27 Mart 2017 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 3350 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

3350. Sus balık gibi suyun içinde gizlice, görünmeden yürümeye bak,
Aşağı kişilerin davasını bırak, sen umman ehlindensin (Büyük deniz ustasısın).

Sus, sofra yayıldı (Hazırlandı), yemek vakti geldi;
Hepsini okumaya kalkışırsan eş-dost yemeği yer, bitirir.

İnsanlık güneşi yüceldikçe yüceldi;
Bu ne tatlılık, bu ne sarhoşluk;
Bu ne aşk, bu ne kolaylık!

Dünya, nuruna karşı yok oldu adeta;
Nesin sen;
Gönül kapma tılsımı mısın, yoksa güzellik definesi mi?

Seni bu şekilde çizip bezeyen kalem, ne güzel kalem;
Herkesin mektubunu yazılmadan okuyorsun sen.

A gönül, padişahlar padişahının doğanı seni avladı ya, artık kuşların dillerindeki sırrı anlayan bir tercüman beysin sen.

Tercüman da nedir?
Şimdi yücelerden yüce bir Zümrüdüanka kesildin, yüzlerce Süleyman’ın can bakışlarına bir afet oldun.

Seni ararken imanın da çarığı yırtıldı, küfrün de;
Küfürden de, imandan da bin yıl ötesindesin sen.

Her seher çağı, doğup parladın mı can horozu seslenir, öter;
Gel der, can da sensin, cihan da;
Git der, padişahsın sen.

Mademki Tebrizli Şems, canıma canlar katmada;
Ben de güllük-gülistanlıktan vazgeçeyim de canımı, onun bulunduğu tarafa götüreyim.
                                ***
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Aşağılık kişilerle uğraşmayı bırakıp sesiz ve gizlice Allah’a ulaşmak için yol almamız gerektiğini öğrendik.
2.    Yukarıdan bize gelen bilginin bizim için olduğunu, başkalarıyla paylaşmamamız gerektiğini, paylaşırsak yoldan geri kalacağımızı öğrendik.
3.    Şems Hazretleri ile inançta tatlılık, sarhoşluk, tutkulu sevgi ve kolaylıkların dünyaya geldiğini öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinin küfürden de, imandan da ileride olduğunu, buradan sırlar verdiğini, Mevlana Hazretlerinin bu sırları bizlerle paylaştığını öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Bizim de canımızı Mevlana Hazretleri gibi Şems hazretlerinin bulunduğu tarafa doğru götürmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                                  *                                                                                           

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 3340 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

3340. Güzellik dolabını bir döndürdün mü her kuyudan binlerce Yusuf (Güzel insan) çıkar, belirir.

Canlarıyla oynayıp giden nice kişiler var;
Bunların yüzünden can, pek ucuzladı;
Senin güzellik saltanatının hüküm sürdüğü devirde ağırcanlılık ortadan kalktı gitti.

Gerçek âşığa can kaygısı nedir, kilit-kürek kaygısı ne (Sahip oldukları dünyalık aletleri koruma korkusu yoktur)?
A gönül, bu gül bahçesindeysen yaprak gibi titreme.

Karakış kargası yahut ovanın leyleği sarhoş bülbülün çilemesini (Ötmesindeki çağrıyı) ne bilir, ne anlar.

Bir kerem (Asillik, büyüklük) sahibinin, güzelim, lezzetli yemeklere iştahı varsa, bu iştah gerçekse bir butla boranı aşı (Et, patates, yumurta, tereyağı, süzme yoğurt, sarımsakla yapılan yemek) ağır gelmez ona.

Ne sen pervaneden  (Işığa gelip kanatlarını yakıp can veren kelebek) aşağısın, ne sevgili mumdan (Işık vererek kendini yok edenden) aşağı.
Aşağıysan ne diye onun kanadından bahsedersin, ne diye caka satar (Gösteriş yapar), övünür durursun?

