21 Ağustos 2015 Cuma

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 270 İNCİ BEYİT

270.(Hazreti Mevlana kendini anlatıyor)
Hatta elimden şaşılacak kuşlar (Görünmeyen âlemden ele geçirdiğim manalı sözler) bitip (Olgunlaşıp tohuma dönerek başka bir yerde çoğalmak için havada) uçmada;
O halin sarhoşluğuyla şarap (Herkesi kendinden geçirecek sözler), dudağımdan coşmada.

Onun başağından biten buğday tanesini, hani o adem’in yediği buğday tanesini cennetle beraber satarım da o cenneti can gibi bağrıma basarım ben.

Balasagon’da  (Kırgızistan’da bir şehirde) ellerinde yay, iki Türk var diyorlar;
O iki kişinin birisi kaybolup gitse bize ne ziyan dokunur ki?

Ey olmayacak, abes gamlara düşen (Akla, gerçeğe uygun olmayan, gereksiz üzüntülere kendini teslim eden), şu olmuş, bu olmamış, bunun altınla dolu kesesi var, onun çanağı var, sofrası var diye dertlenip duran.

Akşamleyin bir bey, birisine bir eyer bağışlasa hasedinden (Kıskançlığından) burada canına hafakanlar düşüyor (Sıkıntıdan bunalıyorsun).

And olsun Allah’a ki canı olan her diri, padişahın bakışından başka bir şey düşünmez, padişahın gazabına uğramak gussasından (Kederinden, kaygısından, tasasından) başka bir gussaya  (Kedere, kaygıya, tasaya) düşmez.

Deli-divane olayım da saçma-sapan şeyler düşünmeyeyim bâri;
Ey apaçık (Belirgin, çok açık) gören!
Ey can gözü açık olan (Perdelenmişi, gizlenmişi, saklananı gören), zaten ben, aslından da deli-divaneyim (Sıra dışıyım).

Mademki aklım yok, gel bana, sensin benim aklım, senin gibi çobanı olana akıl olarak sen yetersin.

İbadetim azsa ibadetim de sensin benim, hayrım da;
Seni ibadet edinen kişi, korkudan kurtulur artık.

Ey suret testileri yapan, bana testi satma, akar ırmağı olan testiyi ne yapsın?
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Mevlana Hazretlerinin mana sözlerinin dünyalık akıl ve bilgi ile üretilerek söylenmediğini, görünmeyen âlemden ele geçirdiklerini bize faydalanmamız, ihtiyacı olanların alması için bağışladığını öğrendik.
2.    Mevlana Hazretlerinin mana dolu sözleri ile kendisine bağlananları günahtan suçtan arındırdığını, yasaklanmış cennet yiyeceğini bile satın aldığını, sahiplendiğini öğrendik.
3.    Başkalarında olanları kıskanıp dertlenmemizin yanlış olduğunu, çünkü verilenlerin Allah’ın takdiriyle olduğunu öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Diri olan kişinin Allah’ın kendisine baktığını bildiğini, Allah’ın öfkesine, hiddetine, kızgınlığına uğramak derdinden başka derdi olmayacağını öğrendik, anladık.

Bolluğun çok olduğu yerde kişinin bir şeyler biriktirmeye, saklamaya çalışmasının yanlış olduğunu öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

20 Ağustos 2015 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 260 İNCİ BEYİT

260. El çırp da (Sevin) bundan anla ki her sesin aslı sensin, her ses, senden çıkıyor;
Çünkü ayrılık yahut buluşma olmasa şu iki avucunu (Beğenildiğini ve onaylandığını anlayıp) birbirine vuramazsın.

Sus artık, bahar geldi, gül geldi, diken geldi, gayb âleminden (Görünmeyen oluş dünyasından) güzeller, bizi davet için sıçrayıp geldiler.

Ömür defterimizden bir yaprak (Az bir süre) kaldı ancak;
Can da o lütfu gördü, kıskandı da daraldı, ıstıraplara düştü.

O (Hakikatlerin yazıldığı) deftere şekerden daha tatlı, öylesine bir harf yazmış ki o harfi Ay bile okudu da utancından terlere battı.

Bahçedeki yapraklarda ebedi ömür parlamada;
Öyle bir ebedi ömür ki ne burçtan burca değişmeden (Burçların döngüsü ile insana tesir etmesinden) korkusu var, ne gidilip eksilmeden.

Adı yaprak (Ömür sayfası) amma ebedi saltanat orada;
Bütün temiz erlerin sırları orada, gün battıktan sonraki kızıllık sanki.

Dürülüp bükülmüş bir yaprak;
Üstüne de gözü aydın, görüşü kuvvetli Tebrizli Tanrı Şems’inden bir Tanrı nurudur vurmuş.

