23 Aralık 2014 Salı

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 1420 İNCİ BEYİT

1420-  Bir ayna yarattım ki arkası yer (Karanlık yeri), yüzü gök.
Riyadan (İki yüzlülükten), gösterişten sıyrılırsa arkası, yüzünden daha iyi, daha da güzel bir hale gelir.

Üzüm, şarap olmak isterse bir zaman küpte kalıp kaynaması, köpürmesi gerek.
Yüz olmak (İlgi ve yakınlık kurmak) isteyen arkanın da (Düzgün olmayan söz ve davranışlarını) ezilip düzelmesi (Yaptığı yanlışı kabul ederek utandığını belli etmesi) gerek.

Toprakla eş olan su, beğenilir bir ayna olur mu hiç?
Fakat topraktan ayrıldı mı berrak bir ayna kesilir.
(Su bulanık olduğu zaman suyun yüzü, suya bakana aynalık etmez)

Bedenden uçan cana da padişahım, gel der, kötü dosttan ayrıldın, benim dostumsun şimdi sen.

Bu meşhurdur, bakır, kimyagerin muamelesiyle altın olur;
Bu bulunmaz kimya bakırı altın (Daha değerli bir hale getirir) eder.

Bu güneş, Tanrı vergisiyle zengindir, ne taç ister, ne elbise;
Yüzlerce kele külah olur o, çıplağa elbise.

İsa, gönül alçaklığı göstermek için eşeğe bindi, yoksa seher yeli (Ölüyü dirilten, hastayı iyi eden rüzgâra sahip kişi), hiç eşeğe biner mi?

Ey ruh, araştırmada ırmak gibi başını ayak yap.
(Otoriter, lider olmayı bırak da öğrenmeye, görmeye çalış)

Ey akıl, bu ebedilik için ebedi ol diye nara urman (Yüksek sesle uzun-uzun haykırmak) yerindedir, değer.

Tanrı’yı o kadar an (Aklına getir, düşün, sözlerine katarak birlikteliği çoğalt) ki kendini unutsun, dua ederken dua sözünün dal’ı () gibi büklüm olasın.

Bilirsin ki istek pazarı hilelerle, düzenlerle dopdoludur;
Ey ulu er, aklını başına al da sersemleşme (Düşünmeden hareket etme, ne yaptığını bil ki), yaramaz (Uygun ve yaralı olmayan, bir işe yaramayan) hilelere düşme.

                             ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Daha iyi ve güzel hale gelmemiz için dünyamızı karartan ikiyüzlülükten ve gösterişten kurtulmamız gerektiğini, kurtulma yolunu Hazreti Mevlana’nın öğretisinden öğrenebileceğimizi öğrendik.
2.    Dünyaya sevgiyle bağlanmaktan kurtulamayanların aydınlığa, temiz olmaya, arınmışlığa, karışıklıktan kurtulmaya ulaşamayacağını öğrendik.
3.    Kendimizi öz eleştiriye alarak, alıştığımız ve bağlandığımız yanlışlıktan kurtulmanın vereceği zorluklara katlanmamız, vereceği sıkıntılar yüzünden kararlı olarak amaca ulaşana kadar sabırlı olmamız gerektiğini öğrendik.
4.    Alıştığın kötü arkadaştan kurtulup can dostuna ulaştın mı can dostunun yaptıklarıyla çok değerli hale geleceğimizi öğrendik.
5.    Can dostunun Güneş gibi olduğunu, ısısıyla ve ışığıyla kuşatarak başka bir hale getireceğini öğrendik.
6.    Can dostu olanın gönül alçaklığı içinde olduğundan ilk bakışta sıradan bir insan gibi göründüğünü, gücünü kuvvetini perdeleyerek sakladığını öğrendik.
7.    Can dostu bulunca ruhumuzu, aklımızı ona teslim ederek güven ve inancımızla hizmete başlamamız gerektiğini öğrendik.
8.    Tüm isteklerden arınarak gönlümüzü boşaltmamız, boş halde olmasına dikkat etmemiz gerektiğini öğrendik.
9.    Kişide istek oldukça; aldatma, yanıltma, değersizi değerli gibi gösterme olduğunu, saflığı bozduğunu, gizliliğe ittiğini, yalan söylettiğini, gizli oyunlar ve kötü işler yaptırdığını öğrendik.
                              * 
İşte böyle yaren,
Yeniden bir kimlik kazanarak değerli ve yararlı hale gelmek sadece istemekle olmadığını, beyin kimyamızın değişmesi gerektiğini, yalnız kendi başımıza bu işi başaramayacağımızı, daha önce bu işi başarmış Mevlana Hazretleri gibi kişilerin önderliği gerektiğini, önder kişinin bu değişim ve gelişim yolunu aydınlatması ve ayrıntılı bilgi vererek desteklemesi gerektiğini öğrendik, anladık.

