25 Aralık 2020 Cuma

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 380 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
380. Sus da vaaz eden (Öğüt niteliği taşıyan konuşma yapan) güneş (Şems Hazretleri) söze başlasın;
Çünkü o, minbere (Camilerde hutbe okunan merdivenli, yüksekçe yere) çıktı, bizse hepimiz müridiz (Sevgiyle bağlanarak öğrenen kişileriz) ona.
 
Seher çağı;
Sabah şarabı (Sersemliği giderecek içecek) hazır, şu dama çıkalım;
Öküz (Boğa) burcundan (Maddecilikten)  kaçalım da Ay burcuna (İç âlemimize) girelim.
 
Savaş aramayalım, yabancıların sözünü etmeyelim;
Buluşma çağı, o güzel yüzlünün yanına gidelim.
 
Yüzün gül bahçesi, dudağın şeker kamışlığı, şu ikisinin gölgesinde hepimiz de gülbeşeker haline gelelim.
 
Mademki güneşe benzeyen güzelim yüzün kılıç çekti;
Ay gibi sana karşı geceleyin bir kalkana sığınsak yeri.
 
Saçların Kadir gecesi (Kur’an indirilmeye başlandığı için kutsal sayılan ramazan ayının yirmi yedinci gecesi), yüzünse tamamıyla nevruz (Yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi birine rastlayan gün);
Biz de senin gecenle, senin gündüzünle seher çağı gibi belirelim.
 
Bu şekilde göründün ya, bu şekli bilelim;
Yoook, bir başka çeşit görünürsen biz de o şekle bürünelim.
 
Dünyanın güneşisin sen, bizse gizli zerreleriz;
Senin ışığınla şu pencerede görünelim artık.
 
Güneş bile senin yüzünden şaşırır kalırsa, onun bile başı dönerse bizim gibi zerrelerin şaşkın-şaşkın bakışına şaşılmaz elbet.
 
Dedim ki:
Gelirseniz yüzlerce kapı acarsınız;
Dediler ki;
Bu, olur, olur ama gelirsek olur.
                    ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Susup bize öğüt verecek kişiyi iyice dinlememiz, karanlık perdesinden bizi kurtarmamız için söyleyeceklerini kaçırmamamız, öğrenci gibi hareket etmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    Sersemliğimizi üstümüzden atıp madde dünyasından mana dünyasına gitmemiz, iç dünyamıza yönelmemiz gerektiğini öğrendik.
3.    Bize öğüt verecek güzel yüzlünün yanına gitmemiz, yabancıların sözünü etmeden, kavgaya tutuşmadan onun gül kokulu şekerleri ile karışık gülbeşeker ikramını alıp tatlı hale gelmemiz gerektiğini öğrendik.
4.    Güneşten ışık alamayanların karanlıkta kalmaması için güneşin ışıklarını yansıtan Ay’a sığınması gerektiğini öğrendik.
5.    Şems Hazretlerinin hem kutsal hem uğurlu hem de insanı gençleştiren, canlandıran büyüğümüz olduğunu öğrendik.
6.    Mevlana Hazretleri kendini zerre, Şems Hazretlerini güneş olarak gördüğünü, zerrelerin ancak güneş ışığıyla görünür olabileceğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin yüzlerce söz edeceğini, yüzlerce kördüğüm olmuş problemi çözüm yolunu göstereceğini, yüzlerce yanlış yoldan döndürüp doğru yolu göstereceğini, görünür görünmez yardımlarda bulunacağını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

 

24 Aralık 2020 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 370 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
370. Elest (Allah’ın ruhları yarattıktan sonra;” Elestü bi-Rabbiküm= Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dediği zaman, insanların yaradılış başlangıcının) sarhoşlarıyız, şaraptan (İnsan eli değmemiş Tanrı şarabından) başka bir şey içmeyiz:
 
Aş için, tirit (Ey suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemek) için dünya sofrasının çevresinde dönüp dolaşmayız biz.
 
Çekişme çağında bizden ne çektiler, biz onlardan ne çektik?
Tanrı görmüştür.
 
Kalkın, uyumayın, sabah şarabı içilecek çağ (Sersemliğin gitmesi gereken zaman).
Sabahyıldızı doğdu, izini gördük.
 
