30 Mayıs 2013 Perşembe

ŞİRK

Beyazid ve onu rüyada gören 123

Uyanık bir adam, bir gece Beyazid’i ölümünden sonra, rüyada gördü. Beyazid, ona görününce,

Adam dedi ki:
Ey bu zamanın Şeyhi!
Tanrıya ne dedin?

Beyazid şöyle cevap verdi:
Tanrı tapısından emir geldi, ey yolcu, bize geldiğin yerden ne armağan getirdin, dedi.

Tanrıya dedim ki:
Yarabbi, yol armağanı olarak sana suçlarımı getirdim.
Yalnız şirk koşmadım sana onu getirmedim.

Bunu dedim ama dünyadayken bir kere süt içmiştim de geceleyin karın ağrısı, boğazımı sıkmaya başlamıştı.

O gece karnım öyle ağrıdı ki canımdan bezdim.
Kendi kendime, süt içtim de dedim, bu ağrı ondan oldu.

Tanrı, bana bunu hatırlatıp dedi ki:
Sana şirk getirmedim diyorsun ama

Ey pir, bu kadar az bir zamanda ne çabuk unuttun.
O süt, yüzünden bana şirk koştun sen.

Şirk koştun da sütten karnım ağrıdı dedin, benden bilmedin.
Birlik defterine bir çizgidir çizip defteri karaladın.

Öyle kendine güvenerek birlik davasına kalkışma.
Sen, şirk koşarak süt içtin.

Canım nerden tevhit (birlik) kokusunu duyacak?
Ağzından şirk kokusu gelmede.

Sen böyle süt içmeden vazgeçersen ancak o zaman hakikatte ergin olur, buluğa erersin.

                                          ***                                      
İLAHİNAME. FERİDÜDDİN-İ ATTAR M.E.B. YAY. 392
                                            *

Şirk:
Yüce Allah’ın ilahlığında, sıfat ve fiillerinde ve Rab oluşunda ortağı, benzeri ve eşinin olduğunu kabul etmeyi ifade eder.

(Rab:
Efendi, sahip, terbiye eden, yetiştiren, düzene koyan, düzelten, tedbir alan, sorumluluk üslenen, yöneten, nimet veren, ihtiyaçları gideren, kefil olan, seçkin, sözü dinlenen, otorite sahibi reis, melik (hükümdar), efendiliği ve üstünlüğü kabul edilen kişi demektir)

Yapılan ibadetlerde Allah’tan gayrisini gözetme ve riya (özü- sözü bir olmamak) gibi kötü hasletler ( insanın yaradılışındaki huyu, tabiatı, mizacı) için de şirk kelimesi kullanılmıştır.

Allah’a şirk koşmak günahların en büyüğüdür.
( Buharı, Edep, 6; Müslim, iman, 38)

Şirk ve küfrün Allah tarafından bağışlanmayacağı bildirilmektedir. 
’Şüphesiz ki Allah, kendisine eş koşulmasına asla bağışlamaz, bundan başkasını (Günahları) dilediği kimse için bağışlar. 
Kim Allah’a ortak koşarsa, gerçekten pek büyük bir günah işlenmiş olur’’
(Nisa, 4/48, 116)

Müşrik:
Bir şeyde ortak olmak anlamındaki şirk kökünden türeyen müşrik, sözlükte ortak koşan, ortak yapan demektir.

Müşrik kâfirdir, ancak her kâfir müşrik değildir.
Örneğin, Mecusilikte (Ateşe tapan) olduğu gibi iki ilahın varlığını kabul etmek hem şirktir, hem de küfürdür.

Hâlbuki ahret gününe inanmamak sadece küfürdür, şirk değildir. 
Nitekim Kuran’da da müşriklerle ahl-i kitap, kâfirlerin iki ayrı zümresi olarak açıklanmıştır;

‘’ Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar, ehl-i kitaptan ve müşriklerden inkârcılar (Küfürden) ayrılacak değiller-di’’
(Beyine, 98/1)

Allah’a şirk koşmak en büyük günahlardandır.
Hatta şirkin Allah tarafından bağışlanmayacağı ve onun en büyük bir zulüm ve haksızlık olduğu bildirilmiştir.
(Nisa, 4/48; Lokman, 31/13)

Şirk beş kısma ayrılır.

Şirk-i istiklal: Birden fazla ilahın varlığını kabul etmek. Mecusilerin ve müşriklerin şirkleri ile senevîye (Dualistler) buna örnek gösterilebilir.

Şirk-i Teb’iz: Hıristiyanların teslis inancında olduğu gibi, Allah’ın bir olduğunu söylemekle birlikte, O’nun ilahlardan meydana geldiğine inanmak.

