12 Ocak 2021 Salı

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 560 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
560. Harut gibi kanadım bağlı, Marut gibi susamışım, dudağım kupkuru (Harut ve Marut’un melek olup, büyü ve sihirle uğraştıklarından kıyamete kadar kalmak üzere Babil’de bir kuyuya hapsedilmişlerdir);
Nerede o Babil kuyusunun bile haset (Kıskançlık) ettiği güzelimiz.
 
Musa gibi şu kayamızdan, bir sopa vuruşuyla bu kupkuru çölde yüzlerce kaynak fışkırtan, yüzlerce ırmak akıtanımız nerde?
 
Nerde şu yaban otuna benziyken bedenimizden, beş görünür-bilinir (1. Görme 2. Tat alma 3.İşitme 4.Koklama 5. dokunma), beş de görünmez duyguyla (1. Hissi müşterek (Sağduyu, önsezi, duygululuk, duyarlılık, sezgi gücü). 2. Hayal (Tasarlayıp kafada canlandırma) 3. Vehim (Korku, şüphe, tereddüt) 4. Hafıza (Hissedileni, bilinen, görünen, işitilen, duyulan, okunan sözleri aklında saklama özelliği) 5Yetki (Kullanma iradesi gösterme) on kaynak akıtanımız bizim?
 
O dilberin ayrılığıyla gönülde öylesine bir dert var ki;
Nerde o gönül derdimizin davası, nerde o bize çare olan?
 
Sabah ışımasa bile günün yıldızıdır o;
Kötüyüm dedim mi nerde yıldızımız der bana.
 
Hızır, Ab-ı hayat aramak için karanlıklara daldı;
Bizim o güzel-güzel fışkıran Ab-ı hayatımız (Ölümsüzlük kaynağımız) nerde?
 
Can, beden beşiğinde Mesih'e benziyor, nerde bizi beleyip beşiğe bağlayan Meryem?
 
Nerde o dünyadaki bütün şekillerle şekillenen, fakat her çeşit şekilden de ayrı olan aşk?
 
Nerde o hem kendisinden uzak düştüğümüz, hem de yayımızın kirişinde, parmaklarımızın altında olan sevgi?
 
Her köşede-her bucakta bir gamlara (Üzüntülere) batmış mahmur oturmuş;
Nerde o deniz gönüllü mahmur (Süzgün, dalgın bakışlı) sakıymiz (Ruhumuza Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçanımız) bizim?
 
Nerde şu beden kapısına can veren, şu kalp duvarını dirilten?
Nerde o tavanımızı, kapımızı düzüp bezeyenimiz bizim?
                         ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
( Harut ile Marut melekleri (Bakara suresi 102): Süleyman’ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanın uydurup söylediklerine tabi oldular.
 
Hâlbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı.
Lakin şeytanlar kâfir oldular.
 
Çünkü insanlara sihri ve Babil’de Harut ve Marut isimli iki meleğe indirileni öğreniyorlardı.
 
Hâlbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye (Sihir ilmini) öğretmezlerdi.
 
Onlar, o iki melekten, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı.
 
Oysa büyücüler, Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler.
Onlar kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler.
 
Sihri satın alanların (Ona inanıp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler.
 
Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür!
Keşke bunu anlasalardı)
 
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerine yoğun sevgiyle bağlanmasıyla hareket edemez, çok istediğinden, özlediğinden dolayı su içmeyi bile unuttuğunu öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin Allah’ın sırların da sırlarına sahip olarak istediğini yapabildiğini, sihir bilen Harut ve Marut’un Şems Hazretlerini kıskandıklarını öğrendik.
3.    Şems Hazretleri, olması mümkün olmayan yerden bile rahmet pınarları oluşturacağını öğrendik.
4.    Dış beş duyumuz ile iç beş duyumuzun birbiri ile uyum ve olgunlaşma sağlaması ile his dünyasına geçileceğini, burada olgunluğun tamamlanması ile İlahi âlemin kapışana varacağımızı, burada bekleyeceğimizi, Allah’ın “Gir kulum” demesi ile bu âleme gireceğimizi öğrendik.
5.    Karanlıkta, çıkmazda kalsak bile Şems Hazretlerin ışığının yolu aydınlatmaya yeterli olacağını öğrendik.
6.    Şems Hazretlerinin ölümsüzlüğün kaynağı olduğunu öğrendik.
7.    Aşkın bütün şekilleri şekillendirdiğini fakat her çeşit ve şekilden aşkın ayrı olduğunu öğrendik.
8.     Şems Hazretlerinin bedendeki canımıza can kattığını, kalbimize dirilik sağladığını,  önümüzde güzelliği ve düzeni oluşturduğunu, her üzüntülere batmışların özlemle aradıklarını öğrendik.
            *
İşte böyle yaren;
Dış beş duyumuz ile iç beş duyumuzun uyumluluk ve olgunlaşma sürecine girmesi ile his dünyasına geçmek ve bu alanda olgunlaşmak için;
 
