24 Mayıs 2020 Pazar

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 2140 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri ben anlatıyor)

2140. Sen, nasıl olur da eline tut (Yakala, ele geçir) dersin;
Mademki elimiz bir, o elden görüşelim.

El ayak, gönlün (İstediğin, arzuladığın) hareketini bilir;
Dilimiz susarak, gönlümüz titreyerek söyleşelim.

Zerre-zerre, takdirin işini bilir gönül;
İstiyorsan örnek getirelim.

Gel de birkaç kişi, beraberce uzlaşalım (Aramızdaki düşünce ve çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalalım);
Neşe kaybolur mu, gamla bağdaşalım (Anlaşalım uyum sağlayalım).

Gel de Tanrı ile halvet (Bir arada yalnız) olalım;
İsa gibi, böylesine Meryem’le uzlaşalım (Ana rahminde bebek gibi gelişelim).

Âdemoğullarından (Halktan) kimsecikler kalmazsa ne gam var bize;
Âdem (İlk yaratılan adam, peygamber) ile bağdaşırız biz.

Âdem de bizden kaçar, bir bucağa (Kenara, köşeye, yere) giderse, canına and olsun, onsuz da geçinir gideriz biz.

Bir canımız var, neşeler tozutmada;
Dünya yıkılsa, yeniden bir dünya kurarız biz.

Deniz ateş olsa içiveririz;
Yaralanırsak merhem yapar, iyileştiririz biz.

Yüzünün Kâbe’sine karşı ölürüz;
O kuyuyla, o Zemzem’le haşr-olur (Toplanır)-gideriz.
                      ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***                    
Neler öğrendik;
1.    Candan birbirine yakınlaşanların ayrı eylem emri verilmediğini birlik içinde görüş ve düşünüşün olduğunu öğrendik.
2.    El ve ayakların gönlümüzün takdir etme ve emrinde olduğunu öğrendik.
3.    Candan birbirine yakın olanların neşede uzlaştıklarını, neşe kaybolunca da üzüntü ile de anlaşma olacağını öğrendik.
4.    Meryem’in karnında büyüyen İsa peygamber gibi Allah hükmüne uymamız gerektiğini öğrendik.
5.    Her şey yok olsa bile Allah aşığı yaşamı yeniden kuracak güçte, yetenekte, yetkili olduğunu öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Candan birbirine yakınlaşan âşıkların Allah dostlarının yüzüne dönerek sıkıntılı durumlarından yardım gördüğünü öğrendik, anladık.
                     *
RAV


23 Mayıs 2020 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 2130 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri ağız dil, kulak olmadan konuşulabileceğini anlatıyor)

2130. Fakat o ayna (Sana senin hakikatini olduğu gibi gösteren), her solukta buğulanır, her an kararır;
 Çünkü onda benim can cilası gitmez.

Bu aynadan yüzünü döndürme;
Canına amanım ben deyip duruyor sana.

Ben de cana bir aynayım, sözüm de;
Can kendi halini, sözümde bulur, anlar.

Sus da kaşla-gözle ona binlerce baştan-geçti okuyayım ben.

Gel de birbirimizle candan konuşalım;
Kulaklardan, gözlerden gizli olarak söyleşelim.

Gül bahçesi gibi dudaksız, dişsiz gülelim;
Düşünce gibi dudaksız, dilsiz görüşelim.

Aklı evvel (Yaradılıştan olan akıl) gibi dünyanın sırrını, ağzımız yumulu olduğu halde tâ sonuna dek söyleyelim.

Söz bilenler, ağza bakarlar onların çadırından dışarısında konuşalım.

