24 Ekim 2021 Pazar

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3410 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri aşıkları anlatıyor)

3410. Sen melek değilsin;
Melek ne yer, ne bilirsin?
Pırasanın eşi-dostusun sen, kudret helvasmı ne yapacaksın?

Akıl-fikir mutfağından gelen şu yemeği ne yapacaksın sen?
Gece-gündüz o mutfağı görüp gözeten Tanrı'dır.

Tebriz'ii Şemseddin'e söyle, yüzünü bize döndür,’de...
Hayır, yanlış söyledim;
De ki:
Ey Şems, ardın yok senin zati;
Tümden yüzsün sen.

A güzel, nasıl söyliyeyim, bilmem ki...
Sen canımızın ışığısın bizim...
Sen kendi ışığını gösterince canın gücü-kuvveti mi kalır?

A benim canım, öylesine bir devlet kuşusun ki gölgenin altında bütün kargalar, kuzgunlar, devlet kuşu olurlar, o devleti elde ederler.

Keremin (Soyluluk, büyüklük, asalet), dünyadaki bütün mucrimlerin (Suçluların) özürlerini diler...
Her belaya amansın (Başına sıkıntı gelenin yardımcısın), her bağı açansın sen.

Bir incisin ki binlerce deniz, sende yok olur-gider...
Uuluk sıfatlartyle uçsuz-bucaksız bir denizsin sen.

Seninle buluştuğum zaman, ne de vefasız eş-dostsun sen diye ağlarım; senden ayrılınca, ne de vefalı sevgilisin diye feryat ederim.

O Ay'la buluşunca neler olur?
Allah bilir...
Çünkü ayrılık zamanında bile zevk-neşe vermedesin, cana canlar katmadasın.

Gönül (Kalpte oluşan duyguların kaynağı) delirmişse hakkı var;
Aklı sendin, gittin...
Yüzünü açtığın zaman da yüzündür ondan özür dileyen.
                                  ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİNHAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                                 ***
Neler öğrendik;
1. İnsan toprak seviyesinden yükselip melek seviyesine çıkmadıkça meleklerin ne yediğini bilemeyeceğini, MevlanaHazretlerinin anlattığının hakikatine ulaşamayacağını öğrendik.

2. Düşünme, anlama ve kavrama gücü ile söylenen öğütün, düşünce üretmeyle beslenmeyi Allah'ın bildiğini, görüp gözetenin, Allah olduğunu öğrendik.

3. Şems Hazretlerinin canımızın ışığı olduğunu, ışığını gösterince kendi ışığımızın gücünün kuvvetinin kalmadığını, yüzünü görmeyi hasretle özlediğimizi öğrendik.

4. Şems Hazretlerinin kanatları altına girenin karga olsa bile devlet kuşu olacağını öğrendik.
Şems Hazretlerine bağlı olanların başı belaya gitse bile yardım ettiğini, kör düğüm olmoş sorunların çıkış yolunu gösterdiğini öğrendik.

5. Şems Hazretlerinin binlerce büyüklüğün tek şekli değişmeyen mücevher incisi olduğunu, ululuk sahibi olduğunu öğrendik.

6. Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretleri ile buluşması ile ayrılıklarının zevk ve neşe verdiğini öğrendik.
                             *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerinin kalbinde oluşan duygularının kaynağının delice coşmasının sebebinin Şems Hazretlerin yüzünü göremediği zaman olduğunu, hazret yüzünü gösterdiği zaman da özür dilediğini öğrendik, anladık.
                           *
RAVLİ

23 Ekim 2021 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3400 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri aşıkları anlatıyor)
3400. Dünya donsa, buz kesse, neşe ölüp gitse gizlilik aleminden, bu dünyadan başka nice dünyalar meydana çıkarırsın.

Kararsızların içindeki bu dilek (Yerine getirilmesi başkasından istenilen talep), bu çarpıntı (Kalbin hızlı ve sık vurması) sendendir;
Yoksa bu arılığınla-bu duruluğunla (Temiz ve katışıksız olmanla), kara balçıkla bildik (Tanıdık) olmana imkan mı var?

Gökyüzü, toprağın çevresinde gece-gündüz dönmeye koyulmuş...
A gökyüzü, ışık madeni değil misin sen;
Ne istersin bizden?

