23 Ağustos 2020 Pazar

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 3130 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Aşkın neler yaptığını anlatıyor)

3130. Gökyüzü bir çadırdır, Akl-ı Kül (Doğada görülen genel uyum) de padişah;
Fakat padişah olmasaydı çadır kurulmazdı.

Çavuşların (Düzeni sağlayan) sesleri olmasaydı ne yıldız olurdu, ne Zühal (Ahmaklık, cahillik, pintilik, korkaklık, cimrilik, tembellik, kafasızlık,  yalan ve fenalık bu yıldızın tesirinde olanlarda olur).

Kerem (Büyüklük, ululuk, büyüklük, asalet) sahibi bulut göndermeseydi, yağmur yağdırmasaydı hiçbir kaltaban (Namussuz, şarlatan, yalancı, hileci), sofranın çevresinde dönüp dolaşmazdı.

İçin (İçimizdeki sıvılar), kimyager olmasaydı, her solukta canın meydana getirdiği kan da olmazdı, balgam da.

Bu âlemden gizli bir başka âlem olmasaydı kapkara gönlün (Sevgi, istek, düşünüş, anma gibi kalpte oluşan duyguların kaynağı), meydan gibi genişlemezdi.

Bunu gizli tut;
Çünkü altınlar gizli olmasaydı define olmazdı.

Bugün aşkımdan namazımı unuttum, geceyle gündüzümün bile farkında değilim.

A efendim, yüzün, güneşim, dolun Ay'ım:
Kanlı gözyaşlarını da senden elde ettiğim yakuttan bağış, senin bana verdiğin zekât (Sahip olduğunun 1/40 ni ihtiyaç sahiplerine vermek gibidir).

Çağırman, bütün canlara bir sarhoşluktur, verir;
Tapına her gelen, seninle buluşan, sana itaat eder, ram (Boyun eğen, buyruğuna giren) olur.

Aşk yolu, içten gidilen bir yoldur;
Fakat o yolda sabrım-kararım kalmadı, yok oldu- gitti.
                        ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Genel uyum üst koruyucusunun ve uygulayıcının Akl-ı kül’ün olduğunu, görevlendirilen çavuşları ile düzen sağlandığını öğrendik.
2.    Allah’ın büyüklüğünün gereğinden, Rahman sıfatından gök sofrasından yağmurlarla yiyecek ve içeceklerin dünyaya dağıldığını öğrendik.
3.    Gök sofrasından her çeşidin besleneceği kimyasalların oluştuğunu öğrendik.
4.    Gördüğümüz dünyanın aslında Allah’ın yarattığının bir damlası olduğunu öğrendik.
5.    Allah’ın yarattığını herkese açık olduğu gibi açık olmayan, saklanmış çok âlemleri olduğunu öğrendik.
6.    Allah’ın çağırdıklarının sarhoşluk içine gireceklerini, hükümlerine boyun eğeceklerini, sevgiyle bağlanacaklarını öğrendik.
7.    Tüm oluşumların aşk yüzünden, aşktan meydana getirildiğini ve devam edildiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Aşkın içten içe gidilen bir yol olduğunu, sabırlı ve kararlı olarak yola devam edilmesi gerektiğini öğrendik.
                     *
RAVLİ


22 Ağustos 2020 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 3120 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Allah’ın uzattığı ipe sarılmayı anlatıyor)

3120. A beli bükülmüş ihtiyar, felek çemberden atladın, bari ipe iyi sarıl.

Şenim (Sevinçli ve neşeliyim), şuhum (Neşeli ve serbest) ben, iyi zurna çalarım;
Mademki ney-imi kırdın, bari şeker ver bana.

A ateş parçası güzel, kızıp-öfkelenme, dudağından bir öpücük ver; Mademki dükkânları kapadın, ekmek ver bize.

* Evet, mi diyorsun a şekle bürünmüş aşk;
De;
Zaten bela (Denemek, sınamak, eskitmek) padişahısın, Elest (Allah’ın ruhları yarattıktan sonra “Elestü bi Rabbiküm”(Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Dediği zaman, insanların yaradılış başlangıcı)) sultanı.

