23 Eylül 2019 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6350 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6350. Candan coşan şarap (Candan gelen Tanrı sözleri), yokluk kadehine (İnsanda bulunması gereken olumlu özellikler kişiye) kondu mu, sonu bulunmayan aşk gibi ölümsüz bir yaşayış verir.

A bizi sarhoş eden sâki (İnsan ruhuna Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan kişi), gönlü müjdelerle (Sevinçli haberlerle) teselli eden (Kederli ve üzüntülü olan kimseye sözle ferahlandıran), bizi düşmanlıklardan arıtıp ter-temiz eden şarapla (İnsanı sarhoş edecek Tanrı sözleriyle) doldur kadehlerimizi (Vücudumuzu).

Bırak hileyi-düzeni a sâki, bütün toplumu ölümsüz bir hâle getir; Çünkü bil ki sen de küpteki şarap gibi sâf mı, safsın (İyi niyetlisin), arı-duru (Tertemiz) bir güzelsin.

* Bize kâseler sundukça sâkimizin yüzünde, bir şimşektir, çaktı;
Biz yüceldikçe Furkan gibi (İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı fark edip ayıran) parıl-parıl parlayan bir ışıkla (Aydınlıkla) ışıklandırdı bizi (Hakikati olduğu gibi görmemizi sağladı).

Ne sudur bu ki içinde yüzlerce ateş yalımlanır (Alevlenir), bir renk ki içinde yüzlerce renk, parıl-parıl parlar.

Bir su ki ateş gibi yanar-yakar, gümüş para gibi değerlidir;
Hem de öylesine gümüş para ki kantarla (Ağırlık ölçen aletle), batmanla (Bir batman 8 kilo-Tartı birimi);
Ne sayısı var, ne teraziyle tartılabilir.

Kızıl altın gibi bir şarap;
Fakat nurdan(Kendi kaynağından doğarak) meydana gelmiş, üzümden değil hani;
Gözlerden körlüğü giderir de insanı, Zühal yıldızına doğru uçurur-gider (Ahmakları, cahilleri, pintileri, korkakları, cimrileri, tembelleri, kafasızları,  yalan söyleyenleri ve fenalık yapanların fenalıklarını kendisinin görmeye başlamasını sağlar).

Sunduğu şarap, seni yok etti, kendinden geçirdi mi, o da içe-içe azıttı mı, artık a dostlar kendinizi de sakının, onu da;
Şaşırmış - kalmışa açın meydanı.

Şarap, onu bir başka hâle getirdi mi coşar, köpürür, delilini getirir de canından, ben Tanrı’yım sözü fırlayıverir;
Ne yüceliktir bu, ne doğru delil.

Ne bilirsin meyhane erini sen?
Altı yandan (Yukarı-aşağı-sağ-sol-ön-arka) da dışarıdır o;
O meyhane, evveline evvel olmayan bir meyhanedir, sense şimdicek, daha yeni geldin oraya.
                         ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Allah sözlerinin gökyüzünden yeryüzüne candan geldiği zaman dinleyene ölümsüzlük yolunu gösterip öğrettiğini öğrendik.
2.    Allah sözlerini söyleyen kişinin aynı anda Allah nurlarını üzerimize saçtığını öğrendik.
3.    Ölümsüzlüğü kazandırılacak kimse önce sarhoş edildiğini, böylece aklın nasıl yapıldığını anlamaması sağlandığını öğrendik.
4.    Aşkın çok değerli olduğunu, değerinin saptanamayacak kadar büyük olduğunu öğrendik.
5.    Tanrı şarabının üzüm suyundan değil Allah nurundan olduğunu, gözümüzden körlüğü giderdiğini öğrendik.
6.    Aşkın İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı fark edip ayıran görüş ve düşünüşü kazandırdığını öğrendik.
7.    Tanrı şarabının sarhoşluğu insanı yüce makamlara çıkardığını, büyük laflar ettirdiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Aşk tekkesinin öncesi olmayan bir zamanda oluştuğunu, bu tekkenin adamlarının yolunu hiç kimse tarif edemeyeceğini, bu erlerini kolayca halkın bilemeyeceğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ




22 Eylül 2019 Pazar

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6340 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6340.  Yoksa hamları (İşlenmemiş), bizim yolumuzdan çıkarmak mı istiyorsun sen?
Onlara karşı böyle bir ters yol tutmuşsun, ağıtlar yakıyor, ağlayıp duruyorsun.

Zengin oldunsa nekeslik (Cimrilik) etme;
Aşkla sadakalar ver (Yardım amacıyla karşılıksız iyilik yap), yüceliklerde bulun;
Yenecek şeylerde nekeslik (Cimrilik), ne kötü nekesliktir (Cimriliktir);
Bağışlarla cömertlik, ne güzel cömertliktir.

A naşı (Yetişmekte olan), zevk-işret meclisinde az nekeslikte (Cimrilikte) bulun;
Olmaya ki sevgili de huysuzluğa kalkışana da sana aynı şeyi yapa.

