22 Mart 2018 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 380 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri bağlanmayı anlatıyor)

380. Gönül alan sevgili yok diye şikâyet edeni bil ki gönüle gark olmuştur da hala gönlü arayıp durmadadır.

Müşterilerin hepsi de bir tek müşteridir;
Bu pazardan kurtulmuş bir tek kişi bile yoktur.

Gül bahçesinin aslını gören, iyice anlar ki orda bir tek diken bile yok.

Buzdan bir küp vardı, içi de suyla doluydu;
Küp eridi, hepsi de su oldu;
Küpten bir iz bile yok.

Bütün dünya, parçalanmasına imkân olmayan bir tümmüş;
Dünya çenginde (Telli müzik aletinde) bir tek telden başka tel yokmuş.

Şu sayı, şu ayrılık vesvesesi (Yersiz ve yanlış düşünmenin), bir aldatmacanın aldatışından, bir düzencinin düzeninden (Hilesinden) başka bir şey değil.

Bu sözde de bir aykırılık, bir zıt hüküm var;
Fakat dilin sözü, ancak bir pergel.

Güç yetişle güç yetmeyiş bir zaten;
Bence söz söylemeye bile güç-kuvvet yok.

Mademki sarhoş oldun, buraya baş koy, gitme buradan;
Çünkü burası, güllük-gülistanlık;
Düz bir yol değil.

Bir başka hırsız gelir-çatar da kemerini çalar sonra;
Senden başka yankesici yok sanma.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Büyük gönlün içine düşen kişinin kendini kaybedeceğini, kendisini arayacağını öğrendik.
2.    Gönül alma kuvvetimizin olmadığını, bizim gönlümüzü alacak müşterinin gelip almasını istememiz ve beklememiz gerektiğini öğrendik.
3.    Gül bahçesine girenin gülleri görmesi gerektiğini, güldeki dikenlere görenin sakat görüşe sahip olduklarını öğrendik.
4.    Soğuk iklimden katılaşmaların olduğunu, sıcaklığın katılıkları eritip akıcı hale getirdiğini öğrendik.
5.    Dünyanın tüm olduğunun bilinciyle kişilere ve olaylara bakmamız, parçaların bir bütünün parçaları olduğu gerçeğinden uzaklaşmamamız gerektiğini öğrendik.
6.    Bütün sözlerde aykırılıklar, zıtlıklar olduğunu fakat bir merkez etrafında dönüp dolaştığını öğrendik.
7.    Mevleviliğin Allah ve dostlarına duyulan aşkla kafa karıştırıcı çelişkilerin ayıklandığı, bilinmezliklerin açıkça göründüğü, hakikati aldatılmadan yaşayabileceğimiz alan olduğunu, düz bir alan olmadığını, güllerle dolu bir alan olduğunu öğrendik.
8.    Kendimizi uyanık görmemizin yeterli olmayacağını, kötü huylu daha uyanık birisinin bizi kandırabileceğini-aldatabileceğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Doğru bir yere ait olmamız, güçlü sahibimiz olması, güzelliklere kavuşacak yol olması gerektiğini öğrendik, anladık.
                   *

RAVLİ

21 Mart 2018 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 370 İNCİ BEYİT


 (Mevlana Hazretleri kaza ve kaderden kaçışın olmadığını anlatıyor)

370. Öğretmen, sopa çeker ya (Yanlışı sözle anlamayana şiddeti gösteren), kimdir o;
Kimdir senin kaza’na, senin kaderine bağlı olmayan? (İstem dışı veya umulmayan bir olayla karşılaşmayan)

Sopa, köpekler gibi incitir seni;
Fakat köpeklerin başında, senin verdiğin cezayı anlayacak akıl nerde?

Bedene gelip çatan belayı savuşturmak, halkın incitmesinden kurtulmak, ancak sana yalvarmakla mümkündür, ancak seni övmekle.

Şu sopayı kırsan da sopası az değil ki;
İki-üç sopayı ortadan kaldırmakla kurtulamazsın sen.

Balığa arkadaş olan (Engin denizlerde gezen) ümmetin (Muhammed’e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanlar) derdinden kaçtı amma senin yerin olmayan nereye can atabildi ki?

