4 Mart 2021 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 1070 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
1070. Onun (Şems Hazretlerinin) sözü olmasaydı canın, nerden ah çekecekti;
Ah çek, ah çek (Pişmanlık, özlem, beğenme, sevgi duygularıyla ilerle);
Ahındır Tanrıca yol olan (Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlığa ulaşma yolunun ah çekenlere görünür).
 
Bostana su çekiyorum, bu yüzden dönmeden hoşlanıyorum ben; Çünkü çorak yerden, hatta taştan, kumdan bile can suyuyla meyveler biter.
 
Bahçe sarardı, kurudu mu can suyunu çeker (Güç, dirilik kalmaz);
Söyle kırık dala, soğanımız su içsin artık.
 
Geceleyin git, erken gel de sözler işit;
Fakat geceleyin Ay gibi hep uyanık dur (Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte ol), oturma.
 
A vefaya (Sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığına) kulak asmayan (Önem vermeyen, dinlemeyen), neden böyle yapıyorsun, neden?
Bu yorguna (Bedensel ve zihinsel etkinliği yavaşlamış) yüzünü asmışsın (Hoşnut olmadığını yüzünde ifade etmişsin);
Neden, neden?
 
Her solukta, senin yerin-yurdun olan, senin vefa tezgâhın kesilen (Sevgiyi sürdürmek, sevgi, dostluk bağlılığını yapan)  gönlümü mızrakla yaralıyorsun;
Neden, neden?
 
İncin (Manası, şekli değişmeyen söylerin), kuyumcuda müşteriden ödülü  (Başarı karşılığını armağan olarak) aldı;
Canı da götürüp gidiyorsun, cihanı da;
Canı da, cihanı da;
Fakat neden, neden?
 
Hızır'ın kaynağısın (Ölümsüzlük el ettiği yersin), Kevsersin (Cennette bulunan kutsal ırmaksın), Ab-ı hayattan da  (Ölümsüzlükten de daha) güzelsin;
Senin ayrılık ateşinle ağzı-dudağı, dili-damağı kupkuru olan benim ancak;
Neden, neden?
 
Senin kahrın (Derin üzüntü, acı, sıkıntı veren) can gibi gizlidir, mührünün (Yaptığının onayladığının işareti) izi yoktur;
Fakat gönlümde senin için bu izler,
Neden, neden?
 
Dedi ki:
Cana can benim, canı görmeyi umma (İsteme, bekleme);
Fakat yüzün, canın şeklini gösteriyor;
Neden, neden?
                         ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN 
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Pişmanlık, özlem, beğenme, sevgi duygularıyla ilerleyerek Tanrı’ya yol bulabileceğimizi öğrendik.
2.    Yaşamın döngüsüne can suyu gerekli olduğunu, can suyunun tesir ettiği yerde güzel ürün alınacağını öğrendik.
3.    Aşk yolunda olanın gece uyumadan sevgilisini beklemesi gerektiğini öğrendik.
4.    Sevgilinin duygularımızı hemen cevap vermediğini, kendisini daha iyi tanımaya çalışmamız gerektiğini öğrendik.
5.    Sevgilimiz Şems Hazretlerinin yaralamalarının bizim iltihaplanmış yaramızı deşerek irini akıtmak, merhem koyup iyileştirmek için olduğunu öğrendik.
6.    Şems Hazretlerinin sözlerinin tüm zamanlarda şekli ve manası değişmeyen mücevher sözler söylediğini, bunu sözün değerini bilenler tarafından ödüllendirilen sözler olduğunu öğrendik.
7.    Şems Hazretlerinin ölümsüzlüğü elde etmeyi, bu dünyada iken cennette vaat edilen ırmaklardan içirdiğini, ölümsüzlerin en güzeli ve etkilisi olduğunu, bunlardan Mevlana Hazretlerinin de yararlanmak istediğini öğrendik.
8.    Şems Hazretleri Mevlana Hazretlerine verdiği üzüntünün görülemeyeceğini, üzüntülerin izler bıraktığını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Cana can verenin Şems Hazretleri olduğunu, fakat canı göremeyeceğimizi, fakat hazretin yüzünün canın şeklini gösterdiğini öğrendik, anladık.
                    *
RAVLİ

  

3 Mart 2021 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 1060 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
1060. Onun (Şems Hazretlerinin) o sıcak selamından utandım da utancımdan su kesildim (çok sıkıldım, suyum çıktı);
Onun yumuşak sözlerinden taşlar bile su kesilir (Katı cisim sözün etkisiyle sıvı duruma gelir).
 
Zehir’i (Üzüntünü, acını, kederini, sıkıntını) ona götür de şekerden de tatlı bir hale getirsin;
Kahrı (Derin üzüntüyü, acıyı, sıkıntıyı), önüne koy da tamamıyla razılık yapsın.
 