Mevlana Hazretlerinin aşk öğretisini öğrenmemiz, yardım almamız, sevgiyle bağlanmamız, önemsememiz, hayali olmadığından emin olarak ilerlememiz gerektiğini;
 
İlahi âlemin kapısına kadar temiz ve donanımlı hale gelene kadar çalışmamız ve Mevlana Hazretlerinin öncülüğüyle ve yardımıyla olacağını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

11 Ocak 2021 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 550 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
550. A aşk, sen bir Süleyman’sın (Emriyle kolayca giden rüzgâr, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı yaratıkların emrinde olduğunu (Sâd suresi 36-37-38))  ki ordun müziktir, rakstır;
Karıncalar, senin korkundan deliklerine girdiler, yuvalarına sığındılar (Neml suresi 18).
 
Tebrizli Tanrı Şems'i güneş gibi doğdu, zaten çıplakların elbisesi güneştir.
 
Her akşam adettir, sofrayı yayarlar (Yiyecekleri yemek için sofra takımını dizmek ve yiyecekleri hazırlamak);
Bizse orucumuzu senin hayalinle açarız.
 
A lütfu (Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik ve yardım), ihsanı (Bağışlaması), oruç tutanlara, Mesih (İsa) gibi gökten sofrayla yemek vermeyi töre haline getiren.
 
Mademki gönül gıdası senin sevgi mutfağından geliyor;
Oraya varmak, o gıdanın tam üstüne düşmek gerek.
 
Bize Ab-ı hayat da o gönül ateşinden coşmada;
Gönül ateşinde laden gibi neşeli bir halde yanar-dururuz biz.
 
Toprakta çürümek, topraktan doğmak, hayvanın işidir;
Gönlün-canın işi değil.
 
O ciğerler yiyen düzenbaz güzelimiz nerde?
O şekerler yağdıran tatlı-şirin Hüsrev'imiz (Hüsrev ü Şirin masalının erkek kahramanı) nerde?
 
Onun yüzünü görmezsek meclisimizin tadı-tuzu yok;
O tatlı-tuzlu, o hileci, düzenci dilberimiz nerde?
 
Onun gamından gökyüzündeki Ay bile inceldi, gitti, nerde o hünerli, sanatlı, nerde o gezip duran güzelimiz bizim?
                         ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Aşka Allah’ın çok yetki ve kuvvet verdiğini, bunu da aşığın isteğine, emrine sunduğunu öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin yoksulların faydalanacağı güneş olduğunu öğrendik.
3.    Şems Hazretlerini gönlümüzü besleyen gıdayı gökten indirdiğini, Allah’ın emrine uyup oruç tutanlara sofra açtığını öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinin hayalinin bile açılmış sofra kadar doyurucu olduğunu öğrendik.
5.    Mevlana Hazretleri ve dostlarının Şems Hazretlerinin ölümsüzlük kaynağı olduğunu, aşığında gönül ateşini yakmasıyla coşkunluk oluştuğunu, devamlı neşeli hale getirdiğini öğrendik.
6.    Gönlün ve canın topraktan doğmadığını, toprakta çürümediğini, topraktan doğup toprakta çürüyenin hayvan olduğunu öğrendik.
            *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerini Mevlana Hazretlerinin çok özlediğini, Şems Hazretlerinin gezmeyi bırakıp sevenlerinin yanına gelmesini çok arzuladığını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

 

10 Ocak 2021 Pazar

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 540 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
540. Şu tuzakta çırpınıp duran şu cana bir acı;
Yoksa kulağın onun çırpınma sesini duymadı mı?
 
Gönülde bir can gözün var, o göz de ağrılara uğramış;
Derdin-tasan, o gözü yaralamaktan başka nedir ki?
        
O göze iğneler batmaya başladı mı derman aramaya, ilaç aktarmaya koyul, koyul da o ağrıdan, o göz yaşarmasından kurtul.
 
A güzeller Yusuf u, gönlün de (Sevginin, isteğin, düşünüşün, anışın kalpte oluşturduğu duygunun kaynağı da) ilacı, dermanı, senin yüzünü görmektir ancak, gözün de.
 
Aklım başına al da sus, artık bu gazelin mahlasını (İkinci adını) sen söyle, tamamını sen buyur;
Çünkü senin sözünü, buyruğunu duymak-işitmek farzdır  (Boynumuzun borcu), sevaptır (Yararı olan, uğurlu, güzel olan ve Tanrının ödüllendireceği davranıştır).
 
