4 Ekim 2019 Cuma

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6460 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6460. Hacetlerini (Gerekli olanı) dile dedi mi, bu ümmete (Hz. Muhammed’e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümüne) bir kulak verir ki can kulağı gibi söylenmedik sözü bile işitir, sen hemen âmin diye gör (Diyerek algıla).

A seher (Sabah güneş doğmadan önceki zaman) yeli, biz sustuk, bizi bul da ne anlarsan git, anlat;
Bir zamana dek, bizim gizlediğimiz şeyleri dirilere naklet.

Gözlerinde işaretler var;
İyi tam onu, iyi tanı.
Benden duy bunu, vakti geldi, çek onu kendine, çek onu.

Can güneşi doğdu;
Doğuya da sığmıyor, batıya da;
Gel a hasetçi (Kıskanç), adamsan gizle bakalım, gizle.

Onu açıklamak, varlığımızdır bizim;
Onun ziyanı (Zararı) kârdır (Kazançtır) bize;
Can faydası istiyorsan ziyan et onu, ziyan et.

Bu nükteden (İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı sözden) kanlar içinde kaldım;
Tanrım, nasılım, nasıl?
Gel de a ömrüme ömürler katan can, anlat bana, anlat.

A benim canım, anlatılmış say;
O ne denizdir, ne mercan;
Can dayanmaz anlatmaya onu;
Açıkla onu, açıkla.

O deniz, timsah gibi baştan-başa ateş kesilmiş bir can ister;
Böylesine bir canın varsa hemen ver ona, hemen ver.

Denizi görene gökyüzü, yer kesilir;
Böyle olmayanı da böyle yap sen, böyle yap.

Dünyadan tezce sıçra, çık dışarıya, incilerle (Şekli değişmeyen mücevher sözlerle) dolu denize dal;
Sıçrayan bir varlıktır bu dünya;
Sıçrat onu, oynat onu.
                       ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Müslümanların ihtiyaç duydukları, gerekli olanı söylemesek bile Allah tarafından duyulduğunu öğrendik.
2.    Gizlediklerimizi sabah yeline söyleyerek Allah’a ulaşmasını sağlamamız gerektiğini öğrendik.
3.    Allah’ı açıklamak Allah dostlarının görevi olduğunu, Mevlana Hazretlerinden iyi tanımamız gerektiğini öğrendik.
4.    Allah’ın büyüklüğünü görüşümüze, aklı sığdıramayacağını, kıskançların bile gizleyemeyeceğini öğrendik.
5.    Allah dostlarının Allah yolunda uğraşıları dışarıdan zarar gözükse bile kazanç olduğunu öğrendik.
6.    Allah’ın bize verdiği canı onun yolunda harcamamız gerektiğini öğrendik.
7.    Gördüğümüz dünyadan başka dünya olduğunu, yükseklik bakımından gökyüzünün o dünyanın yeryüzü olduğunu öğrendik.  
                    *
İşte böyle yaren;
Gördüğümüz dünyanın dışarı çıkıp hakikatlerin olduğu gibi göründüğü dünyaya dalmamız, sonra da bu dünyayı istediğimiz gibi oynatmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

3 Ekim 2019 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6450 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6450.Bana bir kadeh sundu, ben nazlandım da hayır, istemem dedim; İstemem deme, benim için al-iç, benim için al-iç dedi.

Bir katresini (Damlasını) tadınca zevkle kadehi çektim başıma;
Öylesine bir sağraktı (Büyük kadehti) o ki bu yolda kılavuz oldu bana.

Bir acı şarap (Tanrı şarabı) ki bütün acılıklar, onun yüzünden tatlılaşır;
Öylesine bir Çin güzeli ki yüzümüzün buruşmasına bile meydan vermiyor.

Şarabı, her an, Hızır'ın abıhayatını çek demede;
Yüzü, her solukta, ebedî cenneti seyret demede.

* Tatlı dili, zeytinlerle dopdolu ağaçlar dikmede;
Tatlı dudakları, afsunlarla "Vettîn" (Tin) suresini okumada.

* A yanaklarının aşkıyla binlerce hûrül-ıyni (Kara gözlü huriyi) yakıp eriten;
A sevgisi, ayn sîn kaaf (Aşk), yahut Yâ Sîn (Ey insan) gibi, belâları gideren.

Yüzünün ışıklan, kuşluk güneşini nurlandıran, onun ışığından da üstün olan;
Ululuğu yüzünden Tûrdağının (Hazreti Musa’nın Allah ile konuştuğu dağ) yücesine varan.

* Az ziyaret et de sevgin artsın (Hadis camii, II, 23) sözüyle nice âşığı helak eder, yüzü, kıyamet günü gibi nice ölüyü diriltir.

Boyuna der ki:
Bir şey söyleme; aklın eriyorsa bak da gör, bu telkıynle (Telkinle) her solukta binlerce ölüyü diriltirim ben.

