21 Ocak 2016 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 1760 İNCİ BEYİT

1760. (Şems Hazretlerinin ayrılışı)
Alt-üst oldun da gittin amma şu aşağılık yerden neşeyle, sarhoş bir halde o üstün âleme, o hükmediş, buyruk yürütüş âlemine gittin.

Hayalle benziyorsun, her an bir başka şekle giriyorsun;
Bu şekilden çıktın da başka bir şekle büründün sen.

Bugün cana döndün, cennetlerin başköşesindesin.
Ay devrinden kurtuldun, Ay’dan yücelere gittin.

Sevgili, şimdi ağlayıp inleyen bedeninden soyundun, külahından vazgeçtin de kemerle bağlandın, gittin.

Ekmeğe ihtiyacın, ekmekçilere minnetin (Gönül borcun) kalmadı.
Sudan vazgeçtin, ciğerdeki hararetten kurtuldun.

Sevgili, mideye, dişe hacet (İhtiyaç) bırakmayan bir ekmek, varıp daldığın denizden de arı-duru (Saf, tertemiz) su verir sana.

Yüce canından, latif (Yumuşak, hoş, ince bir güzelliği olan) halinden bir haber gönder bize, çünkü haberin ta kendisine gittin zaten.

Amma haber vermesen de nerelerde olduğunu bilirim;
Deniz kıyısındasın, çünkü inci gibi, mücevher gibi gittin.

Hadi ey aydın (Kolayca anlaşılacak kadar açık) söz, şu pencereden vur (Hızla gir) içeriye;
Çünkü kulağı (Ağızla, dille söylenen sözleri duymayı) bıraktın da akla, görüşe ulaştın.

Ey şekle bürünmüş can, bugün ne armağan getirdin?
Armağanı bilmiyorum amma şunu biliyorum, beni benden aldın (Tüm sevgimi kendine aldın), kendimden geçtim gitti (Beni yok ettin, kendinde var ettin).
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerinin ahrete gitmiş olduğunu anlayıp kabul ettiğini, buna rağmen aşkını ve ilişkisini devam ettirdiğini öğrendik.
2.    Mevlana Hazretlerinin Şems hazretlerinden ahret âleminden haberler beklediğini öğrendik.
3.    Kimi ve neyi sevdiğimizi bildiğimizi, sevdiğimizden hep armağanlar beklediğimizi öğrendik.
4.    Kişi kendinden geçercesine sevdiği zaman kendisinin yok olduğunu, sevdiğinin içinde var olduğunu bildiğini öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Kişi kendini Allah yolunda yetiştirdiği zaman akla ve görüşe ulaşır.

Akla ve görüşe ulaşan kişi dil, ağız olmadan, yer ve zaman kaydı olmadan bakışlarıyla konuşur, kulak olmadan ne söylediğini anlar duruma geldiğini öğrendik, anladık.
                                  *
RAVLİ        


20 Ocak 2016 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 1750 İNCİ BEYİT

1750. Sarhoşlukla bir taş attın, kadehimi kırdın;
Fakat zararı yok, tasam bile değil.

Senden başkası kırsaydı gam yerdim, çünkü eski haline getiremezdi, bu da olabilirdi.

Âdem bu şaraptan (Tanrı şarabından-aşk şarabından) tattı da kendisinden geçti;
Ölü bile içseydi canlanır, mezarından fırlardı.

Aklın başındaysa yücelerden aşağılara vuran, ışığını alçacık yerlere de veren Ay’ı hor görme (Değersiz gözle bakma), zebun (Güçsüz, zayıf, aciz) sanma kendine gel.

Bu ne pervasızlık (Sakınmamak, korkmamak)?
Namazımın vaktini geçirttin;
Fakat gönülde gayret olmasaydı beden, aşka tapardı zaten.

O sarhoş güzel, o sarhoşlukla namaz safına girseydi kıble bile yüzünü ona dönerdi, Kâbe bile onu görünce yüzünü yaralardı.

Eşsiz güzelim halka apaçık görünseydi halk, ne mutlu bir hale gelirdi, dünya ne hoş, ne kutlu dünya olurdu.

Âlemin altı yanı (Yukarısı-aşağısı-solu-sağı-önü-arkası) da onun güzelliğine bürünseydi (Görünüşe ve kimliğe girseydi) yüce yerler bağ olurdu, aşağılar maden kesilirdi (Değerleri içinde barındıran gibi olurdu).

Halktan, ne varsa hepsini benim olsun diye gizlendi, yoksa halk onu görseydi her şey onun olurdu, varlık (Önemli, değerli, yararlı olmak), o kesilir-giderdi.

Ey dost, şehrimizden ansızın sefere çıktın, biz acılara düştük, fakat sen şeker madenine kavuştun.

Can, kafese benzeyen şu kalıptan (Vücuttan) uçtu mu gider, bir nura ulaşır ya, işte o nur sana bir baktı, o bakış nuruna gittin sen.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Sevdiği kişinin yanlış hareketi ve verdiği zarar için kızılmayacağını öğrendik.
2.    Şems Hazretleri kendisini halktan gizlediğini öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin Mevlana Hazretlerinden ayrılmasıyla yüce aleme gittiğini öğrendik, anladık.
                                 *
İşte böyle yaren;
Çok güzel yerde olsak bile daha güzelinin olduğunu, aydınlık içinde arayış ve yürüyüş içinde olmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ         

19 Ocak 2016 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 1740 İNCİ BEYİT

1740. Sana şaşırdım da ağlamadan oldum (Ağlayamıyorum artık), gülmeden de (Gülemiyorum artık);
Senin yüceliğine ulaştım da yücelikten de geçtim, alçalıştan da.