Yeter, sus;
Yunus’un uğradığı dertten kork:
Kaza ve kadere (Tanrı’nın yazgısına) karşı durmak, ayak diremeye kakışmak (Bu düşünceyi, bir davranışı sonuna kadar sürdürmek, kendi tutumundan şaşmamak), haddin değil (Yetkin ve yeteneğin yok) senin.

Benim işime-gücüme koyulmamış birisi mi var?
Sevgilinin yoluna can vermeyen kim?

Başım gibi sarhoş olmayan bir baş mı var?
Gönlüm gibi ağlayıp inlemeyen bir gönül mü var?

Bütün dünyaya döndün, dolaştım;
Yabancı aradım;
Sonunda iyiden iyiye anladım ki yabancı yok.

Dünya işlerinin hepsi de birbirine aykırı (Alışılmışa, doğru kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, çapraz, aynı doğruda olmayan);
Fakat bütün işler de ancak bir tek iş.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Sözle yapılan uyarıyı dikkate almayanlara ceza uygulanacağını, bu cezanın da can acıtacağını öğrendik.
2.    Akıllı insanın uyarı gelmeden veya uyarı halinde kendini yanlış gidişten düzelttiğini, hayvan gibi sözden anlamazsa ceza yöntemiyle istenilen düzeltme sağlandığını öğrendik.
3.    Bir nedene bağlı olmadan bedene gelen zararın giderilmesi için de dua edilerek Allah’tan yardım istemek gerektiğini, Allah’ı övmekle ve yalvarmakla yapılması gerektiğini öğrendik.
4.    Kişinin akılsız-düşüncesiz davranışından başına gelenler ile Allah’ın kişiyi sınamak, sözlerinin ve inancının doğruluğunu ortaya çıkarmak için imtihan ettiğini, ve o kişiye sıkıntılar verdiğini öğrendik.
5.    Allah’a iman etmiş kimselerin kaza ve kadere iman etmiş olmaları gerektiğini, başına gelenler karşısında sabır edenlerin kurtuluşa ulaşacaklarını öğrendik.
6.    Halkın, yakınlarımızın bize inanıp-inanmamasının bizi Allah’a gidiş yolumuzdan alıkoymaması gerektiğini, dünyada bize verilen görevden kaçmamamız gerektiğini öğrendik.
7.    Bütün dünyada canlı-cansız her ne varsa kendine verilen görevi yaptığını, işini yapmayana ceza geldiğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Dünya işlerinin görünüşte birbirine aykırı olduğunu, aslında bütün bu işlerin bir iş olduğunu, bunu herkesin anlayamayacağını öğrendik, anladık.
(Gözüken aykırılıklar olduğundan dikkatimiz ayrılıklar üzerinde yoğunlaşır ve daha ileri gidemeyenler hemen olumsuzluk ve şikayet sözleriyle kanış ve inanış oluşturur.

Her şeyin bir bütünün küçük parçaları olduğunu anlayıp kavrayabilen kişinin ayrılıklara değil ortak ve birbirini tamamlayan öğeleri bir araya getirerek doğru görüş sahibi olarak tevhit inancına ulaşır)
                   *

RAVLİ

20 Mart 2018 Salı

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 360 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

360. Yeter, az söyle, az yaz;
Baş ağrısı olarak can defteri yeter sana.

Kimdir senin isteğine, buyruğuna kul-köle kesilmeyen (Sevgiyle bağlanıp dostluğunu hizmet ederek göstermeyen?);
Kimdir yüzünü görüp de sarhoş olmayan (Güzelliğinden etkilenip kendinden geçmeyen)?

Bir derde düşmüşü göster ki senin korkundan düşmüş olmasın;
Yahut bir neşeyi göster ki senin ümidinle meydana gelmesin.

Elini yummuş bir nekesi (Cimriyi) göster ki sen, yumdurmuş olmayasın elini;
Bir kerem (Büyüklük, ululuk) sahibini göster ki senin verginle (Verdiklerinle) ihsanda (Başkasına iyilikte) bulunmasın.

Nerde bir lâ’l dudak ki (Kırmızı değerli taş) senin madeninden değil;
Nerde bir ulu ki senin yoksulun (Sana ihtiyaç duyan) değil.

Vasıfların (Niteliklerin), canlara bitişmiş;
Bir tek damar bile yok ki senin emrinle atmasın.

İki dünya (Madde-mana), iki ele benzer, sense cansın sanki
El, ne var ki o, senin cömertliğinden, senin ihsanından olmasın?