Can dostumuz olan Hazreti Mevlana ve dostlarının sadece söz ve görünür yardımları olmadığını, görünmeden hatta bizim bile çok sonradan anlayabileceğimiz, görebileceğimiz gizli yardımları olduğunu öğrendik, anladık.
                                       *

RAVLİ

22 Aralık 2014 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 1.CİLT 1410 İNCİ BEYİT

1410-  Ayrılığı ile yeryüzü, göğe yüz tutmuş, fakat gök de feryat (Haykırmada, çığlık atmada) etmede senin (Özleminden) yüz mislinim ben diyor.

Her ikisi de gizli bir yurttan,
Ey âşıklar (Sevgiyle bağlanmışlar)!
Ey talihsizler (Uygunluğa erişememiş, olgun olanı bulamamışlar)!
İşte buracıkta, kutluluk pusuda (Uğurlu olma yolu saklanmış senin bulmanı bekliyor) diye cevap geliyor.

Devlet darmadağın olmuş âşığın yoluna çıkmış, eline, tam görüşten bir meşale almış da kılavuzluğa gelmiş.

Bu güvenilir yalımlarla (Ateşlerle) her iyinin, her kötünün gönlündeki sır, sütteki kıl gibi ortaya çıkmış, tıpkı kıyamet günü bugün.

Bizim (Nur) ırmağımıza gönül veren ciğer, susuz kalır mı hiç?
Emin olan hazine-dara (Hazineyi korumakla ve idare etmekle görevli kişiye) hazinenin kapısı kapanır mı hiç?

Ey bahçe, dayandın, sabrettin de bulutlar geldi üstüne;
Ey gerçek sabırlılar!
Sabır (Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karsısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi) darlığın, sıkıntının anahtarıdır.

Bu Ay (Karanlıkları aydınlatan), dünyanın güneşi mi, gökten mi geldi bu Ay?
Sevdası can gibi;
Feryat gibi gizleyeyim onu.
Gizleyeyim de can, yapa-yalnız tatsın onu.
Terci (Tekrar aynı söylem olursa) kulağından tutsun da perdelerden dışarı çeksin onu.

Mustafa (Peygamber efendimiz), Tanrı’ya;
“Niçin müstağnisin (Doygun, nazlı) bizden;
Söyle artık, halktaki bunca şeyler, bunca haller nedir, hikmeti neydi bu yaratılışın” demişti.

Tanrı demişti ki:
“Ey cihanın canı, ben gizli bir defineydim, o ihsan (İyilikler), o vergi (Doğuştan verilenlerle) definesinin meydana çıkmasını istedim”
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Esenlik ona, Davud:
Yarabbi, halkı ne diye yarattın” dedi.
Allah:
Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi sevdim, bilineyim diye halkı yarattım” dedi.
(Menârât-al Sâirin hadis)

Neler öğrendik:
1.     Şems Hazretlerine sadece Mevlana Hazretlerinin özlem duymadığını, gökteki tüm varlıkların misliyle özlem duyduklarını öğrendik.
2.     Mevlana Hazretlerinin Allah’ın hazinelerinin emin yetkili görevlisi olduğunu, Mevlana Hazretlerine ve dostlarına sevgiyle bağlanıp gönül verenlerin ve sabırlı olanların bu hazineden mahrum olmayacaklarını öğrendik.
3.     Şems Hazretlerine candan öğlem çekenlerin kendisine ulaşabileceklerini öğrendik.
                              * 
İşte böyle yaren,
Dünyaya gelmeden önceki, dünyadaki ve ölüm sonrası yaşamı Allah’ın istediğini, bazı dostlarına peşin olarak güzelliklerinden verdiğini, böyle kişileri bilmemiz ve sevgiyle bağlanmamız gerektiğini öğrendik, anladık.

