21 Nisan 2015 Salı

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2800 İNCİ BEYİT

2800.  Gönlüm sıkıldı dedi, bedenim de hafifleşti, sonucu, dört temelin (Ateş, su toprak, hava) çarmıhından (Döngüsünden) ayağım kurtuldu.

“Beyim, ne mutlu bana, bir kucaklarsam” dedim;
Çok yalvardım yakardım,” İmkân” yok dedi.

Dedim ki:” Gel vefa (Sevgi ve dostluk bağlılığı) göster, bırak şu nazı;
Bir tanecik şeker kamışı ver, cömertlikte bulun, o madenden ne eksilir ki?

Ben dedi” Yoğum, kıyıda bir kamışım ben, dert için, derman için bir şekle bürünmüşüm de öyle görünüyorum”

Dedim ki:
“ Böyle bir söz söylemek sana gerekmez, zaten beni savmak da her zaman mümkün, bakalım, ey söz bilir, güzel söz söyler er, bakalım gönlünden ne doğacak şimdi?”

Bir taraflı, tek taraftan söylenen sırra nasıl inanırsın?
Çocuksun, dersin henüz ebced, taş tahtayı al da dersini oku, ezberle” dedi. (İlkokula başlayan çocuğa ebced okuyan çocuk denir.
Kara tahtaya a,b,c,d… harfleri yazıp silerek okumayı ve yazmayı öğrenirdi)

Dedim ki:
“ Hemencecik cezamı çektir, helal olsun sana;
Yüz çeşit bahanelerle sav beni başından, öldür beni ayrılığınla.

Derhal başka bir dille şeker gibi yüzlerce öğütler verdi, ezbere yüzlerce öğütler okudu bana, harap oldum, sarhoş bir hale geldim.

Çok gözyaşı döktüm, geç vaktedek sarhoş bir halde kalakaldım;
Bir de baktım ki o padişah, ansızın can gibi insan şeklinden çıktı (Nur heykeli oldu).

O konuşmadan şu gönülde bir dağdır kaldı;
Fakat öylesine bir dağ bu iki lezzetinden binlerce ihsana (Karşılık beklenmeden yapılan yardıma) değer.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretleri ile gönülden konuşmalarını bizimle paylaştığını bu satırlardan öğrendik.
2.    Sırların tek taraftan söylendiği zaman, söyleyen kişinin ruhaniyeti varsa delil ve şahit aranmadan inanıldığını öğrendik.
                         *                                  
İşte böyle yaren;
Sır ustası kişi bazen sırrı kelimelerle söylendiği gibi hiç konuşma olmadan gözden göze akışla gönle hızlı bir şekilde o kişinin ihtiyacı ve kullanabileceği kadar aktarıldığını öğrendik, anladık.

Nurlu kişinin öğütleriyle insanı kendinden geçirerek sarhoş ettiğini öğrendik, anladık.
                                 *                

RAVLİ

20 Nisan 2015 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2790 İNCİ BEYİT

2790.  Ey batıl ümmet (Çürük, temelsiz, asılsız, geçersiz inançlara sahip topluluk), ekmek için savaşın, ekmeğe koşun!

Ey devlete, ikbale ( Baht açıklığına kavuşan) erişen ümmet (Hz. Muhammed’e inanarak onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayan topluluk), siz de cana yürüyün, can elde etmeye bakın.

Hayvan ot çeker, ot yer, ottan başka bir şey bilmez; akıyk (Akik), mercan (Değerli olanı) arayansa insandır.

O bahçeler uyumuş, hiçbir şeyler yok oralarda;
Bu bahçeler açılmış, çiçekler vermiş, bu devrişilip padişahın sarayına giden paydır.

Canlar (Dostlar) var, (Allah’a, Allah dostlarına) erişmemiş, tuzaklarda sürünüp durmada;
Canlar (Dostlar) var, uçup gitmiş ta sevgiliye (Allah’a) kadar varmış, ona ulaşmış.