O âlemin azametiyle (Ululuğuyla, büyüklüğüyle) bir hale dalmışım ki senin bu kibrin (Kendini beğenmen, başkalarından üstün tutman, benliğin) bu ululanman (Büyüklenmen, kibirlenmen) bir yeldir (Belli belirsiz hissedilen hafif yeldir-Elle tutulan gözle görülen bir şey değildir)  bence:
Böyle bir devletle (Güçlü olanaklarla) sarhoş olan neden ululanmasın, ne diye yüce görmesin kendisini?

Her an, her lâhza (Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir parçası) ayıklık kör olsun diye sağraksız (Büyük içki kadehi olmaksızın), alametsiz (Belirtisiz, işaretsiz, izsiz, nişansız) yüzlerce kap, şarap içmedeyim.

Havada uçan kuşları, Tanrı doğanlarını (Avcılarını) sanatsız, düzensiz, gayb âleminden (Görünmeyen oluş dünyasından) ele geçirmedeyim.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    İnsan olarak yaratılmaktan sevinç duymamız gerektiğini öğrendik.
2.    Sevdiğimizden ayrılığın ve kavuşmanın verdiği üzüntü ve sevincin duygu ve düşüncemizin gelişmesine sebep olduğunu öğrendik.
3.    Ömrümüzü yeniden yeniye gelen güzellikleri görecek durumda bulundurmamız gerektiğini öğrendik.
4.    Dünyadaki yaşam süresini iyi değerlendiren temiz erlerin ölümsüz olacaklarını öğrendik.
5.    Tebrizli Tanrı Şems’ini tanımamız, yakınlaşmamız ve nurundan yararlanmamız gerektiğini öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerinin görünmeyen fakat etkenliği şüphe taşımayan gayb âlemindeki ulu kişileri, mana sözlerini ele geçirip bize tanıttığını, yarar sağlamamız için olanak sağladığını öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

19 Ağustos 2015 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 250 İNCİ BEYİT

250. İş başaran, ihtiyaçlar gideren yüzük, Süleyman’ın yüzüğüdür, o da sana rehin edilmiş (Borçlunun daha sonradan geri üzere değerli bir şeyini alacaklıyla vermesi);
Elindeki delili, hücceti (Yazılı delili) elden çıkarma.

Tövbe ayı geçti, dünyaya öylesine bir ay doğdu ki bir anda yüzlerce ahd-ı (Verilen sözü, yemini), tövbeyi (İşlediği bir günah veya suçtan pişman olarak bir daha yapmamaya karar vermeyi) bozdurur gider.

Ne sersemdir (Bilinci ve duyguları zayıflamış, düşünmeden hareket eden, ne yaptığının farkında olmayan) o baş ki onun yüzünden donup sersemleşmez;
Ne ahmaktır  (Bilgiyi doğru kullanamayan) o gönül ki onun karşısında kurduğu şeyleri kaybetmez.

Biz burada topalladık (İşleri gereği gibi yürütemedik), evin kapısını ört:
Yayılanlar (Çok çeşitli yönde dağılmalar) da bu tapıda topaldır (Bu yerde ilerleyemezler), uçanlar da.

Ey aşk, tüm bir varlıksın sen;
Hem taçsın, hem zincir;
Hem Peygamber’in davetisin, hem ümmetin inançtan inanca geçişi, halden hale girişi.

Bizi yokluktan, ciğeri yanmış, susamış bir halde sen var ettin de gözümüzü şu devlet çeşmesine diktin.

Tikenim senin yüzünden gül kesildi, cüzlerim (Parçalarım) kül haline geldi;
Önümüz de rahmet bizim, sonumuz da rahmet.
(Ümmetim kutlanmış bir ümmettir;
Bilemem evveli mi hayırlıdır, âhırı (Sonu) mı?
Ümmetim rahmet edilmiş bir ümmettir, suçu örtülmüştür.
Tövbesi kabul edilmiştir.(Hadis) (Al Camii;1 s.54))

Gülü (Güzelliği) tikende (Hoşa gitmeyen durumlarda) gör, dikensiz gülü herkes görür;
Tümü (Tamamı) cüzde (Parçada) gör;
Ehliyet de budur zaten.

Şarabı korukta (Sonuçta ne olacağı) gör, varı yokta gör.
Ey Yusuf (Güzel insan), padişahlar padişahlığını, saltanatı kuyuda (Allah’tan gelecek yardımı beklemekte) seyret.

