21 Şubat 2014 Cuma

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 378

Allem-el esma bud âdem ra imâm
Lik ne ender libas-i ayn-ü lâm
(Hazreti Mevlana, Mesnevi 4.inci cilt 2970 inci beyit açıklaması)

Âdem-el esma= Tanrı Âdeme bütün isimleri öğretti”
Hakkın bu lütfü Âdem’e imamdı (Önderlik eden).
Fakat bu öğretiş, ayın (A) ve lâm (L) gibi harf elbisesiyle değil.”

Hakkın kokusu Âdem’in toprağına geldi, kalıbını da kendi ruhundan üfürdü.
Âdem’in kalıbı Tanrı medresesi (Okulu) idi.
Burada okunan ders vahiy’di.

Bu bir şaşılacak şeydir ki, şakird (Öğrenci, çırak) ve üstad (Bilim ve sanatta üstün bilgisi ve yeteneği olan) tekti.
Çünkü kendin etken olmadan kendine, kendinden öğretti.

Batını (Gizlilik ve görünmezlik) vahiy (Bir buyruk ve düşüncenin Tanrı tarafından bildirilmesi) idi ve görülmez gayb (Görünmez) idi, zahiri (Görünen kısmı) harfti, lügatti, söylemek ve işitmekti.

Zahirinden (Görünenden) zahir ehli (Usta görüş sahibi olanlar) faydalandılar.
Gözleri görenler de batın (Gizlilik, görünmezlik) denizine battılar.

                                          ***
GÜLŞEN-İ TEVHİD İBRAHİM ŞÂHİDİ
Çev: Midhat Bahari BEYTUR
İnkilap ve Aka kitapevleri koll. Şrt.
                                           ***
Neler öğrendik.
1.    Allah Âdem peygambere kendi ilminden vahiy yoluyla ilim vererek yarattığı ve yaratacağı tüm eşyanın ismini öğrettiğini, ne işe yaradıklarını öğrettiğini öğrendik.
2.    Allah’tan peygambere buyrukların ve ilmin gizlilik içinde bildirildiğini,  bunu meleklerin bile duymadığını, Âdem toprak ve su (Balçık) ile süslenince o ruhani isimlerin (Esma-ül Hüsnanın) gizlendiğini öğrendik.
3.    Sözlerin ve yazıların Allah bilgisini tam açıklamadığını ancak anlamak için yol açtığını öğrendik.
                                     *                                                                                    
İşte böyle yaren,
Allah bilgisinin yüceliğini, değerini görenlerin kitapları, sözleri bırakarak vahiy sırlarının peşine düşerek görünmez âlemin zevkiyle zevklenmeye başladıklarını öğrendik, anladık.

Konunun öneminden dolayı RAVLİ SÖZ yazarak bu blogtan veya Googleden incelemelisin.

İnsanın icat ettiği ile Allah’ın var ettiğinin isim verdiğinin farkını bilmemiz gereklidir.
                                               *                                                    
RAVLİ

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 377

Lâ şudi pehluy-i illa hanegir
İn aceb ki hem esiri hem emir
(Hazreti Mevlana, Mesnevi 4.inci cilt 2948 inci beyit açıklaması)

“ Mademki ‘=Yok’ oldun, İllâ = Tanrının teklik varlığı” yanında ev kur.
Şaşılacak şey bu: Hem esirsin, hem bey!”

Kendi nefsinin varlığını yok ederek “La” oldun mu, artık asıl kendi varlığını buldun, “İlla” oldun.

O zaman sen kendinden kurtuldun da asıl kendinle birleştin ve sayıdan kurtuldun, tek oldun.

Yoklukta ve fani olmakta koştun, yok olunca varlığı buldun.
Hakka mürit (Öğrenci, çırak) oldun mu, murat oldun (İsteğe, dileğe, amacına ulaştın), Hak sana ebedi devleti verdi, sevin.