Kimin gözü, şu varlık bahçesinde senin havandan başka bir yelle (Rüzgârla) oynayan bir çiçek görmüş?

Gaflete dalan (Dalgın, dikkatsiz bir duruma gelmek), halkın cevrinden-cefasından (Güçlülerin yasaya ve vicdana aykırı olarak uğrattığı kötü durumdan), ağlar, inler;
Hâlbuki halk, ancak senin sopana benzer.

Bütün bu sopalar, senin yüzünden oynar-durur;
Her biri de ancak senin verdiğin derttir, senin verdiğin derman.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin canının bilip anlayanlar için çok değerli ve etken olduğunu görebileceklerini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerin yaşadığımız hayata, mana ve madde âlemine etkisinin devam ettiğini öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinden haberi olmayanların üzüntü içinde bir hayat yaşayacaklarını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin yücelerde payı olanları eğitmek, disipline etmek, bulunduğumuz yerden yücelere taşıyacak hareketlenmeyi sağlamak için çeşitli etkiler ettiğini farkında olanların görüp anlayabileceğini öğrendik, anladık.
                   *
RAVLİ


19 Mart 2018 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 350 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri kendini anlatıyor)

350. Yusuf (Güzel huylu) tekdir, kurtsa (İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz) yüzlerce;
Fakat Yakup lütfetti (Allah dostu büyüklüğünün gereği iyilik etmek için), duasıyla Yusuf, kurtuldu-gitti.

Bu şehirde sarhoş, pervasız (Çekinmez, sakınmaz, korkusuzca) dolaşır-durur;
Padişahımız hırsızın yolunu da kesti, bekçinin yolunu da.

Elinde hançer, başımı kesmeye çıka-geldin;
Fakat beni, bundan daha güzel bir şekilde öldürebilirsin.

Gül yaprağı bile senin lütfunla (Büyüklüğünün gereği yaptığın iyilikle) o yumuşaklığı bulmuşken neden diken gibi sertsin sen?

A güneş, bana kılıç vurdun da kılıcınla belim-sırtım kızıştı.

Kılıç da perdedir, bırak perdeyi;
Yüzüme hızlıca bir-iki yumruk at.

Birisi komşusunun karısını nasıl boşadığını anlatırken kendi karısına boş ol, hoşt (Havlayan köpeği uzaklaştırmak için köpeğe söylenen söz) dedi.

Karısı, neden boş oluyormuşum deyince de o kahpeye cevap verirken a çirkin yerine a çürkün (Aynı türdensin) dedi.

Zaten maksadı boşanmaktı;
Çünkü o, yılan gibi iplerle bağlıydı, hışıl-hışıl hışlayıp (İçinin boş olduğunun sesi) duruyordu.

Malı da ateşe ver, bağları da;
Hepsini yak-yandır da Zerdüşt’ün (Sönmeden hep yanan) ateşinden kurtul.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    İyi, güzel insanın çok az olduğunu, iyi kişinin doğru ve dürüst olduğundan kandırılabilir,  hakkını savunamaz, kötülüğe karşı kendine savunamaz olarak halk tarafından bilindiğini öğrendik.
2.    İyi, güzel insanın kendisini koruyamasa bile duası bereketli Tanrı erleri tarafından korunduğunu öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin iyiliğiyle kişinin güzelleşebileceğini, yumuşaklığı bulabileceğini, fakat hazretin sert olduğunun değişmediğini öğrendik.
4.    Şems Hazretlerini sevip tanıyanın-bağlanın koruması altında olduğunu öğrendik.
5.    Bozguncu istediği, amaçladığı her neyse onu yapmak için gerçek sebebi gizleyerek ileri sürdüğü uydurma sebeplerle amacına ulaşmaya çalışacağını öğrendik.
6.    Allah’ın verdiğini kabul etmeyen kişinin mutlu olmayacağını, saldırmaya hazırlık yapan kişinin yılan gibi tıslayarak (Aşağılayıcı, memnunsuzluğunu bildiren sözlerle) tedirginlik yapacağını, mutsuzluğunu şikâyetlerle herkese bulaştıracağını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Her şeyden devamlı şikâyet eden eşten ayrılmak, bağları koparmak, malı-mülkü düşünmeden, oluşacak zararı hiçe saymak, sönmeyen ateşten kurtulmak öğrendik, anladık.
                   *

RAVLİ

Popüler Yayınlar