22 Şubat 2020 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 1220 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

1220. Gel a aşk, şarap (Tanrı şarabı) hangi küpten;
Bir işaret ver, meyhane (Tekke) ne yanda?

Ne söylüyorum?
İşaret dediğin de nedir burada?
Kıl gibi olan düşünce bile sığamaz buraya.

O yalınkat siper (Korunmak amacıyla yapılan, sağlam olmayan, dayanıksız), göze görüşe gelmez (Gözle algılanamaz, farklı bir özellik gösteremez);
Hâlbuki düşünceye gelen her şey, dört kattır (üst üste konulmuş şeylerin her biridir).

Ne söyleyeyim?
Düşünceden doğan söz, kokmuştur (Çok bilinendir, değersizdir, önemsizdir), rezildir (Alçaktır, aşağılıktır).

Pisliği yüzünden (Başkalarına zarar verdiğini görünce) gene gönül denizine gelir;
Çünkü gönül denizdir, sözlerse adeta ırmak.

İnci haznedarı, güvenilmez denizdir ancak;
Irmak suyuyla, kuyu suyu da çamaşır yıkamaya yarar.

Sema (Mevlevi dansı), diri kişilerin canlarına rahat huzurdur;
Canında can olan bilir bunu.

Gül bahçesinde yatıp uyuyan kişi, uyanmayı ister.
Fakat zindanda uyumuş olan, uyanırsa ziyana düşmüş olur.

Sema düğün olan yerde olur, yas olan yerde değil;
Yas (Felaketten doğan acı) yeri, feryat figan (Haykırarak ağlama) yeridir.
                       ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***                   
Neler öğrendik;
1.    Tanrı şarabının nerde olduğunu, bu şarabın içildiği yeri öğrenip orada bulunup, içip sarhoş olmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Görüş ve düşüncenin söylendiği sözün kirli olduğunu, düşüncenin birbiri üstüne bindirilmiş anlamlar olduğundan değersiz, alçak kişilerin malzemesi olduğunu öğrendik.
3.    Görüş ve düşüncelerin gönül denizine gelip yıkanıp temizlendiğini öğrendik.
4.    Gökten gelen söylerin değerli, anlamlı, geçerli, temiz sözler olduğunu, sema eden Mevlevilerinin dinlediğini öğrendik.
5.    Çok karanlık ve sıkıntılı yer olan dünyada benliğinin karanlığında kalıp çevresindeki olayları fark edemeyenlerin uyumayı tercih edeceklerini öğrendik.   
                    *
İşte böyle yaren;
Yeryüzünün felaketlerden doğan acılarla dolu yer olduğunu, gökyüzünün kutlamak için yapılan eğlencelerin olduğu yer olduğunu, diri kişilerin, canında can olduğunu bilenlerin gökyüzüyle ilgilendiklerini, dinlediklerini öğrendik, anladık.
                     *
RAV



21 Şubat 2020 Cuma

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 1210 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

1210.Bir kere daha ateş oldu şu gönlüm;
Bırak, iyice yansın-tutuşsun, iyi ateş aldı doğrusu.

Yan-yakıl şu ateşler çaktıran ateşle, soluk bile alma;
Çünkü aklım da kara bulut gibi kapladı onu.

Bir kere daha şu gönlüm, bir rüya gördü;
Gönül kanı, bütün yeryüzüne yayılmıştı.

Gölge gibi tamamıyla yok oldum-gittim;
Çünkü oradan çekip gelen güneş, bütün dünyayı kapladı.

Gönlüm her gece, padişaha benzeyen sevgilinin La’l’ini (Taş gibi kırmızı dudağını) elde etmek için hırsızlığa hainliğe kalkışır, yolları tutar.

Fakat akıllı düşmanın malını çalan, hırsızdan hırsızlık edip mal aşıran, nerden gizli kalacak?

Nice can vardır ki kalıbından uçup durur, fakat güzel er de onun ayağına yapışmıştır.

