28 Aralık 2011 Çarşamba

SULTAN VELED VE BABASINDAN SÜT EMMESİ

Mevlana Hüsameddin-i İskender, Cemaleddin-i Kameri, Sıraceddin-i Tatari ve İmam İhtiyareddin Ömer-i (Tanrı onlardan razı olsun) akıllı bilginler ve arkadaşların ileri gelenleri şöyle rivayet etmişlerdir.

Sultan Veled Hazretler, memede iken daima Mevlana’nın kollarında uyurdu.

Mevlana teheccüt zamanı kalkıp gece namazını kılmak istediği vakit, Sultan Veled bağırır ve ağlardı.

Mevlana Hazretleri, onu susturmak için namazı bırakır, kucağına alırdı ve süt emmek istediği vakit, mübarek memesini onun ağzına sokar ve Tanrı’nın emri ile babalık şevkatinin çokluğundan memesinden

“ İçenler için çok elverişli halis ve saf süt akardı “
( Nalh suresi 68)
Ayetindeki buyurduğu gibi Sultan Veled de bu mana ve hakikat aslanının sütünden doya-doya içer ve uyurdu.

Nasıl ki Peygamberin parmaklarından tatlı su akmış,

Sıddık-ı Ekber’in tükürüğü Tanrı elçisinin mescidinin çeragının yağı olmuş, seher vaktine kadar etrafı aydınlatmış,

Nasıl ki Halil Hazretleri süt emme zamanında mağaranın bir köşesinde tam kırk gün küçük parmağından halis süt emip bununla yaşamıştı.

Olgun velilerin ve peygamberlerin keramet ve mucizeleri sayısızdır.

Veled tam on yaşına gelince bütün toplantılarda babasının yanında otururdu.

Gençlik zamanlarında onları gören birçok kimseler, Sultan Veled’i Mevlana’nın kardeşi zannederlerdi ve Mevlana da ona daima:

“ Sen yaradılış ve ahlak itibariyle herkesten çok bana benzersin “ der ve onu çok severdi.

Bu sevgisinden ötürü de ona babasının ad ve lakabını vermişti.
Derler ki:

Mübarek dilini ağzına sokar, onu yalar yüzünü ve saçlarını öperdi.
Şimdi de mukaddes türbede babasının yanında rahat etmektedir.


                                        ***
ARİFLERİN MENKIBELERİ Şark İslam Klasikleri 29
Ahmet Eflaki, M.E B. YAYINLARI 489
                                      ***
Neler öğrendik:
1.    Mevlana Hazretlerinin Sultan Veled’e annelik de ettiğini öğrendik.

İşte böyle yaren,
Yakin sırların göründüğü yer ve hakikatleri arayanların sultanı, Mevlana’nın oğlu, Hak ve dinin güzelliği Sultan Veled Hazretlerinin yaşanmışlıklarını ve sözlerini arz etmeye başladık.

Tanrı Sultan Veled Hazretlerinin ebedi ve kuvvetlendirilmiş olan nuruyla bizi nurlandırsın.
Âmin.
                                        *
RAVLİ

HÜSAMEDDİN ÇELEBİ VE EMİNLİKLE HİZMETİ

Zamanın büyüklerinin, Mevlana Şems-i Tebrizi’yi ziyaret etmek ve onun sohbetinin saadetine nail olmak istedikleri vakit, dileklerini Mevlana Şems-i Tebrizi’ye bildirmesi için önce Hüsameddin Çelebi Hazretlerine gidip yalvarmaları ve onu şefaatçi (Aracı) tutmaları lazım gelirdi.

Mevlana da en güzel bir tarzda, bu cemaatin arzusunu bildirir ve şefaatte bulunurdu.
Şemsi Tebrizi de bir müddet için yanına girmelerine müsaade eder ve:

“ Eğer …. Emir veya vezir gerçekten bizimle görüşmek arzusunda samimi ise ve bunun için çalışıp didiniyorsa on bin veya yirmi bin direm versin “ derdi.

Bir gün sultanın naibi (Vekili) olan Emideddin Mikail bir an Mevlana Şemseddin-i Tebrizi’nin sohbetinde bulunmak istedi.

Hüsameddin Çelebi onun bu isteğini Şems Hazretlerine arz etti.
Mevlana:
“ Kırk bin direm versin, ondan sonra içeri gelsin “ dedi.

Emineddin yalvarıp yakardı.
Nihayet otuz bine razı etti.