A hurilere (Cennette yaşadığına inanılan dişi varlık) bile fitne (Karışıklık, kargaşa) kesilen, güzel, benden usanmışsan bırak şu zinciri, şakırdatma da (Zincire vurulmuş delilerin zincirlerini müzik aleti gibi ritimle oynaması) kimseyi coşturma.
 
Bir gün, körlerin sokağından geçtin de onların gözlerine bile yüzlerce diken battı.
 
Bir gece, boyunu-posunu Selvi’ye (Düzgün, uzun boyunu) gösterdin;
Selviler, senin yüzünden boy attılar, uzadıkça uzamaya koyuldular.
 
A bu aşkın cümbüşüne, hareketine sahip olmayan, yeni huzura çıkmışlar gibi olduğun yerde şaşkın bir halde kalakalmışsın.
 
Deve, bedevinin nağmesiyle çölleri aşar-gider;
Sense şu nağmeye ne de yabancısın a hayvandan da aşağı adam.
                           ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini çok özlediğini, tüm varlığında hissetmesine rağmen yine de yüzünü görmek istediğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin ışığını görme engeli olanların bile algıladığını, uyarıldığını, güzelliğini gördüklerini öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin uzun boyunu, düzgün vücudunu, güzel yüzünü görenin, kaba, anlayışsız, eğitim görmemiş kimse bile olsalar kendilerini düzeltmeye yöneldiklerini öğrendik.
4.    Aşkın canlılık ve coşkusuna sahip olmayanların asil insanın huzuruna yeni çıkanların şaşkınlığını göstereceklerini öğrendik.
5.    Devenin bedevinin güzel, uyumlu sesiyle, sözüyle çölleri aştığını, bize sunulan bu sözlere yabancı kalırsak aşağıda kalmaya devam edeceğimizi öğrendik.
             *
İşte böyle yaren;
Örnek kişileri görüp de etkilenmeyen, yabancı kalan kişinin hayvandan da aşağı kişi olduğunu öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ 

9 Ocak 2021 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 530 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
530. Şu Ay (Karanlıkları aydınlatan Şems hazretleri), ne vakte dek bulut altında gizli kalacak?
Canlar dudağa geldi;
Görünme çağıdır şimdi.
 
Ey yüzünün gül bahçesi kara kıştan emin olmuş, ey sümbül kaşları biçilmekten aman bulmuş güzel.
 
Sen sakıy (İnsan ruhuna Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan kişi) olduktan sonra ayık kalmak küfürdür (İnançları inkâr etmedir);
Senin ay gibi doğduğun gece uyuklamak haramdır.
 
Senin gibi bir Yusuf un güzel kokulu gömleği ele geçtikten sonra güzel kokulu şeyleri övüp söylemek, pek soğuk bir işe girişmektir.
 
Ayağının altını öpeyim dedim de bana dedi ki:
O, ancak gözlere sürülür-çekilir.
 
Yeter, artık sus da padişahımız anlatsın, söyledikçe söylesin;
Söz onundur zaten.
 
Hoca, elini tutup çekeceğiz seni;
İyiden de, kötüden de adam-akıllı ayıracağız seni.
 
Gaflet (Çevremizle ilgimizi kesmek) gecesidir, sarhoşluğun da sürdükçe sürdü ama biz, sabah gibi her yana doğup, her yanı ışıtacağız.
 
Ne vakte dek ar-namus (Utanma) perdesinin ardına kaçacaksın?
Perdeleri yırtma zamanın yaklaştı.
 
Dünya bahçesindeki her meyve oldu;
A taş kesilmiş koruk (Olgunlaşmamış, içi boş), sen bir türlü olmayacak mısın?
                    ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin gizlenmeyip yanlarına gelmesini, aydınlatmasını Mevlana Hazretlerinin istediğini, beklediğini öğrendik.
2.    Şems Hazretleri insan ruhuna Allah’ı sevdirdiğini, Allah nuru saçtığını, bu saçımda uyanık olmak gerektiğini öğrendik.
3.    Şems Hazretleri bir toplulukta olduğunda tek söz sahibinin kendisi olduğunu öğrendik.
4.    Mevlana Hazretleri Müslümanlıkta din görevlisini bulunduğu ortamdan çekip iyi-kötü tüm kavramdan temizleyip sarhoş hale getirerek güneş gibi doğan, her yana ışık veren hale getireceklerini öğrendik.
5.    Kişinin namus kavramının arkasına saklanmaktan kendini kurtarması, perdeleri yırtıp hakikati olduğu gibi görmesi gerektiğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Dünyadaki meyvenin nasıl ki güneş ışığıyla olgunlaştığı gibi bizim de Şems ve Mevlana Hazretlerinin ışığıyla olgunlaşıp tatlılaşmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

Popüler Yayınlar