Hür kişilerin katında susmam, yarın sırları açar;
Harflerin ötesinde anlam, ışıklarla belli olur.
                       ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretleri Mevlana Hazretlerine şarap ikram ettiğini, Mevlana Hazretlerinin şarap içmemek için nazlandığını, sevdiği kişinin ikramını geri çevirmemek için içtiğini, bu şarabın Tanrı şarabı olduğunu yola kılavuzluk edecek üçte olduğunu öğrendik.
2.    Tanrı şarabının acı tadı olduğunu, bütün acılıkları alıp tatlılık verdiğini, olumsuzlukları giderdiğini öğrendik.
3.    Tanrı şarabı içenine ebedi cenneti seyrettirdiğini, Hızır’ın ölümsüzlüğünü kazanmayı öğrettiğini öğrendik.
4.    Şems Hazretleri Tanrı şarabı sarhoşluğuyla Allah’ın insanı en güzel yarattığını, aşağıların aşağısı olan dünyaya indirdiğini, iman edip iyi işler yapanların devamlı mükâfat göreceğini, kıyamet gününün gerçekliğini şüphelerden arındırarak Mevlana Hazretlerine gösterdiğini öğrendik.
5.    Şems Hazretlerine inanıp seven kişinin eminlikte yaşayacağını öğrendik.
6.    Şems Hazretlerinin yüzünün güneşin ışıklarından daha güçlü nura sahip olduğunu öğrendik.
7.    Şems Hazretlerinin yaşayan binlerce ölü kişiyi dirilttiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretleri hür kişilere konuşup sırları açtığını, harflerin ötesinde anlam ve ışıkların olduğunu gösterdiğini öğrendik, anladık.


(Nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi, yerimizin ve değerimizin ne olduğunu, ne yaparsak nasıl bir sonuçla karşılaşacağımızın, gelecekte nerede yaşayacağımızı, ölümsüzlüğü nasıl kazanacağımızı, böyle yüzlerce soruya doyurucu hakikati söyleyenin dilinden öğrenmek için Mevlana Hazretlerinin öğretisine devam etmemiz önemlidir)
                     *
RAVLİ


2 Ekim 2019 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6440 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6440. * Rebabımın (Gövdesi Hindistan cevizinden yapılan saz) sesinden Akıncı (Düşman ülkesine akın yapan savaşçı) da dirilir;
Mezarından başını çıkarır, kalkıp oynamaya koyulur;
Aferin der, beğenir beni.

Çalgı çalana, sarhoşçasına hırkayı çıkarıp atar gibi kefeninden soyunur, önüme atar;
Ondan sonra ölüler, o anda, birer-birer mezarlarından çıkarlar.

Şekillerin-suretlerin, şu sesle dirilmelerine şaşılmaz;
İçinde de aşk suretleri dirilmede;
Bir bak da gör.

Zaten insandan işe yarayan, sende o dirilenlerdir;
Öte yanını topraktan tozan bir toz bil-gitsin.

Gönlünde her an, bir başka şekil var;
Bedeninse donmuş, taş kesilmiş bir şekilden ibaret;
Sen, o şekle bağlısın, öbüründen haberin yok, onun için böyle donmuşsun ya.

Bir suret görünüyor da gazelin aslı benim, beni ara diyor;
Sustum;
Her uyuza (Düşük nitelikli, değersiz, uyuşuk, pısırık kişiye) mühür vermek (Yetki vermek), yakışık almaz.

Gönlümdeki aşk yüzünden sevgilimin ayaklarına kapandım da bu neşe’yle can geldi, gizlice ayaklarıma kapandı benim.

Fakat bir gün o hizmette kusurum olursa can, canıma düşman olur, şu gönül de lâyığımı (Uygun olanı) verir benim.

Bir seher çağı, canım, ayaklarının bastığı toprak olsun diye dua ettim; Şu dua’ma (Tanrı’ya yakarışım), canın, âmin (Allah kabul etsin diye kabul etsin) diye nâra attığını duydum.

Şu gönül, gizli güzele nasıl oldu da bir yol buldu;
Şu can, o güzelin canıma canlar kattığını, nasıl bir koku aldı da anladı.
                       ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Rebap sesinin gelişmeye ve değişmeye açık olan kişiyi madde dünyasından manevi dünyaya geçirdiğini, aklın çözümleme yapamayacağı olağan üstü sayılan aslında olağan olan durumlarla karşılaşacağını öğrendik.
2.    Bazı bilgilerin, sırların, olağan üstü olayı yaşamayı aklın yanlış anlamaması, nefsin başka amaçlara yönlendirmemesi, kişinin korkmaması için sarhoşluk oluşturduktan sonra yaşatıldığını öğrendik.
3.    Kişi kendini dünya bağlarından kurtarıp mana âlemine hazır olunca daha önce bu dünyadan ahrete gitmiş olanların vücut bulup kendilerini kısa bir süre göstereceklerini öğrendik.
4.    Kendini şekle bağlamaktan kurtaran kişinin ölü gibi yaşamaktan kurtulup dirileceğini öğrendik.
5.    Gördüğümüz suretlerin bize aslımızı ara dediklerini öğrendik.
6.    Aşkla olan duygulanımın verdiği sarhoşluğun canımıza can kattığını öğrendik.
7.    Sıralı yaşam dışına çıkmanın mümkün olduğunu, mekân ve zaman dürülmesi ile geçmişe gidebileceğimizi, geçmişte olan olayı yaşayabileceğimizi, sıra dışı olarak görünse de bunları yaşayabileceğimizi öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Gönlümüzün canımıza can katacak can güzelini bulmak için kokusundan anlamamız, ulaşmanın yolunu bulmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

