21 Ağustos 2016 Pazar

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3860 İNCİ BEYİT

3860.( Mevlana Hazretleri kendisiyle dost olanın kazanacaklarını anlatıyor)
Bu düğün de hava, şu yas da;
Bugün ne ondan bir oyun kaldı, ne bundan bir ağıt, bir feryat.

Yüzlerine vururlar, yüzlerini yırtarlar dururlar;
Fakat uyku bitince görürler ki yüzlerinde bir tırnak beresi bile yok.

Nerde o bizimle sütle bal gibi kaynaşan;
Nerde o bizimle suyla yağ gibi bir türlü uzlaşamayan?

Şimdi gerçekler belirdi, uyku da geçti, hayal de;
Huzur-rahat var, emniyet-istirahat var;
Ne bizlik kaldı, ne benlik.

Ne ihtiyar var, ne genç, ne tutsak var, ne haydutlar.
Ne yumuşak var, ne sert kaldı, ne mum var artık, ne demir.

Bir renklilik, bir sıfata bürünüş, birlik…
Bir can ki uçup gitmiş, bedenden kurtulmuş.

Bu bir, herkesin bildiği-bileceği bir değil;
Terci (Başa dön) Söyle de gönüle doğsun, hatıra gelsin.

Ey bu yola gerçek olarak ayak basan, gerçeklik ayağını atan, benimle hemdem (Sıkı-fıkı arkadaş) oldun mu, iki âlem de (Madde ve mana) seninledir, senindir.

Hiçbir şeyi zayi (kayıp) etmezsin, her şey hazırdır sana, ey baht (Kendini Allah’ın yazdığı kadere teslim edenlerin) ağacından neşelenen, eğilip bükülen.

Eline aldığın her elma, her armut, her meyve, içindeki aydınlığı, lezzeti, tadı belirtir sana
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Yaşamın bir rüya gibi olduğunu, sevincin-üzüntünün gelip geçtiğini öğrendik.
2.    Mevlana Hazretlerini ve onun dostlarını sevenlerde, uyum sağlayıp bağlayıp dostluğu devam edenlerde, uykunun ve hayalin kaybolacağını, gerçeklerin belireceğini, rahat ve huzura ereceklerini, ben ve bizlik içeren söz ve davranışlardan temizleneceklerini, emniyet ve istirahat içinde yaşayacaklarını öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin halkın bildiği, anlattığı bir olmayı anlatmadığını öğrendik.
4.     Mevlana Hazretlerini kendine arkadaş, yaşam koçu olarak kabul edenlerin, gerçekliği arayanların ve gerçeğe önem verip adım atanların farklı bir olmayı öğrettiğini öğrendik.
5.    Mevlevi olma yolunda adım atıp geri dönmeden yola devam edenlerin kayıplarının olmayacağını Mevlana Hazretlerinden öğrendik.
                           *                             
İşte böyle yaren;
Allah’ın razılığında elimize aldığımız her meyvede olan aydınlığı, tadı, lezzeti görebilme ve anlama yeteneğine sahip olacağımızı öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

20 Ağustos 2016 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3850 İNCİ BEYİT

3850.( Mevlana Hazretleri uyku ve hayalin zararını anlatıyor)
Her hayale canım diyorsun, cihanım diyorsun;
Hayaller kaybolmasaydı, hayallerden geçseydin sen can olurdun, cihan kesilirdin.

Yeter, sus artık;
Şu dilin, aklına bağ oldu gitti;
Böyle olmasaydı Aklı küll (Doğadaki uyum)gibi baştanbaşa dil olurdun.

Yeter, sus artık;
Bilgiye perde olan, gene bilgidir;
Padişah olduğunu bilseydin tercümanlık mı ederdin hiç?

Şu dumanlarla dolu evde bir pencere açtılar da duman çıktı gitti, güneş ışığı girdi.

O ev hangi ev?
Gönül, o duman da ne?
Kaygı-düşünce.
Kaygıdan-düşünceden, zevkinin (Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden olan hoş duygu), neşenin boynu kırılmıştır (Mutlu olmaktan dolayı dışarı vurulan sevinçtir) adeta.