Senin peki, evet demen bizi yücelere ağdırır, fakat bizim peki, evet dememiz, aşağılara, aşağılıklara düşürür bizi.

Sus, aşk, zaten kendisinin Mecnun'udur;
Oraya ne Leyla sığar, ne Fatma.

Ölümsüz güneş olmasaydı tacirin ne ağacı olurdu, ne varı-yoğu.

* Ayakkabıcının iki eli de işlemeseydi kedi, boyuna heybeye girmezdi.

Rüzgârın cilveleri, işveleri olmasaydı gülen gülün dalı meydana gelmezdi.

Ne diyeyim?
O bildiğin olmasaydı eğer, her solukta ne bu olurdu, ne o.
                        ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    İhtiyarlığa ulaşmış kişinin dünyanın oyunlarından, sınamalarından sıyrılmış olarak Allah’tan kullarına uzatılan kurtuluş ipini araması, bulması, sıkı sıkıya sarılması gerektiğini öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleri sevinçli ve neşeli bir hayat sürerken aşkın şekle bürünerek bir güzel oluşturduğunu, böylece yücelere ulaştıracak güç ile yakınlaştığını öğrendik.
3.    Aşkın kendisini sevdiğini, şekle bürünmüş aşık olunan güzellerin aşkın içine sığmadığını, yansıma ile taklit olduğunu öğrendik.
4.    Ölümsüz ışık veren olmasa ne kazanç ne de bir varlığın kalmayacağını öğrendik.
5.    Çalışıp kazanma olmasaydı elde ediş olmayacağını öğrendik.
6.    Rüzgârın hareketi olmasa meyvelerin olmayacağını öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Allahın yarattığı aşk olmasa hiçbir şey olmayacağını, her şeyin her solukta aşla hareket bulduğunu, yaşam ve eser elde ettiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ


21 Ağustos 2020 Cuma

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 3110 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Kıskançlığı anlatıyor)

311 0. Yusuf gibi şu (Kıskanç) kardeşlerden ayrıldın mı Mısıra aziz olursun, kurttan (Yırtıcı kişilerden) kurtulur- gidersin.

Hasetçi (Kıskanç, günücü), görünüşte iki ayağını bile öpse bil ki iç yüzden iki eliyle hançer saplar sana (Fenalık yapmak için saygılı ve iyi davranarak yaklaşır, fenalığını yapar).

Merhameti yoktur (Acıması olmayan, katı yürekli, katı kalpli, taş yürekli, taş kalpli, kalpsiz), sevgisi (İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu) yok:

Ne diye zarını atarsın onun (Oyununu oynarsın)?
Gönlü (Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır gibi kalpte oluşan duygu kaynağı) yoktur, ne diye gönül verirsin (Sevgi-ilgi duyarsın) ona?

Tanrı'dan çekinme kalesine sığınırsan, o kaleye yol bulur da girersen ebedi olarak hasetçiden (Kıskançlardan) de kurtulursun, hasetten (Kıskançlık yapmaktan, çekememezlikten de kurtulursun) de.

Aslan (Gürbüz, cesur ve yiğit adam) avcısı bile olsan bırak onu:
Onu sarhoşken tutarsın ama aslan değildir o.

Esenlik (Sağlık, afiyet, sıhhat, selamet) sana a varlığın maksadı;
Bugün, gün ışırken sarhoşluğa başladık işte.

Şarap sen olunca vaciptir (Yapılması gerekli olan) şarap (Tanrı şarabı) içmek;
Put (Doğaüstü güç ve etkisi olan) sen olursan vaciptir (Yapılması gerekli olan) puta tapmak.

Senin devranında (Zamanında, dünyanda) şişeyle içmek kalkmış-gitmiştir;
Ancak iki elle taşınabilen o testiyi döndür.

Gel de kokmuş deri masalını duy;
İçime girdin, oturup yerleştin ya;
O andan beri tamamıyla iç oldum-gitti.

