4 Kasım 2021 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3520 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri aşıkları anlatıyor)

3520. Kendini sevmeyi ne soruyorsun, ne soruşturuyorsun?;
Oysa ki ne de güzelsin, ne de gönüller (Kalpte oluşan duyguların kaynağını alansın) kaparsın sen...
Yüzünü bir göstersen iki dünya da birbirine girer.

Sen şarabsın, biz testiyiz...
Sen suya benziyorsun, biz arkız...
Ne yerin var senin, ne yurdun;
Fakat gene de nereye yönelirsen ordasın.

Gönül sana nasıl yelsin-yopursun (Koşarak yetişsin);
Bakış-görüş, seni nasıl arasın-bulsun?
Söz, ağızdan nasıl çıksın da nerdesin diye sorsun?

Gönlün (Kalbinde oluşan duyguların kaynağı) kulağına ne söyledin ki gülmeye koyuldu, açılıp saçıldı?
Kamışın ağzına ne verdin ki şekerler çiğnemeye koyuldu.

Şaraba ne coşkunluk verdin:
Bala ne ceşit bir tad bağışadın?
Akla nasıl bir düşünce verdin de yüce taşanlara girişmede, yüksek düşüncelere dalmada?

Senin yüzünden toprak, nakışlarla bezenmiş;
Topraktakilerin gönülleri halden hale girmiş.,
Hoş olmayanlar bile senin yüzünden hoş (Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren), hoşsun (Beğenilensin), hoşluğu arttırıp durursun sen.

Neşe (Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç), seninle neşelendi;
Şaşılacak şey, senin yüzünden şaşılacak bir hale geldi;
Lütuf (Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik ve yardım), ihsan (Karşılık beklemeden yapılan yardım, iyilik) senin sayende dudağa-ağıza tad verdi;
Kerem sahibisin, bağışlarda bulunur-durursun sen.

Yaralı, yorgun gönlü sen arar-sorarsın;
Olaylardan onu yur (Yıkar)-arıtırsın...
Dertli bir söz söylersin ona, o söz deva (İlaç) olur-gider.

Bulut senin yüzünden ağlamada, şimşek senin yüzünden gülmede... daha da binlerce çeşit işler, senin lütfunla olup durada;
Vefa madenisin (Sevgide, sevgi, dostluk bağlılığında içinde çok değerler barındıransın) sen.

İşime-gücüme bir bak;
İşten-güçten el çektim ben...
Başkasına buyurma:
Senden başka kimsem yok benim.
                              ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
HAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1. Allah'ın Şems Hazretlerini her görenin, her tanıyanın seveceği güzellikle donattığını, çevresini de güzellikler ortamı olarak hazır ettiğini, daha fazlasını Şems Hazretlerinin kendisinin güzelleştirdiğini öğrendik.
                           *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretleri kendisini çevresinden soyutlayarak kendisini Şems Hazretlerinin ruhaniyetine taşıyıp kendisini yok saydığını öğrendik, anladık.
                         *
RAVLİ

3 Kasım 2021 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3510 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri aşıkları anlatıyor)

3510. Hele a aşıklar, muştuluk (Sevindiren haber) size...
Artık ayrılık kalmadı, buluşma devleti geldi-çattı;
Artık Tanrı, Tanrılığını sürecek.

Kerem (Soyluluk, ululuk, büyüklük) üstüne kerem gelmede, binlerce bayram gelip çatmada;
İki (Madde ve mana) dünya da mürid (Şeyhine bağlanarak ondan yolu öğrenen, onun yolunda ilerleyen) olmada;
Sen hala nerdesin?

Vefa (Sevgiyi sürdürmede, sevgi, dostluk bağlılığının) şekerini ekersin (Yaşamın tatlılaşır);
Canın başını kaşırsın;
Zemaneden (İçinde bunululan zaman) utanır-arlanırsın (Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duyarsan) da dokuzuncu göğe ağarsın (İhtiyaçsızlık şehrine ulaşırsın) artık.

Lütfu (Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik ve yardım), keremi (Soyluluğu, ululuğu, büyüklüğü), seni tutar, kendisine çeker;
Gönlünün muradına (Kalpte oluşan duygularının isteklerine, dileklerine) erersin (Kavuşursun);
Ne bunun gamı kalır;
Ne onun...
Tertemiz oluş, hükmünü sürer-gider.

Hele a gerçek aşıklar, birbirinizle uzlaşın (Aranızdaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyum sağlayarak, karşılıklı anlaşarak ve uygun kalarak da yol alın);
Vefalı (Sevgisi geçici olmayan) dostun içinden kutsuzluğu (Uğursuzluğu) aşan bir kutluluk (Uğurluluk, bolluk ve iyilik) coşmada.

Durağın topraktı;
Gizlice bir yolculuğa çıktın;
Sonunda insanlık durağına eriştin, insan oldun...
Fakat burda da kalma.

Sen yolcusun, yürü;
Göğe doğru yol al ama sen bu paramparça bucakta (Kenarda, köşede, yerde) kalakalmışsın;
Allah kurtarsın.

