4 Ağustos 2020 Salı

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 2890-2900 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

2890. Bu ayda (Oruç ayında) dualar kabul olur;
Oruçlunun ahı (Candan ettiği duası), gökleri deler.

Oruç kuyusunda (İçinden çıkılamayan durum veya yerde) sabreden (Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleyen) kişi, Yusuf gibi aşk Mısır’ına (Ülkesine) sahip olur.

A sahur yiyen söz (Gün doğmadan önce yemek yiyip oruç tutmaya hazırlanan konuşmayı da bıraksın), sus artık da orucu anlayanlar (Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini her yönüyle önemseyenler), hoşlaşsınlar (Orucun zevkinden birbirinden hoşlansınlar) oruçtan.

Gel ey Şemseddin, a Tebriz'in övündüğü er, oruç askerinin başbuğu sensin.

Tanrım, çalgıcılara bal ver;
Çalgıya bir iyice vurmaları için demirden el ihsan et onlara.

Ellerini, ayaklarını aşka vakfettiler;
Sen de onlara doğru eller ver, doğru ayaklar ihsan et.

Kulaklarımızı haberlerle doldurdu onlar;
Sen de onlara, padişahı gören bahtlı gözler ver.

Güvercinler gibi aşkla inliyorlar, dem çekiyorlar;
Sen de lütfunla  (Büyüklüğünün gereği iyilik yap) sağlam yuvalar ver onlara.

Seni övüşle kulaklarımızı hoş bir hale getirdiler;
Sen de onlara hoşluk ver, aferin de, yaşasınlar.

Nağmelerle ciğerlere su serptiler;
Sen de Kevser havuzundan arı-duru (Tertemiz) su ver onlara.

Sustum a kerem (Büyüklük, asalet) sahibi;
Zaten sana, şöyle yap, böyle et demeye ihtiyaç yok ki.

Gel, gönlünü dertlerle dolu gönlüme koy;
Yanağını, sararıp solmuş yanaklarıma daya.

Güneşsin sen (Şems Hazretleri), âlem (Dünya), senin yüzünden sıcak;
Bir hararet de şu benim soğuk ahıma (Candan duama) ver.

Bütün gönüllerin sevgisi, senin zarındır (Tavla oyunundaki zar);
O zarı al da şu benim dertli heva ve heves tavlama at.

Her erkeği, her kadını aciz eden o mucizeyi, benim düşmanımın karşısında göster.

Ne şart koşarsan koş, kabul ederim ben;
Yalnız sen de haddime (Katlanma sınırıma), takatime (Yapabilme, başarabilme gücüme) göre şart koş.

(Padişahın verdiği elbiseyi) Giyip de savulun, padişah geliyor demem (Yolunu açmak için önde giden olmak) için lütfunun (Büyük kişiden gelen iyilik, yardım) külahını (Şapkasını) başıma giydir (Tam yetkili yap).

Denizden kopardığın tozu, savur da çevreme yolla, o tozun içine al beni.

Sarhoş kafa, öyle her şarapla dönmüyor;
Alıştığım şarabı (Tanrı şarabını) getir, sun (İkram et) bana.

A benim çok söyleyenim, sus;
Sözü, eşi bulunmaz, tek padişahımın önüne koy gitsin.
                      ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Ramazan ayında oruç tutmaya Allah’ın çok önem verdiğini, bu ayda duaların kabul edildiğini, oruç saatine kadar susmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin oruç tutanların lideri olduğunu Mevlana Hazretlerinden öğrendik.
3.    Allah dostlarının ortamında çalgıcıların âşıklara heyecan verdiğini öğrendik.
4.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinin asilliğini, büyüklüğünü, soyluluğunu, Allah’tan yetkiler ile donanmış etkili kişi olduğunu görmesi ve anlaması ile Şems Hazretlerinin tüm isteklerini yapmak için kendisini hazırladığını ve feda ettiğini öğrendik.
5.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinin ilahi sözleriyle sarhoş olmayı sevdiğini ve istediğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Büyük, asil, soylu birinin bulunduğu ortamda susup onun konuşmasını dinleyerek yarar sağlamamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAV


3 Ağustos 2020 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 2880 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

2880.  "Tanrı seninledir, biz daha da yakınız diyor;
Hâlbuki sen, tarak gibi o saçlara dalmışsın da haberin bile yok.

* Hâlbuki tarak bile o saçlardan dirilir (Yaşam bulur);
Kur’an’dan, parmaklarını bile düzer - koşarız ayetine (Kıyame suresi 1-5) dek oku.

A can dudusu (Cana konuşan);
Susun dedi ya (A’raf suresi204);
Susarak uç, yuvaya dek (Dinleneceğin yere kadar) git.

Kutlu olsun, oruç (Haramlardan uzak durma) ayı geldi;
Yolun hoş olsun a oruca yoldaş (Yol arkadaşı) olan kişi.

Ay'ı göreyim diye (Oruç ayının başlangıcını görmek için) dama çıktım;
Çünkü canla, gönülle (İstekle) orucu özlemiştim.