RAVLİ TANRIYI SEÇMEK
RAVLİ TANRIDAN NASIL UZAKLAŞILIR
RAVLİ ŞEMSİ TEBRİZİ VE İŞ KİME VERİLİR yazarak Googleden Allah ile konuşmaları okumalısın.
                                       *

RAVLİ

20 Aralık 2014 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 1400 İNCİ BEYİT

1400-  Kişizadeysen (Soylu geçmişten geliyorsan) ne diye menfaat (Dolaylı bir biçimde elde edilecek kazanç) peşine düşmüşsün, menfaat peşine düşmek rezalettir (Toplum içinde ayıplanacak duruma düşersin), adamı rüsvây (Ayıplanacak duruma düşürür) eder, hele Huten (Çin’deki surlara yakın Türk bölgesinin) güzelinden bir şey umarsa (Beklerse, isterse) insan…..

Sevgilime yüzlerce can feda olsun, feda olsun o tacıma, sarığıma benim;
Onunla külhana girsem cennet bile kıskanır o külhanı (Hamamın suyunu ısıtmak için ateş yakılan yer).

O külhan (Küllerin olduğu yer) gül bahçesi kesilir, külü, tozu süsen (Güzel görünüşlü ve kokulu çiçek) olur, sevgilimin huyuna döner, öylesine bir hal alır ki söylememe imkân yok, vasfa (Onu başkalarından ayıran özelliklerine) sığmıyor ki.

Sevgilimin buyruğuna uyayım da susayım;
Ağzımı yumayım;
O ipin havasıyla ip gibi oynayıp durayım.

Hiç de bilmezdim, hiç aklıma gelmezdi ki Ay, bir şekle bürünsün de yeryüzüne gelsin (Şems Hazretlerinin dünyaya gelmesi);
Güzelliği, bütün Çin güzellerini ateşlere yaksın (Kıskançlıklarından yanıp kül olsun).

Akıllara gelir mi ki o erkek aslan, ormanlıklardan (Anlayışsız, kaba insanların içinden)  koşup gelsin de bütün âşıkları, şu çeşit kanlara gark etsin.

Gönle;
“A gönül!
Bir kere daha ciğerimin kanlarına bulandın” dedim.
“ Sus!
Bir kerecik gel de gör onun yüzünü” dedi

Yüzünden mi bahsedeyim, huyundan mı?
Alnına dökülen kâküllerini mi öveyim, saçlarını mı?
Sarhoş gözlerinden mi dem vurayım, yanağını mı, alnını mı söyleyeyim yoksa?

Hâsılı (Ortaya çıkan) tutkunum ona, o şarabın sarhoşuyum, onunla yıkılmışım yerlere;
Gece, seher çağına dek “Yarabbi!” Diyorum, “Yardımıma koşun ey Müslümanlar” diye feryat ediyorum.

Nerde kâğıt?
O güzelin yüzü gibi parlak, güneşe benzer bir resim yapayım da şu suyun, toprağın hanümanını (Evini barkını, ocağını) ateşe vereyim, yansın soyu-sopu (Yok olsun soyu ve hısımları).
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Soylu bir kişinin çıkar peşinde koşan bir yaşayışı rezillikle sona ereceğini öğrendik.
2.    Soylu kişinin aşk yolundan gitmesi ve iyi bir isim bırakması gerektiğini öğrendik.
3.    Sevgili ile beraber olunca bulunulan konum ve durumun cennetten bir farkı olmadığını öğrendik.
4.    Sevgiliye tamamen boyun eğip onun nazıyla ilgilenmemiz gerektiğini öğrendik.
5.    Şems Hazretlerinin güzel olduğu halde cesur ve yiğit bir er olduğunu, toplumun onu bozamadığını, kendi yaşamlarına uyduramadığını öğrendik. 
                              * 
İşte böyle yaren,
Sevgilinin yüzünü görmenin her şeyden öncelikli olduğunu, yüzünde aradığımız tüm güzellikleri görebileceğimizi öğrendik, anladık.
                                       *
RAVLİ


19 Aralık 2014 Cuma

DİVAN-I KEBİR 1 CİLT 1390 İNCİ BEYİT

1390-  Bu (Yaşamdaki uyumu gören, yücelere götüren) aklı, bu anlayışı bulan kişi o sayıya sığmaz şekerden tadar (Duyar, hisseder) da Musa gibi kayadan ârı duru (Saf, tertemiz)  su fışkırır.
(Musa’nın sopasıyla taşa vurduğunu, kayadan su fışkırdığını ve halkının bu sudan içtiğini hatırlatıyor)

Mademki sarhoş oldum, sıçrayayım, gönül atına eğer vurayım (Yola çıkmaya hazırlanayım);
Çünkü padişaha (Şems Hazretlerine), o bütün aylardan üstün Ay’a iştiyakım (Özlemim) var.