Bir can (Allah dostu) da var, anlatılmasına imkân yok, gökyüzünün de üstünde, çevik, lâtif, her yanı uygun, sanki mizan burcundaki (Terazi burcundaki) ay. (Zarif, çekici, duyarlı, zevk sahibi ve diplomatik)


Bir başka can (Dost) da ateş gibi sert, başı dik, hiç de güzel değil, ömrü de kısa, şeytan hayali gibi adeta.

Hocam, sen hangi bölüktensin;
Pişkin misin, ham mısın?
Şarapla mezeyle sarhoş musun, yoksa meydanın tek binicisi misin?

Bir gün ovaya doğru giderken bir yüce er gördüm, havada yücelere doğru oynayıp geziyordu.

Her taraf onun yüzünden coşmuş köpürmüştü de o, sakindi, susuyordu, yeşermişti, yeşiller giyinmişti, canım hayran oldu da.

Dedim ki:
Bu ne coşkunluk, halkın vehminden (Yanlış ve yersiz düşüncelerinden) de uzaksın;
Nurun nuruna nur musun sen, yoksa parıl-parıl parlayan güneş mi?
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Kim ne arıyorsa, ne taşıyorsa, ne konuşuyorsa, ne yapıyorsa o kişinin değeri hakkında bize açık bilgi verdiğini öğrendik.
2.    Mevlana dostlarının kiminin Allah’a ulaştığının kiminin de tuzaklarda kaldığını öğrendik.
3.    Mevlana dostlarının uzun ömürlü olmaları için sertlik yapmamaları, dik başlı olmamaları, yücelere çıkmaları için halkın yanlış ve yersiz düşüncelerinden kendilerini temizlemeleri gerektiğini öğrendik.
                         *                                  
İşte böyle yaren;
Allah’a ulaşmış kişinin sakin, suskun yücelerde gezindiğini, Allah’ın nurlarıyla parlayan bir güneş gibi hayranlık uyandırdıklarını öğrendik, anladık.
                                 *                

RAVLİ

19 Nisan 2015 Pazar

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2780 İNCİ BEYİT

2780.  Senin (Şems Hazretlerinin) yayından çıkıp uçan her ok, yedi göğü delip geçer (İmkânsız bile görünen istediği yerine gelir), ey ”Aralarında iki yay kadar mesafe kaldı” makamında oku (Peygamber efendimizin Allah’a yakınlığı gibi Şems Hazretlerinin de Allah’a yakın olduğu bilinciyle) gibi, saldır kalkına (Kişiliğinin savunma engeline) onun.

Başsız gelenin (Benliğine ve varlığına bağlanmaktan vazgeçene) başına elini koy, okşa onu (Sev, kabul et),
Başlı (Benliğine ve varlığına güvenerek) geleniyse hançerle yarala.

Aydınlanan, parlayan can, aşkında yanar yakılır;
Tazeleşmesini, yeniden can bulmasını istiyorsan at Kevser havuzuna onu.

Şaraplar satan lâ’l (Parlak kırmızı) dudaklarınla dünyayı yeşert, Zühre’nin çengini al elinden, at taşları kadehine, sağrağına (Kupana), kır gitsin.

Ey Tebrizli Tanrı Şems’i, inkâr eden kişinin kâfir canına, iman nurunun çekim kuvvetiyle saldır.

Bugün aşkın;
Baş çekenlere, ulunanlara cilvelendi de bu cilveyle gene birer-birer hepsini, boyunları bağlı olarak tapına getirdi.

Yürü, yürü, gül bahçesine git de güle tapanları seyret;
Bir an secde ediyorlar, bir an şarap içiyorlar.

O şeker huylu güzel, bize bir kıl bile bırakmıyor bizden;
Zaten can sufilerince baş tıraş etmek, baştan geçmek de budur işte.

Dişin salladı da düştü mü yerine bir başkası çıkar;
Bil ki can vermek de bu çeşittir er için.

Ey Tebrizli Şems’in düşmanı!
Ey yol kesen hırsız, en münkir (Kabul etmeyen), kendi kendine daral (Küçül, azal, zayıfla sıkış), sıkılsın için, kendi kendine işkence ededur.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerinden Hakka yakın olduğunu bilip Hak âşıklarına yardım etmesini, benliklerini, dünyalık güvencelerini yok etmesini, yeniden var ederek güzelliklere kavuşmasını sağlamasını istediğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin kişilik yapımıza mutluluk verecek yetki ve kuvvete sahip olduğunu öğrendik.
                         *                                  
İşte böyle yaren;
Kendi kendimize işkence etmekten kurtulmamız, mutluluğa ulaşmamız için aşkı Mevlana ve Şems Hazretlerinden öğrenmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.

