23 Mayıs 2018 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 990 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

990. Deniz der ki:
Atla gemiden de benim ter-temiz suyuma dal-gitsin.

Katre (Yağmur damlası), denize dalar da inci olur ya;
Deniz de benim denizimde katre kesilir-gider.

Gazeli bırak da ezele (Başlangıcı belli olmayan zamana, öncesizliğe) bak;
Çünkü benim gamım da ezelden (Üzüntüm öncesizlikten) gelmiştir, sevdam (Güçlü sevgim de, aşkım) da.

* Biz, dönüp efendimize gidenleriz, hem de özümüz tertemiz bir halde;
Biz ona itâat edenleriz.

Efendimiz, ne diye bizi satın almaya kalkışır ki?
Zaten biz, kendimizi ona satmış- gitmişiz.

Acıkan, fazla yerse mide fesadına (Çok çeşitli yemenin yol açtığı mide bozukluğuna) uğrar; fakat biz, onun bakışına acıkanlarız.

Sen, ebediyen zayi (Kayıp) olup gideriz sanırsın amma, vade (Tayin ettiği zaman sonra) verdiği yerde onunla buluşacağız biz.

İnkârınla niceye (Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu ne zamana kadar) bir bukalemun gibi renkten renge gireceksin?
 Niceye bir tikenin avucumuza batıp (Sözün-davranışın acı verip) duracak?

Sevgilin, göklerin sırlarım bile bilir-anlar;
Ona göre senin sırların da nedir ki?

Niceye bir, bu sefer yeter artık deyip duracaksın?
Niceye bir senin şu yükünü çekip duracağız?
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                     ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri aşk denizinin temiz suyuna zarar görme korkusu duymadan, kendimizi atmamız gerektiğini, bizi koruyup kollayacağını öğrendik.
2.     Mevlana Hazretlerinin öğretisi ile kendisine bağlananları çok büyüttüğünü, bu büyütmenin oranı ise; koca denizin bu büyüklük karşısında bir damla su gibi olacağını öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin aşk öğretisinin yeni bir icat olmadığını, öncesizlikten verilmiş olanı bize öğrettiği ve yararlanmamız için bizle bu öğretiyi severek paylaştığı aşk sanatı olduğunu öğrendik.
4.    Tutkuyla-aşkla sevilen Allah dostunun sağlayacağı olanaklara değil, onun güzel nurlu yüzüne bakılması gerekildiğini öğrendik.
5.    Allah’ın verdiği tarihte Allah dostu sevgiliyle buluşabileceğimizi öğrendik.
6.    Çıkarımız için renkten renge, şekilden şekle girmenin insana acı verdiğini, rahatsız ettiğini öğrendik.
7.    Allah dostu sevgilimizin yücelerdeki sırları bildiğinden, bizim aşağıda olan sırlarımızı da kolaylıkla bileceğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin ayrılığından dolayı Mevlana Hazretlerinin ayrılık acısı duyduğunu öğrendik, anladık.
                   *
RAV

22 Mayıs 2018 Salı

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 980 İNCİ BEYİT

Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

980. (Sevip bağlandığımız Allah dostu) Kapımı çalmazsa vay benim dertli başım vay;
Beni anmazsa (Gönlünden çıkartırsa) vah bana, eyvahlar bana.

Uzaklaştırma gölgeni (Korumanı) başımdan;
Çözme zincirleri ayağımdan.

Ne hayaldesin a ekşi suratlı (Hayatın olumsuzları yüzüne gözüken);
Yürü-var helvacıma, helvama benim.

Hem ye, hem de bir avuç helva getir ki safram (Sıkıntım, tedirginliğim, rahatsızlık verenim) arttıkça artsın.

Dert, sakalını adam-akıllı yakalamış;
Zebunluğun (Güçsüzlüğüm, zayıflığım, acizliğim) da nedir a benim babam?

A erkeğim, a erkek oğlu erkeğim, a efendim benim;
Çene topağına iki-üç sert yumruk indiriver.

