şarap var, fitneler (Karışıklıklar, kargaşalar), işveler (Güzellerin hoşlukları, aldatıcı tavırları, nazları, cilveleri) var.

Reyhanlar, lâleler, ellerine şarap kadehlerini almışlar;
Bu bağış kimden?
Tanrıdan başka kimden olabilir ki!

Tanrıdan başka herkes yoksul, herkes kederli, herkesin suratı ekşi;
Görünüşte zengin amma iç yüzde suratı asık, kara bir yoksul herkes.

Dilenciden dilenmek akıl alameti değildir;
Bir yudumcuk şarap içmişti de o da sarhoş olmuştu bizim gibi.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Tanrı sarhoşluğunun, tutkulu sevmenin, gençliğin, güzel bir sevgilimizin olmasının zenginlik içinde olduğumuzu gösterdiğini öğrendik.
2.    Kazandığımız ve bize sebepsiz verilenlere sahip olup değerini bilmemiz ve korumamız gerektiğini öğrendik.
3.    Allah’tan başka herkesin ihtiyaç sahibi, yoksul ve muhtaç olduğunu öğrendik.
4.    Görünüşte zengin, asık, kara suratlı, aslında dilenci olan kişiye karşı kendisini acındırarak bir şey istemenin aklı başında olanın yapmaması gereken bir davranış biçimi olmadığını öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Güzelleri ve güzel olanı görebilmek için görüş sahibi olmamız gerektiğini öğrendik, anladık.

Gören gözün çiçeklerin durumuna ve güzelliklerine dikkatlice bakması gerektiğini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

17 Mart 2016 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 2320 İNCİ BEYİT

2320. A diri oğlu diri, ölülerin kokusuyla nasılsın, ne haldesin?
Şu ölüler, içini sıkmıyor mu senin?

Her iki (Mana ve madde) dünya da yaşayış bağışlayan ezeli, ebedi diriyle dolu;
Beş günlük cana kanaat edip de ayrılma bizden.

Zerreler sayısınca canların her biri, ululuk göklerinde güneş gibi oynamada, takla atıp durmada.

Onlar da önceden bizim gibi yarasaydı;
Yarasa, o lütufla (İyilikle), o bağışla güneş kesildi.

A aşk sufileri (Kendini Allah’a adamış);
Yırtın hırkalarınızı (Kalıplardan, kurallardan kurtul);
Gül bile seher yelinin lezzetiyle yüzlerce elbise yırttı.

Çünkü sevgiliden ayrıldı, dikene giriftar (Tutulmuş, yakalanmış) oldu;
Şu iki dert yüzünden gülün sabrı-kararı kalmadı.

Gayb âleminden biri göründü, yüz gösterdi de bir davet etti;
Çekilip gidiverdi;
Görünür-görünmez de bu yol kısadır, ayağın yoksa bile yürü (Bir şekilde ilerle) dedi.

Ben de sustum, gülün ardına düştüm, gittim, benden reyhan’a, lâleye selam söyleyin, onlara saygılarımı sunun siz.

Gönül, sözle dopdolu, fakat söylemeye imkân yok, ey sûfilerin canları, siz dudaklarınızı açın, siz söyleyin başımızdan geçenleri.

O halleri söyleyin ki henüz belirip meydana çıkmadı;
Çünkü geçmişten bahsetmek, sûfilerin huyu değildir.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlevi topluluğundan uzaklaşanların ruhunun ölüler topluluğuna gidileceğini öğrendik.
2.    Dünya yaşamına bağlanmış canın kurtarıp ölümsüz canların arasına sokmamız gerektiğini öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Allah’a kendini adamış kişilerin geçmişten bahsetmediklerini, yaşanmışı bir sonraki aşama için sıçrayış kabul ettiklerini öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

16 Mart 2016 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 2310 İNCİ BEYİT

2310.(Tanrı’dan ayrı olmayan) İnsanın önünde canla, gönülle, bedenle, Tanrı emrine uyup gösteriş olarak değil de gerçekten bir secde ettin (Saygı gösterdin) mi?

Bundan böyle kıbleden (Sıkıntılı bir durumda iken yardım umularak başvurulan yerden) yüz çevirirsin, ne yana dönersen orası gönlüne Kâbe (Duaların, dileklerin kabul) olur.

Yolda bir türlü kendimi toplayamıyorum;
Artık vefalı (Sevgiyle bağlanmış) yol arkadaşlarım, benim yüzümden nasıl dertlenip toplanırlar?

