24 Ekim 2017 Salı

DİVAN-I KEBİR 4. CİLT 2850 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
                              
2850. Kendi ışığından, kendi ateşinden akla da bir ışık saldın, cana da;
Aklı da yaktın, yandırdın, canı da.

Cana canlar katan lâl dudaklarının olgunluğuyla denize de bir coşkunluktur verdin, madene de.

Âşık öldürme töresini sen koydun;
Sonra da bu töreye uymayı, âşık öldürenlerin gönüllerine verdin.

Yüz binlerce Rum ülkesi (Anadolu) halkının canına sahip olanları tuttun da Zenciler (Yüzü vücudu kara olanların) arasına kattın.

Mademki onları kendi elinle yoğurdun, hamur ettin;
Nasıl oldu da ekmek kaydına düşürdün onları?

Bu çetin tuzağa hem avı düşürdün, hem avcıyı.

Bülbülleri kırdın-geçirdin gönül gibi;
Âşıkları da tuttun, feryada (Haykırışa, çığlığa),  düşürdün.

Şehzadeleri tuttun, kullar-köleler gibi bekçi aklın önüne koydun, yürüttün.

İçtiğin şarap yüzünden başımda esen yeli gör;
O şarabı, bir şehzadenin elinden içtim ben.

Can, şarabında dalgalanmaya başladı mı bir tertemiz, bir aparı (Alıp götüren) aydın güzel beliriverdi.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin gözünden çıkış yapan ışığın karşısında canımızın da aklımızın da bu etkiyle değiştiğini, bu değişikliği önceleri kendimizin anlayamadığını ilerleyişimizden anlayabileceğimizi öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin istediği çok büyük biri olsa o kişiyi heyecanlandırdığını, içten içe kaynattığını, aşırı duygulandırdığını öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin hedeflediği kişiyi ölmeden önce öldürerek ona yeni bir can ve kişilik kazandırarak onu ihtiyaç duyulan bölgeyi eğitmesi için hazırladığını, herkesin kolayca göremeyeceği, elde edemeyeceği güçle donattığını öğrendik.
4.    Şems Hazretleri uygunluktan olgunluğa getirdiği kişiyi serbest bıraktığını, özgürce davranış sergilemesini seyrettiğini, ihtiyaç duyulmadan kendisini göstermediğini öğrendik.
5.    Şems Hazretlerinin olgunlaştırdığı kişiye yakın olduğunu fakat kendini göstermediğini, özlem ile olgun kişiyi daha da olgunlaştırdığını, tıpkı yıllanmış şarap gibi demde bıraktığını öğrendik.
                       *
İşte böyle yaren;
Şemsi Tebrizi Hazretlerinin dünyaya, hayata ve kişilere bakışının aklın üstünde bir bakış olduğunu, bunu görmek ve anlamak için dünya ve ahret bağlarından kurtulmuş, Mevlana Hazretlerine tutkulu bir sevgiyle bağlanmış, dostluğunu devam ettiren, istenilenleri yapan hizmet eri olmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                         *

RAVLİ

23 Ekim 2017 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 4. CİLT 2840 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
                              
2840. Tanrı işini işle, Tanrı yükünü çek, onun gibi iş-güç sahibi gördün mü hiç?

Onun lütuf cilası (Büyüklüğünün gereği olarak verdiği parlaklık) olmadıkça tozsuz-topraksız tecelliler aynası (Kendisini göstermiş) olan bir gönüle rastladın mı hiç?

Önüne ön olmayan (Öncesinde öğreteni olmayan) o güzel sevgilinin güzel hayalinde başka gönül sıkmayan bir hayal gördün mü hiç?

Anlat a gönül, kederle karışık olmayan bir neşe gördün mü sen?

Arı-duru (Saf-tertemiz), dertsiz- düzensiz dünyada tehlikesiz, emin (Güvenli) bir uçulacak yer gördün mü hiç?

Ashâb-ı Kehf’in köpeği (Kıtmir) gibi vefa mağarasına (Sevgiyi, sevgi dostluk bağlılığına) gir a avcı, madem bir avcı görmüşsün;
Sığın o mağaraya.

Mademki ibret (Uyarıcı sonuç) alabiliyorsun, dudağını yum da ibret (Konuşmayı bırakarak öğrendiklerinden, gördüklerinden, düşündüklerinden ders al) gözünü aç.

Kem (Kıskanç) gözden zarar gördüysen Tebrizli Şems, elini tutar senin.

Dünyaya bir misk kokusudur, saldın;
Hatta mekânsızlık (Kolayca yeri tarif edilemeyen, çok özel yer) dünyasını bile misk kokularına boğdun.

Bu misk kokusundan da yeryüzüne, gökyüzüne yüz binlerce kavga-gürültü saldın.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, yaratan Allah’ın bize verdiği görev ve işi yapmamız, onun huyu gibi davranmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Allah’ı aracısız görme imkânına kavuşmadan önce onun dostlarını görmemiz, onun yönlendirmesine göre kişiliğimizi ve yaptığımız işleri ayarlamamız gerektiğini öğrendik.
3.    Çok konuşmanın çok kazanç sağlamadığını, susarak gereken dersi almamız, uyarıcı sonuçları değerlendirmemiz gerektiğini öğrendik.
                       *
İşte böyle yaren;
Hassas kişileri güzel işler görmesi ve yapması için özel sinirler üzerinde uyandırdığı duygu ile gizlice davet edildiklerini, bu kokuyla herkesten gizli olan bu gizemli yere yolu tarif ettiklerini öğrendik, anladık.
                         *

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 4. CİLT 2830 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
                              
2830. Hava ısındı da o buz çözüldü-eridi;
Sen de a selvi boylu, salın, harekete gel.

Tez Türk’çesine (Türk gibi) sıçrat, sür atı;
Önünde güzelim bir çadır yeri var.