Geceydi, bütün kervan halkı kervansarayda mahpustu (Kapatılmış, hapsedilmiş);
Kalkın artık, o karanlıktan sıyrıldık, o habisten (Karanlıktan) kurtulduk biz.
 
Güneş, işte doğunun yüzüğü, biz de hazır bir orduyuz diye her yana elçiler gönderdi.
 
Kendine gel de gündüz kuşuysan yüzünü tanyerine tut;
Çünkü tanyerinden sabah soluğu gibi belirdik biz.
 
Tanyeri kızıllığının elçiliğini tanıyana ne mutlu;
Biz de onu meydana çıkarmak için çalışmadayız, apaçık gördük onu da meydana çıktık işte.
 
Fakat dünyadaki panzehri (Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan maddeyi) görüp zehir sanana ne denir?
Muştuluk o kişiye ki onu zandan, işkilden satın almışızdır, kurtarmışızdır.
 
Tanyerinin (Güneşin doğmak üzere olduğu sırada, ufukta hafifçe aydınlanan yerin) elçiliğini (Haber, ileti getirenin) kabul etmeyen kişi, hem bizim mahremimiz (Yakınımız) değildir, hem de bir perde örmüşüzdür (Hakikati görmesine engel oluruz) ona biz.
 
Yarasa (Güneşi) kabul etmedi, göz yumdu (Umudunu kesti, umutsuzluğa düştü) ondan;
Fakat o gözünü yumanın (İnsanın) perdesini yırttık (Hakikati görmesi için engeli kaldırdık) biz.
                     ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlevilerin zevkinin yaradılış başlangıcına gitmek, o anı tekrar yaşamak, Allah’ın hitabını tekrar duymak istediklerini ve çok önemsediklerini, dünyalık kazanımları önemsemediklerini öğrendik.
2.    Sabah sersemliğini hemen üstümüzden atıp karanlığın hapsetmesinden kurtulmuş ordu gibi ışığın belli ettiği gösterdiği işlere girişmemiz gerektiğini öğrendik.
3.    Tan yerinin kızıllığının aydınlık için apaçık müjde olduğunu kabul etmek, bunu kabul etmeyen kişinin Mevlevi olmadığını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Yarasanın bile karanlığı kabul etmediğini fakat çaresiz hükmü kabul ettiğini, Mevlana Hazretleri ve dostlarının gözünü sıkıca kapatanın gözünü açarak gerçekleri olduğu gibi gösterdiklerini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

23 Aralık 2020 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 360 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
360. Orada la'l (Kırmızı) renkli şaraptan da daha neşeliyiz;
Fakat burada iki yanağımız da sapsarı;
Sarı şişeden daha da sarı.
 
Orada hepimiz de hararetle temmuz güneşiyiz;
Buradaysa soğuklukta karakış gibiyiz.
 
Orada hepimiz de sütle şeker gibi karılmış, birleşmişiz;
Buradaysa hepimiz kavgayla, savaşla birbirimize düşmüşüz.
 
Orada iki dünya yaygısında satranç oynayan padişahlarız;
Buradaysa hepimiz, tavla zarlarından daha şaşkınız, daha fazla başımız dönmede.
 
Bir gök var ki o gökten bir şimşek çaktı mı gökyüzüne ağarız, orada beliririz, şu yeryüzünü de dürüveririz.
 
Kalkın, uyumayın, yaklaştık;
O köyün horozlarının, köpeklerinin seslerini duyuyoruz.
 
Şu yayıldığımız yerdeki nergisler, ağustos gülleri, karanfiller yok mu? Vallahi sevgilinin köyünün horozunun izleri bunlar (*)
 
O yayın yerinin zevkinden, yayımdaki hızdan hırsla dilimizi, dudağımızı ısırdık, ağzımızı yaraladık biz.
 
Buyruklar yolundan yay gibi eğildik ama ok gibi de uçtuk, bir hayli avlar elde ettik.
 