O zaman sen kendini bildin, kendini gördün.
Allem-el esma= Allah’ın isimleri öğretmesi” denizine battın.

                                          ***
GÜLŞEN-İ TEVHİD İBRAHİM ŞÂHİDİ
Çev: Midhat Bahari BEYTUR
İnkilap ve Aka kitapevleri koll. Şrt.
                                           ***
Neler öğrendik.
1.    Toplumun oluşturduğu yapay BEN den kurtularak Allah’ın yaratırken verdiği BEN e dönüş yaparak sahiplenmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    BEN ve BEN merkezli davranışlardan kurtularak mutluluğa, sevinç içinde yaşamaya ulaşabileceğimizi öğrendik.
3.    Bu âleme yokluktan geldiğimiz için yokluk âlemini tanımamız, bilmemiz ve oraya gitmemiz gerektiğini öğrendik.
4.    Allah’a sevgiyle bağlananların kendi isteğiyle kendini Allah’a esir ettiklerini fakat beyliği, efendiliği kazandıklarını öğrendik.
5.    Allah’ın sevdiği kulların hatırı için suçları örttüğünü ve af ettiğini, fakat daha doğrusunun Allah ile araya hiç kimseyi katmamak olduğunu öğrendik.
                                     *                                                                                    
İşte böyle yaren
Kullardan görülen yardımın aslında Allah’tan olduğunu bilmemiz ve anlamamız gerektiğini, aracılar yerine Allah’tan verilen hükme razı göstermenin en uygun davranış olduğunu öğürendik, anladık.
                                               *                                                    
RAVLİ

20 Şubat 2014 Perşembe

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 376

Çünki sedd-i piş-u sedd-i pes nemând
Şud güzare çeşm-ü levh-i gayıp hând
(Hazreti Mevlana, Mesnevi 4.inci cilt 2904 inci beyit açıklaması)

“ Gözün önünde, ardında görüşünü örten bir hail (Perde, engel) kalmadı mı göz alabildiğine geniş görür, hatta gayp levhini (Kaderin yazıldığı levhayı) bile okur.”

Öyle bir üstada (İlim ve sanatta üstün) şakird (Talebe, çırak) olursan irşad şulesiyle (Aydın görüşle) aydınlanırsın.

O, lütfünden sana ihsan eder de seni erler arasına alır.
Bu dünya hapsinden kurtulursun.

Tanrı’nın huzurunda has (İyi nitelikleri üstünde toplamış) kullardan olursun.

Kendinden fani (Benlikten, bizlikten kurtulmuş) olarak varlıktan kurtulur, kendinden ağah (Kalbi uyanık) olarak bakiy (Ebedi) olmak mertebesini bulursun.

Hakta fani oldun mu (Benlikten, bizlikten vazgeçip Hakta var oldun mu); muhakkak bakiy oldun ve o ezeli (Yok olmayacak olan Allah) sakinin (Sunucunun) şarabını içtin (Aşk sarhoşu oldun).
                                          ***
GÜLŞEN-İ TEVHİD İBRAHİM ŞÂHİDİ
Çev: Midhat Bahari BEYTUR
İnkilap ve Aka kitapevleri koll. Şrt.
                                           ***
Neler öğrendik.
1.    Cenab-ı Hakkın her şeyden haberi olduğunu ve her şeye niteliklerine, özüne, davranışlarına, hareketlerine göre karşılık verdiğini öğrendik.
2.    Cenab-ı Hakkın herkese görüş yeteneği verdiğini fakat perde ile sınırladığını öğrendik.
3.    Hakikati görmeye engel olan perdeyi ancak perdeleyen tarafından kaldırılabileceğini öğrendik.
4.     İyi bir işimizin iyi karşılığını, kötü işimizin de kötü karşılığını gördüğümüzü öğrendik.
5.    Dikkatli olarak sözü ve hareketleri sonuçları göründüğü zamana kadar takip edip unutmayanın, uyanık olduğunu gösterdiğini öğrendik.
6.    Allah ile beraber olanın kendisi için kıyametin gelmesini beklemediğini öğrendik.
                                     *                                                                                    
İşte böyle yaren,
Uyanık olmazsak; bize doğruyu, hakikati gösteren kişiyi ve işaretlerini göremeyeceğimizi, görsek bile önemini kavrayamayacağımızı, ince uyarılara yeteri dikkati veremeyeceğimizi böylece de kendimizi ahmak durumuna sokacağımızı öğrendik, anladık.

