22 Ağustos 2013 Perşembe

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 71

Cud micuyend gedayân u ziâf
Hemçü hubân ki ayne cuyende sâf
( Hazreti Mevlana, Mesnevi 1.inci cilt 2745 inci beyit açıklaması)

“ Yoksullar (Geçinmekte çok sıkıntı çeken kimse, toplum, ülke, yoksuz, varlıksız, variyetsiz, fakir, fukara, düşkünler) yoksullar (Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş), Cömert (Para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek, semih, ahi, bonkör) ararlar.

Güzellerin berrak ve saf ayna aramaları gibi.”

Mal sahipleri mal bağışlarlar.
Hal sultanları hal bağışlarlar.

Ekmek isteyene zengin, ekmek verir.
Can isteyene Veli can verir.

Alçak adam, ekmek için derviş olur, cömertten, ekmekten başka bir şey istemez.

Âşıklar ise yalnız maşuklarını (Sevdiğini, sevgilisini) isterler.
Onlardan, onları kazanırlar da kimseden ekmek istemezler.

Cahil, ekmek için derviş hırkasını giymiştir.
Riyası (İkiyüzlülüğü) da, düzenbazlığı da hep iyş u nûş (Zevk ve sefa işi) içindir.

                                  ***
Gülşen-i tevhid İbrahim Şahidi
Çeviren Midhat bahari Beytur
İnkilap ve Aka kitapevleri Koll.Şrt.1967 basım.


                                 ***
Neler öğrendik:

1.   Fakirin cömert zengini, cömert zenginin fakiri aradığını öğrendik.

2.   Güzellerin kendi güzelliğini gösterecek aradığını öğrendik.

3.   En cömerdin Allah olduğunu onu aramamız, ona yönlenmemiz gerektiğini öğrendik.

4.   Allah’ın kendi güzelliğini görmek için insanı yarattığını, yarattığı kulların gönül aynasına kendini görmek için baktığını, bundan dolayı gönlümüzü temiz ve parlak bir halde bulundurmamız gerektiğini öğrendik.

5.   Çıkarı için din adamı olanların, görünenlerin beğenilen ve sevilen olamadıklarını, iki, yüzlü davrandıklarını öğrendik.

                                         *
İşte böyle yaren,

Hazreti Mevlana’nın “ Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün” sözünü hatırlayalım.

İsteyen ve istenilen birbirini çektiğinden iyi bir şey isteyen olmamız gerekir.

                                           *
RAVLİ

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 70

Ey tu nareste ezin fâni ribâd
Tu çidani mahv-u sekr-u inbisât
( Hazreti Mevlana, Mesnevi 1.inci cilt 2726 inci beyit açıklaması)

“ Sen ki bu fani bağla (Kolayca kopacak) bağlanmaktan kurtarılmışsın, Allah âşıklarının mahv (Eksiklikten, kusurdan, kabahatten, ayıptan kurtulmak), sarhoşluk (İçki içmeden Allah’tan gelen sarhoşluk), ve gönül ferahlığı gibi halleri ne bileceksin.”

O kimya ile senin bakırın altın olmadıkça sen ilahi makamlara nasıl ulaşacaksın?

Haydi, o iksiri arayan ol, mürit ol (Sevgi ve saygıyla bağlan), pirin (Yol gösteren, yolunu aydınlatan bilgili ihtiyar) ayağının toprağı ol.

Sen onun müridi (Sevgi ve saygıyla bağlan) oldun mu, murat (İstenilen, aranılan) olursun.

Sen kendini ona verdin mi, o da kendini sana verir.
Mürit, pirin isteklisi olduğu gibi pir de, o fayda isteyen müridin isteklisi olur.

Nasıl ki fakir (İhtiyacı olan); hayır sahibine doğru koşarsa, hayır sahibi (İyilik yapmak için arayışta olan) de fakiri öyle arar.

                                  ***
Gülşen-i tevhid İbrahim Şahidi
Çeviren Midhat bahari Beytur
İnkilap ve Aka kitapevleri Koll.Şrt.1967 basım.


                                 ***
Neler öğrendik:

1.   Sonunda yok olacak şeyleri (Dünyaya ait) severek bağlanan kişilerin; eksiklikten, kusurdan kabahatten, ayıptan kurtulamadıklarını, Tanrıdan gelen sarhoşluğu, gönül ferahlığını bilemeyeceklerini, sevince ulaşamayacaklarını öğrendik.

