27 Ağustos 2017 Pazar

DİVAN-I KEBİR 4. CİLT 1760 İNCİ BEYİT

DİVAN-I KEBİR 4. CİLT 1760 İNCİ BEYİT
(Mevlana Hazretleri gizliliğin önemini anlatıyor)
                                                           
1760. Köylü bile olsam senin köylünüm, köylünü kaba bulma, hor görme.

Beni aşkta usta ettin amma gene de usta sayma, çırak tut beni.

Feryat etmem, oradan tutma diye bağırmam için zevkle boğazıma sarılıyorsun benim.

Senin çer-çöpünüm, denize sürükle beni;
Denize lâyık görme, fakat götür kendi denizine beni

Salâhaddin (Dinine bağlı olan kimse), tümden Elest meclisinden (Büyük insanların toplandığı yüce yerden) gelmiştir;
Onu bugünden, yarından sayma.

Yeşilliğe gelin, kapıyı da örtün ki her göz, bu topluluğu görmesin.

Her elsiz-başsız (Kendi işini kendisinin yapamadığı halde önderlik etmeye kalkan) kişinin kem (Uğursuz) gözünden ziyanlara (Zarara) girdim ben, ne yaralar aldım ben.

Öyle kem göz gördük ki nazarı (Baktığı kimseye zarar veren kıskançlıkla güçlü bakışı ile), güneşi, Ay’ı bile apaçık karartır gider.
                           ***    
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Dinine bağlı kimsenin bize yabancı olmadığını sevgide ustalık kazandıracağını, bulunduğu büyüklüğe bizi götürmesini istememiz gerektiğini, öğrendik.
2.    Dinine bağlı kimsenin Allah’ın ben sizin Rabbiniz değil miyim sorusuna evet diyen ve bu cevaptan vazgeçmeyen, unutmayan, önemini azaltmayan kişi olduğunu öğrendik.
                            * 
İşte böyle yaren;
Dinine bağlı olmayan, Allah dostlarına saygı göstermeyen kişilerin uğursuz olduklarını, temiz kişilere zarar verdiklerini, uzak durmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                           *

RAVLİ

26 Ağustos 2017 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 4. CİLT 1750 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri tutkulu sevgiyi anlatıyor)
                                                           
1750. Kendine gel de sus, yum (Kapat) artık ağzını sedef gibi;
Çünkü şu dilin yok mu, canına düşmandır senin a oğul.

Tebrizli Şems geldi, can sevinç içinde;
Çünkü Şems’le kıran etti (Çok kişinin canını az bir zaman içinde aldı) a oğul.

Cansız-gönülsüz, deli-divane oldum da geldim a oğul;
Yüzümün rengine bak, ne olduğunu anla a oğul.

Hayır, yanlış, ben gelmedim, sen geldin;
Benim varlığımda gizlendin de sen geldin a oğul.

Altın gibi bir zamancağız güledur ateş içinde;
Güledur da gülen bir bahtı, neşelenen bir talii (Kader, kısmet, kaderi, bahtı) gör a oğul.

Gönül meyhanemde düşünceler var;
Çünkü sarhoşlar birbirlerine girdiler a oğul.

Ayağını dire (Israr et), sarhoşların coşkunluğunu seyret;
Kapı kırıldı, kapıcı kaçtı a oğul.

Geldim, bir de ayna getirdim sana;
Yüz çevirme, yüzünü bir seyret a oğul.

Benim küfrüm, sendeki imanın aynası;
Küfrü de seyret, imanı da a oğul.

Susarken naralar atıyorum;
Hem susarak, hem söyleye-söyleye geldim a oğul.
,
Sırrı ortaya koy, gizleme;
Kulunu (Sevgi ve dostlukla sana bağlanmışları) her an yüceltme.