Ab-ı hayatını gör de ecelden hiç korkma;
Onun razılık (Uygun bulan, benimseyen, isteyen, kabul eden) kapısının iki kanadına dayan da kazadan hiç titreme.
 
A hasır (Saz, ağaç kabuğuyla veya yapraktan yapılan örülmüş taban örtüsü) gibi ayaklar altında kalıp horlanan kişi, ona karşı secdeye (Saygıyla yere) kapan da mescidin yüceliğini versin sana.
 
Aşk beyini çağırdım da dedim ki:
Sen bunu anlıyor musun?
Çünkü şekle rehin (Borçlanan) olmuşsun sen, senin şeklinse kılavuz (Yol gösteren, rehber).
 
Gönül, senden kalksa da yolculuğa düşse ciğer ateşe düşer;
Ona gel demeyi bekliyor, ayaküstünde durakalmış.
 
Gönül, bir güvercin gibi damından uçsa bile adının hayali, havalarda canına kıble (Sıkıntılı bir durumda yardım umarak başvurulan yer) olur.
 
Dam (Dış etkilerden korunacak olan) da sensin, havada (İstek, heves, meyil, sevme de) sen, ikilik bir hevesten (Nefsin, akıl ve din tarafından yasaklanan kötü arzulara karşı eğilim) başka bir şey değil; Canım Ab-ı hayatı (Ölümsüzlük) sensin, şekillerse saka (Bunlara su taşıyan da sensin).
 
Uzak gitme, yolculuğu arama;
Ay'ın (Aydınlık yüzlü sevgili), senin önünde;
Nara atmaya kalkışma;
Fısıltıyla bile çağırsan seni duyar o.
 
Senin duanı (Yalvarmanı, yakarışını) duyar, çağırmana cevap verir, a benim sağırım der, sağırlığı bırak, kulağını tam aç.
                         ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN 
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretleri sözleriyle kişilerde katılık bırakmadığını, su haline getirdiğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerine derdini anlatanın çözüm yolunu gösterdiğini, sorunun bizim çok üzülmememiz gerektiğini, razı olmamız gerektiğini, razı olmanın nasıl olacağını Hazretten öğrenmemiz gerektiğini öğrendik.
3.    Ölümsüzlüğü tanıyıp görenin, Allah’ın takdirine razı olup ölüm zamanından korkmayacağını öğrendik.
4.    Allah dostundan kendisini aşağı gören, ona çok saygı gösterenin topluluğun yüceliğine ulaşacağını öğrendik.
5.    Şekle önemseyenlerin bu güzel sözleri anlayamayacağını öğrendik.
6.    Gönlümüzün yönünün Allah dostu olması, onu sevgili olarak kabul edip sevgi ve saygıda bulunmamız gerektiğini öğrendik.
7.    Birlik fikrinden vazgeçmemek gerektiğini, ikiliğin  hevesin yanlışa götürdüğü düşünceler olduğunu öğrendik.
8.    Allah dostu ister yaşayan, ister ahrete gitmiş olsun yalvarışımızı duyup cevap vereceğini, kayıtsız kalmayacağını öğrendik. 
                     *
İşte böyle yaren;
Başına gelene razı olanın; çözüm yoluna gireceğini, razı olmayanın; sorunla uğraşıp kendine yeni sorunlar çıkaracağını, sebep-sonuç sorularına cevap bulamayacağını kendini mahvedeceğini öğrendik, anladık.
                    *
RAVLİ

  

2 Mart 2021 Salı

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 1050 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
1050. Dün gece Ay, karşında (Dinin güneşi Şems Hazretlerine) secde etmeye (Yere kapanarak saygısını sunmak için) geldi;
Âşıklarının kıskançlığı, git, gelme diyen naralar (Haykırışlar) atmaya koyuldu.
 
Yeryüzünde salına-salına bir hoşça yürü de melekler bile gökyüzü pencerelerinden başlarını çıkarsınlar, yere eğip seni seyre dalsınlar.
 
Yüzünden şimşekler çakmaya başladı mı, gözlerini korumak için gönüller, elleriyle kapar gözlerini.
 
Gönül bahçesi, zevke, çalgıya-çağanağa dair (Çalgılı, neşeli ve gürültülü biçimde eğlenceden) ne elde etse karakışa benzeyen şu ayrılık yüzünden hepsini kaybetti-gitti.
 
Güze (Sonbahara) benzeyen ayrılık gamıyla (Üzüntüyle) can bahçesi sarardı-soldu;
Senin baharın ne vakit gelecek de boy atmaya, yeşerip açılmaya başlayacağım?
 
Dün gönlüm, mahallenin başında yorgun-argın (Bitkin) uyuyakalmıştı.
Hayalin geçti de onu, o halde gördü.
 
Şu ağır dertten (Üzüntüden) nicesin (Nasılsın), söyle;
Öyle daralmışsın (Zayıflamışsın) ki bedenin, gözlere görünmez olmuş dedi.
 
