20 Kasım 2021 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3680 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)


3680. Seher çağlarında (Sabahın güneş doğmadan önceki zamanı), gönül kanını saç (Kalpte oluşan duyguların kaynağında oluşan üzüntülerini söyle) yüzüne...

Yolunun azığı (Gıdası), zati gönül kanıdır (O güzel için dertlenmektir), seher çağlarında çektiğin ahtır (Pişmanlığını, öfkeni, özlemini, beğenini, sevgi ve duygularını haykırmaktır).


Gönlünü ümitle doldur, cilala, arıt..

Zati gönlün, güneş ışığını veren bir aynadır senin.


Şeriat (İslam hukukunun) sahibi Ahmed'in (Hazreti Muhammed'in) eşi-dostu, şu dünyada kimdir?

Tebriz'li padişahlar padişahı Şemseddin;

O, iki (Madde ve mana) büyük şeyin biridir.


Dün gece, gecemi aydınlatan güzelim geldi;

Gelmek, iki dünyaya da gelmekse bir kere olur bu.


Yeri yeşerten, göğe inciler bağışlıyan, yersizdir-yurtsuzdur ama yerlere-yurtlara da tadı-tuzu veren odur.


Aklın eline mumu kor da al, her mihnete (Sıkıntıya) düşmüşe şifa (Bedensel ve ruhsal hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma, onma) yurdu, sağlık evi olan kapımadek gel der.


Mumu, ne diye bu leğene rehin etmedesin?

Bu leğen olmasa da senin mumuna yüzlerce leğen var.


Sen bu balçıkta oldukça işin kerpiç yapmaktır;

Dedi kodu, tümden kerpiçtir, tam inançsa gönülü yarıp içine yol bulmaktır.


Can aynasının özü, gönül temizliğidir...

Sense baş köşeye kurulmak için boyuna üstün olmaya, hüner kazanmaya uğraşmadasın.


Bunlardan geç de şekerler bağışlayan sevgiliyi anlat...

Şekeri öylesine tatlı ki dünyadaki her zerre o şekeri yemek için ağız kesilmiş...

                            ***

DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN HAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385

                           ***

Neler öğrendik;

  1. Sabahın güneş doğmadan önce kalbimizdeki oluşan duyguları, pişmanlığımızı, öfkemizi, özlemimizi, beğenimizi, sevgimizi, haykırmamız gerektiğini öğrendik.

  2. Kalbimizdeki duyguların kaynağını; olmasıdığını bekleyen veya olacağı düşünülen ne varsa doldurmamız, parlatmamız, katışıksız duruma getirmemiz gerektiğini öğrendik.

  3. Peygamberimizin eşinin dostunun Şems Hazretleri olduğunu, madde ve mana sırlarında büyük padişah olduğunu öğrendik.

  4. Mevlana Hazretlerinin gecesini aydınlatmak için Şems Hazretlerinin şekle bürünüp geldiğini, madde ve mana sırları bağışlayarak aydınlattığını öğrendik.

  5. Şems Hazretleri kişinin sorununu ve çözümünü kendisine gelene söyleyerek sağlığa kavuşturduğunu öğrendik.

  6. Tam inança kavuşmak için kalpte oluşan duyguların kaynağının içine yol bulmak gerektiğini öğrendik.

  7. Kalpte oluşan duyguları temizleyerek canımızın aynasındaki kirlerden kurtularak sözleri doğru anlamamız, gördüklerimizi doğru, sanılardan uzak değerlendirecek duruma getirmemiz gerektiğini öğrendik.

  8. Şems Hazretlerini çok sevmekle, bağlanmakla çok sorunu zorlanmadan halledebileceğimizi, sevgiye zaman ayırabileceğimizi öğrendik.