Sen her şeyin nerden olduğunu daha iyi bilirsin;
Yanlışlar olduysa, yapılmayacak işler yapıldıysa onları bizden bilme.
                           ***    
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Canımıza en çok zarar verenin konuşmamız olduğunu öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin cana can katan sözleriyle boş ve zararlı sözlerden kurtulduğumuzu öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin varlığında gizlenmemiz (Kendisin severek, sözlerini okumakla, hayat öyküsünü öğrenmekle sanki beraber yaşamak zevkine ulaşarak), onun güldüklerine gülerek, gülen bir bahtın, talihin yaşamına alışmamız gerektiğini öğrendik.
4.    Mevlana Hazretlerinin gördüğü gözle hayata, kişilere ve olaylara bakmamız, kendini sarhoşlukla gizlemiş kişilerin sevinçli yaşayışlarını seyretmemiz gerektiğini öğrendik.
5.    Mevlana Hazretlerinin kendimizi olduğumuz gibi görüp öz-eleştiri yapıp, yanlışlarımızı-eksikliklerimizi Mevlana Hazretlerinin önerileriyle güzelleştirmemiz gerektiğini öğrendik
6.    Mevlana Hazretlerinin gözetimiyle yani bu okuduklarımızın anlayışıyla imanımızın aynasında nasıl imanlı bir kişi olarak nasıl inkârlar ettiğimizi görüp anlamamız gerektiğini öğrendik.
7.    Mevlana Hazretlerini tutkulu bir sevgiyle sevenin, her sözüne saygı duyanın Mevlana Hazretlerinin susarak anlattıklarını duyup anlayabileceğini öğrendik.
8.    Ağız açılmadan, dil oynamadan, ses kulağa gelmeden söz söylemenin ve sözü duymanın bu yolda mesafe almışların kazandığı bir özellik olduğunu öğrendik.
                            * 
İşte böyle yaren;
Yaptığımız yanlışları başkalarını suçlayarak kurtulup temizleyeceğimizi, kendi görev ve sorumluluğumuz için hazırlık yapmadığımız için yanlışlara sebep olduğumuzun bilincine vararak kabul etmemiz ve düzeltme yolunda adım atmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                           *

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 4. CİLT 1740 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri tutkulu sevgiyi anlatıyor)
                                                            
1740. Kendinden geçmeyen er (Benlikten, dünyaya ait isteklerinden kurtulup Tanrı şarabı içmeyen), er (İşini iyi bilen, yetenekli kimse) değildir;
Dertsiz aşk (Emek çekmeden, fedakârlıklara katlanmadan, sıkıntı çekmeden aşk sahibi olmak boş sözdür), masaldır (Boş sözdür), masal a oğul.

Göğsünü sevgiliye amaç et;
Yayı kurulmuş, oku yayda a oğul.  

Gönlü, onun okuyla yaralanın alnında yüzlerce iz vardır, eser vardır a oğul.  
Aşk, nazlı-nazenin kişilerin harcı değil, aşk pehlivanların işidir a oğul.  

Âşıklara kul-köle kesilen, sahip-kıran bir padişahlar padişahıdır a oğul.  

Aşkı kimseye sorma, aşka sor;
Aşk inciler (Şekli değişmeyen mücevher sözler) yağdıran bir buluttur a oğul.  

Aşkın benim tercümanlığıma ihtiyacı yok, aşk kendi kendinin tercümanıdır a oğul.  

Yedinci kat göğün üstüne çıkmak istiyorsan aşk, bir güzel merdivendir a oğul.  

Nerde bir kervan yola düşmüş, gidiyorsa bil ki o kervanın kıblesi (Sıkıntılı bir durumda yardımı umularak başvurulan yer) aşktır a oğul.  