Bir solukta tutar, gözyaşı dökersin;
Bir solukta tutar, toprak elersin...
Kesinti arayanın biri değilsin ki;
Kimyanın (Üstün özellikler taşıyan çok değerli şeylerin) da madenisin (Kaynağısın) sen.

Hal böyleyken gene de kesinti arayanlar gibi gece - gündüz toprak elemedesin;
Ne diye toprağa taparsın, duaların kıblesi değil misin sen?

Bir yoksulun padişahtan İhsan ummasına şaşılmaz, şaşılacak şey şu ki padişah, yoksuldan dilenmede.

Bundan da daha şaşılacak şey şu:
O Ay, o kadar yalvardı-yakardı da yoksul, galiba padişahlık benim hakkım diye yanıldı-gitti.

A gökyüzü, padişah değil misin sen?
Toprak, senin kulun-kölen değil mi?

Sen ne diye gece-gündüz, ona hizmet edeceğim diye havalanır-durursun?
Gökyüzü, bana cevap verir de der ki:
Kişi boş yere yelip yöpürmez  (Köpürmez)...
Bir saman çöpü uçuyorsa kehlibar yüzünden uçuyordun.
Sözümü anlamak, meleğin harcı...
Söz söylemezsem söze aç melek, ne diye susuyorsun, söyle der bana.
                                ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİNHAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                                 ***
Neler öğrendik;
1. Mevcut bu dünya hareketsiz kalsa, üşüse, mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç gitse birçok dünyaların meydana geleceğini öğrendik.

2. Ne yapacağına karar veremeyenlerin başkasının yapmasını istediği dilekleri olduğunu, topraktan yaratılanın da bu dilekleri meydana getirecek yetki ve ustalıkta olabileceğini öğrendik.

3. Gökyüzünün bile dünyadaki toprak etrafında dönmesi gibi aydınlık veren, ışık saçan Allah dostlarının da balçıktan yaratılmış insanın etrafında dönmesinin akla uygun olduğunu öğrendik.

4. Allah dostunun üstün özellikler taşıdığını, değerli madenlerin kaynağı olduğunu öğrendik.

5. Allah dostunun duaları kabul etmesinin dilekleri yerine getirmesinin şaşılacak bir şey olmasına şaşmamak gerektiğini öğrendik.

6. Büyüklerin büyüğüm diye kendini bir tarafa çekmediklerini, hizmet etmeye devam ettiklerini öğrendik.

7. Gökyüzünün bile dualara cevap verdiğini, bunların çekici bir sebebin olduğunu öğrendik.
                              *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerinin sözünü melek olanın anlayacağını, Meleğin Mevlana Hazretlerinden söz söylemesini beklediğini öğrendik, anladık.
                            *
RAVLİ

22 Ekim 2021 Cuma

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3390 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri aşıkları anlatıyor)

3390. Halis (Katışıksız, saf) altının ateşe atılması ne de hoştur;
Çünkü ateşin hüneri (Beceri isteyen ustalığı) vardır;
Altının halis (Saf) olduğunu ateş gösterir.

A kardeş, ateşin yalımlarından (Alevlerinden) kaçma;
Sınamak için bir içine girsen noolur ki.

And olsun Tanrı'ya ki seni yakmaz;
Yüzün altın gibi parlar...
Halil'in (Samimi dostun) oğlusun sen;
Eskidenberi bildiksin ateşle.

Yüce bir ağaçsın sen, topraktan baş çıkar...
Yakınlık Kafdağı'na (Düyayı çevrelediğine inanılan, arkasında cinlerin, perilerin bulunduğu varsayılan, zümrütten hayali bir yere) uç, kadripek (Yararlanılan sağlam, dayanıklı) yüce zümrüdüankaa'sın (İyi ve güzel işler yapansın) sen.
Su verilmiş bir kılıçsın, çık beden kınından...
Maden pususunda kalma;
Çık dışarı;
Adam-akıllı geçer akçesin (Parasın) sen.

Şekersin, şekerler saç, şekersin, hem de tatlı mı, tatlı...
Devlet (Tanrının yetkili kıldığı, sırlarını bağışladığı, ilmiyle kudretiyle desteklediği, yetki verdiği kişinin sözlerini doğru çıkardığı, isteğini kendi isteği olarak gerçekleştirdiği, diğer insanların kabul ederek boyun eğdiği, erdeme ve ölümsüzlüğe kavuşturmaya, insanları yönlendirme ve yöneltme makamına) ney'ini (Üfleme ile çalınan sazı) çal;
Pek güzel sesin var çünkü.
Tanrı huylusun;
Güzel gönüle (Kalpte oluşan duyguların kaynağına) girdin mi. Turdağı'nın parıltılarını gönülden gösterirsin.