A gönül, benlik-senlik zahmetine düşmeden parmak şıkırdatadur (Oyna);
Ebedi devlete (Sağlığa, mutluluğa) ulaştın, ebedi devlet kesildin.

O şarap satan çok söyledi kulağına bu sözü:
 “Bedenine tapmazsan canlar bile tapar sana

A şen, şûh (Neşeli, serbest) hoca, a yüzlerce nazik (İnce yapılı, narin), nazenin (Nazlı yetiştirilmiş) dilberi (Güzeli) fitnelere salan;
Çabuk ol, ne diye eğlenip duruyorsun?
Artık gönlümüzü sıktın, yaraladın.

Hayrın-şerrin olsun, debdebeye, saltanata sahip ol, hatta yüzlerce de hünerin bulunsun;
Ne çıkar?
Değil mi ki o oltaya tutulmuşsun (Biri tarafından avlanmışsın).

Dostum, bir çevik er olsam da, taş gibi gönlüyle yürüse, durmasa dinlenmese, yolumuzu kesse bizim.

Şu sözde hem açılış, anlatış var, hem kapanış, gizleyiş;
Bir perdeyi kaldırdın, yüz perde saldın adeta.

Ay yüzlüm (Şems Hazretleri) sarhoş bir halde geldi, yardım et ey felek, bir küpceğiz şarap sun bana(Bende onun gibi olup), kendimden geçtim, yok olup gittim ben, bari varlık âleminde bir var olan var mı?

Bir kadehle, yüz kadehle sarhoş olmaz gönül;
Şarap (Tanrı şarabı), birinin gönlüne tesir etti mi o adam bedeninden kurtulur gider.

Gene seher çağı içtiğin o şaraptan bir sağrak (Büyük kadeh) doldurdun, getirdin, dolu-dolu sunuyorsun (Hiç bir insanın kulağının duymadığı Allah sözünü söylüyorsun) bana;
Bu şişeyi kırmasaydın sunmazdın ya.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Ben-sen diye düşünmenin ve konuşmanın insanı güç durumlara, sıkıntılara, yorgunluğa, masrafa düşürdüğünü öğrendik.
2.    Ben-sen diye düşünmenin ve konuşmanın sağlıklı yaşamamıza ve mutlu olmamıza engel olduğunu öğrendik.
3.    Bedenimize çok sevmekten ve değer vermekten kendimizi kurtarırsak Mevlevi dostların bizi seveceğini öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Ben ve ben merkezli her duyuş ve düşünüşten arınmak için Allah’ın has kullarından birini tutkulu bir sevgiyle bağlanıp kendimizi unutmamız, sevdiğimizde var olup onun gibi olmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ         

18 Ocak 2016 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 1730 İNCİ BEYİT

1730. Yüz kere bağışladım seni, yüz kere bir-bir gösterdim, söyledim yolu-yordamı;
A kendini beğenmiş dost, gene de dinlemedin, tutup gittin sen.

Yüz kere okudum-üfledim sana, tuttum, ayağından dikeni (Sana zarar veren, rahatsız eden tedirginliği) çıkardım;
Fakat gül bahçesinin kederini (Acısını, üzüntüsünü, derdini, ıstırabını, tasasını) bilmedin, bir başka dikenliğe kalktın, gittin.

Sen bir Ay’sın, ne diye yılanla yoldaş oluyorsun dedim, a halini-şanını unutup yanılan, tuttun, bir başka yılanla (Sinsi ve hainle) dost oldun, onunla kalktın gittin.

Çulhanın (Kumaş dokuyanın) elindeki eğri mekik gibi yüzlerce ipliği kopardın, gene ne bir başka ipliğe gittin, dolandın.

Dedin ki “Dostum, seni mağarada göremiyorum.
Hâlbuki o dost, o mağaradaydı;
Başka bir mağaraya gittin

Kadrin (Değerin, itibarın), kıymetin nasıl kaybolup gitmez, benzin nasıl değişip bozulmaz?
Benim pazarımı gördün de tuttun, bir başka bir pazara gittin sen.

Aşk yolumu vurduysa, aklım sarhoşlukla başımdan gittiyse ne çıkar?
A benim devletlim (Mutluluk ve refah içinde olanım), a benim ikbalim (İstediğim, arzuladığım), sonucu sen varsın ya, varlık olarak yetersin bana.

Şu dapdaracık dünyadan gidiş, öyle pek de az değildir;
Fakat padişahın ayak bastığı yerin toprağı nerden elde edilir?

Ey dudu kuşuna benzeyen can, kanat çırp, şeker harmanına (Tatlılıklarla dolu insanlara) doğru uç, şanlı-şevketli bir ömre doğru (Büyüklüğe, ululuğa, yüceliğe, heybetliliğe) yönel, çünkü kafesten kurtuldun artık.

A can, sevgiliye doğru git, erlerin halkasına gir;
Mademki varlığından kurtuldun, gül bahçesine yüz tut.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin Mevlana Hazretlerinin aşırı sevgisinden kaçtığını fakat Mevlana Hazretlerinin canıyla, gönlüyle asla Şems Hazretlerini istemekten, aramaktan, özlem duymaktan vazgeçmediğini öğrendik.
2.    Âşık olanın canını kendisini çevreleyen, hareketsiz bırakan engellerden kurtulacağını, büyük, ulu, asil, tatlılıklarla dolu insanlara ulaşacağını öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Âşık olunacak Tanrı erlerinin yeryüzünde çok olduğunu, canımızla böyle insanları aramamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ         

Popüler Yayınlar