20 Şubat 2018 Salı

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 70 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini nasıl bulduğunu anlatıyor)

70. A sarhoş bülbül, Allah için olsun, gül meclisini gör de minbere çık.

Şu birkaç günü ganimet say;
Çünkü şu sarı-kızıl gülün, şu güzelim ikiyüzlü gülün vefası (Devamlı sevgisi ve dostluğu) yok.

Senin şu soluğun, bağ-bahçe gelinlerine gıda;
Bahar mevsimi, çağır-çağır (Davet et) dostları.

Canınla canım arasında, bundan önce bir geçmiş vardı;
Orda tanışmıştık biz.

Bugünkü görüşüp sevişmemiz, o eski tanışma yüzünden;
Sen, onu unuttun amma böyle bu.

Yüzümüzden-yanağımızdan, canımızdan-bedenimizden ayrılmadan doyasıya görelim birbirimizin yüzünü.

Görelim de o, yeni baştan oluşta tanıyalım birbirimizi;
Çünkü böylesine bukalemunuz (Bulunduğu yerin rengine, şekline, desenine uyanız), böylesine renkten renge giriyoruz biz.

Yusuf’un yüzü bile, yaptıkları bir suç yüzünden havasına uyanlara bir kurt gibi göründü.

Bir garez (Gizli düşmanlık) yüzünden o Şirin yüzlü Husrev’in güzelim yüzü, gözden siliniverdi.

Onun şekli de bir değişti mi şu gözlerle nasıl tanırsın, nasıl bilirsin onu?
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.     Dünyada dostlarla bir arada olma zamanını değerli bularak değerlendirmemiz gerektiğini öğrendik.
2.     Sevgi ve dostluğun öncesi olduğunu, canların dünya yaşamından önce birbirlerini tanışmış olmalarından dolayı dünya yaşamın çıkar gözetmeksizin geçmişi hatırlayıp dostluklarını devam ettirdiklerini öğrendik.
3.     Her görüşmekte dostların birbirini yeniden yeniye tanımasının, farklılıkları ve aynılıkları görmesinin, kabul etmesinin gerektiğini öğrendik.
4.     Seven ve sevilen arasındaki ilişkinin çok hassas olduğunu öğrendik.
5.     Yaptığımız doğru ve yanlışın yüzümüzde bir şekilde kendini belli ettiğini, dikkatli bakan kişilerin bunu anlayabildiğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Çok güzel işler de yapsak yaptığımız bir törelere, kanunlara, ahlak kurallarına aykırı davranış yüzünden aradaki sevgi ve dostluk bağının silinip gideceğini öğrendik, anladık.
                   *

RAV

19 Şubat 2018 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 60 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini nasıl bulduğunu anlatıyor)

60. Sağrağı (Büyük kadehi) döndür, amma ilkönce bana sun (İkram et);
A cana canlar katan, benim canımı yenile ilkin.

Kalk;
Her yandan çeng (Telli çalgı) sesi, göklere ağdı (Çıktı), sesle doldurdu gökleri.

Vaktin hoş olsun a yüzü güzel Ay, ten-teni, ten-ten nağmesini duy, sus;
Ses çıkarma.

Şarabı dök başıma da bağla ayağımı;
Boş yere, bir yerden-bir yere gitmeyeyim.

Denize benzeyen o inciler saçan avucunla tut;
Gemi gibi at beni denize.

Bir sopa parçasıydım a can Musa’sı, senin elinde ejderha kesildim ben.

Zamanın Âzeriyim  (Put yapanım) a Mesih (Hz. İsa), soluğunla, yokluk mezarının ta dibinde dirildim, yeniden dünyaya geldim.

Yahut da bir ağacım sanki;
Peygamberin buyruğuyla, kökümü çeke-sürüye çöllerde, tapısına geldim.

A ağzı da, avucu da ölümsüzlük definesi olan, bundan böyle sen ver, sen söyle artık.

A Tebriz’in padişahlar padişahı Şemseddin, yücelikler dünyasının padişahlarına başsın sen.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.     Şems Hazretlerinin Tanrı şarabı sunduğunu, zamanı hoş bir hale getirdiğini, Mevlana Hazretleri yeniden var olmayı, yeniden dirilmeyi, Şems Hazretlerinin yaptığını öğrendik.
2.     Şems Hazretlerinin Musa gibi Allah dostu olduğunu ve konuştuğunu, İsa gibi hastalıkları iyi edip sakatları sakatlıktan kurtardığını, sevgiyle bağlanıp dostluk kuranlara iyilikler ettiğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin ölümsüzlüğü öğrettiğini ve yardım edip kazandırdığını ve bundan başka birçok özellikleri ve yetkilerinden dolayı yüceliklerin başkanların da başkanı olduğunu öğrendik, anladık.
                   *

RAV

18 Şubat 2018 Pazar

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 50 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini nasıl bulduğunu anlatıyor)

50. Bilginler ne oldu, yazarlar ne oldu?
Şu divan da artık bir tek dev (Korku) bile bulamazsın.

Beden evleri kararmış, daralmış;
Bir solukcağız ışık görürdük de gördük biz.

Hani, yel (Rüzgâr) eser, toz ne hale gelir?
Kara topraklara serilir zavallıcık.

Fakat gene de uyku perdelerinden kalktılar mı cefâ (Yasaya veya vicdana aykırı başkasını uğrattığı zarar veya kötü durumda duyulan üzüntü ile) bıyığını burmaya koyulurlar (Sıkıntıdan bıyığıyla oynamaya başlar).

Ah! Ne de unutkandır şu topluluk;
Bilginlerin şöylece bir duruşu bile yoktur.