Şirk-i Takrip: Allah’ı yaratıcı olarak kabul etmekle birlikte, O’na yaklaştırır veya şefaatçi olur ümidiyle başka varlıklara tapmak.

Mekke müşriklerinin putlara tapmaları gibi.

Şirk-i Taklit: Başka birini taklit ederek, Allah’tan başkasına, putlara ibadet etmek ve onları ilah olarak tanımak.

Şirk-i Esbap: Eşyanın ve tabiatın hakiki müessir olduğuna inanmak, tabiatı yaratıcı olarak kabul etmek. 
Ancak meydana gelen şeylerin sebep sonuç ilişkisine bağlı olduğunu söylemekle birlikte, bunları yaratanın Allah olduğunu kabul etmek şirk değildir.

Doç. DR. Fikret KARAMAN Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları dini kavramlar sözlüğü.  Alıntı.

                                         *
Yaren.

La ilahe illallah.(Yoktur, Allah’tan başka ilah)

La faile illallah. ( İşi yapan Allah’tır)

Sebeplere takılı kalma.
Sebeplerdeki kişi ve olaylar kafanı karıştırır, yanlış yola sürükler. 
Farkında olmadan gizli şirke sokar.
Dikkat etmelisin.

                                         *
 RAVLİ

ÇOCUKLUKTAN GENÇLİĞE NASIL GEÇİLİR

Ay ve ayın güneşe çektiği iştiyak (özlem)   122

Ay dedi ki:
Ben güneşe olan aşkımla âlemi ebediyen nurlara gark edeceğim.

Ona dediler ki:
Sözün doğruysa gece gündüz durmadan koşmalısın da

Nihayet ona ulaşmalısın.
Ona ulaştın mı da onda yok olursan, varlığın görünmez artık.

O zaman onun ışığı ile parlarsın.
Onun yüceliği, varlığını ortadan kaldırır.

İşte o vakit onun nuru ile göründün mü halk, yüzünü görmek için koşuşturur.

Herkes parmağıyla birbirine seni gösterir.
Herkes, gözünü sana diker.

Ne oldu da ay, güneş önünde ışık vermede, görünmededir?
Der.

Bir âşık, pervasızca yok olmuştur da toprağın arda kalan kısmından görünmüştür.

Birisi, kendisini nura atmış, yakıp yandırmıştır da bir müddet ayrılıktan sonra buluşmaya kavuşmuştur.

Ayın on dördü bile o kadar güzelliği ile yine hilal halindeki noksanlıktan yardım görür.

On dördüncü gece kendisini bezemiştir, bu meydanda.
Fakat kimse ona dikkat etmez, kimse onu göstermez, çünkü o, kendisini görmededir.

Fakat hilal haline geldi, yeni ay oldu mu herkes ona göz diker.
Sen de varlığına bağlı oldukça bitmez tükenmez belalara çatarsın.

Fakat gönlün, yokluk diyarında konakladı mı insanların benlik ve varlık pisliğinden temizlenir, arınırsın.

Yaradan yerine insanların oluşturdukları şeyleri sevmeye, değer vermeye alıştın mı?

Çocukluktan çıkıp yetişkin olamazsın, er olamazsın.

                                          ***                                      
İLAHİNAME. FERİDÜDDİN-İ ATTAR M.E. B. YAY. 392

                                            *
Yaren,

Yok, olmak sana korkutucu gelebilir.
Bu yok oluşu şöyle anlayıp algılamalısın.

Sen dağ başında buz olduğunu düşün.
Güneş vurdu eridin su oldun.

Su aşağıya doğru akar.
Sen aşağıya doğru gidersin.

Peki, yücelere çıkmak istersen kendini rüzgâra teslim etmen gerekir. 
Rüzgâr seni buhar yapıp, üzerinde ki başka maddelerden arıtarak alır, yüce dağları sana aştırır, lazım olan yere yağmur olarak yağdırır.

Kar, buz, yağmur, buhar hangisinde olduğunu düşün.
Ey yaren yok olmak dediğimiz kendini susamışlara ulaşmak için, yararlı olmak için,  kendini değişime yönlendirmektir.

                                          *
 RAVLİ

SEVGİLİ İLE BERABER NASIL OLUNUR

Ayaz’la Sultan Mahmut 121  

Gümüş bedenli Ayaz, güzel, güzel uyumada, gönlü de gözü gibi bir müddetçik dinlenmedeydi.

Gazi sultan Mahmut, başucuna geldi.
Öyle bir yüce padişah, onun ayakucuna oturdu.

Ayaz, güzelim uykusundan uyanmadı.
Padişah, Ayaz’ın yanakçıklarını binlerce defa öptü.

Öpmeyi bırakınca seher çağına dek ayaklarını ovdu.
Nihayet Ayaz, tatlı uykusundan uyanınca padişahı gördü, utancından ateş gibi fırladı.