Tulumu yırttı, kovayı attı;
Benim sakam (Su taşıyanım), sulara battı da geldi.

A toprağa bulanmış saka (Eve su taşıyan) diye bağırdım;
Gitti-oturdu, benim bağrışımı duymadı bile.

O benimdir, benim;
Her yana gider, fakat son-ucu, benim ovama gelir o.

Benim söz söyler incimin parıltılarına bak da havadaki denizin coşup köpürüşünü seyret.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                     ***
Neler öğrendik;
1.    Allah dostunun gönlünden ve korumasından çıkanın sıkıntılar, tedirginlikler, rahatsızlıklar içinde olacağını öğrendik.
2.    Hayata ve olanları anlamayan, karışıklıklara anlam veremeyen, ikiyüzlülerin davranışlarına aldanan, yalan-doğru ayırımı yapamayan kişiyi Mevlana Hazretlerinin Mevlevi olmaya davet ettiğini öğrendik.
3.    Ağzındaki ekşilikten kurtulup ağız tadına ulaşmak isteyenin Mevlevi olması gerektiğini öğrendik.
4.    Aşkın verdiği kavuşma isteği ve derdin diğer dertlerden çok daha fazla olmasından dolayı hayatın dertlerinin çoğunun önemsizleşeceğini öğrendik.
5.    Su işiyle uğraşan kişinin bile kendi suyla yapılacak temizliğini yapmayıp oturduğunu, böyle bir insanın Mevlana Hazretlerinin sözlerini duymayacağını, duysa bile etkilenmeyeceğini öğrendik.
6.    Mevlana Hazretleri içindeki geçici sevgileri atıp varlığını yalnız Şems Hazretlerine verdiğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerinin sözlerinin şekil değiştirmeyen çok değerli sözler olduğunu, yüce yerlerde olanları bile heyecanlandırdığını, güçlü etkiler meydana getirdiğini, tepkilerin saklanamaz durumda dışa vurulduğunu, taşkınlık yapacak hareketlere sebep olduğunu öğrendik, anladık.
                   *

RAV

21 Mayıs 2018 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 970 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

970.  Hattâ ateş, İbrâhim'e dadılık eder (Evde çocuğa bakan gibi kimse gibi korur-gözetir); gömlek, Ya'kub'un gözüne sürme olur (Görmeyen gözü eski haline, görür haline döndürür).

Göz, güneşten ışık sağar (Işık alır);
Yâsemin, yeryüzünden su içer.

 * Hattâ, hattâ, bunca küfrüyle (Allah’ın varlığını-birliğini kabul etmeyen) şemen (Ekşimsi tadı olan süs kavunu) bile taştan yontulma puta ibâdet eder de ondan gıdalaşır.

Senin lûtfunla (Saygın büyükten gelen iyilik) kahır (Yok etme, ezme, perişan etme, mahvetme) bile dadılık (Çocuk bakıcılığı) eder; fakat bir düzen kurdun mu dadı, tutar, çocuğa zehir verir.

Kör kurt (İpek böceği), iplik örer de ondan, İman sahibine elbiseler olur, kefenler biçilir.

Yeter, bundan fazla anlatma, sus da can bülbülü, bu dağa çıksın, hutbe (İnananlara Allah’ın öğüdünü) okusun.

O alımlı güzelim, o bugünümün de, yarınımın da kutluluğu, gene geldi.

Gözüm, onu görünce aydınlanır;
Bağım-bahçem de yüzündedir onun, seyrim-seyranım da (Gezip gördüğüm yerlerin de güzel olması).

Sesim, naralarım (Bağırışlarım), hay-huylarım (Gürültülerim), son-ucu, kulağına erişti.