Şems’in huzuruna girince Şems Hazretleri ona o kadar hakikatler anlattı ki kalemle anlatılamaz.

Emineddin Mikail secdeler ederek sarhoş gibi yanından çıktıktan sonra, bunun şükranesi olmak üzere müritlere on bin direm daha dağıttı.

Mevlana Şemseddin Hazretleri:
“ Bizim Çelebi Hüsameddin’imiz, bu paraları ihtiyaç ve münacat sahiplerine derecelerine göre dağıtıversin.

Hüdavendiğarım bütün çocuklarına ve torunlarına versin.
Selahaddin’in çoluğuna, çocuğuna da verdikten sonra arta kalanı elinde bulundursun, dostlar için saklasın “ diye emir verdi.

Çelebi Hazretleri, gençliğinden ihtiyarlığına kadar sağ oldukça ihlâs kemerini can beline bağladı.(Doğrulukla candan hizmet etmek)
O hanedan (Kökten asil) için o kadar çalıştı ki, anlatılamaz.

Mevlana’nın kendisine olan inayeti dolayısıyla hepsinin hizmetine koştu ve bütün dünyanın efendilerinin efendisi oldu.

                                        ***
ARİFLERİN MENKIBELERİ Şark İslam Klasikleri 29
Ahmet Eflaki, M.E B. YAYINLARI 489
                                      ***
Neler öğrendik:
1.    Hüsameddin Hazretlerinin herkesin emini, işini yoluna koyanı, gözeteni olduğunu öğrendik.

İşte böyle yaren,

Herkesin güvenini kazanmış, hizmet odaklı düşünüp yaşamış büyüğümüz sonra da Mevlana Hazretlerinin sohbet arkadaşı, sırdaşı, vekili, şeyhi olmuştur.

Tanrı velisi olduğu halde hiçbir zaman hizmet beklemeden hizmet etmeyi düşünmüş ve yaşamının sonuna kadar bu prensipten ayrılmamıştır.

Peşinen verilen bir lütuf olmadığı halde o çalışmalarıyla herkesin güvenini kazanmış, hayır dualarını almış, veli olmuş, Mevlana Hazretlerinin ve çevresinin saygısını kazanmıştır.

İşte; temiz, kendini seçeneklerini işe karıştırmadan, hakkaniyetle, tam bir doğrulukla, sevgi ile gönülden gelen dostluk ile Mevlana Hazretlerine bağlandığını ve Tanrı yolunda olanlara hizmet etmeyi kendine görev edindiğini öğrendik, anladık.
                                                 *
RAVLİ

HÜSAMEDDİN ÇELEBİ VE VELİYE HİZMET

Bir gün Mevlana Hazretleri bir hizmetçi gördü.
Bu hizmetçi tam bir aşkla omzuna bir zembil (Örme sepet) almış, Çelebi Hüsameddin’in evinin ihtiyacı olan şeyleri götürüyordu.

Mevlana ona:
“ Kaşki (keşke) ben senin, sen de benim yerinde olsaydın da bu hizmetçilik inayetine ben mazhar olsaydım “ buyurdu ve hemen mübarek ferecesini çıkarıp ona giydirdi, özür dileyip:

“ Ben sana bu saygıyı, velilere hizmet edenlere nasıl hizmette bulunmak lazım geldiğini ve velilere izzetin ise, hadden aşırı olduğunu bilesin diye gösteriyorum “ dedi.

(İzzet: Allah’a, Peygambere, dine aittir.
Şeref ve saygıya layık olana hizmet ederek ikram etmeye denir.)

ŞİİR:
“ Yüksek ve alçak tabakanın yanında kulluktan daha yüksek bir makam yoktur “
(Mesnevi 2. Cilt 265/335)

“Aşkta hayat bulanın yanında, kulluktan başka bir şey yapmak küfürdür.”
(Mesnevi 5.Cilt 119/1866)

                                        ***
ARİFLERİN MENKIBELERİ Şark İslam Klasikleri 29
Ahmet Eflaki, M.E B. YAYINLARI 489
                                      ***
Neler öğrendik:
1.    Velilere hizmet etmemiz gerektiğini, bu hizmeti yaparken sınır koymadan, kendi durumumuza göre karşılaştırma yapmadan yapmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Hizmetin kalpleri birbirine bağladığını öğrendik.
3.    Hüsameddin Çelebi Hazretlerine hizmet etmenin Tanrı’ya, Peygambere, dine hizmet, velilere hizmet etmek olduğunu öğrendik.
4.    Hüsameddin Çelebinin Veli olduğunu Mevlana Hazretlerinin sözünden öğrendik.
                                     