Dedi, geçti-gitti;
Fakat bu sözün tadından şu gönlüm sağlık buldu;
Yarabbi, sen sevabını (Ödülünü) ver onun.
 
İki (Madde ve mana) dünyada da beyimiz (saygı duyduğumuz başkanımız) gibi alımlı (Çekici, albenili, cazip), beylimiz gibi (Rahat yaşaman) güzel nerde?
Yüzlerce yanlış gördü de gene kaşları çatılmadı-gitti.
 
Gözünü aç da yüzünü seyret;
Suçunu getir de huyu (Yaradılış ve ruh özelliğini) gör, deredeki su gibi huyu (Alışkanlığı)...
Baştanbaşa aparı (Alıp götüren), tamamlıyla ışık mı ışık.
                         ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN 
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretleri karşısında Mevlana Hazretlerinin saygıyla yerlere kapandığını, kıskanç âşıkların Şems Hazretlerine git gelme diye bağırdıklarını öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin dünyada gezinmesini gökyüzü meleklerinin seyretmekten hoşlandıklarını öğrendik.
3.    Yeryüzünde olanların, gökyüzünde şimşekler çakmaya başlayınca bu ışıklardan korunmak için gönüllerin gözlerini kapattıklarını öğrendik.
4.    Sevdiğinden ayrı düşen ne kadar eğlenmeye çalışsa da sevincini kaybedeceğini öğrendik.
5.    Mevlana Hazretleri gönül gözüyle Şems Hazretlerini aradığını, hayalini gördüğünü, gönlünün sağlık bulup sevindiğini, sevincin karşılığını Allah’tan Şems Hazretlerine verilmesini dilediğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin madde ve mana saygı duyulan başkan olduğunu, yanlışlarımızı gördüğü halde kızmadığını, öfkelenmediğini, su gibi alıp götüren akıcılığa sahip, hayat veren ışığa sahip hazreti yakından tanımamız gerektiğini, Mevlana Hazretlerinin âşık olduğu bu büyüğümüze yakınlaşmak gerektiğini öğrendik, anladık.
                    *
RAVLİ

1 Mart 2021 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 1040 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
1040. Daha gün başlarken geldin, elinde de koskoca bir sağrak (Tanrı şarabı dolu büyük kadehle);
Hadi-gel diye ne vakit çekeceksin canımı meclise?
 
Gönlün eli, bir güzelin elini tuttu mu ne hale gelir gönül?
Bakır, kimyanın çağrısını, sesini duyunca ne olur?
 
Arap gibi, elinde mızrak, şaşılacak bir güzel çıkageldi, dedim ki:
Bir isteğin mi var, bir iş mi çıktı?
Evet dedi, yanımıza gel dedi.
 
Gönlüm, ben koşayım diye sıçradı;
Aklım, ben gideyim dedi.
Güzel, lütfetti (İyilik ve yardım etti) de ikiniz de gelin dedi.
 
Gökyüzünden sofra geldi mi elini de yıka, ağzını da;
Yıka da elinden soğan, pırasa kokusu gelmesin.
 
Alımlıysan, âşıksan bak da gör, tat-tuz madeni geldi;
Kâseyi bırak, kadehi al?
Coşkunluğu seç, çorbayı değil.
 
Şu iki dudağımı yumayım da gündüzle gecenin mumu, yalım diliyle size hikâyeyi anlatsın.
 
A gökteki Ay'a benzeyen;
Fakat sen neredesin, Ay nerde?
Ay'ın yüzünde nerde bu ululuk ışığı, nerde bu güzellik?
 
Herkes Ay'a âşık, Ay'sa senin aşkına tutsak;
Senin elinden feryat ediyor, ey Allah diye yalvarıp duruyor.
 
Ateş gibi yüzüne karşı güneş de secde ediyor, Ay da;
Çünkü yüzün, Ay'la, güneşle baştan geçtiler girişiyor.
                         ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN 
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin seveninin canını yüce meclise çekmek için geldiğini öğrendik.
2.    Allah dostu güzelin birine yardım edip kayırmak için o kişinin çok değerli hale geleceğini öğrendik.
3.    Şems Hazretleri Mevlana Hazretlerinin yanına gelerek bir isteğin varsa, bir iş çıktı ise yanıma gel diye davet ettiğini öğrendik.
4.    Mevlana Hazretleri gönlüyle ve aklıyla Şems Hazretlerinin yanına gittiğini öğrendik.
5.    Gökyüzünden iyilik, lütuf, ihsan geldiği zaman yeryüzü nimetlerini bağlanmamak gerektiğini öğrendik.
6.    Alımlı, aşık kişinin yemek derdini bırakıp coşkunluğu seçmesi, manevi sarhoşluğu alması gerektiğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin nuruna gökteki güneşin, Ay’ında çok saygı gösterdiğini, ululuk ışığını gördüklerini, aşık olduklarını öğrendik, anladık.
                    *
RAVLİ

 

  

Popüler Yayınlar