                               *

İşte böyle yaren;

Hayatın ve ağzımız tatlılığı için Şems Hazretlerini tanımamız, onu doğru tanıtan Mevlana Hazretlerine öncelikle tanıyıp sözlerinin doğru olduğunu kalbimize yerleştirmemiz, aklımızın tereddüt etmekten kurtarmamız, hızlı yol almamız, ilerlememizi kendi hatalarımızdan kurtarmamız gerektiğini öğrendik, anladık.

                             *

RAVLİ

19 Kasım 2021 Cuma

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3670 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)


3670. Tanrı elçisi, "İnsanlar madenlerdir' (Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak)' demiştir;

Gümüş, altın, akıyk (Akik taşı) inci madenleri.


Define (Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler) bulabilirsin, fakat ömür (Yaşam) bulamazsın...

Sen kendini bul çünkü bu define sana kalmaz;

Senin elinden de geçer-gider.


Kendini bul, fakat sakın...

Ama ne yapabilirsin ki?

Bu yolda pek eli tez bir hırsız pusu kurmuş, bekliyor.


Sabah çağında ezanı duydular mı, sarhoş olur canlar...

Sabahın yüzü güneşe karşıdır, güneşe bakmadadır.


Seher birazcık karanlıktır ama günün perdesidir;

Kim güneşe yüz tutarsa sehere (Sabahın güneş doğmadan önceki zamanına) benzer.


Niceye (Ne kadar) bir düzenler ederek zar atacaksın (Geleceğin için plan uygulayacaksın, kaderinle uğraşacaksın)?

Sen pek muflissin (Batkınsın) ama felek (Yaşam döngüsü) de nesi varsa vermiş, tertemiz olmuş.


Kafan tortulu (İşe yaramaz duruma gelmiş), fakat aklın (Düşünme, anlama ve kavrama gücü) hiçbir şeyde değil;

Böylece yatıp uyumadın mı?

Sanki her günkü gıdan, bir eşeğin beyni (Kaba, düşüncesiz).


Daha fazla can çekiş, altın yığ, gönlünü hoş et...

Bütün altının, gümüşün, malın-mülkün cehennem yılanıdır.


Bir geceyi de Tanrı için yemeden, uyumadan geçir;

Yüz geceyi nefsine uydun (Biyolojik saate uygun olarak) da yeyip zıbararak (Dış uyaranlara karşı bilincini, bütünüyle veya bir bölümünü kaybedip, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı durumunda uyuyarak) geçirdin.


Toprağın her zerresi dertlenmede (Üzüntüye kapılmada, dertli duruma gelmekte), acıklanmada (Büyük sıkıntılar içinde)...

Her zerreden ahlar (Pişmanlık, öfke, sözleri) geliyor, feryatlar (Haykırışlar, çığlıklar) duyuluyor;

Fakat senin kulağın sağır.

                               ***

DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN HAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385

                             ***

Neler öğrendik;

  1. Peygamber efendimizin insanlar için içinde çok değerli şeyler olan maden olduğunu, çok kıymet verdiğini öğrendik.

  2. İnsanın en değer vermesi gerekenin ömür olduğunu, diğer değer verdiklerimizin elimizden çıkıp gideceğini öğrendik.

  3. Öncelikle kendimizi bulmamız, içimizdeki değerleri aktif hale getirmemiz, yararlanmamız, geliştirmemiz, kendi ve çevremiz için kullanıma sokmamız gerektiğini öğrendik.

  4. Kendini bulmaman, uyanmaman için, seni kullanmak için oyalayacaklarını, sahip olduğun güzellikleri çalacaklarını, hırsızlara karşı dikkatli olmak gerektiğini öğrendik.

  5. Kendini bulanın sabah ezanını duyunca, candan uyanışına sevincinden sarhoş olup aydınlığın geleceği haberinden zevk duyacağını öğrendik.

  6. Hayatın kargaşasından, yönlendirmesinden kendimizi kurtararak gelip geçici işlerle aklımızı oyalamamak gerektiğini öğrendik.

