31 Ağustos 2016 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3960 İNCİ BEYİT

3960.( Mevlana Hazretleri Allah dostu Şems Hazretlerini özleyişini anlatıyor)
A can, a görür iki göz, nasılsın?
A Ay’ın, a gök kubbenin kıskandığı güzel ne âlemdesin?

Biz de, bizim gibi yüzlercesi de sensiz perişan, yıkık-dökük, sarhoş bir hale düştük;
Sensiz bitkin bir haldeyiz a canım, sen bizsiz ne haldesin?

Senin olmadığın yer, akrep oyuğuna benzer (Sessizliğe ve gizliliğe bürünür);
Senden başka kimseciklerin bulunmadığı o yerde nasılsın, ne âlemdesin sen?

A canım benim, canları nice seçmedesin?
A denizden de artık, deryadan da üstün inci, ne âlemdesin?

A arş kuşu, suya, toprağa düşmüşsün?
Kanla, sevdayla, balgamla, safrayla karışmış, katılmışsın (Normal insan olmuşsun), ne haldesin bunlarla?

O güzelim gül bahçesinden gelmişsin de şu külhana düşmüşsün (Aşağı kişilerin bulunduğu yere inmişsin);

Külhandakilerle nasıl geçiniyor, nasıl uzlaşıyorsun (Düşünce ve çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşuyorsun, anlaşıyorsun)?

Dayanıp durmada, irkilmeyip sarsılmada (Şaşırıp duraklanacak durumda) Kafdağına (Yüce dağa) benziyorsun, ne de sabırlısın (Acı, yoksulluk, haksızlık bunlar gibi durumlar karşısında ses çıkarmadan geçmesini bekleme erdemi olansın);

A Zümrüdü Anka (Yücelerde yaşayan kuş gibi) gibi yalnızlığı seçen, ne âlemdesin?

Âlem seninle durmada, sen ne âlemdesin bakalım?
Bedenler seninle diri, sen yapayalnız ne haldesin, bedenlerle nasılsın?

Güneş bile seni görünce kendinden utanıyor, hangi doğudasın o güzel?
Halis zehir bile seninle helva haline geliyor, nasılsın a şeker, a bal?

Ne altımız var ne üstümüz (Giyecek), fakat senin yüzünden alt-üst olduk;
A dünyaya fitneler (Karışıklıklar), kavgalar salan, ne âlemdesin?
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini özlediğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin yukarı âlemler ve kişilerde kaçıp aşağı âlemdekilerle zaman geçirdiğini öğrendik.
                               *                             
İşte böyle yaren;
Seven kişinin ne altın ne de giysilerle uğraşmadığını, sadece sevdiği kişiyi düşünmekten işten güçten uzaklaştığını, sevdiğine olan ilgisini ve merakını gittikçe artırdığını öğrendik, anladık.
                                *

RAVLİ

30 Ağustos 2016 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3950 İNCİ BEYİT

3950.( Mevlana Hazretleri Allah dostlarına yakın olanların imkânlarını anlatıyor)
Bedeninin otağı yüzünden bütün bir dünya apaydın, ışıl-ışıl;
A otağa girmiş can, sen, kim bilir, nasılsın?

Ruh, şarabınla ebedi mest olmuş, ayılmasına imkân yok;
Toprak, avucunda ayarı tam halis altın kesilmiş, kalıplaşması mümkün değil.

Seni, örnek getirmeden övsem halk anlamaz, hâlbuki örnek de seni bir şeylere benzetenlerin hayallerini artırmada.

Fakat bir âşık, şekva (Heves ve isteğe) düşse de seni bir şekle soksa, o çeşit övse her şeyden münezzeh (Temizlenmiş) oluş denizi bulunmaz ya.

Yeni Ay’ı nala benzetseler şairlerin şu saçma benzetişleri yüzünden Ay, Ay’lıktan düşmez ya.

Deniz Musa’ya engel olabilir, onun yolunu kesebilir mi?
İsa’ya sığınan kişi nasıl olur da kör kalır?

