23 Temmuz 2018 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 1600 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini olan aşkı anlatıyor)

1600. Yezid (Nefret edilen kişi) bile tutsa da Bâyezîd (Bistami) olsa (Allah’a tüm varlığı ile katılsa) yahut da aksi belirse bu denize ne bir şey katılır, ne bir katrecik (Bütünün en küçük bir parçası) eksilir ondan.

Baht (Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi, kader, talih), sana yâr (Sevgili) olsa, yaver kesilse (Yardımcı olsa) aşka düşersin, aşk işine girişirsin.

Aşksız ömrü, hesaba alma;
O ömür, hesaptan dışarıdır çünkü.

Aşksız geçen zaman, Tanrı tapısında (Yapısında) utangaçlık sayılır ancak.

Yurtta ne kadar yükün hafif olursa o kadar iyidir sana;
Çünkü her an, göç çağı geldi denilebilir.

Şu anda aşk derdine düştün ya;
Babalar gibi tahammül (Kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma) sahibi olman gerek.

Utandığın (Onursuz veya gülünç olacak duruma düşmekten üzüntü duymak, mahcup olmak) yokluk-yoksulluk yok mu?
O âlemde övünçtür (Övünme imkânı sağlar) sana.

Sabrın (Yoksulluğun, haksızlığın ve başka üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayananın) acılığı, boğazına oturur amma son-ucu çok tatlı gelecektir, çok lezzetli bulacaksın.

Can aslanı, şu sandıktan (Vücuttan) kurtuldu mu, o çayırlığa, o çimenliğe varır.

Gönül padişahı, şu leş (Kokmuş hayvan ölüsünden) olmuş eşekten indi mi tek binici kesilir.

                                   ***     
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    İnsanın kötü olmasının sonra da Allah dostu olmasında aşk denizinde bir değişiklik yapmayacağını öğrendik.
2.    Şanslı kişilerin aşk işinde uğraşacağını öğrendik.
3.    Aşksız bir ömür yaşayanın yaşamış sayılmayacağını öğrendik.
4.    Aşksız geçen zamanın Allah katında onursuz ve gülünç duruma düşmekten üzüntü duymak, mahcup olmak olduğunu öğrendik.
5.    Dünyaya ait bağ ve bağlantılarımız ne kadar az-hafif olursa ahretteki yerimize çabukça ulaşma olanağına kavuşmuş olacağımızı öğrendik.
6.    Aşk derdine düşenin güçlü-dayanıklı, sabırla bekleyen aceleci olmayan davranışlar içinde olması gerektiğini öğrendik.
7.    Dünya yaşamında yalnız Allah’a muhtaç olarak yaşayanın toplum nazarında yoksulluk olarak gözükeceğinden insana acı gelebildiğini, ancak ölüm sonrası övünç duyulacak, ödüllendirilecek davranış olduğunu öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Dünya yaşamında canımızın bağlı olduğu vücuttan kurtulunca özgürce istediği yere kolayca gideceğini, istediğini anında yapacağı olanaklara kavuşacağını öğrendik, anladık.
                   *
RAV


22 Temmuz 2018 Pazar

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 1590 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini olan aşkı anlatıyor)

1590. Şimdi öyle bir zaman geldi-çattı ki şu arık (Zayıf-güçsüz) beden (Vücut) uyumuyor diye gökyüzü, hayran bana.

* Aşk, bana, ism-i a’zam afsununu (En büyük isim.
Tanrı isimlerinden bir tanesi, hepsinin en büyüğüdür.
O isimle dua edenin duası kabul edilir.
İsmi a’zam’ın, Allah yahut Hû olduğunu söyleyenler olmuştur) okudu;
Can, bunu duydu da uyumuyor.

Şunu iyiden-iyiye anladım ki ölümden önce can, bedenden dışarıda uyumuyor.

* Kendine gel, sus, aslına dön, kavuş, "Dönüp kavuşanlar‘ın” (Bakara suresi 156) gözleri uyumuyor işte.

Gönlünde din zevki beliren kişiye dünya balı, lezzetli gelir mi hiç?

Bir kadehçik şarapla baş aşağı yıkılan aklı da ne yapacaksın?