Hiç kimse, apaçık, sesle konuşmaz kendisiyle;
Hepimiz birsek biz de öyle söyleşelim.
                      ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***                    
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri kendisine dost olana aynalık görevi yaparak dost olana kişinin kendi hakikatini gösterdiğini, bunu dostunu öz eleştiriye sokarak kızdıracağını, sıkıntıya sokacağını, dostunun bu hakikatleri aklının hemen ve kolayca kabul etmeyeceği için aklının kısa süreli duracağını fakat canının bundan zarar görmeyeceğini öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleri dost olmak isteyeni öz eleştiriye sokunca; kişinin yıllarca doğru bildiği, haklıyım diye kabul ettiği, savunduğu çok şeyin hakikati gösterince yanlış yaşadığını anlamaya başlayınca nefsin sıkıntı veren bu durumdan uzaklaşmak isteyecek, fakat canı ise aman uzaklaşma, kalan ömrünü doğru ve hakikate uygun yaşa diye yalvaracağını öğrendik.
3.    Mevlana Hazretleri sözü ile canımıza aynalık yaparak canımızın Mevlana Hazretlerinin sözünde kendi halini bularak hakikati anlayacağını öğrendik.
4.     Mevlana Hazretlerinin hiç söz olmadan kaş göz işareti ile binlerce kişinin başından geçenleri anlatacağını öğrendik.
5.    Mevlana Hazretleri ile konuşmanın candan olacağını, kulakların duymayacağı-gözlerin görmeyeceği gizli söyleşi olacağını öğrendik.
6.    Düşüncenin dudaksız, dilsiz görüşme imkânı verdiğini, Mevlana Hazretleri ile bu yoldan konuşulacağını öğrendik.
7.    Yaradılıştan beri akıl sahibi olarak yaşam sırrını ağzımız yumulu olarak söylemeyi Mevlana Hazretlerinden öğreneceğimizi öğrendik.
8.    Söylenen söze hemen inananlardan, hakikati gizleyen yanlışı parlatan söz ustalarından uzak olarak Mevlana Hazretleri ile konuşulacağını öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Hiç kimsenin apaçık sesle ve sözle konuşmadığını, Mevlana Hazretlerinin bir olarak birlik olarak hepimizin bir olduğunu bilerek konuştuğunu, sözlerinde ayrılık, ikilik olmadığını öğrendik, anladık.
                     *
RAV

22 Mayıs 2020 Cuma

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 2120 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri dost ile ilişkiyi anlatıyor)

2120. Bizi, kurt gibi paralasalar (Parçalasalar) bile çare (Tedavi yolu) nedir;
O çobanın hükmüne girmişiz bir kere.

Felek gibi dillere düşmüşüz (Kötü talih veya kaderin sorumlusu olarak görülmüşüz);
Felek gibi suçsuzuz;
Onun gibi bizim de ağzımız-dilimiz yok.

Saman çöpü gibiyiz ama kehribara (Çekicilikte) eşiz;
Samanlıktaki saman gibi zindanda (Karanlıkta ve sıkıntılı yerde) değiliz.

Samanımızı yel kapamaz;
O kehribarın sayesinde âmândayız (Yardıma koşanız) biz.

Seni şehvet yeli, şehvet soluğu kapar;
Hâlbuki biz, aklın, canın bile kehribarı (Kurtuluşu) değil miyiz?

Sus;
Saman çöpü, dağ kehribar da ne?
Anlayışa sığmayan yok mu, oyuz biz.

Canın, canıma ne de (Kadar) yakın;
Ne düşünüyorsan biliyorum.

Dostlar, birbirlerinin gönlünden geçenleri bilirler;
Bilmezsem gerçek dost olamam.

Dost-dosta karşı arı-duru (Saf, tertemiz) suya benzer parmağımla dostu gösterebilirim onda.

Herkes aynadır adeta;
Herkes, kârımı (Kazancımı)-ziyanımı (Zararımı) gösterebilir.
                      ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***                    
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri Allah’ın hükmüne kendini tamamen girince başına gelenlere alıştığını, ısındığını öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleri kendileri hakkında suçlayıcı şeyleri yapmadığını, masum olduğunu, şikâyet etmediğini, bütün bunların imtihan olduğunu öğrendik.
3.    Mevlana Hazretleri aklı ve canı olanı mıknatıs gibi kendine çektiğini öğrendik.
4.    Mevlana Hazretlerine anlayışa sığmayacak kadar çekicilikte olduğunu öğrendik.
5.    Mevlana Hazretleri canına yakın olanın düşünmenin baskısından kendini kurtaracağını öğrendik.
6.    Birbiriyle dost olanın dostunun gönlünden geçenleri bileceğini, bilemiyorsa gerçek dost olamamış olduğunu öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Gerçek dostluğun dostunu bilecek kadar candan yakın olması gerektiğini, dostlar bir arada olmasalar, birbirini görmeseler, bir arada uykuda olsalar bile gönülden birbiri ile konuştuklarını, durumlarını bildiklerini öğrendik, anladık.
                     *
RAV



21 Mayıs 2020 Perşembe

ŞEMSİ TEBRİZİ 15


İlim Allah’tan bir vergidir.
Allah vergisi ise asilere verilmez.