Bir tek kulu, bir tek kölesi bile olmasa gene herkesin efendisidir o;
Sen onu düzgün saymasan da usul boylu selvidir (Düzgün ve uzun boyludur) o

Musa’sın, fakat henüz çobanlık etmedesin;
Yusuf’sun, fakat henüz kuyunun dibindesin.

O ücretten eline bir şey gelmiyor, faydalanamıyorsun, çünkü bu işe sarılmamışsın, arada bir el ucuyla yapışıyorsun işe.

Sus ki Tanrı yemeği, gayb şarabı (Görünmez âlemden gelen Tanrı şarabı)  olmadıkça bu harf, şu söz, iki üç boş kâseden ibaret.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Allah dostlarını bulup onlara hizmet ve ikram yoluyla yakınlaşmamız, bu şekilde faydalanmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Allah’tan gelen gıdalarla gıda almamız gerektiğini öğrendik.
3.    Bir çıkış, bir yükseliş için Allah dostlarının elimizden tutmasının, yol gösterip yolu aydınlatmasının, gizli ve açık yardım etmesinin gerektiğini öğrendik.
                               *                             
İşte böyle yaren;
Görünmez âlemden gelen nimetler olmadıkça o kişinin sözünün, davranışının boş olacağını öğrendik.
                                *

RAVLİ

29 Ağustos 2016 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3940 İNCİ BEYİT

3940.(Mevlana Hazretleri akıl-fikir ile yaşayanların yanlışlıklarını ve doğru yolun aşk olduğunu anlatıyor)
Felek şu tersine çakılmış nallar yüzünden (Düşmanın gittiğin yolu anlamaması için ve onu şaşırtmak için uygulanan düzen), şu ters anlayıştan ağlayıp inlese yeri var;
Çünkü öküz gibi yük altında!

A bize doyan, bizden bıkıp usanan, bizse düştükçe düşmüşüz sana, istedikçe istiyoruz seni;
A yoldan ayak çeken, yol arkadaşlığının şartı bu muydu, nerde o şart?

Dünyanın özü, içi sensin, sen;
Geri kalanı hep kabuk;
İnsan kabuklarla gelişir, semirir mi hiç?

Yıkılıp giden, altı üstüne gelen her şehir, bir padişahlar padişahının gölgesinden uzak kalmıştır.

Güneş çekilip gitti mi ne kalır?
Kapkaranlık gece;
Baştan akıl-fikir gidince aptallıktan, ahmaklıktan başka ne kalır başta?

A akıl, bütün fitneler senin gidişinden kopuyor da sonra sen tutuyor, akılsız başa suç buluyorsun.

Nerden yüz çevirirsen orada yol bitiriş, savaş yüz gösterir, nereye yüz döner, ne yana yüz gösterirsen orda zevk, sarhoşluk, hayranlık belirir.

On sekiz bin âlem de ancak iki kısma ayrılır;
Yarısı cansızdır, ölmüştür, yarısı diri biliş-anlayış sahibi.

Biliş-anlayış denizi var ya hani, bütün akıllar-fikirler o denizden meydana gelmiş;
İşte en sona varmış akılların en son varacakları yer gene o deniz işte.

A yüzme bilen can, o denize gidiyorsun sen;
A ok gibi fırlayıp şu gökyüzünü geçen can.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Dünya yaşayışının tersliklerle dolu olduğunu, normal insanların her şeyi ters anladıklarını öğrendik.
2.    Mevlana ve dostlarının kendilerinden olmayanlara bu tersliklerin sırlarını vermekten kaçındıklarını, bu yüzden değişik tedbirlere başvurarak kafayı karıştırdıklarını öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinden doysak da, bu yoldan ayak çeksek de, bıksak da bizi istemeye devam ettiğini, bizimle yol arkadaşlığı yapmak isteğinin bitmediğini öğrendik.
4.    Aklımızın başımızda olarak yol arkadaşlığına devam etmemiz gerektiğini öğrendik.
5.    Mevlana Hazretlerinden kim yüz çevirirse orada yolun bittiğini, savaşın başladığını öğrendik.
6.    Mevlana Hazretleri ile yol arkadaşlığı yapan kişide zevk, sarhoşluk, hayranlık oluştuğunu, bu oluşla kendisinin ve aklının geliştiğini öğrendik.
                               *                             
İşte böyle yaren;
Toplumdaki bireylerde görüş ve inanışın etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, anlayış, zihniyet ile bilinçli duruma gelmeyi candan istediğimiz takdirde zevkin, sarhoşluğun, hayranlığın oluşabileceğini öğrendik, anladık.
                                *