Padişah, o hali görünce dedi ki:
Ey güzelliği günden güne artan güzel!

Mademki sen geldin, ben gidiyorum.
Kendinde olmadığın zaman, nasıl anlatayım?

Ne çeşit övsem, anlatsam ondan da üstünsün.
Cana canlar katan güzelim!

Seni gördüm ki kendinde değilsin, tuttum, senin yerine ben geçtim.

Fakat kendini gelince sevgili kayboldu.
Sen talip oldun, istenilen de sır oldu.

Dostum, yok ol ki sevilmiş olasın.
Kendinde olur, varlığına bürünürsen perde arkasında kalır, hakikati göremezsin.

Kendinden geç.
Sen kendinde olmadıkça tamamıyla bizsin, bizden ibaretsin.
Mademki kendinde değilken daha hoşsun, niçin kendinde olursun ya?

Yok, olmadıkça tamamıyla varsın.
Hiçliğe büründükçe tamamıyla övülmeye değersin, övülmüşsün.

Kendinde oldukça sana ait bir şey söylemezler.
Fakat kendinden geçtin mi senden başka kimseciği aramazlar.

                                          ***                                      
İLAHİNAME. FERİDÜDDİN-İ ATTAR M.E. B. YAY. 392

                                            *

Yaren,

Allah seni uykudayken, yani sen kendinde değilken sever.
Allah tarafından devamlı sevilmek istiyorsan, kendinde olmayacaksın.

Varlıktan vazgeç, benliği bırak gibi seni bağlayan bağlardan kurtulup özgür olman isteniyor.

Kendini fazla önemseme, bir işe yaramaz.
Ne kadar alçak gönüllü olursan o kadar övgüye değer olursun.

                                       *
RAVLİ

SEVGİLİYE NE ARMAĞAN VERİLİR

Şeyh Ebu-Sait’le sevgilisi. 120

Mihne şeyhi, sevgilisine üç şey, bir hilal, bir külah, bir miktar da şeker gönderdi.

Sevgili, bunu görünce şeyhinden gelen armağanı kabul etmedi.

Getiren hizmetçiye:
Şeyhine söyle dedi, biz bunlardan tamamen geçtik.

Hilal, kan yutmaktan başka bir şey yiyen, eline yiyecek geçen adamın işine yarar.

Ben, daima kan yuttuktan sonra sen de bilirsin ki hilalden kurtuldum demektir.

Şeker, bir içim zehirden başka bir içeceği olana yarar.
Damağımdan bu acılık gitmeyeceğine göre sen de bilirsin ki 
Şeker, haramdır bana.

Külah, başı olana yahut bir kıl kadar olsun başından haberi bulunana yarar.
Gömlek gibi başsız olan adama külahın ne lüzumu var?

Ey hayat!
Senin üç armağanın da senin olsun.
Bana bir şey kâfi, artık ötesini sen bilirsin.

Tanrıya mensup güneşi ele geçiren, ondan başka şeyleri abes (boş) görür.
Sen de aşk sırrının azığını elde ettiysen daima azıksızlıkla iftihar eder, başını yüceltirsin.

Bir an böyle bir başa nail olmayı istersen hiçbir zaman sana, senin başın gerekmez.

*Mümin başı, bedeninden ayrılınca kalabalık bir topluluk, aydınlanır.

Kalemin başını kesmek, pekiyi ve güzel, yerinde bir şeydir.
Yoksa kimse, onun güzel bir yazı yazdığını göremez.

Doğru ve haklı olmayan, çürük ve temelsiz işlerden ayrıldın mı sana doğruluk, insaf, adalet verirler.

Geçiciden vazgeçtin mi, devamlı olan bağışlanır.
Bu işe adamakıllı sahip olman için önce kendi önünden kalkman, yok olman gerekir.

Çünkü sen kendinde oldukça sevgili, eline geçmez.

                                          ***                                      

İLAHİNAME. FERİDÜDDİN-İ ATTAR M.E. B. YAY. 392

                                            *

Yaren,
On sekiz bin âlemi gezmekten seni ala koyan kendinsin.
Yanlış seçimlerin.

Fazla isteyişlerin, az değerliyi sayısı fazla olunca değerli sanışın, değerliye layığınca değer vermeyişin, zamanı gelince koparman gereken bağlarını koparmayışın, hatta bağlanmaman gereken yere sıkı bağlanman, yani kendini kendin engelleyişin mahrumiyeti getirir.

Başın daha yüce işlerle uğraşması için vücudundan ayrılması gerekir. 
Yani vücudun aklını devamlı meşgul etmemesi lazımdır.

                                             *  
RAVLİ

Popüler Yayınlar