11 Haziran 2019 Salı

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 5230 İNCİ BEYİT


 (Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

5230. Gel de padişahın meclisini gör, bir yudumcuk dök (Aşk sarhoşluğu) de şu gülen toprağı seyret;
Çünkü yağı (Düşman) gitti, miskler kokan yel, yardıma geldi.

Gel a özü ter temizim benim;
Gül bahçesi gibi güzel kokanın ben;
Miski (Güzel kokusu) sidik (İdrar) olan her tembel eşeğin inadına, gel.

Yeri yardı da dışarı çıktı bitkiler;
O yüzden hançer dedim onlara;
Bir solukta yokluk diyarından bir ordu, belirdi.
Hicaz ülkesine çıkageldi.

Süsenin (Yaprakları kılıç gibi bitki) kılıcı, hançeri, şu savaşta keskin geldi de Allaha hamdolsun, gül bahçesinin, reyhanın ordusu, üst oldu.

Bir güzelim kaynayıp coşan tencereden, ateşsiz pişen helvalar geldi; Helvayla dopdolu her dal, âdeta çamçaya (Sazangillerden, pullarından yalancı inci yapılan bir ırmak balığına) döndü.

Nilüfer, goncanın kulağına, a güzel kokulum, düşmanla savaşmak için ye, savaş çağı geldi diyor.

Mefâîlün, mefâîlün mefâîlün mefâîlün;
Vehimle (Yanlış ve yersiz düşünce, kötü ihtimalleri akla getirip üzülme, olmayacak bir şeyin olacağını sanısı ile) yoldaşlık etme;
Çünkü o, pek ağır davranır.

Sus, temizliği, korunup gözetilmeyi ara, o tapıya doğru yola düş; Çünkü kalk-kalk sesi geldikçe uykunun tadı kalmaz ki.

Gel padişahlar padişahı, doğan kuşları gibi saldığı canları geri çağırıyor.
Gel, çoban, sürüyü ovaya sürüyor.

Bahar çağı;
Bütün Türkler, yaylâya yüz tutmuş;
Varlarını-yoklarını kışlaktan yaylağa taşıma zamanı gelip çattı.
                      ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretleri gelince tabiatın canlandığını, güzel kokuların yayıldığını, bitkilerin çiçekler açarak ortamı güzelleştirdiğini öğrendik.
2.    Yanlış ve yersiz düşüncenin, kötü ihtimalleri akla getirip üzülmememiz, olmayacak bir şeyi olacak gibi beklentisine girmememiz gerektiğini, çünkü bizi yeterince hızlı hareket etmemize engel olduğunu öğrendik.
3.    Ruhen ve bedenen temiz olmayı, kendimizi kötü alışkanlıktan, fena davranışlardan koruyup devamlı dikkatli olmamız, Allah dostlarının bulunduğu yere doğru yola düşmemiz gerektiğini öğrendik.
4.    Kalk-kalk, gel-gel, hadi-hadi seslerini duyan kişinin davet edilen yere doğru gitmesi gerektiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
 Dinimizle uygunluk sağlayınca, olgun olmak için varımızı yoğumuzu Şems Hazretlerinin, Mevlana Hazretlerinin bulundukları yere doğru çevirmemiz, büyüklerimizden ders almamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ



10 Haziran 2019 Pazartesi

BEYAZİD-İ BİSTAMİ VE DOSTLUK

Kalpleri bir olan iki dost ariflerin kutbu Beyazid-i Bistami hazretlerine (Tanrının rahmeti onun üzerine olsun) misafir olmuşlardı.

Bistami onlardan “Ne zamandan beri birbirinizle tekrar dost oldunuz ?“ diye sordu.

Onlar “ Otuz senedir ki, birbirimizle arkadaşlık ediyor, kara ve deniz seyahati yapıyoruz “ dediler.

Bistami “ Adet olduğu üzere aranızda hiçbir hadise veya bir kavga geçmiş midir? “ diye sordu.

Onlar “ Hayır “ dediler.
Beyazid-i Bistami “ O halde otuz senedir ki, tamamıyla münafıklıkla (İki yüzlülükle) zamanı geçirmişsiniz.