Aklı (Düşünmeyi, anlamayı, kavramayı) sat da yerine, yalnız şaşkınlığı al (Düşünceleri dağılmış, karışmış ve ne yapacağını bilemez duruma gelmiş ol);
Bu alım-satımdan kâr edersin (Kazançlı çıkarsın) sen.

O hal, bir haldir ki a akıllı (Düşünceli, anlayışlı, kavrayışlı), kimseciklerin aklı ermez (Anlayamaz), kimseciklerin fikri yetmez.

Bütün akıllar, anahtar kesilse (Şifre yapma ve çözme yolu bilse) bu çeşit bir kilidi açamaz.

Zerre-zerre, bütün dünya, bağırıp çağırsa duyulmaz bile bu sesler.
                                   ***     
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Bakara 156. O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman:
“Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz” derler.
Bakara 157. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır.
Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

Neler öğrendik;
1.    Ölmeden önce canımızın vücudumuzdan çıkmadığını öğrendik.
2.    Aşkın sırlarına kavuşanın Allah’ın kabul ettiği duayı okuyup istediğine kavuştuğunu öğrendik.
3.    Nerden geldiğimizi, özümüzü, aslımızı, yaşanmışımız, değerlerimizi bilmemiz ve bu günü bilinçli yaşamamız gerektiğini öğrendik.
4.    Allah ve dostlarının sözlerini doğru kabul edip sevgiyle bağlananların dünyaya ait tatlardan zevk almayacaklarını öğrendik.
5.    Kullandığımız aklın gününün ve büyüklüğünün inancın karşısında çok küçük kalacağını öğrendik.
6.    Aklımızın umulmayan, beklenilmeyen, olağanüstü olgular karşısında şaşkınlaşacağını, bizim bu şaşkınlığı önemseyerek aklın çerçevelediği alandan çıkmamız şaşkınlığı öğrenmeye çalışmamız gerektiğini öğrendik.
7.    Aklın içkiyle yıkılıp gittiğinden akla bağlanmanın-güvenmenin yetersizlik olduğunu öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Aklın bir sınırı olduğunu, bütün akıllar bir araya gelseler bile şaşkınlığın kapısını açıp içinde olanları rüyalarında bile göremeyeceklerini, konuşulanları duyamayacaklarını, anlayamayacaklarını ancak aşka düşen kişilerin alanı ve payı olduğunu öğrendik, anladık.

RAVLİ AKIL yazarak Googleden daha fazla inceleyebilirsiniz.
                   *
RAV


21 Temmuz 2018 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 1580 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini olan aşkı anlatıyor)

1580. Hey gidi-hey;
Nice (Birçok) kuru tiken (Can yakan, sert, batıcı) var ki sana sığınmış da gönlünden gül bahçeleri bitmiş.

Sana bir-bir göstermişim ben, senden, izinin tozu belirmez nice (Birçok) gönül hoşlukları meydana gelmiş.

Merhamet çağı (Başka bir kimsenin, canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet etme zamanı) , lütfetme (Vermek, bağışlamak), koruma vakti (Dış etkenlerden, tehlikelerden, zor durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek zamanı);
Çünkü bende pek ağır bir yara açıldı.

* A Ebâbîl kuşları (Kâbe’yi yıkmaya gelen fil ordusu ile savaşan kuşlar), hadi, gelin;
Kâbe’nin üstüne, fillerle ağır bir ordu geldi.

Akıl, bana diyor ki:
Sus, yeter artık;
Gizli şeyleri bilen sahibimiz geldi.

Ben sustum amma Tanrım, bensiz canımdan, bir feryattır kopuyor.

* "Attığın vakit sen atmadın"  (Enfal suresi 17) sözü de Tanrıdan;
Ok, ansızın şu yaydan fırladı-gitti.

* Göz, kan kesildi, kan da uyumuyor;
Gönlüm de uyumuyor, deliliğinden.

Bu, gece de uyumuyor, gündüz de;
Bu nasıl şey diye kuş da bana şaşmış-kalmış, balık da.

