4 Kasım 2020 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 3880 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

3880. Ayrılığın kokusunu bile duymayayım diye senin yüzünden bütün dünyadan ayrıldım-gitti.

 A tez canlı, yüzünü astın (Hoşnutsuzluğunu, kızgınlığını yüzüne sert bir anlam vererek belirttin, öfkeli görünüşlü oldun);
Yani vefasızlıkta (Sevgiyi sürdürmeyeceğim, sevgi dostluk bağlılığında) bulunacağım demek istiyorsun.
 
Gönlünde cefalarca bulunma isteği var, yapadur, kıyamete dek canımızsın bizim.
 
A doğurup duran gök;
Böyle bir Ay (Karanlıkta kalanların yolunu aydınlatan, yol gösteren, kişinin sadece gözüne değil aklına da aydınlık veren yiğit) doğuramazsın, doğuramazsın, doğuramazsın.
 
Tebrizli Şemseddin'in Kafdağı’nda bir devlet kuşusun sen, bir devlet kuşusun, bir devlet kuşu ( Tanrının yetkili kıldığı, sırlarını bağışladığı, ilmiyle kudretiyle desteklediği, yetki verdiği kişinin sözlerini doğru çıkardığı, istediğini kendi isteği olarak gerçekleştirdiği, diğer insanların kabul ederek boyun eğdiği, erdeme ve ölümsüzlüğe kavuşturmaya, insanları yönlendirme ve yöneltme makamında olansın sen)
 
Hocam, bir sorum var, Allah için olsun, doğru söyle.
Bugün neden bu kadar tatlısın, bu kadar güzelsin sen?
 
Ay da nedir ki Ay yüzlüsün diyeyim;
Can da kim oluyor ki cana canlar katıyorsun diyeyim.
 
O güzel yüzüne layık bir örnek bulmak için çok geceler yalvardım-yakardım Tanrı'ya.
 
Bırak bütün bunları, nasılsın bizimle?
Cansın sen, neliğe - niteliğe (Tanımlanmaya, tarif edilmeye) sığmazsın ki.
 
Nelikten - nitelikten yüz yıl ileri gittin;
Ululuk dalgalan arasındasın sen.
                     ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerinin ayrılığından özlem duyduğunu öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Asil, ulu, büyük Allah dostu Şems Hazretlerinin sevgi ile bağlanıp dost olma isteği oluşursa Mevlana Hazretlerinin izlediği yolu izlemek için önce Mevlana Hazretlerinin öğretisinden geçmemiz, onları tanıdıkça hayretler içinde kalacağımızı, onları anlatmakta, tarif etmekte aciz kalacağımızı öğrendik, anladık.
                     *
RAV
 
 
 
 

3 Kasım 2020 Salı

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 3870 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Allah’tan gelen üzüntüyü anlatıyor)
 
3870. Bu mahallede kadına (Analık ve ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olana) düşkün (Kendini aşırı vermiş, bağlı, tutkun) benim, ben;
Her güzel yüzlünün çarşafını çekip dururum (Güzel yüzünü görmek için uğraşırım).
 
Güzellerin hepsi de, çirkin sansın görenler diye pis çarşaflara bürünmüş.
 
Ben canıma (Dünya yaşamına) doymuşum, ejderhaya tapmadayım (Canı bedenden ayıran canavara çok değer vermekteyim);
Sen de canına doymuşsan davet sesini canla başla duy.
 
Gam (Hoş gitmeyen üzüntü veren durumlar), beni ancak gülerken görür, derdi davet etmem, devayı (Çareyi, ilacı) çağırırım ben.
 
Gamdan (Hoş gitmeyen üzüntü veren durumlardan) daha kutlu bir şey olamaz;
Karşılığının (Mükâfatının) ucu-sonu yoktur.
 
Adam olmamakla (Beğenilir duruma gelmeden) bir şey elde edemezsin;
Bir hata sıçrayıp ortaya çıkmasın diye sustum işte.
 