* A sâki (İnsan ruhuna Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan kişi), sundukça sun, "Daha fazlasını elde etmek için başa kakarak verme." (Müddessir suresi 7)
Döndür kadehlerimizi, sarhoş et bizi;
Zevk-neş'e, sarhoşlukla elde edilir.

Güzelim kokulu şarabı içtin mi, şarap isteyen dostlara da sun;
Hırsı, kötü huylu oluşu bırak, bu meydandan başka bir yerde şarap içme.

Küçük kâselerle sunma, taslarla sun;
a şanı ulu, ulu taslarla, büyük testilerle yardım et bize.

A benim canım, meyhaneden getirdiğin o küçük kadehi bırak;
Testiyi kadeh diye kullan;
Vakitiz, geç geldik biz.

Rabbimiz, ağırladı bizi, lütfetti, suvardı (Suladı) bizi;
Koca ölçek, ne de güzel bir tas;
Gam tasa, ne kötü şey, tıpkı kurt gibi.

Getir o gamın boynunu kıran güzel soluklu kadehi;
Getir o yüzlerce kaanın, ayaklarına toprak kesildiği (Kendilerinden üstün tuttuğu) o mahrem (Sırdaş) dostu.

Yaşamamı istiyorsan sakilik et (Ruhuma Allah sevgisi Allah nuru saç) bana ey aşk;
Varımı -yoğumu yokluğa ver;
Borç da sensin, borç veren de sen.
                         ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Olgunlaşmamış kimse az bir kazanım elde edince en yakınını bile tanımazlıktan gelerek yoldan çıkacağını, ters yola gireceklerini, ağlayıp sızlanıp sanki kazançları yokmuş gibi davrandıklarını öğrendik.
2.    Aşk yolundan kazanım sağlayanın ihtiyacı olanlarla paylaşması gerektiğini, cömertliklerde bulunması gerektiğini öğrendik.
3.    Âşıkların toplantısına katılanın cimrilik yapmaması gerektiğini, cimrilik yaparsa bilgi vermede de ona cimrilik yapılacağını öğrendik.
4.    Allah sözlerini can kulağıyla dinleyenlerin sarhoş olacaklarını, sarhoşluğun artması için Allah’ın da toplantıya ev sahibi olarak katılacağını, ikramlarda bulunup sarhoşluğun en yüksek seviyeye çıkacağını öğrendik.
5.    Âşık kişiye hakanların bile kendilerinden üstün tuttuğunu öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Varımızı yoğumuzu aşk yolunda,  aşıklara harcamamız, dokuz kat göğün üstündeki yokluk âlemine ulaşmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ



21 Eylül 2019 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6330 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6330.  Acaba gönlü, tedbiri, pervasızlıktan (Çekinmezlikten, sakınmazlıktan, korkusuzluktan) döner de bağışa başlar mı?
Tanrım, sen merhametini (Acımanı) arttır onun da olmayacak şeyi mümkün (Olabilir) et.

Size geldik, size geldik;
Buluşalım da (Ölü gibi yaşamaktan) diriltin bizi, şarabınızdan (Tanrı şarabından) sunun (İkram edin) bize, bize de cömertlik edin, kardeşlere de.

Bir şefaatçi (Suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine gelmesi için o kimseyle Tanrı arasında aracılık yapan), tutsa da o çaresiz ölüyor dese öğüt (Nasihat) kabul etmez gönlün;
İşte bu, dermansız (Çıkar yolu olmayan) bir dert (Üzüntü).

Sarhoş bir halde ateşlere atıldım;
Ateşi yurt saydım;
Ateşe alıştım, eş-dost oldum onunla, kimdir ateşle eş-dost olan?

Yanıp yakılışımı gördü mü, bu, ya gösteriş der yahut da şimşek, kıvılcım bu.
Gözyaşlarımı seyredince bu, ya gözyaşı der yahut da yağmur.

Dostum, göçeceğim (Vücuttan ayrılacağım) zaman yaklaştı, hem de gönülsüz, akılsız olarak göçeceğim zaman;
Yüz çevirme benden, helâk (Yok) etme beni, beni unutarak mahvetme (Ezme, perişan etme, üzme).

Bana der ki:
Bizim derdimiz (Üzüntümüz), her türlü şekerden, her çeşit helvadan iyidir;
Sende ya sara (Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağızda köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı) var, ya sevda illeti (Güçlü sevgi hastalığı), şekerden feryat eden var mıdır?

O toplumu aldatan güzel, der ki bana:
Aşkın belâsı, şekere benzer;
Sevda (Güçlü sevgi) tikeni, nergis gibidir, a yapmacıklar yapan (İçten olmayan davranışta bulunan), ne diye ağlıyorsun?

