4 Eylül 2019 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6160 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6160. Her zerre, Önüne bir ayna almış da bunu (Ne güzel meydana getirilmişim) diyor, o aynacıya (Kendini kendisine olduğu gösterene) can vermişim de anmışım.

O tek güzel hangisi?
O tek güzel, öyle bir o ki bütün O'lar (Güzeller Şems Hazretlerinden), ondan bir koku (Belirti, işaret) ancak;
Ondan uzak kaldın mı Yezidileşiyorum (Hilekârlaşıyorum, sahtekârlaşıyorum) ona yaklaştım mı, Bâyezîd ((Bistami) İçimde O’ndan başka bir şey yok diyen) oluyorum.

Şeker kamışına, kimin yüzünden şekerle doldun dedim;
Seni işaret etti de dedi ki:
Soluklarından tatmışım da o yüzden bu hâle gelmişim ben.

Cana dedim ki:
Ne diye gonca gibi yüzünü gizledin?
Onun yüzünden utandım da gözümü yumdum dedi.

Kocalmış dünya, sen hem bağsın, hem öğüt dedim;
Bana dedi ki:
Pirim (Herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimseyim) amma o mürid (Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan Allah’a gidiş yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen)  olmuşum ben.

Dünyanın, şükredişte, hürlükte süsen (Süs çiçeği) gibi yüz dili var;
O güzelim canın, o güzelim cihanın yüzünden diyor, geliştikçe gelişmedeyim, güzelleştikçe güzelleşmedeyim.

Kanadında binlerce renk, tavus kuşu gibi bahar geldi;
Onun güzellik bahçesinden gelmişim bu yana diyor.

Diyor ki:
Canlar zevke dalsınlar diye şarap getirdim, çiçekler getirdim;
Hastalan iyileştirmek için ilâçlar getirdim, macunlar getirdim.

Bir gece, o kandırıcı, o düzenbaz aşk, bu kula geldi de hadi dedi, senin için bir bulamaç pişirmişim.

Öylesine bir bulamaç getirmiş ki ipin ucunu kaybettim;
İğneyi kırdım o anda, yakamı yırttım.
                         ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Kişinin kendisini kendine olduğu gibi gösteren doğru ve açık anlatımlı kişiye çok değer vermesi gerektiğini öğrendik.
2.    Doğru sözlü kişinin güzel ahlakla donanmış, nefesiyle, sözleriyle insana tatlılık kazandıran kişi olduğunu öğrendik.
3.    Dünya yaşamı öğütlerle dolu olarak insana öğüt veren, kişileri kendisine bağlayan kuvvete sahip olduğunu ama yeterli olmadığını, öğrenecek çok deneyim yaşayacak duruma devam ettiğini öğrendik.
4.    Dünya yaşamında duyarlı ve bilinçli kişinin şükredeceğini, hür olarak da güzel kişinin sözleriyle gelişip güzelleştiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
 Doğru sözler aşk ile güzelleşince insanı hoş edip sarhoş ettiğini, insanı kendinden geçirdiğini zevke daldırdığını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

3 Eylül 2019 Salı

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6150 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6150. Önüme hangi şekil çıksa onda, ressamı (Resmi yapanı) görüyorum;
Leylâ'nın (Sevilenin) aşkıyla Mecnûn (Seven) gibi dönüp duruyorum.

Başlarıyla oynayanların (Ölümü göze alanların) sayvanına (Önü açık, direkler üzerine oturmuş, üzeri örtülü, evlere bitişik yere) baş bile sığmıyor;
Benimse başım dönmüş  (Gözüm kararmış), özrüm var (Suç-kusuru gözükeni elimde olmadan yaptım), sarıksız dönüyorum (Bir şeyi temsil etmeden kendi etrafımda geziniyorum) ben.

Ateşe atılıp kolunu-kanadını yakan pervane (Kelebeği) değilim;
Padişahın pervanesiyim, ışıkların çevresinde dönüyorum ben.

Ne diye sus, daha az böyle diye dudağını ısırıyorsun;
Sözün çevresinde dönüp duruyorum ya;
Bu da senin yüzünden, bu da senin düzeninden zaten.

Gel a Tebrizli Şems, akşam kızıllığı gibi ne diye kaçarsın?
Akşam kızıllığı gibi ben de senin güneşinin peşine düşmüşüm;
Şu ülkelerde dönüp gezmedeyim.

Yüzüne and olsun ki böyle bir yüz görmemişim ben;
Halktan duyduğum güzellik nerde, sen nerdesin;
Hiç ona benzer misin sen?

Şu dünyada böylesine bir bağ, ne yetişmiştir, ne yetişir;
Böylesine bir meyveyi ne dünyada derip devşirmişim, ne uyanıkken.

Bir baba duası değil, yüzlerce peygamber duası almışım ki böylesine bir devlete kavuştum, böylesine bir bahta (Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimine, kadere, talihe) ulaştım.