Kapımı çalan kim, kapımda kim var?
Canım yar, cihanım var, dileğim-isteğim var
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                     ***
Neler öğrendik;
1.    Dünyaya etkisi bilinenin ateşin, suyun, havanın, toprağın Tanrı buyruğuyla etkisinin değişebileceğini hatta tam zıddını yapabileceğini, bu değişmelerin yetkisini kendisine âşık kullarına verdiğini öğrendik.
2.    Doğadaki yaratılmış her varlığın Allah dostunun istediğine bağlı bir düzenle yöneltildiğini, öğrendik.
3.    İnsanlara öğütlerin çok açık ve anlaşılır verildiğini, Allah bilgisinden öğüt veren dinlenmediği zaman, dağa çıkıp kurda-kuşa bu öğütleri verdiğini öğrendik.
4.    Mevlana Hazretlerinin Allah dostunun bu etkilerinden-yetkilerinden daha fazla olan güzelliğine âşık olduğunu öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Allah dostunun kendisini sevenlerin ve arayanların kapılarına kadar geldiğini, sevenlerinin dileklerini-isteklerini öğrenip yerine getirmek için geleceğini öğrendik, anladık.
                   *
RAV

20 Mayıs 2018 Pazar

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 960 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini ve aşkı anlatıyor)

960. Daha da fazlasını umuyoruz, fazlalaştırdıkça fazlalaştır;
Sun (Tanıt, bilgi ver), israf et (Gerek olup-olmadığına bakmadan harcama yap), hem de kandırıncaya dek (Doygunluk sağlayıncaya kadar).

Bizi razı eden adetlerini yürütedur (Uygulaman devam etsin);
En güzel seslerle neşelendir bizi.

Bütün develerimizi burada ıhtır (Çöktür, oturt);
Yeryüzünde, böylesine otlak-sulak yer yoktur.

Kimdir, böyle bir sakiyi (İnsan ruhuna Allah’ı sevdireni, Allah nuru saçanı) görür de gıpta etmez (Onun gibi beğenilen biri olmayı kim istemez)?
Kimdir, bu puta tapmayan (Güç ve etkisine inanmayan)?

A sınanmış er, aşk yazılarına son yoktur;
En kısasıyla kes sözü.

Toplum sarhoş oldu;
Eş-dost uyudu;
Şimdicek tak-başına içmeye koyulalım.

Müfteilün-müfteilün-müfteil;
Fa’lelelen-Fa’lelelen-fa’lelen.

A mihnet (Sıkıntı) günlerinde herkesin sığındığı güzel, gene kendimi sana verdim ben.

Bir sevgi denizisin ki kıyısı yok;
O denizin bir katresidir (Damlasıdır) erkekle kadının birbirine karşı duyduğu istek.

Aslan, o sevgiyle eniklerine (Yavrularına) süt verir;
Padişah, yoksula kimsin sen der.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                     ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin aşk hakkında çok bilgi vermesini inandırana- doyum sağlayana kadar da aşkın eserlerini göstermesini Mevlana Hazretlerinin istediğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin aşkın tadını verip gitmesini istemediğini, kalıcı olmasını, kendisine en güzel şekilde hizmet edileceğini Mevlana Hazretlerinin istediğini öğrendik.
3.    İnsan ruhuna Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan kişinin beğenildiğini, hoşlanıldığını, onun gibi olunmak istediğini öğrendik.
4.    Toplumu, eşi dostu bir tarafa koyup Allah dostu ile sohbet etmemiz, bunu ganimet bilmemiz gerektiğini öğrendik.
5.    Sıkıntılı günde Şems Hazretlerine sığınmamız gerektiğini, ondan yardım istememiz gerektiğini öğrendik.
6.    Şems Hazretlerinin sınırları olmayan sevgi büyüklüğüne sahip olduğunu, Mevlana Hazretleri kendini bu aşk denizinin içine kendini attığını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Erkekle kadının birbirine duyduğu aşkın aşk dünyasının ancak bir damlası olduğunun bilincinde olarak aşkın tesirlerini yavrulara süt veren annede, olanak sahibi olanın olmayana karşılıksız yardım etmesindeki örneklerini görebileceğimizi öğrendik, anladık.
                   *
RAV

Popüler Yayınlar