Zahmetimden hazinelere-definelere sahip oldun, dikenimin yüzünden gül bahçesine eş-dost kesildin;
Ne diye aldatma yolunu tutar da ağlarsın?
Aldatanların padişahıyım ben.

Aşkın açtığı yaralar, şifa verir sana;
Aşkın bulanıklığı, arı-duru (Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf, kutsal, günahsız) bir hâle getirir seni;

Aşkın soğuklukları ısıtır seni;
Aşk ateşleri, güldür, reyhandır.
                         ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinin sorumsuz gezmesinden vazgeçip sırlar bahşetmesini dilediğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin ölü gönülleri sarhoş ederek böylece nasıl yaptığını gizleyerek bizi diriltip madde ve mana âleminde değerimizi yeniden yücelttiğini öğrendik.
3.    Mevlana Hazretleri hasta, ölüyor deseler bile Şems Hazretlerini etkileyeceğini, kendi kararında hareket edeceğini öğrendik.
4.    Şems Hazretleri bizim derdimizin her türlü tatlılıktan daha iyi olduğunu, şikâyet edenin olmadığını söylediğini öğrendik.
5.    Aşkın aştığı yaraların şifa verdiğini, insanı tertemiz hale getirdiğini, soğukluğunun bile ısısı insanı ısıttığını, aşkın ateşinin kırmızı güzel kokan bir gül olduğunu öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerinin rehberliğinde ve yardımlarıyla aşkın güzelliklerine kavuşup yaşayabileceğimizi, ölümsüzlüğü elde edebileceğimizi öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ


20 Eylül 2019 Cuma

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6320 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6320.  Sus ki dil, harfle yelip yortmaya (Sürekli koşmaya) kapıcı (Giriş yapılan yer) oldu;
Fakat gönül, harfsiz söze başlarsa başköşeye geçer-kurulur, padişah olur sanki.

Gel ey Tebrizli Şems, parla, doğ gönül burçlarına;
Gerçeklik durağının güneşisin çünkü şu başı dönmüş (Sersemce hareket eden) güneş değilsin sen.

Sevgilim, bugün de dünkü gibi gülerek gelirse gökyüzü, temelinden secdeye (Saygıyla) varır, yerlere kapanır.

A aklı başında ayık, beni öldürmeye acele etme, zaten öldüreceğin yere yaklaştık;
Bir soluk olsun yumuşak davran, ayrılığı kim önce icat etti, bir sor-soruştur.

Dedim ki a güleç (Gülmeyi, neşeyi seven ve her zaman gülümseyen, güler yüzlü) gönül, ne diye böyle sertsin;
Yüreğin demirci örsü (Gibi sert) sanki
Şu sonsuz gözyaşını seyret, bu tufanın çevresinde bir dön dolaş.

Özürler getirmedeyim sana a benim efendim;
Gam (Üzüntü) her yanımı kapladı;
Vefa (Bağlılık) göstermeye en lâyık olan sensin, şeytanı güldürme bana, sevindirme onu.

Bana diyor ki:
Ne diye gamlanayım;
Ne diye avare bir gönüle sahip olayım;
Ne hastayım, ne gamlı;
Pek o kadar gam tutmam ben.

A beni öldüren, diriltmek, yeniden hayata kavuşturmak için gel, ziyaret et beni;
Her yanımı zaten sen kaplamışsın;
Üstünlük, lütfetmekle (Büyüklüğün gereği olarak iyilik ve bağış yapmakla) olur;
Yardım et bana.

Etme sevgili, etme sevgili;
Hem güzelsin, hem bilgilisin;
Lütfunu (İyiliğini, bağışını), keremini (Büyüklük, ululuk, soyluluk gereği)  kesme bizden;
Etme a benim padişahım.

Şu işteki sabırsızlığımdan (Tez canlı, aceleci olmaktan) başka ne suçum var?
Bu yüzden yüz çevirme benden, bağışla (Affet) suçumu, ört günahımı da (Görünmez duruma getir de) cömertlik göster bana (Değerlerini paylaş benimle).
                         ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Ağızdaki dil oynamadan, harflerle uğraşmadan da iletişim kurabileceğimizi, gönülden gönüle olan bu duyuşumuzu, düşünüşümüzün daha anlamlı, saygın ve etkin olacağını öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin aydın bilgisi ile öğrendiğimiz gönülden gönüle ışıkla ve ışık hızıyla iletişim kuracağımızı öğrendik.
3.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerine naz yaparak, kendini acındırarak daha fazla sırlar vermesini istediğini öğrendik.
4.    Üstünlüğün vermekle, bağışlamakla olacağını öğrendik.
5.    Ölmeden öne ölmek sözünün manasını anlayıp yaşayanların tekrar dirilmesi ile sayısız güzelliklere kavuşacaklarını öğrendik.
6.    Şems hazretlerinin hem güzel hem de bilgili olduğunu öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
 Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinden mümkün olduğu kadar fazla sırlar aşırıp bizim yararımıza bize bağışladığını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ



Popüler Yayınlar