Sarhoş âşıklarız, yüzlerce kılıç çekilse dönmeyiz biz;
Aslanlarız, fagûrun (Çok övünen, çok böbürlenenin) yüreğinin kanını içmişiz.
                     ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin aynı anda iki dünyada, madde ve mana dünyasında yaşanabileceğini öğrettiğini öğrendik.
2.    Mana dünyasında neşenin, madde dünyasında insanı hasta eden yaşamın olduğunu öğrendik.
3.    Mana dünyasında sıcaklığın, madde dünyasında soğukluğun olduğunu öğrendik.
4.    Mana dünyasında uygun birleşmelin, kaynaşmaların olduğunu, madde dünyasında ise kırgınlığa, dargınlığa yol açabilen sevgilerin olduğunu öğrendik.
5.    Mana dünyasında akıllı hamlelerle oyun oynandığını, madde dünyasında rasgele oyunlar olduğunu öğrendik.
6.    Mana dünyasında olanın madde dünyasını üs tüste katlayabileceğini öğrendik.
7.    Mana yerine izleri takip ederek varmak gerektiğini, oradaki güzelliklerin kokularının, renklerinin davetçi olduklarını öğrendik.
8.    Madde dünyasında yay gibi kıvrılsak da, ok gibi fırlayarak kazançlar elde etmemiz gerektiğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Mana yolunun aşıklarının yiğit kişiler olduğunu, yüzlerce savaştan çekinmeyeceklerini, aslan huylu olarak Çin hükümdarının bile yüreğini çıkartacak güçte olacağımızı öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

21 Aralık 2020 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 340 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
340. Yeter, niceye dek körlerin meclisinde işveleneceksin (İlgi çekmek için hoş, aldatıcı hareketlerde bulunacaksın)?
Yeter, ne zamana kadar sağırın kulağına bağırıp duracaksın (Duymaza veya anlamaza boşu boşuna söz söyleyeceksin).
 
Bugün seher çağından (Sabahleyin güneş doğmadan önceki zamandan) beri darmadağınız (Çok dağınık ve karışık durumdayız), sarhoşuz;
Mademki darmadağın olmuşuz (Kendimizi dağıtmışız), darmadağın (Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan) sözler söyleyelim.
 
O kör kütük sarhoş sakıy (İnsan ruhuna Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan kişi), bugün girdi içeriye;
Yüzlerce özür getirdik, fakat o sarhoştan kurtulamadık-gitti.
 
O şarabı (Tanrı şarabını) sen sundun.
Şu akıl da bizim aklımız ya hani;
Eh artık Hoşgör kadehi kırarsak.
 
Bugün saçının ucunu sarhoşça bir tuttuk;
Yüz kere çözdük, açtık, yüz kere ördük-durduk.
 
Meyhane rintleri (Gönül erleri) içtiler, sızdılar;
Biziz ki içtikçe içtik;
Fakat oturduk-kaldık, sızmadık.
 
Perdeden çıktık-gittik;
Güzellerin hepsinin de parmaklarını şıkırdatarak oyuna koyulmalarının tam çağı.
 
Bir soluk, önüne ön olmayan aşkın belasını içmedeyiz;
Bir soluk Elest (Allah’ın ruhları yarattıktan sonra “Elestü bi-rabbiküm- Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dediği zaman, insanların yaradılış başlangıcı) münacatına (Yakarışına) bela  (Gam, keder, musibet) demedeyiz.
 
Yukarısı tamamlıyla bağ-bahçe olmuş, aşağısı baştanbaşa define kesilmiş;
Bizse ne şaşılacak kişileriz ki ne yukardanız, ne aşağıdan.
 
Sus;
Onun varlığı bir vurdu mu öylesine bir var oluruz ki var mıyız, biz de bilmeyiz.
                     ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin Konya’dan ayrıldıktan sonra geçen zamanda Mevlana Hazretleri yeter, bizim yanımıza dön diye davet ediyor.
2.    Tanrı sözlerinin söyleyeni saki dendiğini, bu sözleri söylemesi ile dinleyenin sarhoş olduğunu öğrendik.
3.    Kendini Allah’a adamış kişilerin Tanrı şarabından sarhoş olup sızdıklarını, Mevlevilerin içtikçe içmeye devam ettiklerini, semaya başladıklarını öğrendik.
4.    Mevlevilerin ne yukarıda ne de aşağıda olduklarını, yerlerinin aşk dünyasında olduklarını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Allah’ın veya Allah dostunun varlığı sevenleri üstüne düştüğü zaman başka bir var oluşun içinde yeniden var olduklarını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

Popüler Yayınlar