Şu dünya, seni aldatmaz, aşktan alıkoymazsa kaçar, kaybolur gözünden a oğul.                             
                           ***    
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Sıkıntılı durumdan kurtuluşun olmadığını, sıkıntıyı çözümlemek, atlatmak, çaresizliğin çaresini bulmakla dertsizliğe ulaşılamayacağını ancak güçlü olarak yıkıcı etkilerden korunabileceğimizi öğrendik.
2.    Tanrı şarabı içenlerin ulaştıkları sarhoşlukla; aklın anlayamayacağı, çare bulamayacağı, çözüm yolları gösteremeyeceği birçok sorunu hallettiğini öğrendik.
3.    Kendisini sevdiğinin oklarına hedef yapmayan kişinin aşk sözlerinin yalan veya yetersiz olduğunu öğrendik.
4.    Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen, sağlıksız, dayanıklılığını çabuk yitiren kişilerin aşk işine giremeyeceğini öğrendik.
5.    Öfke anında kendisini tutabilenin pehlivan olabileceğini öğrendik.
6.    Âşıklara sevgiyle bağlanıp dostluğunu devam ettirenlerin, hizmet edenlerin beğenilen yetkili ve yönetici olacaklarını öğrendik.
7.    Aşkı ancak âşık olanların anlayabileceğini, tanımlanmasının çok güç olduğunu öğrendik.
8.    Allah’ı görmek, buluşmak, yaklaşmak isteyenlerin, göğün de üstüne çıkmak isteyenler için en güzel merdivenin aşk merdiveni olduğunu öğrendik.  
                            * 
İşte böyle yaren;
Dünya işleri bizi aldatamaya, aşktan alıkoymak için oyaladığını, düzenler kurduğunu öğrendik, anladık.
Dünya işleri sevgisi kişiden kaybolmadıkça aşık olamayacağını öğrendik, anladık.
                           *

RAVLİ

25 Ağustos 2017 Cuma

DİVAN-I KEBİR 4. CİLT 1730 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri tutkulu sevgiyi anlatıyor)
                              
1730. Ateşlere attın beni de (Aşk gibi çok tehlikeli işe bile-bile soktun da) dayan diyorsun;
Tandırında nasıl dayanılır (Kalınabilir), bilmiyorum ki?

Hatırladın mı, dün gece sarhoş gelmiştin;
Ay mıydın, peri miydin, yoksa huri mi?

O şeker gibi söylediğin sözler, o uzaktan yaptığın işaretler…
Elini dudağına götürüyor, yani hatırım için coşma diyordun.

Elini ağzına götürüyor, dayan demek istiyordun, hatırım için coşma (Duygu ve düşüncelerini güçlü bir tepki ile dışarı vurma), köpürme (Çok kızma, birdenbire öfkelenme, bıktırıcı şekilde konuşma);
Fakat o Lâ’l dudaklara sabredecek nerde?

Yüzünü göğe kaldırıyor, Tanrım, güzelliğinden ırak (Uzak) olsun kötü göz demek istiyordun.

A şekillerden de arı (Yabancı şeylerden temizlenmiş, katışıksız) güzelim, senin yüzünden gönül kuyularında her an bir Yusuf var.

Akıl, yola düşenlerin yolunu keser a oğul;
Yol apaçık, çöz şu bağı, koparıver a oğul.

Akıl bir bağdır (Hareketsiz bırakır), gönül hile-düzen (Topluca ve gizli komplo), cansa örtü-perde (Gizlenmiş);
Bu (Gerçek) üçünden de gizlidir a oğul.

Akıldan, candan, gönülden geçtin mi gerçeğe erersin (Ulaşırsın);
Bu da umulur senden a oğul.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerin her hareketinin anlam taşıdığını öğrendik.
2.    Aklımızı tercih edeceğimiz sağlam değer olarak kabul edersek; hareketsiz ve çıkarımıza bağlı olarak alanımızı daraltacağını öğrendik.
3.    Gönlümüzü yani arzu ve isteklerimizi sağlam değer kabul edersek; hilelerle-düzenlerle uğraşıp oyalanıp kalacağımızı öğrendik.
4.    Canımızı tercih edeceğimiz sağlam değer olarak kabul edersek; gizlendiği için arayıp bulmakla zaman kaybedeceğimizi öğrendik.
5.    Doğru: Akla, mantığa, kurala uygun, yanlışsız, eskizsiz bir biçimde, hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca ahlaka bağlı olarak gerçeğe ulaştıran tanımlama olduğunu öğrendik.
                            * 
İşte böyle yaren;
 Gerçeğin kendini akıldan, gönülden, candan kendini gizlediğini, ancak bunlara takılı kalmayana kendini açık ettiğini öğrendik, anladık.
Abdulbaki GÖLPINARLI ölüm tarihi 25 Ağustos 1982 Allah rahmet eylesin.
Âmin…………
                           *

RAVLİ

Popüler Yayınlar