Koşuşun, yarışın buyurdu ya, ercesine (İşini iyi bilen, yetenekli biri olarak) yürü;
Can padişahlar padişahının sözü boş olamaz.

Her seher çağı Zühre (Venüs-) gibi feryat et (Yüksek sesle sevgilinin adını söyle) de ondan sonra güneşin padişahlar padişahını seyret.

Dolunay, her gece biraz daha erir, biraz daha arıklaşır (Zayıflar-güçsüzleşir);
Tamamıyla eriyip bittikten sonra gene kendine gelmeye başlar, dolunay olur.

Uzakken bile padişah, lütuflarla (Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik, yardım, bağış) besledi-geliştirdi seni;
Tapısına (Bulunduğu yere) varırsan neler bağışlamaz sana.

Yeter artık, söze tövbe ettin;
Anlayış geliri susuşlardadır.

Mahmurluğu olmayan bir şarap gördün mü hiç?
Dikensiz bir güle rastladın mı hiç?

Bu balçık dünya gül bahçesinde gözü olmayan ilkbahar gördün mü sen?

Önüne gam (Üzüntü) geldi mi Tanrı’ya kaç;
Tanrı gibi bir dert dinler gördün mü hiç?
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin öğrettiği ve önerdiğini yaparak yeniden doğmamız ve kendimizi geliştirmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    Solmadan parlamak olmadığını, batmadan doğmanın olmadığını öğrendik.
3.    Allah’tan uzak olduğumuz halde bizi ululuğunun gereği olarak beslediğini, geliştirdiğini, yakın olursak çok şeyler bağışlayacağını öğrendik.
4.    Sözle fazla uğraşmamak gerektiğini, anlayışın olması ve gelişmesi için susmak gerektiğini öğrendik.
5.    Her güzelliğin bir şekilde kendini gizlediğini, izin verilmeden yaklaşanın canını acıtacak silahlara sahip olarak kendini koruduğunu öğrendik.
                       *
İşte böyle yaren;
Üzüntü üzerimize geldiği zaman; üzüntüden kurtulmak için en iyi derdimize ortak olacağın Tanrı olduğunu, Tanrıya doğru kaçarak sıkıntıdan saklanmamız gerektiğini öğrendik.
                         *

RAVLİ

22 Ekim 2017 Pazar

DİVAN-I KEBİR 4. CİLT 2820 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
                              
2820.Yeryüzünde vallahi onun rengi var;
Git-git, Ay’a benzer sevgiliye gidiyorsun sen.

Şekilleri ayaklar altına almışsın;
Şekle-resme sığmayan şekle gidiyorsun sen.

Canına sevgilinin tadı vurmada, sarhoş ellerini çırpa-çırpa serkeşçe gidiyorsun sen.

İster Arş’a (Göğün en yüksek katına) git, ister ferş’e (Yeryüzüne);
Ardından devlet koşmada, ikbal (Talihin yüksek bir makama, duruma erişmek için) koşmada (Hızlı hareket etmede) senin;

Başında onun sevdası (Güçlü sevgisi, aşkı) var ya;
Müşevveş (Karmakarışık, düzensiz, anlaşılmaz) gitsen de şaşılmaz artık.

A padişah Salahaddin (Dinine bağlı olan kişi), görünüşte altı yön (Yukarı-aşağı-sağ-sol-ön-arka) içinde gidiyorsun amma çık, yücel şu altı yönden.

Tembelliği (İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan davranışını) bir yana atar da bütün dostlardan daha çabuk sıçrarsan hoş olur.

Çeviklik (Çabuk davranmak), huyudur erkek aslanın (Sözüne güvenilir, mert, sert, cesur ve yiğit bir davranış gösterir);
Bu yolda geri kalmak tilkiliktir (Kurnazca davranıştır).

Yelpaze (Çeşitli davranabilmek) elinde, yalımlat (Alevlendir) ateşi;
Kuyunun dibindesin amma Yusuf’un (Güzelliklere götürecek olanlar) seninle.

Dolundun (Güneş veya Ay gibi battıysan), mezara girdiysen gene doğudan doğ Ay gibi.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Aşk yolunun sevgili olana doğru gitmek olduğunu, Allah dostlarının yardımıyla, yol göstermeleriyle, yardım etmeleriyle sevgili olarak candan sevdiğimiz Allah’a ulaşmak için yolculuk olduğunu öğrendik.
2.    Aşk yolunda dünya şekillerden kurtulup esas bu şekillerin öncesi, tasarlanıp sonra da dünya meydanına gelen mekânsızlık âlemini görmeye, tanımaya gittiğimizi öğrendik.
3.    Aşk yolunda nereye gidersek gidelim aşkla gittiğimiz için dinin altı yönünü yeterli görmeyip bu sınırlardan çıkıp yücelmemiz, Allah’ın sanatını görüp tanımamız gerektiğini öğrendik.
4.    Aşk yolculuğunun geri kalmadan çabukla ve yiğitlikle hareket etmek gerektiğini öğrendik.
                       *
İşte böyle yaren;
Seçeneklerin elimizde olduğunu, kendimizi coşturarak, ateşleyerek, kızıştırarak yeniden yeniye kendimizi diriltmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                         *

RAVLİ

Popüler Yayınlar