Ay'a bakayım derken başımdan külahım düştü;
O oruç padişahı, beni sarhoş etti gitti.

A Müslümanlar, o günden beri sarhoşum, aklım başımda değil;
Orucun ne de hoş bahtı varmış, ne de güzel devleti (Kazanımı) varmış.

Bu aydan başka gizli bir Ay (Karanlıkta kalanların yolunu aydınlatan),  daha var;
Hem de Türk gibi (Güzelliğe sahip insan) oruç çadırında gizli.

Bu ayda, oruç harman (Çok sevdiklerinden ve istediklerinden uzak durma) yerine bir güzelce gelen kişi, yol bulur o Ay'a.

Atlasa benzeyen yüzünü kim sarartırsa o giyer orucun ipekli elbisesini.
                      ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Allah ile çok yakın temasta olduğumuzu öğrendik.
2.    Allah’a ses çıkartarak değil susarak huzuruna kabul ettiği yere gitmemiz gerektiğini öğrendik.
3.    Ramazan başında Ay’ın kendini gösterdiğini, helalin bile bir zaman diliminde yasağına uyan kişiye görünür ve görünmez güzellikler bahşedildiğini öğrendik.
4.    Mahrum olmakla sıradanlaşmış nimetlerin kıymetini tekrar anlayacağımızı öğrendik.
5.    Oruç tutana Allah’ın çok büyük hediyeler verdiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin yüzünü görmenin de oruç kazanımlarına yakın kazanımlar sağladığını, bu yüzü de görmeye çalışmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAV




2 Ağustos 2020 Pazar

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 2860-2870 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

2860. A Ay (Karanlıkta kalanları aydınlatan Şems Hazretleri), cilvelerinle (Büyük istek ile ortaya çıkan hayranlık ve heyecanlarınla) gece-gündüz, Zühre gibi (Güzel yüzle, sevimlilikle, yumuşaklıkla, incelik ve zerafetiyle, neşeli ve istekli güzel huyuyla) cenk (Kanuna benzeyen, kucakta çalınan telli çalgı) çalmadayım.

Her solukta yüz binlerce parça-buçuk (Parça-parça, azar-zar, oradan-buradan), kırık-dökük (Çürük, değersiz) şey, adeta canlanıyor.

Neden şu dönüp duran gökyüzü, gök renkli elbise giymiş?
Evet, cilvelerinle (Büyük istek ile ortaya çıkan hayranlık ve heyecanlarınla) böyle bir kemer kuşanır (Bir dileğinin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan güce hizmet için kendini hazırlar) ancak.

Neden her akşam şafağın (Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık) yüzü kırmızıdır?
Cilvelerinden (Büyük istek ile ortaya çıkan hayranlık ve heyecan) ciğer kanına (Bordo rengine) boyanır da ondan.

Yıldız, Ay'ın cilvesini (Büyük istek ile ortaya çıkan hayranlık ve heyecan) arar-durur;
Ben der, senin cilvenle (Büyük istek ile ortaya çıkan hayranlık ve heyecan) göze-görüşe sahip oldum.

Senin gibi bir güzelin bulunmasına imkân yok, öylesine güzellik ancak senin cilvendeki (Büyük istek ile ortaya çıkan hayranlık ve heyecandaki) sırdan (Aklın erişemediği, açıklanamayan veya çözülemeyen şey) meydana gelmede.

Cilvenle (Hoşa gitmek için yaptığın davranış, kırıtma, naz ile) âşıklar, öylesine toplanmışlar ki iğne yordamı (Deliği kadar) kadar olsun, bir yer yok.

Aşk âleminde, cilvelerinle binlerce, coşkunluk (Büyük istek ile ortaya çıkan hayranlık ve heyecan) kopsa, binlerce fitneler (Karışıklık, kargaşa) doğsa (Ortaya çıksa) şaşılmaz da şaşılmaz.

Her solukta bir perde (Görüşü, ışığı engel, bir şeyi gizlemek için konulan örtü pencereye) asmasaydın insan, senin cilvenle uçar-giderdi.

Bütün âlem, gaflete (Çevresinde olup bitenlerin farkına varamamak durumuna) düşmeseydi eğer, cilvenle (Büyük istek ile ortaya çıkan hayranlık ve heyecanınla) alt-üst olurdu.

A Tebrizli Şems, deli-divane gibi ne diye damın, kapının çevresinde (Büyük istek ile ortaya çıkan hayranlık ve heyecanlarınla) dönüp durmadayım?
Senin cilven(Büyük istek ile ortaya çıkan hayranlık ve heyecanın) yüzünden.

* A canım benim, sırrımı(Aklın erişemediği, açıklanamayan veya çözülemeyen şeyi)   masal gibi söyleme;
Duymuşsundur;
 Meclisler, eminlikle durur denmiştir.

* Duymuşsundur;
Din (İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç, ülkü), öğüttür (Yapılması veya yapılmaması gereken şeyler için söylenen sözlerdir);
Öğüt nedir?
Aradan çıkıp gitmek (Kişisellik yerine dini öğütlerin esas almamız ve davranışlarımıza yansıtmamız gerekli).