Bilgisizlik, körlük yüzünden pervanenin gönlü de mumun yakışını tezce unutur gider.

Yarı yanmış kanadıyla gene de gelir, yanmaya, layık (Uygun-yaraşır) olmayan gönül gibi kanatcağızını yakar-yandırır.

Hüküm elinde a Tanrı, geceleyin de, gündüzün de, seher çağında (Sabahın güneş doğmadan önceki anında) da sen anda (Aklına getirerek hatırla, dua et, sözünü et, düşün) sen hükmet (Kişiye ve topluluğa istediğini yaptırabilir ol.).

Kalk, sabah çağı şarap sun, çağır dostları.
Kalk sabah oldu, dua çağı, geldi-çattı.

Testiyi şarapla doldur, kâseye dök;
Kalk, küpceğizi kırma, koca küpün aç ağzını.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.     Okuduğumuz divanda, Mevlana Hazretlerinin mübarek ağzından çıkmış şiirsi bu sözlerinde, insanı korkutarak yönlendirme olmadığını öğrendik.
2.     Okuduğumuz divanda, karanlıkta kalmışlara ışık, arayışta olup da nereye gideceğini bilemeyenlere aralıktan yolu göstermek olduğunu öğrendik.
3.     Okuduğumuz bu divanın uykuda kalmışları uyararak yola koyulmalarını, çıkacak zorlukların elde edilecek karşısında değersiz olduğunu, anlamalarını sağladığını öğrendik.
4.     İnsan topluluklarının değişken olduklarını, bilgilerini kolayca unuttuklarını öğrendik.
5.     Bilgisizliğin ve körlüğün insana hata yaptırarak mahvolmasına sebep olduğunu öğrendik.
6.     Seher çağında yapılan duaları Allah’ın geri çevirmediğini öğrendik.
7.     Sersemlemiş olanlara Tanrı şarabı sunarak akıllarının başlarına gelmesini Hazreti Mevlana’nın istediğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Her şey düşünülmüş, hazırlanmış, demlenmiş, yıllanmış, kabul görmüş, beğenilmiş, istenmiş, övülmüş, karşılık beklenilmeyen bu deneylerle kanıtlanmış, pişman olanın olmadığı bu yolda, değişim bilgilerini tereddütsüz olarak almaya, kuş yavrusunun annesini gördüğünde ağzını açtığı gibi açmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                   *

RAV

17 Şubat 2018 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 40 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini nasıl bulduğunu anlatıyor)

40. Sus, söz bu âlemdendir;
Şu gaddar âlemi bırak-gitsin.

Sevgili, bu gece sana uyku yok;
Boş yere umma (İsteme-bekleme) diye adak (Fakirlerin duasını almak için iyilik yaparak istediğine ulaşmak için Tanrı rızasını almak) adamış adeta;

Mademki sevgilimiz, uyanık kalmamızı istiyor;
Tepemize vurup aklımızı toparlamamız gerek.

Senin kafan, kandilin zeytinyağı sanki;
Bizim bedenimizin kandilindeyse hiç vefâ (Sevgiyle bağlanıp dostluğu devam ettirmek) yok.

Kafa, zeytinyağıyla dopdolu olsa gene faydası yok;
Sonucu sabah olur, kandilin yok olur-gider.

Güneşin çağırışı, senin zeytinyağından çok iyidir;
O bir çağırış, ne kadar kandile değer.

Onun güzelim gözlerine hiç mi hiç uyku girmez;
Bütün halkın gözünü sarhoş eder o gözler.

Bütün gözler uyur da o güzelim gözleri, gözlerin kapanmasına bakar, gülümser.

Derken “Mülk kimin?” sesi göklere ağar;
Der ki: “ Nerde altınla bezenmiş kaftanlar giyen padişahlar?

Nerde beyler, nerde vezirler, nerde ulular?
Nerde Tanrı şehirlerini koruyan kişiler?
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.     Söz dünyaya ait iletişim şekli olduğunu, mana âleminde söze, ağza, dile, kulağa ihtiyaç olmadan, arzumuzun-isteğimizin iletildiğini, iletileni de anlayıp algıladığımızı öğrendik.
2.     Çok sözün bizi doğru yolun dışına attığını, algımızda kargaşa ve karışıklık meydana getirerek aklımızı başımızdan uzaklaştırdığını, sağlıklı yaşamdan uzaklaştırdığını öğrendik.
3.     Dünyalık uğraşılarla sele kapılmış bir odun gibi savrulmanın yanlış olduğunu, sağlam kişi olan Allah dostuna tutunarak, severek aklımızı başımızda tutmamız, aklımızı toparlamamız gerektiğini öğrendik.
4.     Kendi bilgimizin ve deneyimden elde ettiğimiz bilgilerin oluşturduğu ışığın başka bir güçlü ışık karşısında görünmez ve etkisiz olacağını bilmemiz gerektiğini öğrendik.
5.     Şems Hazretlerinin ışığının çok güçlü olduğunu, bu ışığa gözünü kapatanların karanlıkta yoksun kalacaklarını öğrendik.
6.     Şems Hazretlerinin her an uyanık olduğunu, ısrarla bu ışıkta kalanların dayanma gücü sona erdiğinde “Mülk (Taşınamayan mallar) kimin?” sorusu sorulduğunu, bunların nerde olduğu sorulduğunu öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Kendimizi kısa süreli elde edişlerle kandırıp uyku durumuna kendimizi sokmamamız gerektiğini öğrendik, anladık.
DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 595 okumalısın
                   *

RAV

Popüler Yayınlar