Kucağımda değilsin, neredesin öyleyse a sevgili?
Neredeysen orada cana canlar katarsın sen.
 
Bana kızar, öfkelenirsen de adam olmayan herkesle uyuşur (Bir iş, düşünce, görüşte anlaşmaya varırsın), uzlaşırsın (Aradaki düşünce ve ayrılığı karşılıklı ödünlerle kaldırarak anlaşırsın);
Benim inadıma her ateşe atılır, dalarsın.
 
Beni görür de görmezlikten gelirsin;
Vefa (Sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı) böyle midir, bildik-tanıdık oluş böyle midir?
 
Üstün biriydim, aşkınla hor-hakir (Aşağı görünen, değersiz) oldum;
Fakat bu horlukla bir de Tanrı ululuğunu  (Büyüklüğünü, yüceliğini, büyük olma durumunu) seyret.
                     ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Güzellerin rahatsız edilmeyelim diye pis görüntüye bürünerek kendilerini koruduklarını öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleri güzel kişileri aradığını, erdem ve beceri sahipleri bu güzel kişileri kirli görüntüler veren olsa da bildiğini, güzelliklerini ortaya çıkarmalarını sağladığını öğrendik.
3.    Hazreti Mevlana’nın sesini dünya yaşamına doymuş kişilerin canla başla GEL, YAKLAŞ, DAHA YAKINA GEL davetini duyacaklarını öğrendik.
4.    Mevlana Hazretleri üzüntüye güldüğünü, problem çözme yolunu bildiğini, dertle uğraşmak yerine çaresine bakmayı, ilacını bulmak için uğraştığını öğrendik.
5.    Gama takılıp kalmamak, gülerek bu derdin dermanını aramamız, iyi sonuca ulaşmak için uğraşmamız, ucu-sonu olmayan ödüllerin olduğunu öğrendik.
6.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerine olan aşkı yüzünden aşağı görünen değersiz biri durumuna düştüğünü fakat Allah’ın ululuğunu, büyüklüğünü, asilliğini bu yerden seyretmenin daha iyi görüş sağladığını öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
İyi huylu, güvenilir biri olmak için çalışmayanın madde ve mana dünyasında bir şey elde edilemeyeceğini öğrendik, anladık.
                     *
RAV

 

 

2 Kasım 2020 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 3860 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Aşkı anlatıyor)
 
3860. Yeryüzüyle dağ âşık olmasalardı gönüllerinden bir ot bile bitmezdi.
 
Deniz aşkı anlamasaydı elbette bir yerde kararı olurdu.
 
Sen de âşık ol da aşığı tanı:
Vefa et de (Sevgiyi devam ettiren, sevgi, dostluk bağlılığı olan) vefa (Sana sevgiyle bağlananı, dostluk göstereni) bul.
 
* Gökyüzü, emanet yükünü kabul etmedi (Ahzâb suresi 72. Ayet.);
Çünkü âşıktı, hata etmeden korktu.
 
* Kimyagerliği (Üstün özellikler taşıyan çok değerli uyumu), Peygamberden öğren de Tanrı sana ne verirse razı ol ona.
 
Uğradığın derde (Ağrıya, hastalığa, üzüntüye, soruna) razı oldu mu o solukta hemen açılır cennet kapısı.
 
Gam elçisi (Üzüntülü düşünce durumu) geldi mi sana, kucakla (Ret etme, kovma) onu;
Zaten bildiksin (Daha önceden bildin, gördün, yaşadın) onunla.
 
Sevgiliden gelen cefaya (Yasaya veya vicdana aykırı olarak uğrattığı kötü duruma) neşeyle merhabalar saç-dök.
 
O gamla (Üzüntülü düşünce durumuna) şekerler saçan, latif (Yumuşak, hoş, ince bir güzelliği olan), gönül alıcı dilber, büründüğü çarşaftan soyunur (Öz benliğini gösterir, aradaki perdeyi kaldırır).
 