Bundan önce, şu baş-aşağı gelmiş gökyüzü, nasıl uyumuyor diye şaşardım;
                         ***      
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Fena insanların kendisine sığınanları sonra gönlünü gül bahçesi gibi hoş güzellikler oluşturanın Şems Hazretleri olduğunu öğrendik.
2.    Şems Hazretlerini sevip dostlukla bağlananlara farkına varamayacağı çok hoşluklar kazandırdığını öğrendik.
3.    Allah’ın yetki ve güçle donattığı Şems Hazretlerinin iyilik etme zamanında uyanık olmamız gerektiğini öğrendik.
4.    Allah’ın kutsal dediğini koruduğunu, kendini tehlikede hissedenin yardım istemesi gerektiğini öğrendik.
5.    Düşmanın durgun su gibi kendini hareketsiz gösterdiğini, ne zaman harekete geçeceği, ne yapacağı belli olmadığından uyanık durmak gerektiğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Dış uyarıcılara karşı bilincini bütünüyle veya bir bölümünü yitiren, tepki gücünü zayıflatan, her türlü etkinliği azaltan kişinin başına gelen olayları şaşkınlıkla bakmaktan ve kabul etmekten, acısını yaşamaktan başka bir şey yapamayacağını öğrendik, anladık.
                   *
RAV



20 Temmuz 2018 Cuma

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 1570 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini olan aşkı anlatıyor)

1570. Bana da bir pay (Hisse) verirsen söylerim;
Filân kutlu olsun bana da derim, sana da.

Aklını başına al (Davranışlarının yanlışlığını sezerek doğru yolu bul), sabredenlerin çağı (Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme zamanı), geldi-çattı işte;
Güçlük, sınanma çağı (Değerimizi anlamak, gerekli niteliğimizi taşıyıp taşımadığımızı bilmek, denenmek, tecrübe edilmek zamanı) geldi işte.


Böyle bir vakitte ahitleri (Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma andını) bozarlar;
Çünkü bıçak, kemiğe dayandı-gitti (Çekilen sıkıntı artık çekilemeyecek duruma geldi).

Adam, işten kalır, canı dudağına gelirse (Çok tehlikeli bir durum karşısında ölecekmiş gibi korku geçirilen zamanda) ahit de gevşer, ant da.
Hele a gönül, sen gevşetme, sal-verme kendini (Kontrolü bırakma);
Gönlünü sağlam tut, o zaman, geldi-çattı işte.

Kızıl altın gibi ateşler içinde gül de o altın madeni geldi (Sorunların-zorlukların içinden güçlenerek çıkıp gelmiş) desinler sana.

Tez, güzel bir tarzda ecel kılıcının (Ölümden korkmadığını göstererek rakibinin) karşısına, çık da pehlivan (Güçlü kişi) geldi diye bağır.

Tanrıyla ol, yardımı ondan iste, yardımlar gökten gelir ancak.

A Tanrım, kul (Sevgiyle bağlanmış, dostluğunu bozmamış), eşiğine geldi;
İhsan yenini salla (İyilik etme, iyi davranmaya başla).

Sedefler gibi ağızlarımızı açmışız;
Çünkü lütuf ( Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik, yardım) yağmuru, inciler (Şekli değişmeyen hakikat mücevherlerini) saçmaya başlamış.
                         ***      
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Sabretme zamanında sabretmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    İmtihan zamanında verilen dertlere, problemlere katlanıp isyan etmeden, kaçmadan başarmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Çok kişinin sabredemediğini, sıkıntılara katlanamadığını, iyi durumda iken verdiği sözleri yapamaz duruma geleceklerini öğrendik.
4.    Sıkıntılar, problemler karşısında kendimizi bırakarak, gevşek durmanın, isteklerimizden vazgeçmenin yanlış olduğuna,  yapacağımız işin zamanı geldiğini anlayınca yiğitçe ortaya çıkarak işimizi yapmamız gerektiğini öğrendik.
5.    Allah’la olanın Allah’tan yardım istediğini, gökten gelecek yardımla işini en güzel şekilde yapmamız gerektiğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Büyüklerden gelen yardımın çalışmamızla elde ettiklerimizden çok üstün olduğunu, ancak yardımın yiğitçe ortada olup çalışanlara yapıldığını öğrendik, anladık.
                   *
RAV


Popüler Yayınlar