Bir gün gökyüzünden duydum;
Senin gamınla yanıyorum, bu yanışın yüceliğinden de döne-döne belim bükülmüş diyordu.

Düşünce, bana diyor ki:
Onun aşından (Pişirdiklerinden) hüner (Beceri isteyen ustalık, beceriklilik) öğrendim;
Dostun adaletiyle kilit olmuşum, lütfuyla (Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik ve yardım ile) anahtar (Kilitli kapıları açan) kesilmişim.
                         ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Tutkulu bir sevgiyle yapılan işin yapanını görmemiz tanımamız gerektiğini öğrendik.
2.    Ölümü göze alarak güzeli, bu güzelin yapıcısını arayanın kavrama ve anlama yeteneğinin büyük olduğunu öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin dikkatli olduğunu, ateş ile ışığı birbirinden ayırdığını, ışığın peşinde ve etrafında olduğunu öğrendik.
4.    Sözün özünü bilen ve söyleyen Şems Hazretlerinin çok söz söylediği için Mevlana Hazretlerine kızdığını, bunun sebebinin de Şems Hazretlerinin daha açık konuşmadığından olduğunu öğrendik.
5.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini takip ederek Şems Hazretlerin ışık aldığı güneşinin peşine düştüğünü öğrendik.
6.    Şems Hazretlerinin yüzünün çok güzel ve nurlu olduğunu, halktan buna örnek olacak hiç kimsenin olmadığını öğrendik.
7.    Şems Hazretleri gibi donanımlı ve faydalı bir kimse yetişmemiş olduğunu, çok özel bir kişiliğe sahip olduğunu öğrendik.
8.    Mevlana Hazretleri yüzlerce peygamber duasının bereketiyle Allah’ın yetkili kıldığı, sırlarını bağışladığı, ilmiyle kudretiyle desteklediği, yetki verdiği kişinin sözlerini doğru çıkardığı, isteğini kendi isteği olarak gerçekleştirdiği, diğer insanların kabul ederek boyun eğdiği, erdeme ve ölümsüzlüğe kavuşturmaya, insanları yönlendirme ve yönetme makamına ulaştığını öğrendik.
9.    Mevlana Hazretlerinin çalışmalarından, yaptığı işlerden gökyüzünün bile başının döndüğünü, belinin büküldüğünü öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin sırlarıyla beceri isteyen ustalığa ulaştığını, hem kilit hem de anahtar olarak düşüncelere yol verdiğini veya yabancının girip alamayacağı bilgilere engel olduğunu öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

2 Eylül 2019 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6140 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6140. Dünya bir yılandır ki altında bir define gizli;
Definenin üstündeyim, yılanın kuyruğunu kıvırıp halkalanması gibi ben de definenin üstünde dönmekteyim.

* Gerçi yem (Yiyecek) derdinde değilim;
Fakat gene de düşüncelere dalmışım, bu evin çevresinde Bû-Tîmâr kuşu (Boyuna su kıyısında dolaşan, pek susasa bile belki su tükenir diye bir türlü su içemeyen bir kuş) gibi dönüp duruyorum.

Köyde evim yok;
Ne öküzüm var, ne semi (Besili) sürüm;
Fakat köy ağasının sarhoşuyum, onun peşinde dönmedeyim.

Hızır'ın yoldaşıyım, her solukta onun gelişini beklemedeyim;
Ayağımı yere diremişim, başım dönüp duruyor;
Tıpkı pergele benziyorum ben.

Bilmiyor musun ki hastayım, Calinos'u (Tıp ve felsefe ustasını) arıyorum;
Görmüyor musun ki mahmurum, meyhanecinin çevresinde dönüp duruyorum.

Bilmiyor musun ki Zümrüdüanka’yım, Kaf dağının çevresinde uçmadayım;
Bilmiyor musun ki koku aldım, gül bahçesini etrafında dolaşmadayım.

Beni şu insanlardan sayma, dönüp dolaşan bir hayal bil;
Hayal olmasan a benim canım, ne diye gizli şeylerin çevresinde dolanırım?

Ne diye durup dinlenmem de şunun-bunun üstüne çizginirim (Etrafında dönüp dolaşırım)?
Çünkü o sevgili, aklımı aldı, sarhoş etti beni;
Aksaya (Hafifçe topallayarak)-tökezleye (Ayağım yere çarpıp sendeleyerek) o yana, bu yana yalpa vura-vura dönüp dolaşmadayım.

Bana, şap-şap (Üst üste öpmek için) yürüme, saygısızlıktır bu diyorsun;
Saygıdan utanıyorum da onun için saygısızlığın çevresinde dönüyorum ben.