Hadi a güzeller Yusuf u, Mısır'a gel;
Kuyunun dibinden, Allah ipiyle çıktın, kurtuldun sen.
                        ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Kıskanç kardeşlerinden kurtulanın yüksek bir yere varabileceğini öğrendik.
2.    Kıskanç kişi kıskandığı kişiye kötülük yapmak için çok saygılı yaklaşacağını, ilk fırsatta da fenalık yapacağını öğrendik.
3.    Kıskanç kişinin verdiği zarardan pişman olmayacağını ve zevk duyacağı için onunla birlikte işler yapmanın zarar vereceğini öğrendik.
4.    Allah’tan çekinen ve korkan kişinin Allah’ın kalesine sığınacağını, kıskançlardan korunacağını öğrendik.
5.    Kendimize aşırı güvenip kıskançlar bana bir şey yapamaz yanlışına düşmenin yanlış olduğunu öğrendik.
6.    Allah dostu sevgili varlığını gösterince bizim Tanrı şarabıyla iyice sarhoş olmamız gerektiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Allah’a sığınanın, Allah’ın sıkıntıda olanlara gönderdiği kurtuluş ipini uyumadan bekleyenlerin, bu ipe sıkıca tutunanların kurtuluşa ulaşacaklarını Mevlana Hazretlerinden öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ



20 Ağustos 2020 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 3100 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinin ayrılışını anlatıyor)

310 0. Ağlaya-inleye o yola koyulunca sen gökyüzü ağladı, Ay, yüzünü yırttı.

Gönlüm kan kesildi:
Ne bileyim de ne sorayım?
Sen söyle, bari uyanık mı gittin?

Mademki gittin, tertemiz erlerin sohbetini mi seçtin;
Yoksa mahrum mu kaldın, inkâr ederek mi gittin?

Ne oldu o tatlı-tatlı cevapların?
Sustun, söz söylemekten vazgeçtin.

Bu ne biçim dağdır, bu ne biçim hasret?
Ansızın tuttun, yolcular gibi yola düştün, gittin.

Nereye gittin ki izinin tozu bile belirmiyor;
Bu sefer gittiğin yol, ne de kanlarla dolu bir yol.

Yaratılıştan gevşek, sünepe (Kılıksız ve uyuşuk, sümsük, pısırık, miskin) olan kişi, kimsenin sağlığını, hoşluğunu istemez.

Hasetçilere (Kıskanç, günücüye) kaptırma eteğini:
Onlar aşağılara çekerler seni.

Bütün varlık âleminde, haset (Kıskançlık) gibi, adamın hem kendine, hem başkalarına en fazla ziyan veren bir şey yoktur.

Kendine gel:
Hasetçilerin (Kıskançların) gönüllerini de kır, tuzaklarını da:
Yoksa kendi bahtının belini kırarsın (Şansını, talihini kapatırsın).
                        ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin ani gitmesi ile hem yüzünü görmekten, sözlerini dinlemekten, sorularına cevap alamamaktan Mevlana Hazretlerinin üzüldüğünü öğrendik.
2.    Yaratılıştan gevşek, sünepe (Kılıksız ve uyuşuk, sümsük, pısırık, miskin) olan kişi kardeşimiz, çocuğumuz olsa bile sağlıklı olmamızı hoş olmamızı istemeyeceğini bilmemiz uyanık ve hazırlıklı olmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Kıskançlık kişinin kendisi yükselemediği için en yakın çevresindekiler dâhil herkesin değerini düşürmeye çalışacağını öğrendik.
4.    Kıskanç kişinin bir başkasının üstünlüğüne ya da etkisine dayanamayacağını öğrendik.
5.    Kıskançlığın bilgisizlikle doymazlığın toplamından meydana geldiğini öğrendik.
6.    Kıskançlığın korunmak ve sürdürülmek dileğe bağlı olan bir çeşit korku olduğunu öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Kıskanç olanın gönlünün isteklerle kirlendiğini, hakka ve Hakkın tavsiye ettiği iyiliğe yönelmekten kaçındığı için gönüllerini kırmak gerektiğini, kurdukları tuzakları param parça etmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

Popüler Yayınlar