1 Ekim 2019 Salı

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6430 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6430. Gönlüm, yırttı düşünceyi, şişe gibi kırıldı;
Ne diye akıl, gizli şeyleri bile bilen kişiyi aldatmayı umar (Olmasını ister)?

Onun, alımlıları kandırmak istediğini duydular da dünya, pırıl-pırıl cilâlandı;
Âlem, alınacak şeylerin konduğu odaya döndü.

Dereye düşen her düşünce, bir av peşine takılır-gider, tuzların hevesi nedir?
Tuzlayı kandırmak.

Pislere, temiz suyla yunmayı (Yıkanmayı) öğretir katı yere de kazmaları kandırmayı öğretir.

O kahredici ne de renk-renk işkence etmeyi bilir;
İş böyleyken ateş, ne diye üzerlik tohumunu, çörekotunu kandırmaya kalkışır ki?

* A yolu-yordamı güzel yüce er, medresenin içinde Şihâbeddin'in odasının yanında bir oda istiyorum lûtfundan (Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik ve yardım, bağış).

Adımı yaya kadı tak, mahkemenin içinde de adalet sahibi de;
Yahut da padişahın duacısı diye çağır beni de dualara âmin diyeyim.

* Bu düzenle rebapçıyı oraya bir sok;
İstersen adımı değiştirir, fülâneddin (Herhangi önemsiz biri diye) diye bir ad takarsın bana.

Zaten halk, şekilden, addan ibarettir, ham meyveye benzer;
Kimin haberi var onlardan hangisi acı, hangisi tatlı?

Kadıya (Mahkeme başkanı, aynı zamanda yeri ve çevresindeki düzenle ilgili yönetim ve denetim yetkileri bulunan yargıç)  bir hal gelir de semâ' etmek (Gökten gelen sesleri dinlemek) isterse bir güzelce rebap çalarım ona, tatlı bir halde semâ'a (Mevlevi dansına) sokarım onu.
                       ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Aklın, çok özel donanımlı kişiden bile üstün olduğunu, o kişiyi aldatabileceğini bulunduğu kişiye ispat etmeye çalıştığını öğrendik.
2.    Herkesin kendi aklını sevdiğini, beğendiğini, başka akıllardan üstün olduğuna inanmaya, bu inancı ispat etmeye çalıştığını öğrendik.
3.    Saygın olmak için sadece aklının işleyerek kullandığı açıklanmış bilgilerin ve düşüncelerin duyguların yeterli olmadığını, hakikati olduğu gibi görecek aydınlığa-ışığa sahip olması gerektiğini öğrendik.
4.    Aşk odasında olmak isteyenlerin seçiciyi kandırmak, dikkati çekmek için kendilerini parlak hale getirdiklerini öğrendik.
5.    Düşüncenin av peşine düşen avcı gibi olduğunu, Av ve avcı arasındaki ilişkinin birbirini aldatarak inandırmak üzerinde yoğunlaştığını öğrendik.
6.    İyi düşüncenin pis kişiye temiz suyla yıkanmayı öğretmek olduğunu öğrendik.
7.    İyi düşüncenin kandırma yoluyla kazanma yerine hak ederek kazanmayı öğrettiğini öğrendik.
8.    Renk ve şekillerin kandırıcı olduğunu, ateşin renkleri ve şekilleri değiştireceğini bir hale getireceğini öğrendik.
9.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerinin yaşamının yakınında olmak istediğini, ne ad takarsa taksın, nasıl görev verirse versin razı olduğunu öğrendik.
10.                      Halkın şekilden, isimsel tanımlamalardan, kaba, incelmemiş, yaşam kurallarını bilmeyen kişilerden oluştuğunu bu sıradanlıktan kurtulmak gerektiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Kendini geliştirmeyi amaçlamış, toplum içinde düzen, yönetim, yargı yetkileri almış, değerleri bilip korumada sorumluluk alanların, bir üst aşamaya geçmek ve değişmek isteyenlere Mevlana Hazretlerinin yardımcı olacağını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

Popüler Yayınlar