Aşağılık bir cana karşılık, lütfedip binlerce kutlu can vermede sevgili;
Ucuzluk dediğin budur işte.

Güneş batacağı zaman sana secde etti;
Karşında devletten de geçti, kutluluktan da.

Bu çeşit derdin verdiği dağınıklıktaki zevkle eren kişi, artık Yarabbi, beni dağıtma, bana dağınıklık verme demez.

Bir sivrisineğe benzeyen gönlüm, yele bindi de havalara ağdı;
Bir sivrisineğin Süleymanlık ettiğini kim görmüştür.
                                ***
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Ararsak gizlenmiş çok güzel insanların kendilerini göstereceğini öğrendik.
2.    Kendini yetiştirmiş Allah âşıklarının ölümden korkmadıklarını, varlıklarının sıkıntı vermediklerini, sevimsiz olmadıklarını öğrendik.
3.    Aydınlıktan, aydınlatmaktan kaçan, kendi ışığından daha kuvvetli ışığı istemeyen kişinin aşağılık kişi olduğunu öğrendik.
4.    Tanrı bilgisini asıl durumunu yitirerek baş aşağı olanların anlayamayacağını, bunların aşağı kişiler olduğunu, bilgiliyim diye konuşup durduklarını öğrendik.
5.    İnsanın ölüme yaklaşırken secde etmesi gerektiğini, kutlu ve varlıklı olmaktan vazgeçip hür olması gerektiğini öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Yaptığı işten zevk duymayan kişinin yanlışta olduğunu, bir rüzgârın yukarılara kaldırdığı kişinin elbette ki rüzgâr kesildiği zaman aşağıya, gerçek seviyesine döneceğini öğrendik, anladık.
                               *                                                          

RAVLİ

26 Mart 2017 Pazar

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 3330 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

3330. Sen gitmezsen o kerem (Ululuk, büyüklük, asillik), seni tutar çeker;
Padişahların keremi (Büyüklüğü), rahmeti (Bağışları) böyledir, böyle yapar.

Sertçe çekerse seni korkma a gönül;
Çünkü çeken Yusuf’tur (Peygamber), sense Bünyamin’sin (Kardeşisin).

Hani Yusuf onu töhmet (Suçlama) altına almıştı, hırsız tutmuştu da altın kupayı sen aldın, kötü kişisin sen diye ona sert muamelede bulunmuştu;

Sonra da yalnız kaldıkları zaman ona, sen demişti, benim eşim dostumsun, kardeşimsin;
Sen bana benim kucağıma lâyıksın (Uygunsun), ben duayım, sen de âmin sözüsün.

Mekândan münezzeh olan (Yere ihtiyaç olmayan) o âlemde köşklerin var;
Hal böyleyken şu yokluk yurdunda ne diye hırsa düşer, didinir-durursun?

Sana bin kere söyledim, sus, ağzını açma dedim;
Fakat sen inadınla hep o Ahmed’sin (Çok sevilmiş ve beğenilmişsin), dünkü Ahmed.

Canımın canı feda olsun sana, beni yaşatan sensin;
Özümü balçıktan (Toprak-su karışımından) halâs eden (Kurtaran) sensin ancak.

Canımı ağırlamada, ona güzelim elbiseler giydirmedesin;
Onlarla yaşarım;
Ölünce de beni kefenleyen gene sensin.

Ey kaynaktan ırmaklar fışkırtan, ey gözlerimi aydınlatan;
O şarabı (Tanrı şarabını) bana sundukça sarhoş oluyorum, kendimden geçiyorum;
Onu içmekse dinim benim.