Mum huylusun (İstenilen şekli alabileek yumuşaklıktasın);
Geceleyin eve girdin mi, bütün ev parıltından aydınlanır-gider.

Şarap huylusun (Yüzüne bakanı sarhoş edip kendinden geçirensin), bir mecliste bulundun mu, güzelim yüzünle binlerce fitne salarsın o meclise;
Kavgalar-gürültüler çıkartırsın.

Neşe (Mutlu olmaktandoğan ve dışa vurulan sevinç)-zevk (Hoşa giden veya çekicibir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu) ürktü (Korkup sıçradı mı), kaçtı (Hızlı koşup bir yere saklandı) mı, dilek (Birinden bir şeyin yapılmasını istemek)-istek (Kendi düşünce, görüş ve isteğini yapma) üzüldü-koptu mu, yeryüzüne sakalık (Sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen işi ) edersin...
Ne çimenler yeşerir, ne güller biter.
                                ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİNHAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                                ***
Neler öğrendik;
1. İnsanın saf, katışıksız olmasının beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren kişilik oluşturduğunu, bu duruma gelmenin beceri isteyen ustalıkla ulaşıldığını, böyle kişilerin iş yapmaktan çekinip korkmadıklarını, değerini gösterdiklerini öğrendik.

2. Katışıksız saf kişilerin sınanmaktan, tehlikeye atılmaktan korkmayacaklarını öğrendik.
Katışıksız saf kişilerin Allah korumasında olduğunu, samimi dost olarak kabul edildiklerini öğrendik.
Şems Hazretlerinin iyi ve güzel işler yapan, yarar sağlayan, sağlam, dayanıklı, yücelere kolayca giden gelen biri olduğunu Mevlana Hazretlerinden öğrendik.

3. Şems Hazretlerini Mevlana Hazretlerinin çok özlediğini, gelmesini, kendisini göstermesini, her zaman geçerli olduğunu göstermesini istediğini öğrendik.

4. Şems Hazretlerinin Allah'ın yetkili kıldığını, sırlarını bağışladığını, ilmiyle kudretiyle desteklediğini, yetki verdiğini, sözlerini doğru çıkardığını, isteğini kendi isteği olarak gerçekleştirdiğini, diğer insanların kabul ederek boyun eğdiğini, erdeme ve ölümsüzlüğe kavuşturmaya, insanları yönlendirme ve yöneltme makamında olduğunu öğrendik.

5. Şems Hazretlerinin Allah'ın huyuyla huylandığını, güzel gönüle girince yücelerin göze çarpan parlıklarını gösterdiğini öğrendik,

6. Şems Hazretlerini her şekle girecek yumuşaklıkta olduğunu, girdiği yere aydınlık verdiğini öğrendik.

7. Şems Hazretlerinin yüzünü görenin güzelliği karşısında sarhoş olup karışıklıklar gürültüler çıkaracağını öğrendik.
                                     *
İşte böyle yaren;
Kişinin kendisinden neşe, zevk korkup kaçtı mı o insanda ne istek ne de dilek kalmadığını, yeryüzünü güzelleştirmek için işlerine kendini adayacağını öğrendik, anladık.
                                      *
RAVLİ


21 Ekim 2021 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 7-8 CİLT 3380 İNCİ BEYİT

(Mevlâna hazretleri aşıkları anlatıyor)
3380. Yapayalnız gir safa (Sıraya), vaktin İsfendiyar'ısın (Tanrı kudreti taşıyanısın)...
Heyber'in (Yahudi kalesi) kapısıdır o;
Kopar gitsin, çünkü Murtaza (Razı edilmiş)Ali'sin sen.

Can bakımından Süleyman'sın, al yüzüğü (İstediğini yaptıran) şeytandan...
Düşüncede, karar verişte güneşsin;
Kır yıldızların ordusunu.

Halissin (Katışığı olmayansın), gönül (Kalpte oluşan duyguların kaynağını) çekicisin;
Halil (Allah dostu) gibi gir ateşe...
Ölümsüzlüğün aslısın, Hızır gibi iç Ab-ı hayatı (Ölümsüzlük suyunu).