Nasıl ki hıfz yani saklama, saklamayı terk etmektedir, dedi.
Allah vergisinden isteyin!
Buyrulmuştur.

Bu vergide artış vardır.
Yani bilgi yönünden bütün artışlara razı olma.

Sofiden (Dinin buyruklarına tümüyle uyan) hangi fazlalığı istiyorum.
Ariflikte (Çok anlayış ve sezgide) fazlalık, her önüne gelen şeyde fazlalık, hemen fazlalık, derler ki:
Âlemde ne varsa Âdem’de de vardır.

Bu yedi felek (Gezegen) insanda hangisidir?
Bu yıldızlar, güneş, ay insanın neresinde?
Ben Kadı Şemseddin'den şu sebepten ayrıldım, bana istediğimi öğretmedi.

Ben Allah'a karşı mahcup düşemem o seni nasıl yarattı ise öyle korur.

Kul vardır ki şeytana uymaz, ona bu işten dolayı bir utanç gelmez.
O zaman şeytan da bu adam kiminle uğraşıyor diye gülmez.

Falan kimse iblis ile şöyle yaptı; 
Ne adamdır o, ne adamdır ki şeytan ile daima savaştadır diyerek, bu adamla övünürler.

İşte bu nefsin inanç ve güven mertebesinde bulunması yani mutmainine (İnanmışa, gönlü kanmışa, emin olana) bağıdır:
C bağı, emmâre, yani emredici (İstekli) nefis, H bağı da emmâre (Kınayıcı) bağıdır.
Sen böyle diyorsun ama o ne diyor?
Yahut o böyle söylüyor, sen ne söylüyorsun?

Âlemin eskiliğinden, başlangıcı olmamasından sana ne?
Sen kendi kıdemini (Eskiliğini) bil ki kadim (Devamlı) misin, yoksa hadis (Söylenen söz) mi?

Sana verilen bu kadar ömrü kendi halini araştırmaya sarf et.
Âlemin eskiliği yeniliği bahsinde ne ömür harcıyorsun?

Allah'ı tanıma bahsi derindir.
Ey ahmak derin sensin!
Derin olan bir şey varsa, o sensin!

Sen nasıl bir dostsun ki, damarlarının içine kadar girmiş olan sevgilinin sırrını el ayası gibi açık bilemiyorsun!

Sen nasıl Allah kulusun ki, onun sırlarını ve iç yüzünü bilmiyorsun! Seninle konuştuğum bu sözleri senin şeyhinle konuşmadım.

Onu kahır içinde bıraktım gittim.
Ama o ben, şeyhim, diyor. (M.286)

Mevlâna da başka bir şey söylüyor.

Eyvallah, şeyhimizsin, gözümüzsün!
Diyerek ondan ayrılıyor ki, bir daha onları çağırdığımız zaman gelmesinler.
Gerçek yürekli Yusuf sağ olsaydı, senin dizginlerini taşırdı.

Hadislerin yorumunu nasıl bilmiyorsun?
Biliyorsun ama bilmezlikten geliyorsun.

Yolda uğrular (Yönelmeler, kalmalar) var, o tarafta ışık yok, senin için korkuyorum dedi.

Şu halde beni nasıl tanıyorsun?
Öyle bir ormana daldım ki, oraya aslanlar bile giremez.

Rüzgâr ağaçlara vuruyor, bir ses çınlıyordu.
Bir delikanlı gitti, sonra geldi ve bana yazık olur sana, dedi.
Ona hiç aldırmadım ve bakmadım bile.

Beni korkutsun diye bir kaç kere seslendi, yine aldırmadım.
Elinde öyle bir baltası vardı ki, taşa vursa parçalardı.
Bundan sonra bir kere daha, yazık sana, dedi.