Gam çarşafının ucuna el at (İlgilen), sarıl (Benimse);
Çünkü pek güzeldir, pek vefalıdır o (Sevgiyi sürdürendir, sevgi, dostluk bağlılığına devam edendir).
                     ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
(Kur’an Azhâb suresi 72:
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, korktular.
Onu insan yüklendi.
Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.)
 
Neler öğrendik;
1.    Allah’ın aşkı yarattığını, bu aşkla kainatı canlandırıp hareketli kıldığını öğrendik.
2.    Âşık olan kişinin aşığı tanıyabileceğini, sözle anlatımın anlamak için yeterli olmayacağını öğrendik.
3.    Sevgiyle bağlanan, sevgi, dostluğu devam ettiren yaptığının karşılığını alacağını öğrendik.
4.    Allah yarattığına kendi özelliklerinden bazılarını emaneten vermeyi teklif ettiğini, insanın bunu kabul ettiğini öğrendik.
5.    Allah’ın verdiğini uygun bulup beğenmemiz, benimsememiz, istememiz, kabul etmemiz, en doğru biçimde peygamberlerden öğrenmemiz ve uygulamamız gerektiğini öğrendik.
6.    Başımıza gelen dert ve sıkıntıları Allah’tan geldiği zaman hoş karşılayıp kabullendiğimiz takdirde cennete giriş müsaadesi alınacağını öğrendik.
7.    Her üzüntünün sonunda müjde olduğunu bilmemiz gerektiğini öğrendik.
8.    Sevdiğimizden gelen sıkıntıyı hoş karşılamamız gerektiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Sevdiğimiz Allah dostundan gelen sıkıntılara neşeyle karşıladığımız zaman onun araya koyduğu mesafeyi-perdeyi kaldırdığını, hakikati olduğu gibi bizim anlayışımıza yerleştirdiğini, hayata ve geleceğe doğru yoldan ilerleme sağlayacağını öğrendik, anladık.
                     *
RAV

1 Kasım 2020 Pazar

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 3850 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Aşkın etkileşimini anlatıyor)
 
3850. Hadi a Ab-ı Hayat, bir nağmeye başla da döndür değirmen gibi beni.
 
Böyle bir işe giriş, oldukça da hep böyle olsun;
Gönül bir yerde darmadağın, ben bir yerde (yim).
 
Dal, yaprak, yel olmadıkça oynamaz;
Saman çöpü, kehribar olmadıkça uçmaz.
 
Saman çöpü bile yel esmedikçe hareket etmezse koca bir dünya, nasıl olur da bir yel esmeden oynar yerinden?
 
Dünyanın her parçası âşıktır;
Her parçası, bir buluşma sarhoşudur.
 
Fakat sırlarını söylemezler sana;
Sır layık (Uygun, yaraşan) olandan başkasına söylenmez.
 
Onlar da ev sahibinin tatlı mı tatlı sofrasından, kâsesinden gıda yerler, gıdalaşırlar.
 
* Karıncalar Süleyman’a sır söylemediler mi?
Dağ, Davut'la beraber seslenmedi mi?
 
Şu gökyüzü âşık olmasaydı göğsü - gönlü böyle saf, böyle temiz olmazdı.
 
Güneş de âşık olmasaydı yüzünde bir ışık bulunmazdı.
                     ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Bir kimsenin veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü etki edince hareketleneceğini öğrendik.
2.    Dünyadaki her bir parçanın başka bir parçaya âşık olduğunu, hoş bir etki ile kendinden geçmiş olarak âşık olduğu ile buluşmaya çalıştığını, bu aşkı sır olarak sakladığını, ancak uygun kişiye söylediğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Her yaratılmışın aşkın tesirinde olduğunu, aşkın göğsü, sevgiyi, isteği, düşünüşü, anışı, hatırlamayı, kalpte oluşan duyguların saf, temiz ve ışıklı bir hale getirdiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAV

Popüler Yayınlar