Gönül, yürek adını taktığın şu bir katre kana bak...
Bütün dünyanın çevresini bir solukta döner-dolaşır;
Ama yürüyüp uçarak değil.

Gözünün ışığına dikkat et, göklere vurmada...
Ona ışık verenle bildik (Yakın) olmaya bak.

Söz söylemeyi bırak;
Ayağın yok mu senin?
Ulu (Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllü, yiğit, doğruluk ve başka nitelikleri bakımından çok büyük, yüce) kişiysen ne diye bu daracık yerde tutsaksın?
                              ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
HAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                             ***
Neler öğrendik;
1. Allah'ın kendisine âşık olanlarla ilgilenme zamanının geldiğini, aşıklara bu müjdenin duyurulduğunu öğrendik.

2. Allah'ın ululuğunu, asilliğini, büyüklüğünü dostları vasıtasıyla gösterdiğini, madde ve mana her ne varsa Allah dostlarına bağlanarak ondan yolu öğrenip, onun önerdiği yoldan gitme vaktinin geldiğini öğrendik.

3. Belirli bir yaş ve konuma gelenin ham yaşama devam etmekten üzüntüye düşüp kendisini kurtarma, olgunluğa doğru yola girmesi, kendisine kılavuz bulması gerektiğini öğrendik.

4. Gerçek aşıkların birbiriyle ayrışan konuları karşılıklı ödünler vererek uzlaşacaklarını, birbirlerine anlayış göstereceklerini, bir ve beraber olacak anlayışla hareket edeceklerini öğrendik.

5. İnsanın ilk durağının toprak olduğunu, yolculukta insan durağına ulaştığını, burada durmamak göğe doğru yol almak, dünyada bir kenarda kalmamak gerektiğini öğrendik.

Kalbimizde oluşan duyguların kaynağı ile düşünce gücü ile bedene ihtiyaç duymadan, yol yürümeden, dünyayı bir anda dolaşabileceğimizi öğrendik.

6. Allah'ın verdiği güçle göklere kadar ışığımız vurduğunu, bu gücü verene yabancı kalmamak gerektiğini öğrendik.
                                 *
İşte böyle yaren;
Sözlerin oyalayıcılığından kendimizi kurtarıp ulu kişi olmaya doğru yürümemiz, ulu kişi olunca da yolun bitmediğini görmemiz, bu olgunluğu, güzelliği yaşamamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                                 *
RAVLİ

2 Kasım 2021 Salı

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3500 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri aşıkları anlatıyor)

3500. A güzel, sen bir aslansın, bense ceylan gibi tutsağınım senin... 
Dünyada azad edileceğinden korkan avı kim görmüştür?

A güzel, havamıza gir, razılığımızı dile...
Çünkü denizden de duydum, madenden de;
Bağış manediymişsin (Çok kıymetli değerlerin olduğu ve verildiği kişi) sen.

Bütün vebale (Sorumluluğu üzerime alma) girişim, senden;
Senin yüzünden ağlayıp inliyorum...
Yatıştır ululuğunu onun;
Ululuk ıssı Tanrı, sensin ancak:
Ululuk Tanrı'nındır ancak.

Uykumun yolunu kestin, bari sarhoşluk yolunu kesme...
Herkesten herşeyden
ayırdın beni; kendinden ayırma bari.

Tanrım, sana ulaşmak umidiyle Ay da dost oldu bize, güneş de;
Tanrı kapısını çalmayı (Kapıya varıp vardığını duyurmak) ummak (Olmasını dilemek), ne büyük bir umit.

Bütün malını-mülkünü vermiş, kesenin ağızını açmış;
Senin ihsanını umarak yapıyor bu işi;
Vefanının (Sevgiyi sürdürmede, sevgi, dostluk bağlılığının) özüsün çünkü.

Hepsi de dükkanlarını kırıp dökmüşler, uykunun, yeyip içmenin yolunu
bağlamışlar;
Bir bucaktan çıkıverirsin diye oturmuşlar, seni bekliyorlar.

Bir kişinin umidi de nedir ki sana karşı?
Bütün dünyanın umidisin sen...
Şarap (Tanrı şarabı) elde etmeye çalışman da nedir ki?
Lütuf-ihsan şarabısın (Varlığınla insanı sarhoş edersin) sen.

Yusuf senin içinde;
Boş yere ne diye Mısır'a gidersin?
Perdeyi kaldır da bir bak;
Ne de güzel yüzün var.

Çalgıcı senin içinde;
Ne diye çalgıcıya kemerini veriyorsun?
Beden neyden (Üflemeli çalgıdan) değersiz değildir, an (Kısa zaman) da ney üfleyenden aşağı değil.
                               ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
HAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                               ***
Neler öğrendik;
1. Mevlana Hazretleri kendisini av Şems Hazretlerini acı olarak gördüğünü, kenini avcının hükmüne bıraktığını öğrendik.

2. Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinin çok değerli şeyleri içinde barındıran kaynak olduğunu bilip anladıktan sonra Mevlevilerin arasında olmasını arzu ettiğini, kendi liderliğinden vazgeçtiğini öğrendik.

3. Ululuğun Allah'a ait olduğunu, Şems Hazretlerinde bu ululuktan eserler gördüğünü, Şems Hazretlerine yakın olmak isteyişinin Allah ile yakın olma isteğinden olduğunu anladık.

4. Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerine olan aşkı yüzünden herkesten ve herşeyden kendini ayırdığını, ŞemsHazretlerinin kendisinden ayırmamasını istediğini öğrendik.

5. Allah'ın kapısına varmanın, kapının açılmasını beklemenin, gir kulum hitabının duyulmasını istemek, beklemenin, umut etmenin büyük duyusal ve manevi sevinç oluşturacağını öğrendik.

6. Şems Hazretlerinin sevgisi kazanmak için malı-mülkü verip harcamada sınırsız olmak gerektiğini öğrendik.

7. Allah'ı göremeyeceğini umut etmeyenin hiç olmazsa onun sanatını üzerinde taşıyan Allah dostlarını görmek, onlara yaklaşmak gerektiğini öğrendik.

8. Allah ve Allah dostlarını görmek isteyenin perde arkasında olduğundan kendi yüzünü göremediğini, halbuki ne de güzel yüz taşıdığın bilmesi gerktiğini öğrendik.
                                     *
İşte böyle yaren;
Dışarıda gördüğümüzden çok daha değerlisinin içimizde olduğunu, bedenimizin içindeki donanımın çok değerli olduğunu anlamamız, bilmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                                      *
RAVLİ

1 Kasım 2021 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3490 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri aşıkları anlatıyor)

3490. Hele a gül bahçesinin güzelleri, altı aydır nerdeydiniz?
Yokluktaydık, ansızın Tanrı'dan bir varlıktır, geldi-çattı.

Sen de yokluktan yürü, o dünyanın baharına var, padişahlara katıl;
Sen de Elest ( “Ben sizin Rabbiniz değil miyim ?” sözünü duydun mu yüceldin.

O solukta menekşe de erguvandan (Eflatunla kırmızı arası renkte çiçek açan, güzel bir süs ağacından) bir haber almak istedi ama erguvan, başın için a Ay, sarhoşum diye dudağını ısırdı.

Menekşe (Mor renkli, güzel kokulu çiçek), onun sarhoşluğunu görüp cilvesini seyredince kucakladı onu da sen, bu kucaktan sıçradın, kaçtın zati dedi.

Denizin cömertliğini gör de balık gibi sus...
Gönül (Kalpte oluşan duyguların kaynağının) avını salıver gitsin;
Sen de ağın dışındasın zati.

Gece geçti, seher vakti (Sabahın güneş doğmadan önceki zamanı) geldi-çattı;
Sen de hala uyumadın da, birşey yiyip içmedin de...
Bir solukcağız git de dinlen;
Kendinden geçtin-gitti.

Sevgili, bu gece sen bizimsin diye kulağımı çekti...
Evet a güzel, fakat bir göster bana, nerdesin sen?

Bahaneyi bırakır da evinin yolunu gösterirsen başımla yürüyerek, gözlerimi yerlere süserek gelirim;
Çünkü kimyanın (Üstün özellikler taşıyan çok değerli şeyin) da madenisin ( Kaynağısın) sen.

Yook, evini göstermez de düzene girişirsen gökten yıldızları çalarsın, aklın
başından külahını kaparsın sen.

Gecem saçlarından bir iz;
Seher çağım yüzünden bir ışık...
Yüzündeki örtüyü bir kaldırsan Ay bile gökyüzünden yere düşer
                          ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
HAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                                  ***
Neler öğrendik;
1. Soğuklar gelince yokluk şehrine giden bahçenin güzelliklerinin 6 ay bekledikten sonra Tanrı emriyle güzelliklerini gösterip sergilediklerini öğrendik.

2. Yokluktan yürüyerek Allah dostlarının arasına katılmamız, Allah'ın hitabı “ Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” hitabının söylediği yere kadar geri gitmek gerektiğini öğrendik.

3. Güzellikler daha güzel olmak için soruşturduklarınırenklerine güzel kokular kattığını öğrendik.

4. Allah dostunun yüzünü görmek isteyenin sabaha kadar bekleyeceğini öğrendik.

5. Allah dostu evini gösterip davet ederse çok saygılı bir biçimde gitmek gerektiğini öğrendik.

6. Allah dostunun Çok değerli özelliklerin kaynağı olduğu bilincinde olarak bilmemiz, kendimizi değersizleştirerek yaklaşmamız gerektiğini öğrendik.                             *        
İşte böyle yaren;
Güzel herşeyin Allah dostundan bir iz olduğunu, Allah'ın sanatını gösterdiği dostuna aşık olmaktan, ona bağlanmaktan, hizmet etmekten daha güzel yaşantı olmayacağını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ


Popüler Yayınlar