* Duymuşsundur;
Ayrılık azaptır (Büyük sıkıntı, eziyet);
Ondan (Dini öğütlerden) ayrılmak, yalım-yalım alevlenmiş (Kendi kendini yakan) bir ateştir.

* Kaybettiğinize tasalanmayın (Üzülmeyin) demiştir ya;
Tuzak (Güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için düzen kurmak için harcadığın ve uğraşın) zahmetine (Yorgunluğuna) değmez yem (Elde edeceğin kazancı karşılamaz).

* Tanrı, uzlaşmak hayırlıdır buyurmuştur ya:
At şenili (Utanç verici, alçakça, çirkin, kötü) olayı, unut geçenleri.

* Hadi, kalk, gerçekten Allah çağırıyor;
Gariplikten vazgeç, tut evin yolunu.

* Bırak hırsı (Sonu gelmeyen istek, aşırı tutkudan vazgeç), yoksulluk (Yalnız Allah’a muhtaç olarak yaşamak) övüncümdür denmiş:
Ne diye bu, ayıp geliyor sana?

* Rabbime konuk olurum sözü, yolu açmıştır; (“Sakının, bir günün orucunu öbür güne ulamayın, siz bu hususta bana benzemezsiniz.
Ben, Rabbime konuk olurum da Rabbim beni doyurur, suya kandırır. İbadetle gücünüz yeterince direnin” (Hadis Cami 1 s.97)
Ne olurmuş bir kuru ekmek eksik olursa.

* Rabbi tecelli etti dağa (Belirmiş, görünmüş, ortaya çıkmış) denmiş;
Bir dağdan da aşağı değilsin ya;
Oku bu ayeti kendine, masal sanma bunu.       
                      ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinin sır sahibi oluşundan, varlığını belli eden fakat görülmeyenleri ve bunların etkilerini anlattığından kendisine hayranlıkla güçlü sevgi ve saygı duyduğunu, hep yanında olmak istediğini, öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleri kendi bilgisini, Şems Hazretlerinden aşırdığı bilgileri bizim yararlanmamız için şiirsel bir üslupla sunduğunu, bizim de kendisini örnek alarak onun yolundan kendisine ulaşmamız, dostlarını tanımamız gerektiğini öğrendik, anladık
                    *
İşte böyle yaren;
Allah’ın kalbimize gönlümüze tecelli edebileceğini, bizim kalbimizi ve gönlümüzü pisliklerden temizleyip misafir ağırlayacak hale getirmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAV


1 Ağustos 2020 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 6. CİLT 2850 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

2850. Kulağımıza O (Allah) söyledi mi bütün sözler, arı uğultusuna döner.

Duraksız bir durak gösterdi mi bize, gökyüzü, örümcek ağı kesilir adeta.

Güneş, bütün dünyayı kaplamıştır;
 Ne de kördür hani, hangisi diyen kişi.

Fakat bunaldı mı insan, ondan (Allah’tan) başkasını çağırmaz;
Ama dertten kurtuldu mu?
Her çer-çöpe o (Allah) der, ad takar-durur.

İşkence gerektir, çünkü hırsızdır (Başkasının malını çalandır) insan,
Yumuşaklıkla, güzellikle ikrar etmez (Doğruyu söylemez).

Bari sen de hırsızını şişle (Ucu sivri demiri sapla, batır);
Biliyorsun ki kadehi (Her şeyi gösteren) çalmıştır o.

Tebrizli Şems’in yardımlarıyla pekiyi bir hale gelir, aşka, sevdaya düşer.

Sus bırak Farsçayı da Arapça söyle, göçmeyi (Ölmeyi), benim ömrüm istedi, onlar değil.

Senin cilvelerinle (Hoşa giden davranışlarınla) gözümü açtım;
Senin işvelerinle (Gönül çelen, hoş, atlatıcı davranışlarınla) işim, altına döndü.

Sensin (Şems Hazretleri) güneş;
Bense ham (Olgunluğa ulaşmamış) bir meyveyim sanki
Her solukta işvelerinle (Gönül çelen, hoş, atlatıcı davranışlarınla) biraz daha olmadayım (Yetişmekteyim, olgunlaşmaktayım).
                      ***
DİVAN-I KEBİR 6 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Allah kulunu huzuruna çağırdığı zaman; bu davet için yola çıkan yolcuya sayısız tuzak kurulacağını, bu yoldan vazgeçirmek için engeller konacağını öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin yardım etmesi, yol göstermesi, yolu aydınlatması, hileleri, engelleri etkisiz hale getirmesi ile Allah’ın bu davetine kazasız-belasız ve hızlı bir şekilde ulaşılacağımızı öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerini tanıyan yardımını alan Mevlana Hazretlerinin aşka düştüğünü, sözleri bırakıp onunla geçirdiği samimiyetle olgunluğun duruğuna ulaştığını öğrendik, anladık.
                     *
RAV


Popüler Yayınlar