Ekmeği bahane ettim, ekmekçinin sarhoşuyum ben;
Paranın-pulun çevresinde değil, güzelin çevresinde dönüp durmadayım ben.
                         ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin defineye, yiyeceğe, düşünceye, mala, mülke, eve, dama, tıbba, felsefeye kendini bağlayıp hareketsiz kalmadığını öğrendik.
2.    Mevlana Hazretlerinin Hızır’la (A.s) arkadaşlık kurduğunu, insanın gidemeyeceği yüce yüksekliklere ulaştığını, kendisi gidemese bile hayaliyle gittiğini, aradığı güzel kişiyi bulmaya çalıştığını öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin güzel resmi bulunca durmadığını bu güzel resmi yapanı aradığını, buna can vereni bulmaya onunla dost olmaya çalıştığını öğrendik.
4.    Allah’ın sanatının gördüğümüz, duyduğumuz kadarıyla olmadığını, her arayışta farklı güzelliklerin kendisini gösterdiğini ve son ucunun olmadığını öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerinin Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, doğru, okşayıcı, sakin, beğenileni aradığını, Tanrı sanatını iyi huylarla süslemiş kişiyi aradığını öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

1 Eylül 2019 Pazar

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 6130 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

 6130. Senden başkasını düşünürsem darağacına (İdam cezası alanları asmak için kurulan sehpa, yağlı ipe) lâyık (Uygun) olurum;
Senden başkasının eteğine sarılırsam (Yakınlaşırsam) elim kesilsin.

Sensiz nereye gidersem gideyim, anlamsız bir harfim;
He gibi iki gözümü açmışım, şın (ش)gibi aşkta konaklamış, oturmuşum ben.

He (ح)de olsam, şın (ش) da olsam ne diye aklımı-fikrimi kaybetmişim?
Akıl-fikir, parçaların bir araya toplanmasını, tüm hâline gelmesini ister;
Benimse parçalarım dağılmış-gitmiş.

Bütün dünya, bütün dünyadakiler, kendi vesveselerine (Yanlış ve yersiz düşüncelere) uymuş, yolunu yitirmiş, dininden dönmüş;
Bense böylesine bir aşkın devleti sayesinde kendi şerrimden (Kendime yaptığım kötülük, fenalıktan) kurtulmuşum.

Şu gönül, an-duru da o yüzden aşkın yücesine çıkmış;
Bense bir âşığım ki balçığın meydana getirdiği bulanıklık yüzünden şu aşağılık yerde kala kalmışım.

Hayali, ne de güzel bir lütufta (Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik ve yardımda) bulunduğu da ayaklarına kapandım;
Hayalinin ayaklarını şu iki dudağımla yaraladım, incittim.

Sözden elimi yudum (Sözü önemsemeyi bıraktım), mantıktan arındın (Doğru düşünmenin yolu ve yönteminden temizledin kendini);
Olaylar, birbiri üstüne geldi de tövbe abdestini bozdum-gitti.

Hacılar gibi tavaf ediyorum (Etrafında saygıyla dönüyorum);
Sevgilinin çevresinde dönüp duruyorum;
Köpeklerin huyu yok bende;
Leşin etrafında dönmem ben.

Bahçıvanlar gibi boynuma beli vurmuşum (Toprağı aktarmak için uzun saplı sivri küreği omzuma alıp yola koyulmuşum);
Hurma salkımını elde etmek için tikenin çevresinde dönmedeyim.

Amma yiyince balgam yapan, safrayı arttıran hurma değil;
Yiyince kolum-kanadım biter de Tayyar gibi döne-döne uçarım ben.
                         ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerini vazgeçilemez, yerine başka biri konamayacak bir şekilde sevdiğini öğrendik.
2.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerinin ayrılığına bir mana vermek için düşünmesiyle aklının ve fikrinin dağılıp gittiğini, bir araya gelmediğini öğrendik.
3.    Aşkın dünya yaşamına ait yanlış ve yersiz düşüncelerden insanı kurtardığını öğrendik.
4.    Aşkın kişiye düşünce ve davranış disiplini oluşturarak kişiyi kendi kendine farkında olmadan yapmış olduğu ve yapacağı fenalıklardan koruyup kurtaracağını öğrendik.
5.    Aşkın kişiyi yücelere çıkartacağını, insan bedeninin âşık olsa bile kişide bulanıklık oluşturarak yücelere çıkmasına engel olacağını öğrendik.
6.    Aşık kişinin aşkını vücuduyla değil sevdiğinin hayaliyle güçlendirip aklının doğru-yanlış mantığından kurtarıp arındırması gerektiğini öğrendik.
7.    Mevlana Hazretlerinin boş bir hayale, boş bir kişiye sevdalanmadığını öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
 Âşık olunacak kişinin uğrunda kolumuzu, ayağımızı kaybetsek bile yiğitliğimize ödül olarak bize kanat takarak uçuracak kişi olması gerektiğini öğrendik, anladık.

(Cafer-i Tayyar (Hazreti Muhammed’in amca oğullarındandır.
Mote savaşında bayraktardı.
Kolları kesilerek şehit edilmiş ve Muhammed iki kolu yerine iki kanat verildiğini ve cennete uçmakta olduğunu söylediği için “Tayyar” denmiştir).

                     *
RAVLİ

Popüler Yayınlar