  7. Hayatın kargaşası kaba ve düşüncesizlik ile iki yüzlü davranışlara yönlendirdiğini öğrendik.

  8. Kendini bulmayanın Allah'ı da bulamayacağı için leş gibi uyumaktan, karnımızı tıka basa doldurmaktan vazgeçmemiz, gece sabaha kadar Allah'ı bulmak için uyanık ve karnımız boş olarak kalmak gerektiğini öğrendik.

                    *

İşte böyle yaren;

Toprağın insana verdiklerini, yaptıklarını gören kişinin toprağın her küçük parçasının bağırarak anlamamız düşünmemiz için adeta çığlık attığını öğrendik, anladık.

                   *

RAVLİ


18 Kasım 2021 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3660 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)


3660. Bir somun kokusu mu duydun, o kokuya doğru git de o koku, ekmek nedir, sana anlatsın, bildirsin.


Aşık olmuşsan aşkın, delil olarak yeter sana...

Yook, aşık olmadıysan delil isteği de nedir ki?


Şu kadarcık da aklın yok mu, buncağızı da mı bilmezsin?

Padişah yoksa ne diye otağı kurulmuş?


Şu gök duvağın ardında bir güzel yoksa canın elindeki şu parıl-parıl parlıyan meş'ale de ne?


Senin kadınlar gibi ta uzaktan yüreğin tir - tir titriyor;

O savaşta erlerin yürekleri nasıl, ne bileceksin?


Erlerin gözlerindeki ateş, gizlilik perdelerini yakıt-gitti...

Sense perde ardında oturmuş, görünmeyen şeye inanmak da nedir demedesin.


Tebriz'li Şems, gözümü yurt edinmemişse her dişimin dibindeki bu bal kaynağı neden?


Yolun önü de kanla ıslak, ardı da...

Dikkat et de kayma.

İnsan çalan, altın çalan hırsızdan pek çok şimdi.


Öyle gürbüzler ki akıldan haber çalıyorlar...

Artık kendisinden bile haberi olmayana neler etmezler.


Kendini böyle müflis (Batkın) sanma, düşmanın yok bilme...

Dünya altın isteğinde, sense altın madenisin.

                               ***

DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİNHAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385

                                ***

Neler öğrendik;

  1. Algıladığımız kokunun izini takip edersek ne olduğunu, nasıl olduğunu kendisini göstererek anlatıp bildireceğini öğrendik.

  2. Aşık kişinin sevdiğinden delil aramaması gerektiğini, aşık olmayan için ise delil isteği olmayacağını öğrendik.

  3. Görünenden, işleyişten, verilerden aklımızın anımlama yapıp isimlendireceğini öğrendik.

  4. Gök güzelliğinin oluşturduğu güzelin muhakkak olacağını öğrendik.

  5. İmtihanın en hakiki alanının savaş alanı olduğunu, bunların savaşta kalplerinin nasıl attığını dışarıdan bakan veya konuşan kişinin bilemeyeceğini öğrendik.

  6. İşini iyi bilen, yetenekli erkeğin gözlerindeki ateşin gizlilik perdelerini yakarak hakikati olduğu gibi gördüğünü, inanmak için delil aramadığını öğrendik.

  7. Mevlana Hazretlerinin gözünün önünden hiç ayrılmayan Şems Hazretlerinin hayalinin şüpheye bırakmadan ağzına bıraktığı bal tadından yaşayıp inandığını öğrendik.

  8. Aşk yolunun kaygan zemin olduğunu, sağlam adımlarla yol almak gerektiğini öğrendik.

  9. Altın gümüş çalındığı gibi insan çalan hırsızların da olduğunu öğrendik.

  10. Akıldan bile haber çalan hırsızların olduğunu öğrendik.

                            *

İşte böyle yaren;

Aşık kişinin kendini değersiz görmemesinin yanlış olduğunu, kendisindeki zenginliği düşmanının gördüğünü, her an düşmanlık edebileceğini, öğrendik, anladık.