Uyan da düşünceden kurtul, hayalden de;
Yarabbi şu bizim uykuya dalanımıza bir davulcu gönder.

Uyuyan, bir hiç için binlerce gam yer;
Rüyasında da kurt görür, ya yolkesen haydut.

İnsan, rüyasında yüz binlerce kılıç, yüz binlerce mızrak görür, fakat uyandı mı onlar şöyle dursun, bakar ki iğne bile yok.

Ölenler derler ki:
Ne olmayacak gamlar yedik, ömrümüz çeşitli vesveselerle (Yanlış ve yersiz düşünce) geçti gitti.

Bir hayal için toplar kurmuş, başka bir hayal için zırhlar giyinmiş.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Hayal kurmaktan, hayallere bağlanmaktan kurtulursak çok içten, sevilen, sevimli, şirin olacağımızı öğrendik.
2.    Doğa hiç konuşmadan nasıl uyum sağlıyorsa bizim de ağzımızı kapatıp böyle bir uyum içine girmemiz gerektiğini öğrendik.
3.    Yanlış, yetersiz bir bilgiyi doğru kabul edenin, bu bilgiyi sahiplenenin, bu bilgiyi fikir olarak geliştirip savunanın kendisine bu bilgi ile perde yapacağını, doğruyu olduğu gibi göremeyeceğini öğrendik.
4.    Kötü bir şey olacakmış düşüncesiyle ortaya çıkan ve sebebi bilinmeyen gerginliğin bize duman etkisi yaparak bizi önümüzü göremez hale getireceğini öğrendik.
5.     Uyuyanın rüya göreceğini, gördüğü bu rüyadan da rahatsız olacağını öğrendik.
6.    Uyanık olmamız ve hayalden uzak durmamız gerektiğini öğrendik.
                           *                             
İşte böyle yaren;
Ölüp gitmişler konuşacak olsalar:
Yanlış ve yersiz düşüncelerle, çeşitli olmayacak ihtimallere tasalanmış, olmayacak bir şeyin olacakmış gibi sanarak boşuna üzülmüşüz diye bize öğütler verebileceklerini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

19 Ağustos 2016 Cuma

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3840 İNCİ BEYİT

3840.( Mevlana Hazretleri yüce kişilerle beraber olmayı anlatıyor)
Tanrı, hac edilecek yere erişen âmândadır (Can ve malları güven altındadır) dedi;
A Hak tanımayan gökyüzü, sen de eminsin afetlerden.

Hepsi bahaneler;
Ne varsa aşktan ibaret;
Tanrı evidir aşk, sen de o evde konaklamışsın.

Bundan fazla söyleyemem, fakat and olsun Allah’a şu gönülde, söylenecek ne ince sözler var, yalnız söylemeye imkân (İzin) yok.

Keşke bir an olsun, kendini bilseydin, o güzelim yüzünden bir haberin olsaydı.

Binek hayvanları gibi toz-çamur içinde yatmış, uyumuşsun;
Ne olurdu, kendi güzellerin evlerindeki zevk-işret (Hoşa giden Allah şarabının içildiği, herkesin sarhoş olduğu) meclisine (Allah dostlarının bir araya geldiği yere kendini) çekseydin.

Kendi çevrende dolanmadasın, çünkü kendini görmede, kendini göstermedesin;
Hâlbuki sende bir define var, var amma benliğin gizlemiş onu.

Bedenden ibaret bulundukça candan haberin bile olmaz, fakat can olursan can mülküne girer, orada karar kılarsın.

Başkaları gibi iyiye-kötüye kapılıp durmadasın;
Buysan, oysan bununlasın, onunla.

Bir tek yemek olsaydın tek bir çeşit lezzetin olurdu;
Bir tek kazana girmiş olaydın, hep aynı tarzda kaynar-coşardın.