A gönül, evin duvarları, taşların birbiri üstüne dizilmesiyle yüceldi;
Evdekiler, ondan sonra o evde toplandılar.

Fakat ben nasıl derlenip toplanabilirim ki her yücelik topluluğunun başı olan Tanrı Şemsi Tebriz’de oturdu, yerleşti-kaldı.

A kul, dön, gene gel kapımıza;
Gönüllerden gelen haydin, gelin sesini duy.

A yalınayak er, gül bahçesinin kapılarını senin için açtık, ne diye tutar da dikenliğe gidersin, niceye bir bu gidiş?

Can, ben yarattım da ona bir derttir, verdim.
Derdini veren dermanını da verir elbet.

Selvi gibi bir boya sahip olmak istiyorsan aşk bahçesine git, çünkü bu kambur felek, senin de boyunu iki kat eder.

Orası (Aşk) öylesine bir bağdır ki, öylesine bir bahçe ki yaprağı da diridir, konuşur, dalı da;
Canı olmayan bahçe cana can katmaz.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Her yüce topluluğun başında Tebrizli Tanrı Şems’ini olduğunu öğrendik.
2.    Şems Hazretlerine saygı gösterip gönülden teslim olanın dileklerinin yerine geldiğini öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Büyüklük, asillik, ululuk sırlarını öğrenip içselleştirmek isteyenin Şems Hazretlerine, kendisine yakınlaşmamız gerektiğini Hazreti Mevlana’dan öğrendik, anladık,

Konuyu daha iyi anlamak için MEVLANA VE DÖRT KIBLE yazarak bloğumuzdan okumalısın.
                                 *

RAVLİ

15 Mart 2016 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 2300 İNCİ BEYİT

2300.  (Mevlana Hazretlerinin Tebrizli Tanrı Şems’inin özelliklerini anlatımı)
Perdenin (Odaya giriş kapısının) kenarından onlara (Tebrizli Tanrı Şems’i) bir baksa merhaba diye nice aşk naraları duyulur.

Göğsü, gökyüzüne bir nur salmak, bir ışık vermek istemişti, fakat Tûrusîna’ya benzeyen göğsü, göklere bile sığmadı ki.

Şu coşup kaynamada dört unsur da tencereye benziyor;
Ne ateşte bir karar var, ne toprakta, ne suda bir sükûn var, ne havada.

Gâh toprak, hevese düşer de yeşillik elbiselerine bürünür;
Gâh su, bu sevgiyle hava olur, yücelere ağar.

Su, kızılboyalara boyanır, âdeta ateş kesilir;
Ateş de aşkla şu boşlukta hava olur gider.

Dört direk, dört unsur, satranç taşı gibi hane-hane yürür gider.
Fakat bu, o padişahın aşkıyladır, sizinki gibi oyun olsun diye değil.

A hiçbir şeyden haberi olmayan, yürü, apaydın suya ulaş da o arılık (Temizlik, günahsızlık), o aydınlık, seni bulanıklıktan, tozdan-topraktan kurtarsın, arıtsın (Temizlesin, saflaştırsın).

Çünkü su, temizliği, arılığı arar;
Bu temizlik de ışık denizine kavuşmakla olur ancak.

Tanrıdan ayrı olmayan insandan yüz çevirdin mi Şeytan gibi Tanrı elinden taş-topaç (Taş gibi sertleşmiş toprak) yersin.

Evet, insan Tanrı değildir amma Tanrının olagelmiş bir âdetidir bu, ululuk sırlarını insanda belirtmiştir o.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin selamını her duyanın, kendisini görenin ona âşık olduğunu öğrendik.
2.    Yerin ve göğün Şems Hazretlerine âşık olduğunu ve böylece şekilden şekle değişerek temizlendiğini, güzelleştiğini, yararlı bir hale geldiğini öğrendik.
3.    Tanrıdan ayrı olmayan kişinin güzel ve faydalı olacağını, bir deniz olacağını, ışıkla temizlenmiş olacağını öğrendik, anladık.
4.    Allah dostundan ilgiyi kesenin Şeytan gibi Allah’ın huzurundan kovulmuş olacağını öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Allah’tan ayrı olmayan, benliğini yok ederek Allah’ta var olan Allah dostu insanlarda; Allah’ın büyüklüğünün sırlarını görebileceğimizi öğrendik, anladık.
                                 *

RAVLİ

Popüler Yayınlar