(Mevlana hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
2790. Birisinin gözüne hayalin (Görüntün)
gelmiyorsa gözü, kesilmiş keçinin gözü gibi morarır da bön-bön bakar (Anlamayarak,
safça, şaşkın-şaşkın bakar)-durur.
Dünya zindanına (Çok
karanlık ve sıkıntılı yere) düşmeden önce boyuna seninleydim ben;
Keşke şu
tuzağa yol uğratmasaydım (Tuzağa
düşmeseydim).
Sana kaç defa söyledim;
Bu yolculuğa çıkmamamız için
Hoşum ben, hiç yolculuğa çıkmam dedim...
Gel de şu sarp (Dik, çıkılması ve geçilmesi güç yerden) yolculuğa bak;
Ta yücelerden
yer yüzüne dek (Kadar) bir yolculuk.
Lütfun (Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik ve yardım) yolladı beni, git, hiç ürkme;
Sana bir zarar
gelmez;
Keremim (Soyluluğum, ululuğum, büyüklüğüm, asaletim) kılavuzluk
eder dedi.
Gidersen açılırsın, pişer-olgunlaşırsın;
Her şeyden
haberin olarak marifetli hünerli bir (Beceri isteyen usta olmuş bir) halde yurduna gene döner-gelirsin diye kandırıyorsun
beni.
A haberin de canı dedim;
Sensiz haberi ne yapayım ben?
Zati (Doğrusunu istersen) bir haber için kim gider?
Meğer ki senden haberi olmasın.
Elinden şarap içtim mi hiçbir şeyden haberim
olmaz, sarhoş olur, hoş bir hale gelirim,
Ne zarardan ürküntüm (Şaşkınlığım) kalır, ne bir
korkum;
Ne insanlığın
kötülüğünden haberim olur, ne iyiliğinden.
Yol kesenlerin sözleri gibi kulağıma
sözler söyledi de baştan çıkardı o padişah beni;
Bir şaşkın (Düşünceleri
dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş) etti-gitti.
Hikaye uzundur;
Evet..
Ah onun düzenbazlığından
(Hile yoluyla aldatan, hile yapan), ah.
Fakat bir
lütuf (İyilik, yardım) etti mi de şu gecemize bir seher çağıdır
(Aydınlanma zamanı), gelir-çatar.
A sözler söyleyen arif (Çok
anlayışlı ve sezgili kişi), gönülleri yaralılar için
sehredek (Sabahın güneş doğmadan önceki zamanına kadar)
sabredersen (Olacak veya gelecek bir şeyi telaş
göstermeden beklersen), sensin benim canım,
sensin benim görüp gözetenim (Koruyanım, yardım edenim,
bağlı olanım, bağlanmış olduğum).
***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
HAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
***
Neler öğrendik;
1. Kendine
Allah dostunu sevgili etmeyenin, onu göremese bile hayali gözüne gelmiyorsa o kişi
hayatı anlamayarak, kişi ve olaylara safça, şaşkın- şaşkın bakacağını, ömrünü
böyle geçireceğini öğrendik.
2. Bilen
kişinin dünya âlemine gelmeden önce ruhlar âleminde iken Allah dostlarıyla
beraber olduğunu, dünya tuzağından kurtulamadığını öğrendik.
3. Dünya
âleminde yaşarken geldiğimiz yere doğru yolculuğa çıkmamız, geldiğimiz yerleri
görmemiz, güçlükler karşısında kararlılığımızdan dönmeden bu yolculuğu
tamamlayarak yaşam bilincine ulaşmamız gerektiğini öğrendik.
4. Geldiğimiz
yere gitmek isteğinin Allah yakınları, dostlarının iyilik ve yardımıyla
olacağını, zarar gelmeyeceğini, ürkmememiz gerektiğini, soylu büyüklerimizin
kılavuzluğuyla bu yolculuğu tamamlamamız gerektiğini öğrendik.
5. Soylu, ulu,
büyük, asil Allah dostlarını tanımamız, onlardan haberli olmamız,
yakınlaşmamız, ikram ettikleri Tanrı şarabından içmemiz gerektiğini öğrendik.
6. Bu
yolculukta eliyle ikram edilen Tanrı şarabının sarhoşluğuyla kişinin hoş bir
hale geleceğini, şaşkınlık ve korkunun kalmayacağını, insanların iyiliği veya
kötülüğü ile ilgilenmeyeceğini öğrendik.
7. Bu
yolculuğa çıkmaktan veya geri döndürmek için en yakınların olmak üzere şeytana
kadar yol kesicilerin olacağını, bir çok düzen ve hilelerle karşılaşılacağını,
kararlılığımızdan dönmeden yolumuza devam etmemiz gerektiğini öğrendik.
*
İşte böyle yaren;
Anlayışlı ve
sezgili kişi olarak, sabır göstererek sonucu beklememiz, bağlandığımız ve çok
sevdiğimiz Allah dostunun bizi koruyup yardım edeceğinden en ufak tereddüt
etmeden geldiğimiz yere gitmemiz, bu yolculuğu tamamlamamız, sonra dünya
hayatına bilinçli olarak devam etmemiz gerektiğini öğrendik. anladık.
*
RAVLİ