 KULLUK

Kulluk: Tam bir doğrulukla ve özveri ile bağlanmaya ve hizmet etmeye denir.

Kul olmak için:
İnsan etkinliğinin dışında, canlı cansız maddelerden oluşan varlığın tümüne uyum sağlamak gerekir.

İnsan etkinliğinin dışında kendi kendini sürekli olarak yenileyen ve değiştiren, yaradılış ve yapı özelliklerinin tümünün güzelliklerini koruyan, değişmez bir gücün olduğunu bilmek gerekir.

Dengenin ve sürekliliğin, her an yok edilerek tekrar yaratıldığını, güzelliklerin korunduğunu gözlemler ve anlarsan kul olmak yolundasın.

Çalışmalarının sonucunda bu kadar uygunluk ve düzenin birbiri ile uyuşmasının rastlantı olamayacağını, bunları bir gücün yaptığını anlayış ve akıl erdirme yoluyla ulaşırsan kul oldun demektir. 
                                   *
RAVLİ

HÜSAMEDDİN ÇELEBİ VE ŞEYTAN

Bir gün kovulan şeytan, Hüsameddin Çelebi Hazretlerine gözüküp Mevlana’nın gece namazlarından, ibadetlerinden fazlaca şikâyet ederek:

“ Mevlana, ne zaman tam bir niyazla namaz kılmaya kalksa, aydın dünya bana karanlık olur, belim kırılır.

Onda gördüğüm hali, binlerce insanda görmemiştim ve onun eteğini tutan (Bağlı olan) ve sevgisini kalbinde taşıyan cemaate ne mutlu.


Sözün kısası:
“ Ümmetlerin hayırlısı siz olunuz “
(Al-i İmran 107)
Ayetinde kast olunan işte bu kavimdir.

Mevlana’nın heybetinden müritleri etrafında dolaşmaya, onlara saldırmaya mecalim (Gücüm) kalmıyor.

Ben, Âdem’in böyle mutlu çocukları olacağını bilseydim, onu inkâr etmez, bu işi hiç yapmaz ve onun fenalığı için hiç çalışmazdım.

Onun gönlümün son derecede merhametli olan çocuklarından umarım ki, ben aciz ve biçare için, onun dergâhından özür dileyip beni serbest bırakırlar “ dedi.

Çelebi Hazretleri, bu hikâyeyi Mevlana’ya anlatınca, Mevlana gülümseyerek:
“ Ümitsizlik olmaması umulur, hâşâ (asla):
Niçin ümitsiz olsun” dedi.

ŞİİR:
“ Ey kerim olan padişah!
Eğer sen iyiden başkayı kabul edersen,
Kötü nerede ağlayıp sızlasın. “

“ Bana asi olan, senin kudretin altındadır.
Sen mağfiret sahibi ve merhametlisin “
(İbrahim suresi 36)

                                        ***
ARİFLERİN MENKIBELERİ Şark İslam Klasikleri 29
Ahmet Eflaki, M.E B. YAYINLARI 489
                                      ***
Neler öğrendik:
1.    Mevlana’ya bağlı olan ve sevgisini kalbinde taşıyanların mutlu olduklarını öğrendik.
2.    Mevlevilerin Mevlana Hazretlerinin koruması altında olduklarından şeytanın saldıramadığını öğrendik.
3.    Şeytanın bile Tanrı’dan ümidini kesmediğini öğrendik.

İşte böyle yaren,

Şeytan bile Mevlana hazretlerinin şefaatiyle (Aracılığıyla) Tanrı’dan affedilmesini ümit ediyor.
Hazreti Mevlana’nın kötüleri de kabul edip iyiliğe, doğru yola, Hak yoluna kılavuzladığını öğrendik, anladık.

(Gel, gel, yine gel, ister putperest ol, ister ateşe tapan ol, bin kere tövbeni bozmuşsan yine gel, bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir, her ne olursan yine gel.)                                      

Bu davet başka bir Mevlana’nın olup ancak bütün Mevlana olanların (Efendi, sahip olan, kontrol edebilen, kötü gidişatı iyiliğe değiştirebilenlerin) sözüdür.

Allahtan ümidimsimizi kesemememiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                                                      *
RAVLİ

Popüler Yayınlar