2.   Kendimizi değiştirmedikçe, geliştirmedikçe, din yolundan gitmedikçe yüksek makamlara ulamayacağımızı öğrendik.

3.   Bize doğru yolu, Allah yolunu gösteren bilge, yaşlı, yol göstericiye bağlanıp hizmet etmedikçe sevince ulaşamayacağımızı öğrendik.

4.   Kendimizi doğru yolda yetiştirirsek bir zaman sonra istenilen, sevilen olacağımızı öğrendik.

5.   Hizmet edenin bir zaman sonra hizmet edilen duruma geleceğini öğrendik.

6.   İsteğin karşılıklı olarak yoğunluk kazandırdığını öğrendik.

                                                 *
İşte böyle yaren,

Kendimize yükseklerde bir yerde yer edinmek için istekli, kararlı ve Allah’a yalvarmak suretiyle bu isteğimizin olması için bir Tanrı erinin yönlendirmesiyle ancak bir sonuç alabiliriz.

Nasıl bir yol izleyeceğini:
RAVLİ ARİFLİK YOLU yazarak Googleden okumalısın.

                                                  *
RAVLİ

21 Ağustos 2013 Çarşamba

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 69

Hem nişini i mukbilân çun kimyast
Çun nazarşan kimyayi hod kücast
( Hazreti Mevlana, Mesnevi 1.inci cilt 2687 inci beyit açıklaması)

 İkbal sahibi (Yüksek bir makama, duruma erişmiş olan) olanlarla arkadaş olmak kimya (Etkilerden ve etkileşimden ortaya çıkan bileşimleri, değişimin temel yapısı ) gibi tesirlidir.

Onların bakışları kadar kuvvetli bir kimya nerede vardır?”
Onların nazarları öyle bir kimyadır ki, bakırı altın yapar.

Bulunduğu makamdan daha yüksektir, gümüşse pota (İçinde maden eritilen kap) içinde altın yapar.

Kıymetini evvelkinden daha yüceltir.
O önder veli, sizi Allah’ın aşk ateşinde eritir.

Bakır gibi din potasında erittikten sonra himmet cevheriyle (Yardım ederek, kayırarak, özünü, mayanı) altın yapar.

Sen, bu fani bağlılıktan (Ömrü olan, sonuçta yok olanlara bağlılık) kurtulur ve o vakit mahv (Eksiklikten, kusurdan, kabahatten, ayıptan kurtulmak), sekr (İçki içmeden Allah’tan gelen sarhoşluk) ve gönül ferahlığı nedir, anlarsın.

                                  ***
Gülşen-i tevhid İbrahim Şahidi
Çeviren Midhat bahari Beytur
İnkilap ve Aka kitapevleri Koll.Şrt.1967 basım.


                                 ***
Neler öğrendik:

1.   Yüksek makamı ulaşmış kimselerin bakışlarının bile iyileştirici etkisinin olduğunu öğrendik.

2.   Bulunduğumuz ortamın ve kişinin tesiri altında kaldığımızı öğrendik.

3.   Yüksek kişiliğe sahip olana yakınlık kuranın beyin kimyasının değişip daha değerli bir hale gelebileceğimizi öğrendik.

                                        *
İşte böyle yaren,

Anlama ve öğrenme gücünü hareketli kılan daha yüksek bilgilere yönelir.

İyi bir kılavuz bulamayan, iyi bir yol bulamayan, iyi bir topluluğa giremeyen öğrenme ve anlama gücünün verimini alamaz.

Hazreti Mevlana ve dostlarının olduğu topluluk şüphesiz bizim aradığımız en güzel topluluktur.

Bizden hiçbir maddi beklentisi olmayan, doğruyu olduğu gibi söyleyen dostlar topluluğu ne iyi.

Yaren, yüz yüze görüşme imkânı bulamasan da o büyüklerin kitabını okumak, onların sözlerini okumak, önerilerini önemsemek o topluluğa girmek ve onlardan olmaktır.

Rüzgârın oradan oraya savurduğu bir yaprak gibi olmaktansa, doğru bir yerde kök salmak akıllıca bir iştir.

Evet, kolay değildir.
Kendi kendinle yüzleşeceksin.
Yüzleşmekten korkak kimseler kaçar.