Asılsız (Doğru olmayan, temelsiz, köksül, dayanaksız, yalancı) kişilerden kesil (Uzak dur), gülyabanilerin (İnsanın gördüğü sandığı korkunç hayalet) aldatışlarına kulak asma;
Çünkü sen çok yüce (Büyük, ulu, yüksek) bir soydansın (İyi ve üstün nitelikleri bulunansın);
Çünkü sen pek yüce bir yerdensin.

Can bakımından zevalin (Ortadan kalkma)yok;
İç alemde de pek güzelsin:
Ululuk sahibi Tanrı'nınsın,Tanrı ışığındansın sen.

Henüz belirmedin;
Güzellikten ne gördün ki?
Ama bir seher çağı, güneş gibi doğuverirsin içinden.

Yazık-yazık, öylesine gizlisin ki sanki bulut altına girmiş bir Ay'sın... Ay'sın, güzel bir yüzün var;
Çık buluttan, yırt dağıt o bulutu.
Madende (Çok değerli şeyleri içinde bulunduran) bile senin gibi bir la'l (Kırmızı renkli değerli taş) yok;
Dünya, senin gibi bir cana sahip değil...
Çünku bu dünya, eksilme dünyasıdır, sense cana canlar katansın.

Sen Zü'l-fekâar'a (Hazreti Ali'nin kılıcına) benzersin;
Bedenin de tahta bir kındır (Kesici araçların kabısın)...
Bu kın kırılırsa ne diye gönlün (Kalbinde oluşan duyguların kaynağı) kırılacak?

Sen, ayağa bağlı bir doğansın (Leşe konmayan avcı kuşsun);
Bedenin de ayağındaki halka...
Pençenle ayağındaki halkayı çıkarman gerek.
                            ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİNHAZIRLAYAN: ABDULBAKİ GÖLPINARLI KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                             ***
Neler öğrendik;
1. Tek başımıza da olsak savaş etmekten korkmamamız, taşıdığımız Tan rı kudretini Hazreti Ali'in tek paşına kale kapısını söktüğü gibi gücü göstermemiz gerektiğini öğrendik.

2. Yıldızların (Burçların) üzerimizdeki etkilerinden, şeytanın etkilerinden ve baskısından kurtulup, akılla ve bilgiyle kararlar vermemiz, Süleyman peygamber gibi davranmamız gerektiğini öğrendik.

3. Kalpte oluşan duyguların kaynağını Allah'a bağlayanın ölümsüzlüğe ulaştığını, ateşin yakmadığını, Hızır gibi kıyamete kadar aktif olacağını öğrendik.

4. Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız kişilerden uzak durmak gerektiğini, kendi kendini vehimlerle, hayallerle korkutmamak gerektiğini, Allah'tan korkanın başka korkusunun kalmayacağını öğrendik.

5. İnsan olarak yaratılanın yüce soydan olduğunu, iyi nitelikleri bularak ve kazanarak yüce yerde yer etmemiz gerektiğini öğrendik.

6. İnsanın iç dünyasında çok güzel oluştuğunu, canın hiçbir zaman yok olmayacağını, Allah'ın ışığı alıp başkasına ışık verenler olduğumuzu öğrendik.

7. Gördüğümüz güzelliklerin bir numune olduğunu, göreceğimiz Tanrı santının güzelliklerinin sınırsız olduğunu öğrendik.

8. Kendimizi gizlemeden güneş etrafında ve dünya etrafında dolanarak aldığımız ışığı karanlıkta kalanlara yansıtmamız, yollarını aydınlatmamız gerektiğini öğrendik.

9. İçimizde çok değerli olan şeylerin saklı olduğunu, insanın sahip olduğu canın değeri kadar dünyanın değeri olmadığını öğrendik.

10. İnsanın canının keskin kılıç olduğunu, kalbinin de kırılacak incelikte olduğunu öğrendik.
                             *
İşte böyle yaren;
Ayağı bağlı, kafese konmuş bir kuş gibi yaşamaktan kendimi kurtarmamız, ayağımızdaki bağı kendimiz söküp atmamız, özgürce akılla ve bilgi ile yaşayıp yol almamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                            *
RAVLİ


Popüler Yayınlar