25 Kasım 2020 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 80 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
80. Yusuf’un (Güzel peygamber) karşısında kadınlar, ellerini doğradılar ya;
Benim canım, sen, bana gel de canımı ortaya koyayım ben.
 
Bütün evdekiler sarhoş;
Kapıdan filan girmiş, feşman (Önemsiz herhangi biri) girmiş;
Kimseciğin haberi bile yok.
 
Uğursuzdur, eşiğe oturma, tez gir içeriye;
Yeri eşik olanın gönlü kararır-gider.
(Eşik, kendini Allah’a adamışlar için ayaklar altına döşenmiştir, dervişlik makamıdır; Oradan içeriye girilir, bu bakımdan eşik mukaddestir.
Orada eşiğe basılmadan ve sağ ayakla girilir; Çıkarken arka-arkaya ve sol ayakla gene eşiğe basılmadan çıkılır)
 
Tanrı sarhoşları, isterse binlerce olsun, hepsi de birdir;
Fakat heva ve hevesle sarhoş olanların hepsi de iki tanedir, üç tane.
(Toplumun ihtiyaç gibi gösterdiği, duygu ve hislerine hitap ederek aklını zorladığı, istekleri ihtiyaç gibi algılayıp tüm olanaklarınla katılmak demektir)
 
Arslanların ormanına git, yarayı düşünme;
Düşünmek, korkmak, kadınların işidir.
 
Orada yaralamak yoktur;
Baştan-başa acımak vardır, sevmek vardır orda;
Fakat senin vehmin, kapı ardındaki mandal gibi kakıla kalmış.
 
Ormana ateş verme, sus a gönül;
Dilini çek;
Çünkü dilin, yalıma benziyor senin.
 
Davula, bayrağa hevesi olmayan o padişahın yüzünden deli oldum; Deliye de kalem olmaz, suçu yazılmaz onun.
 
Uzaktan, beni, yürüyüp giden biri olarak görüyorsun;
Fakat o gördüğün bir hayal, yokluktan başka bir şey değil o.
 
Beri gel, yok ol;
Yokluktur can madeni;
Fakat gamdan (Üzüntüden), guşadan (Keder, kaygı, tasadan) başka bir şey olmayan şu can gibi can değil.
                     ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinin güzel yüzünü gösterdiği takdirde bu davranışın karşısında canını vereceğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerini bütün Mevlevilerin sevip saygı duyduğunu, içlerinde biri olarak kabul ettiklerini öğrendik.
3.    Allah sevgisiyle sarhoş olanların huylarının ve davranışlarının bir ve aynı olduğunu öğrendik.
4.    Allah’ı seven kişinin toplumun havasına uyduğu zaman birlikten ayrılacağını, kendi yoluna gideceğini öğrendik.
5.    Allah âşıklarının bulunduğu yere gitmek, cesur davranmak gerektiğini öğrendik.
6.    Allah’ın birçok özelliğini ve güzelliğini taşıyan Şems Hazretlerinin meşhur, güç ve iktidar olmayı istemediğini gören Mevlana Hazretlerinin hayranlığından deli gibi olduğunu öğrendik.
7.    Mevlana Hazretlerini uzaktan görüp tanıyanların ancak hayal görmüş olacaklarını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerini yokluk âleminde olduğunu,  gerçekten tanımak isteyenin yokluk âlemine gitmek gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

24 Kasım 2020 Salı

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 70 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
70. Burası Ka'be'yse şu put nedir?
Muğ’ların (Ateşe tapanların) eviyse şu Tanrı ışığı da ne?
 
Bu evde bir define var ki dünyaya da sığmaz, ahrete de;
Bu ev de bahaneden ibaret, şu ev sahibi de.
 
Zulüm evi diye el uzatma bu eve;
Ev sahibine de bir şeycikler söyleme;
Çünkü geceden kalma sarhoş zaten o.
 
Bu evin taşı, toprağı, tamimiyle amber, tamamıyla misk (Güzel kokulu);
Bu evin damı, kapısı, baştanbaşa beyit, baştanbaşa rubai.
 
Hâsılı (Ortaya çıkan, görünen), bu eve yol bulan, yerin padişahıdır, zamanın Süleyman’ı (Buyruğu insana, cine, hayvanlara, bitkilere geçen).
 
A ev sahibi, bir kerecik olsun şu damdan başını eğ;
Güzelim yüzünde devlet (Tanrının yetkili kıldığı, sırlarını bağışladığı, ilmiyle kudretiyle desteklediği, yetki verdiği kişinin sözlerini doğru çıkardığı,  isteğini kendi isteği olarak gerçekleştirdiği, diğer insanların kabul ederek boyun eğdiği, erdeme ve ölümsüzlüğe kavuşturmaya insanları yönlendirme ve yöneltme makamı) ikbal (Baht açıklığı) izi var çünkü.
 
Canına and (Yemin) olsun, senin yüzünü görmekten başka, yeryüzünün padişahlığı bile olsa, hepsi de afsun (Büyü), hepsi de masal ancak.
 
Bahçe, bu ne yaprak;
Bu nasıl çiçek diye şaşırıp kalmış:
Kuşlar, bu ne çeşit tuzak,
Bu ne biçim yem diye şaşkınlığa dalmış.
 
Bu, gökyüzünün zengini, Zühre’ye (Venüs)(Güzel yüzüyle, yumuşaklığıyla ve sevimliliğiyle, incelik ve zarafetiyle, neşeli ve istekli, güzel huyuyla kendini gösterene), Ay’a (Karanlıkta kalanları aydınlatan yolu aydınlatana) benziyor;
Bu ev, aşk evi;
Ne ucu var, ne bucağı.
 