Tortulu nesne gibi eğer sen de bu kaynayışla sâf bir hale gelseydin arınanlar, sâf bir hale gelenler gibi göklere ağardın.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Allah’ın evine ulaşmak isteyen kişinin Allah’a âşık olması, aşk yolundan gitmesi, Allah’a âşık kişiyi kendisine rehber edinmesi gerektiğini öğrendik.
2.    Allah dostlarının bir araya geldiği yüksek makama ulaşmamız, Tanrı şarabından içmemiz gerektiğini öğrendik.
3.    Kendini gören yani malım, param, tanıdıklarım var diye kendini büyük ve merkezde sananın büyüklerin toplandığı yerin ancak çevresinde dolaşabileceğini öğrendik.
4.    Ben ve ben merkezli davrananların Allah’ın kendisine verdiği hazineleri göremediğini, benliğinin içe bakışını kör ettiğini, dışarıdan hazine sağlamaya çalıştıklarını öğrendik.
5.    Bedenine önem verenlerin canlarında ve canın özelliklerinden habersiz kalacaklarını öğrendik.
6.    Büyüklerle birlikte olanların, onlar gibi davrananların onlar gibi er–geç olacağını öğrendik.
                           *                             
İşte böyle yaren;
Biz kiminle isek, neyle uğraşıyorsak o kişiyiz, o uğraşı gıdamızdır.
Her canlının gıdası olduğunu, bokböceğinin boku iştahla yediğini, akbabanın yükseklerde gezse bile aşağıya inince leş yediğini, şahinin kendisinin avladığı taze avı yediğini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

18 Ağustos 2016 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3830 İNCİ BEYİT

3830.( Mevlana Hazretleri Tanrı Tebrizli Şemsîni anlatıyor)
Hasretlerle dopdolu gönlümü kıracaksan bari o ayyar (Dolandırıcı) dilberimin (Alımlı güzelin)-(Allah’ın)yüzünü göster, beni ona kavuştur da o zaman kır dök.

Ey âlemin kendisine kul-köle kesildiği (Sevgiyle bağlanıp hizmet edilen) Şemseddin, sen görüş âleminde (Hakikati olduğu gibi görenlerin, kendini hayalden, zan etmeden temizlemişlerin başında olan) padişahlar padişahısın;
Bir bakışta yüzlerce gönlü, yüzlerce gönül alanı kırar-dökersin.

Övünme Tebrizi, bu yüzden sana mülk (Taşınılmaz mal) olmuştur;
Sen, yüzlerce tacı-tahtı bir sarık ucu için kırar-geçersin (Mevkie-makama önem vermezsin).

A gökyüzü, başımızın üstünde dönüp duruyorsun amma güneşin aşkıyla sen de benim hırkamı giyinmişsin, sen de âşıksın benim gibi.

Vallahi âşıksın, hem de neden anladım, söyleyeyim:
İçin de terü-tâze (Çok taze), yemyeşil, apaydın, dışın da.

Deniz ıslatmamış seni, toprağa da boş vermişsin;
Ateşten de yanmıyorsun, yelden (Rüzgârdan) da eminsin.

A değirmen dolabı, dönüşün hangi su yüzünden?
Bir kerecik söyle bari,
Ne de demirden yapılma bir dolapsın sen.

Bir dönüşte yeryüzünün kucağını İrembağı’na (İçinden su akan bahçeye) çevirirsin;
Gene bir dönersin, nice ağaçları köklerinden söker, atarsın.

Güneş bir mumdur, sense pervanesin sanki pervane gibi bu çeşit mumun çevresinde dönüp dolaşırsın.

Hacılar (Din buyruğunu yerine getirmek için Mekke’ye gitmiş kişi) gibi sen de ehrama büründün (Dikişsiz elbise giydin), mavi bir örtü sarındın, hacı gibi Kâbe’yi tavaf edip (Dönüp) duruyorsun.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinden istediği: Gönlünde Allah’ın güzelliğini göreyim, sonra da kır-dök sana hiç kırılman dediğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin hedeflediği kişinin önce gönlünü kırıp paramparça edip sonra da kendisine bağlı kalana doğruyu olduğu gibi gösteren ayna ikram ettiğini öğrendik.
3.    Şems Hazretleri ne kadar öğünse bile az olacağını öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinin istediğinin şansını değiştirebilecek yetkide ve yapım kuvvetinde olduğunu öğrendik.
                           *                              
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin Allah’ın emirlerini yerine getiren etkili ve yetkili ölümsüzlerden olduğunu Mevlana Hazretlerinden öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

Popüler Yayınlar