Okunun açtığı yaranın lezzetinden şu gönlüm, dişleriyle okluğunun ucunu tutmuştur, çeker durur.

Gene Meyhaneden gelen bu koku nedir;
Gene bu gürültü, bu coşkunluk, gene bu dedi-kodu nedir?

Bedensiz canlar (Dostlar), dünyayı kapladı:
Yeri de, göğü de bir hay-huydur,  tuttu.
                       ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***                   
Neler öğrendik;
1.    Dünya zevk ve heyecanları ile mal mülk, makam tutkusunu yakıp yok etmedikçe Şems Hazretlerinin verdiği aydınlığın değerini fark edemeyeceğimizi, sıradan kabul edip yararlanamayacağımızı öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleri akıllı bir hırsız gibi, mal aşırandan malını aşıran gibi Şems Hazretlerinden Allah sırlarını çaldığını, aşırdığını, bizlere armağan ettiğini öğrendik.
3.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinin ayağına yapışarak, aştığı yaralara aldırış etmeden, elde edilebilecek çok sır aldığını öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Bedene ihtiyacı olmayan Allah dostlarının yeryüzünde ve gökyüzünde dolu olduğunu, konuşmalarının gürültüsünü dinleme hassasiyetinde olanların duyabileceğini öğrendik, anladık.
                     *
RAV


20 Şubat 2020 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 1200 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri gönül + aşk anlatıyor)

1200. Bu evde a gönül, gâh (Bazen) eğrisin, gâh (Bazen) doğru;
Hey gönül, hey;
Çık dışarı;
Ev bizim evimiz.

Sen yel gibisin;
Gâh (Bazen) sıcaksın, gâh (Bazen) soğuk;
Oraya git ki orada ne yaz var, ne kış.

Sen, beni gizli tutmak istiyorsun;
 Hâlbuki ben gündüzüm, boyuna meydandadır gündüz.

Su beyisin sen, ırmağa hükmün yürür;
Fakat can, ırmağa sığmaz;
Çünkü denizdir can.

Kuş gibi kanatların var, kolu-kanadı olan erlerin ne pervası (Çekinmesi, sakınması, korkusu) olur.

Pis su bile bizim deremizde arı-duru (Temiz) su kesilir;
Sinek bile bizim ayranımızda (Yolunu kaybetmiş olarak bizim alanımıza düşerse)  doğan (Temiz yiyecek avlayan, padişah elinden beslenen) olur, Zümrüdüanka’ya döner (Yücelere uçacak duruma gelir).

* Doğ ey mekânsızlık (Canını ve gönlünü Allah’a feda edenlerin gidebileceği ihtiyaçsızlık âleminin) güneşi, zerre-zerre her şey, Ülker yıldızı  (Boğa takımyıldızı sınırları içinde bulunan, yedi parlak yıldız ve etrafındaki gaz katmanı ile güzel görünüm veren yıldız kümesi) gibi parlamada.

Hamdolsun Allah'a, mihrabın (Müslümanların ibadet yönü)  da, haçın (Hıristiyanların) da hüküm sürdüğü şu daracık yerden, onun aşkıyla sıçradık, kurtulduk.

Artık davul çala-çala çarşının başına git de Yusuf (Peygamber) pek güzeldir diye bağıradur.

Namus, gösteriş perdesini yırttım;
Çünkü canım, canından vazgeçti-gitti.
                       ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***                   
Neler öğrendik;
1.    İsteklerimizi en aza indirerek ve Allah dostlarının bulunduğu yer olan yere gitmek isteğini önemseyerek davranmamız gerektiğini öğrendik.
2.    İnsanın istediğini gerçekleştirmek için olanak verildiğini, dünya beyliği verildiğini öğrendik.
3.    Umut bağlanan yere ulaşılınca aydınlığa kavuşacağımızı öğrendik.
4.    Mevlevilerin içine düşen kişinin sinek huylu olsa bile doğan huylu olarak yücelere uçabilecek duruma geleceğini öğrendik.
5.    Şems Hazretlerinin, Mevlana Hazretlerinin güneş gibi parlak olduğunu, gecede parladığını görmemiz gerektiğini öğrendik.
6.    İhtiyaçsız âlimine Mevlevi olarak ulaşabileceğimizi öğrendik.
7.    Gördüğümüz güzelliği yüksek sesle topluluğa söylememiz gerektiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Mevlevilikte toplumsal değerlerin baskısında kalmadan, başkasına gösteriş yapmak isteğinde olmadan, çok önemsenen canın tatlılığından vazgeçip ihtiyaçsızlık âlemine doğru yol almak gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAV



19 Şubat 2020 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 1190 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

1190.  Buradan (Aşka ait) olmayan her para (Sahip olma gücü) kalptır (Dışı hakiki gibi görünen, içi sahtedir);
Can kadehiyle sunulmayan her şarap, pistir.

* Ne hoş meclistir ki, baht, sakilik (İnsan ruhuna Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan işler) eder;
Oradaki eş-dost, Cüneyd'dir (Cüneyd-i Bağdadi), Bayezid’dir (Beyezıd’ı Bistami)

Birisine teslim olma hususunda sarhoştum adeta;
Bilmiyordum ki Tanrı, bana teslim olmuş.

Şimdi yattım, ayaklarımı uzatıp uyudum;
Çünkü öğrendim, bildim ki bahtım şarap içmiş.

Kasabın biri, bir ahmağa et attı;
Ahmak (Aklını gereği gibi kullanamayan), eti iri gördü, öküz eti sandı.

Kasap, ona bir but daha verdi;
Ahmak, ölmüş hayvan eti bu dedi, işte kokuyor da.

Murada (İsteklere, dileklere, amaçlara) erişme sebeplerini veren (Bir şeyin olmasını veya belli bir halde bulunmasına yol açan güç), Tanrı'dır;
Sen diyorsun ki;
Bu da nedir ki?
Herkesin verdiği şey.

Sana geldi de o yüzden adileşti zaten;
Ona el vurdun da o yüzden pis oldu.

Ahmağın (Aklını gereği gibi kullanamayanın) ne nekesliği (Cimri) olur, ne cömertliği;
Çünkü ikisini de düşmanlık temeli yapar o.

* Düğünde de ahmaktan (Aklını gereği gibi kullanamayan) kaç, yasta da;
Hani İsa'nın kaçtığı gibi (Ahmaktan kaçtığı gibi) babacığım (Sevgiyle bir hitap);
Tanrı daha iyi bilir ya.
                      ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***                     
Neler öğrendik;
1.    Candan ve aşkla olmayan her şeyin sahte ve pis olacağını öğrendik.
2.    İyi bir talihe sahip olanın Allah içimde, ben Allah’ım diyen Allah aşkıyla kendinden geçmişlerin bulunduğu meclise girebileceğini öğrendik.
3.     Allah’a teslim olmak için uğraşanın aslında kendisine Allah’ın teslim olduğunu göreceğini öğrendik.
4.    Benliğinden, bizliğinden vazgeçen kişinin aşkın verdiği sarhoşlukla kaderini kabul ederek madde ve mana yaşaman tadını alacağını öğrendik.
5.    Aklını doğru kullanmayan kişi kendisine hediye olarak verileni doğru biçimde anlayamadığı için kötüleyeceğini, aşağılayacağını öğrendik.
6.    Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan, bayağı kişinin bir işe yanaştığı, başladığı zaman o işin pis bir hale geleceğini öğrendik.
7.    İsteklere dileklere, amaçlara ulaşma sebebini verenin Allah olduğunu bilmeyen kişiye ne dersen de hakikatini bilemez, o gördüğü son görüntüye önem vererek inancını oluşturacağını öğrendik.
8.    Aklını doğru kullanamayan kişinin cimriliği de cömertliği de düşmanlık gelişimi için ilk gerekçe, ilk araç oluşturacağını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Aklını doğru kullanamayan kişiden iyi günde de kötü günde de uzak durmamız,  kaçmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAV


Popüler Yayınlar