Gülü olmayan (Güzelliği olmayan) diken (Rahatsızlık veren kişinin), yeşilliğin başköşesine kurulamaz;
Bir avuç toprak, canı olmadıkça başı, bıyığı nerden bulacak (Delikanlı olamaz, çocuk olarak kalmaya devam eder)?
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Allah’ın işi başarma güç ve yetkisini insana geçici olarak verdiğini bilmemiz, bu yetkiyi kullanmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Allah’ın verdiği yetkiyi sersemleşmiş, bilgiyi ve aklını doğru kullanamayanların yararlanamayacağını, ilerleyemeyeceğini öğrendik.
3.    Aşkın tüm bir varlık olduğunu, insanın gücü ve süsü olduğunu, kendine bağlayan sağlam bağ olduğunu öğrendik.
4.    Bir güzelliğin yanız bir güzellikten ibaret olmadığını, zorlukları, problemleri ile birlikte kabul etmemiz, bu şekilde sevmemiz gerektiğini öğrendik.
5.    Her şeyi bütünlüğü içinde görmemiz ve değerlendirmemiz gerektiğini öğrendik.
6.    Tüme varış ve tümden geliş düşüncesiyle görmeye ve anlamaya çalışmanın insana; isabetli görüşte yetenekli kıldığını öğrendik.
7.    Allah’tan her an gelen yardımı görmemiz ve anlamamız, çok duyarlı olmamız gerektiğini öğrendik.
8.    Her şeyin yokluk âleminden varlık âlemi olan dünyaya geldiğini, insanın buradaki etkisini görmemiz ve anlamamız gerektiğini öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Çocukluktan kurtulup gerçek hayatta kendine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirebilmesi için kendine doğru yolu gösterecek, bu yolu aydınlatacak kişiyi bulması, bu kişiye tutkulu bir sevgiyle bağlanması ve ona hizmet etmesi gerektiğini öğrendik, anladık.

Ben bilirim, ben yaparım diyenler; yaşları ilerlese de çocuk olarak kalmaya, kötü bir sonuca varmalarının kaçınılmaz olduğunu öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

18 Ağustos 2015 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 240 İNCİ BEYİT

240. (Allah sevgisi veren, Allah nuru saçan kişiden uzaksan)
Gâh perişanlıktan, gâh pişman oluş yüzünden şu zevkten, şu işretten mahrum olup durmadasın.
Ey dost, bu gece olsun mahrum kalma, uyuma bu gece.

Bir gün diken kesilir, hor-hakir olursan bir gün de ölür, leş (Ruhsuz) kesilirsin.
Bizden ne haberin var ey dost, uyuma bu gece.

Şu ikisinden  (Perişanlıktan ve pişmanlıktan) de vazgeç a adam, vakit geçti, kalk, gül gülmeye koyuldu, ey dost, uyuma bu gece.

Ayrılığından çekinmedeyim, aşkınla davranıp kalkmadayım.
Ey benim Tebrizli Tanrı Şems’im, ey dost, uyuma bu gece.

Ey can, konuğunum senin, sakın uyuma bu gece;
A konuğun canı, gönlü, sakın uyuma bu gece.

Yüzün dolunay gibi doğdu;
Kadir gecesi oldu (1000 Aydan daha hayırlı gece);
Ey bütün güzelliklerin padişahı, sakın uyuma bu gece.

Ey iki yüz gül bahçesinin selvisi (Uzun boylu güzel görünümlü).
Ey sarhoşların can rahatı, gönül huzuru, gönlü de aldın, götürdün, canı da;
Al götür, sakın uyuma bu gece.

Ey güzel, ey güleç bahçe, sen olmayınca iki dünya da zindandan da dilbersin, yüzlerce defa bundan da güzelsin, bundan da dilbersin sen, sakın uyuma bu gece.

Ey halden hale girmekten münezzeh (Temiz, uzak) olan, ey eşi-örneği olmaksızın yaratan!
Ey insanı halden hale sokan, insana hayretler veren!
Ey kimini Leyla eden, kimini Mecnun (Sevdadan dolayı kendini kaybetmiş) kılan!
Ey alete ihtiyacı olmayan sanatkâr!

Leyla’ya, Mecnun’a yüzlerce çeşit haller veren!
Ey ihtiyacı olmayan verici diye tapısında onları feryat ettiren (Yüksek sesle bağırtan)!
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Dağınık, düzensiz, karmakarışık düşünce ve davranışlarımızın oluşturduğu olumsuz sonuçları göreceğimizi,  üzüleceğimizi öğrendik.
2.    Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan kişiye sever yakın olursak düzenli bir yaşam kazanacağımızı, bilinmezliklerden, karanlıklardan, karışıklardan kurtulacağımızı öğrendik.
3.    Can rahatı, gönül huzuru isteyenlerin gönlünü Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan kişinin istekliyi alıp götürdüğünü, düzeltip getirdiğini, nasıl yapıldığı sır olduğundan sarhoş hale getirildiğini, bu işlemin de gece yapıldığını öğrendik.
                                  *
İşte böyle yaren;
Allah’ın kimini sevilen kimini de seven yaptığını, insanı karışık sorunların içine soktuğunu, bu sorunların içinden çıkma becerimizi geliştirmemizi istediğini yol gösteren ve yolu aydınlatanlar verdiğini, bizim bu kişileri bulmamız, sevmemiz ve yakın olmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                                  *

RAVLİ

Popüler Yayınlar