Başımıza gelen belaların ahmaklığımızdan geldiğini, şaşkınlık göstermenin yersiz bir davranış olduğunu, bela gelmedi ise Hakkın bir zaman tanıdığını, düzelmezsek geleceğini öğrendik, anladık.

Yapılan her işin sonunda varlığımızda değişme olacağını dikkatli ve kontrollü olanın daha üstün sonuçlar elde ettiğini öğrendik, anladık.
                                               *                                                    
RAVLİ

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 375

Yâr-ı ğâlib şev ki tâ ğâlib şevi
Yâr-ı mâğlubân meşev hin ey gavi
(Hazreti Mevlana, Mesnevi 4.inci cilt 2877 inci beyit açıklaması)

“ Üstün olanın dostu ol ki üstün olasın.
Kendine gel behey azgın!
Alt olanlara dost olma.”

Mürşit, heva ve hevesine (İçi boş ve geçici eğlencelere) yenilmişse, şeytanın maskarasıdır (Soytarısıdır).

Yoksa Allah’ın mahbubu (Sevilen, sohbet edilen) değildir.
Sen ondan feyiz (Parlaklık, aydınlık) ve nur alamazsın.

Çünkü sen de körsün, senin asanı tutan (Köre kör yol gösteremez) da kördür.

Gözü gören bir mürşide (Uyandıran, doğru yolu, Hak yolunu gösteren), Hakkı bilen bir arife (Çok anlayışlı, sezgili) mürşit olursan onun izinde yürüyerek delaletten (Sapkınlıktan, doğru yoldan ayrılmaktan), kurtulursun.

Yolunu kayıp etmekten, ziyan olmaktan (Zarar görmekten) uzak kalırsın.
                                          ***
GÜLŞEN-İ TEVHİD İBRAHİM ŞÂHİDİ
Çev: Midhat Bahari BEYTUR
İnkilap ve Aka kitapevleri koll. Şrt.
                                           ***
Neler öğrendik.
1.    Kendimizden mana bakımından daha üstünü arayıp bulup yakınlaşmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Kendimizi başkalarından üstün görürsek doğru yoldan uzaklaşıp zarar edebileceğimizi öğrendik.
3.    Allah’ın dünyayı daima mana erleriyle doldurup süslediğini öğrendik.
4.    Bizi dikkatsizlikten uyandıran, doğru yolu gösteren, taklitçilikten ve çıkar sağlamış amacında olan güzel insanları aramamız gerektiğini öğrendik.
5.    Güzel insanların kendilerini gizlediklerini, Allah’a yalvararak böyle insanlardan biriyle tanışmak ve yakın olmak için yalvarmamız gerektiğini öğrendik.
                                     *                                                                                    
İşte böyle yaren,
Özgüven iyidir ve doğrudur ancak yetersizdir, eksiktir.
İyi bir yol gösterici öz eleştiri yaparak gerçekleri olduğu gibi açıkladığında duyduğumuz özeleştiri işe yarar.

Kendine güven duymanın büyüklenme hastalığına veya beceriksiz konuma düşürdüğünü bilmemiz ve güven ölçüsüne dikkat etmemiz önemlidir.

RAVLİ GÜVEN yazarak Googleden veya bu blogtan inceleme yapmamız önemlidir.
                                               *                                                    
RAVLİ

Popüler Yayınlar