Bırak babacığım şu sözü;
Söylemek, görüşe perdedir;
Şarap içeceksen o (Tanrı) şarabı iç, bir şarap seçeceksen o şarabı seç.

Bekleyerek, gözetleyerek susmak daha iyi, çünkü sözde boyuna ıstırap (Acı, üzüntü, sıkıntı, keder) var;

Yardım edecek geldi!
Yardım edecek geldi!
Müslümanlar (Allah’tan) yardım isteyin.

Müstef’ilün- Müstef’ilün, ey ulu!
Ey sarhoş olarak oturup kalktığımız zaman da, kalkıp yürüdüğümüz zaman da bize, bizden, yüreğimizin damarından daha yakın olan (Allahım!).

Haydi, tef çal (Neşelen);
Haydi, tef çal;
Devlete erişeceksin çünkü.
Ey erkeğinde, kadının da dert yoldaşı, ercesine (Erkekçe) davran, gam yeme (Üzülme).

Kuvvet ver, kuvvet al ey alış-verişle uğraşan er!
Boş verme, boş verme, mutlak kâra doğru adım at.

Şerefim azalır diyorsan korkma, o sana yüzlerce şeref verir, canın dirilir de mezara girme ayıbından da kurtulur, mezarcıya muhtaç olma ayıbından da.

Bugün sarhoş geldin, ârı (Utanma duygusundan), hayâyı (Allah korkusu ile günahtan kaçınmayı) birbirine vurdun;
Hadi, ey can mumu, parla, aydınlat her yanı!
Hadi, leğen altına giriş ayıbından (Utanılacak durumdan) da kurtuldun artık.

Şu hırkayı yaktım (Yıkıma, büyük zarara uğratacak olan dünyayı sevme ve bağlanma tutkusunu yok ettim) , halkın (Beni) kabul edişinden, reddedişinden geçtim, haber ver:

İsterse Abu-l Âla (Herhangi bir şan şeref sahibi olan) soğuk davransın, hoşlanmasın benden, isterse şu Abu-l Hasan (Herhangi sıradan biri) kızadursun bana.
                             ***   
DİVAN-I KEBİR1
MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             ***
Neler öğrendik:
1.    Kullandığımız akıldan daha iyi akıl, görmek için baktığımız bakıştan daha iyi bir bakış olduğunu, anladığımızdan başka bir anlayış olduğunu öğrendik.
2.     Allah ile iletişim kuranların saflığa temizliğe ulaşıp çevresine yararlı olduğunu öğrendik.
3.    Özlem duyarsak o kişiyi sevdiğimizi anlamamız gerektiğini, arayışla ulaşmaya çalışmamız lazım geldiğini öğrendik.
4.    Allah’tan yardım isteyerek, susarak, bekleyerek, gözetleyerek sevdiğimize kavuşma arzumuzu gönlümüzde yaşamamız gerektiğini öğrendik.
5.    Sevgilisine kavuşmak isteyenin hilesiz, iki yüzlü olmadan ercesine davranması, söylemesi, susması, hilelere baş vurmaması gerektiğini öğrendik.
6.    Sevgiliye ulaşmak için yapılan her şeyin aşağılık davranışlar olarak gözükse bile hoş görüleceğini, şeref vereceğini, yeniden dirilik, güçlülük ve zindelik vereceğini, kötü sonuçlardan kurtulacağını öğrendik.
                              * 
İşte böyle yaren,
Sevdiğimizle ilgilenmemiz gerektiğini, halkın hakkımızda söyleyecek sözlerini ve kınayışlarına önem vermeden sevdiğimize kavuşmak için çabalayıp, çalışmamız gerektiğini öğrendik, anladık.

RAVLİ TANRI ŞARABI
RAVLİ ARİF yazarak Googleden bu konuları okumalısın.
                                       *

RAVLİ

Popüler Yayınlar