Sana demedim mi ki güzellerin padişahısın sen;
Çayır-çimen yerine topraktan güzeller bitirirsin sen.
                                ***
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin kendine kardeş olanları, olacakları kendine çektiğini, bazen yavaşça, bazen de sertçe çektiğini öğrendik.
2.    Ahret yurdunda köşklerin olduğunu, dünyada hırsa düşüp didinip aşırı yıkılacak köşk yapmak için çalışmanın boşa yapılan bir çalışma olduğunu öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin Mevlana Hazretlerine Tanrı şarabı sundukça kendinden geçtiğini, yani bedenin baskısından ve etkisinden kurtulup özgürce hakikatleri gördüğünü, tercih sırasını buna göre yaptığını, kendisine iyilik edene âşık olduğunu öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin güzellerin padişahı olduğunu, topraktan olmuş insanları güzelleştirdiğini Hazreti Mevlana’nın dilinden öğrendik, anladık.
                               *                                                          
RAVLİ


DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 3320 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

3320. Toprak başına (Ölmesi daha iyi), sirkenin de kutsuzluğu yüzünden arı-duru bal şerbeti dururken sirke içenin de.

Bana bak da gör, bu mecliste halkın en aşağısıyım amma öylesine kendimden geçmişim ki ileri kim, aşağılık kim, ayırt edemiyorum.

Görmüyor musun?
Susamış, tutuyor da suya kızıyor, aç, gelmiş de ekmeğe burun büküyor (Beğenmiyor).

Dehliz de güneşe kızmış, istemiyor onu;
Ne de aptallık bu, ne de kutsuzluk (Uğursuzluk) bilgisizlik, uyuzluk (Sinirlilik).

Altın madeni seni tapısına çağırıyor, sen gitmiyorsun da topraktan altın parçacıkları toplamaya koyuluyorsun.

Şu güzellerde ezeli güzellikten altın parçaları var, onları suya, toprağa gösterir de balçığa, sen balçık değilsin, busun, bu der.

Sen hemen baştanbaşa altın parçası olmaya bak;
Altın kesilirsen madenine gider, aslına kavuşursun zaten tamamıyla altınsın sen.

Cezbe balına cefa suyunu katmadayım çünkü halis bal tatlılığından boğazından geçmez, yiyemezsin.

Dualar, âmini çekmez mi?
Ben de seni çeke-çeke bu yana getirdim;
Topallıyorsun amma zararı yok, gel benim yanıma.

A balık, denize doğru git, kendini denizden çıkma;
Sen kutluluklara eşsin, devlete yâr (Dost, tanıdık, sevgilisin);
Öyleyken ne diye kinlere düşersin?
                                ***
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Tatlılık varken acılığa, ekşiliğe razı olanın, alışkanlık edenin ve bunu da ısrarla sahiplenin yok olmasının daha iyi olduğunu öğrendik.
2.    Aşk makamında kendinden geçenin toplanılan yerde kimin ileri kimin aşağılık olduğunu belirleyemeyecek sarhoşluk içinde olacaklarını öğrendik.
3.    Aptallığı, kutsuzluğu, bilgisizliği, sinirliliği kendisine kişilik ve alışkanlık haline getirenin; görüşü netleştiren bilgi ışığından kaçtığını, benliğinin etkisiyle bilmezliğini kabul etmediğini, çok ihtiyaç duyduğunu almak için bile beğenmezlik tutumunu göstererek aslından uzaklaştıklarını, öğrendik, anladık.
4.    Kişi aslına kavuşmak, altın madeni olduğunu kendisinin bilmesi ve anlaması için sağdan soldan altın parçaları toplamaktan vazgeçmesi gerektiğini öğrendik.
5.    İnancımız yüzünden kendimizden geçecek, acılığa da çok tatlılık karıştırarak hayatımızı tatlı hale getirmemiz gerektiğini öğrendik.
6.    Dualarımıza öyle olsun (Âmin) diye çok tasdik geldiğini, böylece dileğimizin çekici gücünün fazlalaştığını öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Gizli düşmanlıklarla uğraşmayı bırakıp kutluluklara, ebediyen var olmaya doğru gitmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                               *                                                          
RAVLİ


Popüler Yayınlar