RAVLİ MAHZENİ ESRAR SIRLAR HAZİNESİ 12 yazarak Googleden okumalısın.
                                 *                

RAVLİ

18 Nisan 2015 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 2770 İNCİ BEYİT

2770.  Ey başarılar elde eden âşık!
Ey tasdik edilmiş (Doğrulanmış) gerçek er, gökler gibi kendi milinin çevresinde dönmen gerek.

Kendini yoklukta ara da bul;
Aykırılık (Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişliğe uygun olmayan yola, ters yöne gitmek) zordur çünkü güçtür, hele Hak’tan ayrılık.

Dudağını şeytan sütünden yummaya (Şeytandan beslemeyi bırak), arıtmaya çalış;
Yıkandı, arındı mı gönül memesini emebilirsin artık.

Ey o cihanın aşkı, bizi çekip duruyorsun;
Ne de güzel çekiyorsun.
Ey çeken, aferin sana.
Ne de güzel çekiyorsun, maşallah sana da.

Doğudan yüz göstermeyi de güneş bilir;
Yoksa koşarak ona ulaşmanın, onu görüp bilmenin imkânı mı var?

Sus, gönül ahvalini söylemenin imkânı olsaydı dağ bile deniz gibi çarpınıp çırpınmaya başlardı.

Tebrizli Şemseddin’i ansızın görürsen ebedilik şarabının ışıyışını o zaman onun sayesinde görür, bulursun.

Zenciler diyarından ordu geldi, ordunun ta kalbine saldır, ey erlikle başını yücelten er, ercesine saldır o orduya.

Ateş gibi saldır, onların hepsi de odundur, gönül ateşinle kurusunu da yak, yaşını da.

Deniz savaşa kalkışırsa, sana kin güder de o kinle coşup köpürürse suyunu ateş haline getir onun, incisine, mercanına saldır.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1 MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Kendi öz yaşam gerçeğimizi bilmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    Kendimizi yokluk âleminde yani dünyada şekil haline gelmeden önceki zamana ve mekâna dönerek kendi gerçekliğimizi burada bulabileceğimizi öğrendik.
3.    Haktan geldiğimiz için gerçekleri görmek ve anlamak için geriye doğru gidip bilmemiz ve görmemiz gerektiğini, böyle bir yol izlemezsek güçlükler içinde kalacağımızı öğrendik.
4.    Allah emirlerinden uzaklaşanların şeytanın oyuncağı olacağını öğrendik.
5.    Hakka doğru yol alanların yanlışlıklardan arınmaya, nurla beslenmeye başlayacaklarını öğrendik.
6.    Hakka ulaşmak, kavuşmak için oluşan isteğin aşka dönüştüğünü, aşkın çekiciliğinin güçlü olduğunu için zahmetsiz bir gidiş sağlandığını öğrendik.
7.    Hak kendi yüzünü göstermek isterse ancak böyle görebileceğimizi, ne kadar istesek veya çalışsak göremeyeceğimizi, aşkın bu ulaşmayı, kavuşmayı kolaylaştırdığını, olur hale getirdiğini öğrendik.
8.    Hakkı görmek isteyenin Hak dostlarının yüzüne bakması gerektiğini, Hakkın nurunu böyle güzel insanların yüzünde görebileceğimizi öğrendik. 
                         *                                  
İşte böyle yaren;
Hak yolunda olanın korkmaması cesur davranması gerektiğini, yalnız olmayacağını görünmeyen Hak dostlarının yardımını göreceklerini öğrendik, anladık.

Şems Hazretlerinin gerçekliğini görmek gerektiğini, Hazretin ölümsüzlük kazandırdığını, onun sayesinde hakikati görebileceğimizi öğrendik, anladık.
                                 *                

RAVLİ

Popüler Yayınlar