Önce tekrar ona doğru yürüdüm.
Elimde henüz hiç bir silâhım yoktu.
Arka üstü yere düştü.

Eliyle işaret ediyordu.
Git diyordu.
Benim seninle işim yok.

O olgun sofî müridine diyordu ki:
Zikrederken ta göbekten getir.

Hayır dedim zikri göbekten değil canın içinden getirmeli.
Bu sözüm onu şaşırttı.

Her kime yüzümü dönersem, yüzü nü bütün cihandan çevirir.
Ona yüzümüzü gösterelim ama delil yüzü göstermeyelim.

Nasıl ki gerçek müminin nişanı nedir? diye soranlara Hazreti Peygamber, şu aldatıcı dünyadan hoşlanmamasıdır, buyurmuştur. Bizde cevher var.

Her kimin yüzünü o tarafa çevirirsek bütün dostlarına ve sevgililerine yabancı olur.
Başka bir incelik daha var ki, bu ne nebilik (Kitap indirilmemiş peygamberlik), ne de resullük (Kitap indirilmiş peygamber) ve marifet (Gerçeği bilme) makamına benzer.
Ben ne diyeyim!

Allah'ın gizli velileri derler ki:
Biz niçin kendimizi açıklayalım, ne söyleyelim.
Biz kimiz ki? 

Dedi ki:
Başını Hazreti Muhammed'in (S.A.) yakasından çıkar ki, sana uyalım, emrine boyun eğelim!
Yoksa şimdi uymanın ne yeri var?


                 ***
MAKÂLÂT. Şems-i Tebrizi.
Çeviren Mehmed Nuri Gençosman.
 ATAÇ yayınları Tasavvuf 6
                    ***
1.    Ahlakı bozuk insanlara Allah’ın kendine özel bilgileri vermediğini öğrendik.
2.    Arifte hemen fazlalık olduğunu, sofinin fazlalıktan kaçınmış olduğunu öğrendik.
3.    Allah’ın sırlarını ve içyüzünü bilmemiz gerektiğini öğrendik.
4.    Yeni bir şey öğrenmek için ve bu öğrenileni verimli işlemek için eski bilgileri terk etmek gerektiğini öğrendik.
5.    Öncelikle ahlakımızı düzeltmek suretiyle Allah’ın vereceklerine ortam hazırlamamız gerektiğini öğrendik.
6.    Cahilde olan C harfi zorlayıcı (İsteklerini elde etmek için), H harfinin kınayıcı (Şikâyetçi) özelliği olduğunu öğrendik.
7.    Şeytanla uğraşacağımıza Allah’ın sırlarıyla uğraşarak tanımak için zamanımızı değerlendirmemiz gerektiğini öğrendik.
8.    Şeytanın etken olduğunu ancak Allah’ın bu kuluma yaklaşma emrine uyduğunu, böylece Allah’ın koruyuculuğuna sığınmamız gerektiğini öğrendik.
9.    Mana âlemini tanımakla bütün âlemin içimizde olduğunu, tanıyabileceğimizi, anlayabileceğimizi anladık.
10.              Derinlere inmek yeterli olmadığını, oradan inceler çıkarmak gerektiğini öğrendik.
11.              İncinin eritilip şekil değiştirmeyen, özelliği bozulmayan mücevher olduğunu öğrendik.
12.               Tanrı erlerinin korkmadığını öğrendik.
                                                           *
İşte böyle yaren,
Peygamberimizin sözlerini önemseyerek ne bize işaret ettiklerini anlamaya ve yaşama geçirmemiz gerektiğini öğrendik.
Mevlana Hazretlerinin çok özel biri olduğunu öğrendik, anladık.

Uğraşımızın aldatıcı dünyadan hoşlanmayı kesmekle mümin olabileceğimizi öğrendik anladık.

Şems Hazretlerine yüzünü dönenlerin eski sevip hoşlandığı her ne varsa uzaklaştığını, çekim gücünün çok kuvvetli ve etken olduğunu öğrendik.

Allah’ın sırlarını ve içyüzünü bilmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                                               *
RAVLİ


Popüler Yayınlar