                            *

RAVLİ

17 Kasım 2021 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3650 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)


3650. Mumun bütün gece ağlayışı, baş ağrısından değil midir;

Baştan kurtulunca tüm ışık kesilir, ağlayıştan da kurtulur.


Can şarabının (Tanrı şarabının) kadehi ele sunuldu mu, başı yarılmış küpten varlık tortusu, geçer-gider.


A balık, gönlün neyi istiyorsa denizde ara...

Ham ümide düşme de (Olmayacak, uygun olmayan, inceliklerini bilmediğin işin peşine düşüp gerçekleşeceğine inanma da) damağına olta takılmasın (Tuzağa düşme).


Deniz-coşar-kükrer de a su ümmeti (Topluluğu) der;

Doğru söyleyin;

Şu yemekten bir kimsenin şikayeti var mı?


Soluktan soluğa gönül deniziyle onun ümmeti boşluk içindedir;

Yerler-içerler;

Konuşurlar, cevap alırlar;

Elest (Allah'ın hitap ettiği zaman ve yer) der gönül (Kalpte oluşan duyguların kaynağı), bela (Anında kalbini Hakka bağlan, halkı unut) der ümmet (Hazreti Muhammed'e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümünden ol der).


Ne o mecliste gönül derdine düşüp baş çeken var (Bu topluluktan ayrılıp giden yok)...

Ne o bahçede, o çayırlıkta, çimenlikte kimsenin ayağına diken batar (Sivrilikle, batıcılıkla karşılaşmaz).


Hele sus artık;

Tutsaklar susmakla kurtulurlar...

Sen susarsan söyleyen de kaçar- kurtulur, susan da.


Dudağını yum;

Gördün ya, sevgili dudağını yummuş, birşey söylemiyor ama kılıç vuranların ellerini de böylelikle bağlamış-gitmiş.


Ne vaktedek (Ne zamana kadar) çare nedir, bulamam ne deyip duracaksın?

Sana çare aratan kim?

Onu ara.


Ne vaktedek gamdan can veriyorum deyip gamlanacaksın (Üzüntü duyacaksın)?

Can nedir, bunu bilmeye hiç mi heves etmezsin?

                               ***

DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİNHAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385

                              ***

Neler öğrendik;

  1. Topluluğa baş olmak isteyenin hayattan zevk alamayacağını, tan bulamayacağını, baş olmaktan vazgeçenin ağlamaktan kurtulup etrafını aydınlatan ışık kesileceğini öğrendik.

  2. Tanrı şarabı sunulan kişinin varlık bağından kurtulup bulanıklıktan kurtularak tortusundan ayrılacağını öğrendik.

  3. İstediğimiz her ne ise büyük yerde aramamız, uygun olmayan yerde aradığımızı bulamadığımız gibi tuzağa düşüp çok şey kaybedebileceğimizi öğrendik.

  4. Kalpte oluşan duygularımızın kaynağının büyük deniz olduğunu, bu deniz içinde, İslam dini, Allah'a iman inancıyla yaşamlarını güzelce yaşayacaklarını öğrendik.

  5. Bu inanç topluluğundan başka bir yola gidilmediğini, tutsak olmadıklarını, yanlış anlamalara sebep olmamak için susmanın çok değerli davranış olduğunu öğrendik.

  6. Susmakla iletişimin kesilmediğini, gönülden gönüle söz ve düşüncelerin durmadığını öğrendik.

  7. Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için tutulması gereken yol, çıkar yol bulamayanların öncelikle bunu bize aratanı bulmamız gerektiğini öğrendik.

                                   *

İşte böyle yaren;

Üzülmek için kendimize üzüntü kaynağı oluşturmamak gerektiğini, can nedir diye biraz araştırırsak canımızı sıkmak isteğinden, eğiliminden, arzumuzdan vazgeçeceğimizi öğrendik, anladık.

                                   *

RAVLİ

Popüler Yayınlar