Can, ayna gibi şeklini kucaklamıştır;
Gönül, tarak gibi saçlarına, baş-aşağı dalmıştır.
                     ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin kaynağı kendisi olan nurlu ışığa sahip olduğunu, her nereye gitse aydınlattığını öğrendik.
2.    Aşk evine yol bulanın yetki ve görev sahibi olacağını öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin yüzünü bir an görmenin bile çok kazanımlar sağlayacağını öğrendik.
4.    Âşıkların toplandığı aşk evinde güzelliklerin başka bir güzel yanını görüleceği yer olduğunu öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini gönlüyle ve canıyla kucakladığı, gönlünü alçalttığını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

 

23 Kasım 2020 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 60 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
60. Kendi gül bahçesinden, başına güller serpti sevgili, o bülbül, o eşsiz güzel (Şems Hazretleri), gene buldu beni.
 
Ben o Ay'ın (Karanlıkta kalanlara ışık veren, yollarını aydınlatanın) harmanında kile (Tahıl ölçeği) gibi kayboldum;
Bugün o Ay, ambarın dibinde buldu beni.
 
Her yola, kanımdan katreler (Damlalar) damlamıştı, iz olmuştu kandan;
Peşimdeydi, izimden buldu beni.
 
Ceylan gibi, o arslan'dan çöllere kaçtım;
O av dağının aslanı, dağda, ormanda buldu beni.
 
Göğe çıkıp ceylanı yakalayan, sabırla, yavaşlıkla, hem de ana caddede yakaladı beni.
 
Damağıma iğne yakılmış, bense denizin dibindeyim;
Balıkçı, av çeken bir iple, oltayla tuttu beni.
 
O incitmesi az sevgili, beni bulur-bulmaz gönlümden incinmeyi gideren bir kadeh sundu bana.
 
Şu ağırcanlı can, çevikleşti de uçtu;
Çünkü o ağır sağraklı (Büyük kadehli) dost, tezce buldu beni.
 
Bugün, ne akıl var, ne kulak var, ne söz var;
Çünkü o her düşüncenin temeli, o her sözün aslı, buldu beni.
 
Bir ev, bu ev ki boyuna cenk (Arpı andıran telli çalgı) çalınıyor, müzik dinleniyor burada.
Sahibinden sorun:
Nasıl ev, bu ev?
                     ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin Mevlana Hazretlerini bulduğunu, avladığını öğrendik.
2.    Bu âlemde avcı kim, av kim bilinemeyeceğini öğrendik.
3.    Avcı avı yiyince aslında o avı kendi kanında taşıyan birlikte olan bir duruma geldiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretleri olgunluğunun son noktasına geldiğini sandığı bir sırada yolun bitmediğini, Allah’ın ilminin ve sanatının bitmez ve tükenmezliğini Şems Hazretlerinin aracılığıyla ve yaşanmışlarıyla daha yolun olduğunu, bu yolun kısalması için de aşkın hızlı bir vasıta olduğunu öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

 

 

 

 

22 Kasım 2020 Pazar

DİVAN-I KEBİR 7. CİLT 50 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)
 
50. Biz, ecelin dudağından, dişinden hiç mi, hiç korkmayız;
Çünkü meyhaneni (Tekkeni) o güleç (Her zaman gülümseyen)güzeli diriltmiştir bizi.
 
Can, yükünü öküze yükler de aşka, sarhoş bir halde gelir;
Bu yükü der, meyhane kapısına rehin ver-gitsin.
 
Tebrizli Tanrı Şems'ine gönül veren, kendisinin kâfiridir (Kabul etmez), meyhanenin (Tekkenin) Müslümanı.
 
O yankesici dilber, bir kere daha buldu beni;
Sarhoş bir halde, pazarda dolaşıp duruyordu;
Buluverdi beni.
 
Gizlendim;
O mahmur nergis gözler, gördü beni:
Meyhanecinin yurdundan kaçtım;
Tuttu, yakaladı beni.
 
Kaçmam da nedir?
Kimsecikler can kurtaramamıştır ki ondan;
Gizlenmem nedendir?
Yüzlerce defa bulmuştur beni.
 
Dedim ki:
Şehrin kalabalığı arasında kim bulur beni?
Sırların çokluğu içinde beni bulan, bulur beni.
 
Ne muştuluk (Sevindiren haber, müjde) bu ki o gözetleyen bakış, aradı beni;
Ne bahttır (Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi. Kader), ne devlettir ki o büklüm-büklüm saçlar, buldu beni.
 
Sarhoşların başlarında sarık, rehine uçar gider;
Çünkü o, yüzünü sarıkla örten, sarığımın ucunu tuttu benim.
 
Ben, tabanımdan diken çıkarmadayım;
O yüzlerce gül bahçesinin Selvi’si (Uzun boylu, düzgün vücutlu Şems Hazretleri) buldu beni.
                     ***
DİVAN-I KEBİR 7 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Allah’a ve dostlarına inanan çok severek bağlanan kişinin, ölümsüzlükle şereflenip kıyamete kadar diri olacaklarını bildikleri için ölümden korkmayacağını öğrendik.
2.    Tebrizli Tanrı Şemsini sevip gönül verenlerin kendisine inanmayıp onun söylediklerine inanan kişiler olduğunu öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin Pazar yerinde Mevlana Hazretlerini görüp bakışıyla avladığını kaderini değiştirdiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretleri kendi dünyasında sıkıntılarıyla uğraşırken Şems Hazretlerinin kendisini bulduğunu, sayısız güzellikler bağışladığını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

Popüler Yayınlar