Eski doğru bildiğin yanlışlardan vazgeçerek doğru bilgiyi kabul etmek ve benimsemek kendi kendimize yapmamız çok zordur.

Gönül bağladığımız büyüklerimizin yardımıyla bu iş kolaylaşır.

Eski bize giydirilmiş kişilikten sıyrılıp yeni bir kimlik ve kişilik kazanmak için uğraşıya değer.

                                              *
RAVLİ

DERVİŞ YOLU GÜLŞEN-İ TEVHİD 68

Ger veli zehri hored nûşi şeved
Ver hored talip siyeh hûşi şeved
( Hazreti Mevlana, Mesnevi 1.inci cilt 2603 inci beyit açıklaması)

“ Veli zehir yese bal olur.
Eğer müptedi (Yeni başlayan, acemi) olan kimse yese, aklı hakikati fark etmez olur.”

Zira (Çünkü) veli, hayvanlık gibi kötü vasıftan kurtulunca karanlıktan kurtuldu, ışık gibi parladı.

Müptedi (Yeni başlayan, acemi) ise henüz o sıfattan kurtulmadığı için gece gibi karanlıktır, gündüz gibi aydınlanamamıştır.

O veli himmet eyler (Yardım eder, kayırır) de gönül aynasını cilalandırırsa o vakit ondaki kötü vasıflar temizlenir de gönlünü manevi helakten (Ölme, öldürme, yok etme, yok olma, bitkin bir duruma gelme veya getirme) kurtarır, diriltir.

Ey din sırlarına istekli olan!
Gel, daima ikbal (Baht açıklığı veya yüksek bir makama, duruma erişmiş olma durumu) sahibi olanlarla arkadaş ol.

                                  ***
Gülşen-i tevhid İbrahim Şahidi
Çeviren Midhat bahari Beytur
İnkilap ve Aka kitapevleri Koll.Şrt.1967 basım.


                                 ***
Neler öğrendik:

1.   Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı olduğunda insanın beyin kimyası bozulduğunu, bozulma etkisiyle o kişinin normal görevleri yapamayacak duruma geldiklerini, böyle hastaları ruh doktoru olan velilerin iyileştirdiklerini öğrendik.

2.   Çevremizin kötü propaganda yapmak veya insanları olumsuz davranışlara yönlendirmek için, tahrik etmeleri, ortalığı karıştırmaları ile farkında olmayanların bu olumsuz etkiyle beyin kimyalarını bozduklarını, düşünce ve davranış bozukluklarına girdiklerini, problemli hale geldiklerini öğrendik.

3.   Nasıl ki zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenemeyeceğini öğrendik.

4.   Velilerin zehirle karşılaşsalar bile bunu faydaya çevirdiklerini öğrendik.

5.    Velileri seven ve bağlananların gizli ve açık yardım alacaklarını öğrendik.

6.   Velilerin gönlü hasta olmuş, ölmüş olanı bile iyileştirip dirilttiklerini öğrendik.

                                                *
İşte böyle yaren,

Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahî iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçiminden haberli, iyi kadere sahip, talihli, şanslı insanı bulup hizmet ve ikram ederek yakınlaşmamız gerekmektedir.

İster miras, ister kendi çalışması ve kazanımıyla din yolundan kendini düzeltmiş, hatalarını görmüş ve düzeltmiş, kendisini yetiştirmiş, Tanrı katında beğenilmiş insanlara yakın olmamız bizim faydamız için çok önemlidir.

Her insanın kendine özgü beğendiği ve başkalarını bu alana yönlendirdiği önerileri vardır ama bu yol din yolundan ayrı bir yol ise baştan iyi gözükür fakat sonunda beklediklerini elde edemezler.
Tanrı’nın sevdiği kullara yakın olmak ve o topluluğa ait olmak için çalışmalıyız.

Tanrı erleri fazla izah etmedikleri ve basit olarak yapman gerekenleri söylediklerinden sakın onları bilgisiz sanma.
 
Yaren; bu yolda yeni isen göze görünmeyen güçleri, yardımları daha tanımadığın için inancın önceleri zayıf olur.
Bu yoldan ayrılmayanların bu sözümüzün doğruluğunu yaşayarak anlarlar inanırlar.
                                           *
RAVLİ

Popüler Yayınlar