RAVLİ

28 Ağustos 2016 Pazar

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3930 İNCİ BEYİT

3930.( Mevlana Hazretleri anlayış-biliş ve Allah dostunun özelliklerini anlatıyor)
Ey ney, bülbül gibi o güle âşıksın, sende feryat ediyorsun, inliyorsun;
Boynunu kaşıyıp durma, dikensiz gülden haberin var.

Güle dedim ki:
Dostun hem-demisin (Allah dostunun sıkı arkadaşısın), sırrını gizleme;
Dedi ki:
Tamamıyla duyar, anlarsın helak olur gidersin.

Dedim ki:
Zaten kurtuluşum helak (Yok) olmamda;
Ateş sal, yak-yandır, ne duyuş-biliş kalsın, ne anlayış.

De ki:
Bu kervanın nasıl keseyim yolunu?
Biliyorum ki kervanbaşı, her şeyi bilen, anlayan biri.

Dedim ki:
Mademki dost kaybolanları aramıyor, okşamıyor;
Anlayış bile anlayıştan usanmıştır (Düşünüş biçiminden bıkmıştır) artık.

Kendinden haberin bile yok ki göz kesilmişsin, her şeyi görüyorsun sen;
Bizeyse anlayış-biliş (Görüş ve inanışın etkisiyle beliren düşünme yolu ile bilinçli duruma geliş), göz hicabı olmuş, buluşma perdesi haline gelmiş.

Başını kesmişler de o yüzden bir dudağa hemdem (Çok samimi arkadaş) olmuşsun, bu yolda başa sahip olmak, ne ayıp, biliş-anlayış (Böyle düşünüp anlamak) sahibi olmak, ne âr (Utançtır).

Kendinden sıyrıldın çıktın da sırlarla doldun;
Çünkü kendisine tapanı da biliyorsun artık, inkâr edeni de.

Mademki sevgilinin lâ’l (Kırmızı) dudaklarını tattın, feryat (Haykırmak, çığlık atmak) da ne oluyor?

Bırak da ağlayıp inleyen anlayış-biliş (Görüş ve inanışın etkisiyle beliren düşünme yolu ile bilinçli duruma geliş)feryat etsin (Haykırsın, çığlık atsın).

Hayır-hayır, sen kendin için feryat etmiyorsun a kerem (Büyüklük-ululuk) sahibi;
Ağyar (Yabancı)var sanana, ağyar (Yabancı) bilip görene ağla-inle.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Allah’ın sırlarını bilip anlamanın insanı yok edeceğini öğrendik.
2.    Allah dostlarından hiç rahatsız edici hareketleri olmayanında olduğunu öğrendik.
3.    Anlayış ve bilişin doğru, düzgün ve kuvvetli olması için bu ana kadar sahip olduğumuz anlayış ve bilişi yok etmemiz, Allah dostundan yeni bir anlayış ve biliş istememiz gerektiğini öğrendik.
4.    Kendimizden çıkmamız yani ben ve benlik içeren tüm söz ve davranışlardan kurtulmamız gerektiğini ve bizi bağlayan diğer bağlardan, mal, mülk, makam gibi bizi bağlayan bağlardan kurtulmamızın önemli bir davranış olduğunu öğrendik.
5.    Kendimizi Allah ve dostlarından uzak sanmamamız gerektiğini öğrendik.
                               *                             
İşte böyle yaren;
Allah dostları ile birlikte olmanın lezzetini alanın kendini onlardan soyutlayamayacağını, hep onlarla birlikte olmayı hararetle arayacağını öğrendik, anladık.
                                *

RAVLİ

Popüler Yayınlar