Sizin arkadaşlığınız ve uygunluğunuz münafıklık üzerine kurulmuştur.
Çünkü dostluğun derecesi ve lezzeti KAVGA, BARIŞ VE SİTEMDİR.

Kavgalar yapın ve yeniden barışın ki, kalbinize münafıklık illeti (İki yüzlülükle oluşan sahte söz ve davranışlar) girmesin ve nifakın (Geçimsizliğin, anlaşmazlığın, arabozuculuğun) şerrinden (Kötülüğünden, fenalığından) emin olasınız.

ŞİİR:
“ Filozofun dediği gibi,
Sitem (Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık gibi duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtme) devam ettikçe sevgi de devam eder “

                                        ***
ARİFLERİN MENKIBELERİ, Şark İslam Klasikleri 29,
Ahmet Eflaki, M.E B. YAYINLARI 489
                                         ***
Neler öğrendik:
1.    Dostlar arasındaki kavga yapılmasının doğru ve sağlıklı bir davranış olduğunu kabul etmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    Dostlar arasında kavga sonunda ayrılığa meydan vermeden barış yapılmasının doğru ve sağlıklı olduğunu öğrendik.
3.    Kavga sonunda barış olduktan sonra yine haksızlıklar, yerinde olmayan davranışlar, çıkışmalar olmasının doğru ve sağlıklı bir davranış olduğunu öğrendik.
4.    Dostlar birbirinin sözünden veya hareketinden alınganlık göstererek üzüntü duyabileceğini, kızabileceğini, kırgınlık oluşabileceğini, öfkelenebileceğinin doğru ve sağlıklı bir davranış olduğunu öğrendik.

İşte böyle yaren,

Doğruluktan ayrılmamamız ve doğru söz ve davranıştan hoşlanmasak bile hiçbir şekilde dostluğu bozmamamız gerektiğini öğrendik anladık.

Kavga sonrasında barışın geldiğini ve her şeye rağmen dostluğun devamının önemli ve sayısız yararlar sağladığının bilincine varmamız gerektiğini öğrendik anladık.

Doğruyu söylemekten ve söz ve davranışın üzerimizdeki etkisini dostumuza anlatmazsak onun ne amaçla yaptığını anlayabilmemiz için yüzleşerek ona savunma hakkı vermemiz gerektiğini, zanlara düşerek yanlış değerlendirmeler yapabilmekten kendimizi ve dostumuzu gerçekle yüzleşmekten mahrum etmemiz gerektiğini öğrendik anladık.

İki yüzlülükle güzel ilişkiyi bozmamız gerektiğini öğrendik.
Aynı evin kedi ve köpeği gibi kavga edilmeli ama aynı alanda kalmamız gerektiğini öğrendik anladık.

Anı yaşayarak geçmiş olaylarla hesaplaşma veya geleceğin endişesini duymadan her an kendimizle ve dostlarımızla barış yaparak sevinçle yaşamayı öğrenmemiz ve sevinç içinde yaşamayı elimizden kaçırmamak gerekir
                                              *
RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 5220 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

5220. Allah korusun can kuşunun kafesinin demirden olmasından; Allah korusun, Zümrüdüanka'yı, şu daracık yuvada kalmaktan.

Ağzını yum, sus;
Çünkü sonsuz bir söze sahipsin sen;
Bir kulağa, bir akla söz söyle ki onun da sonu olmasın, ölümsüz olsun.

Öyle bir âşık gerek ki bana;
Bir kımıldadı-kalktı mı, her yanda ateşlerle dopdolu kıyametler koparmalı.

Bir gönül istiyoruz ki cehennem gibi olmalı, cehennemi bile yakıp yandırmak;
Denizin dalgasından kaçmamalı, yakmalı-kavurmalı yüzlerce denizi.

Gökleri bir mendil gibi dürmeli avucunda;
Zevalsiz ışığı bir kandil gibi aşmalı gök kubbeye.

Bir timsah gönlüyle aslan gibi savaşa girmeli;
Kendinden başka kimseyi koymamalı;
Sonra savaşmalı kendisiyle de.

Gönlün yedi yüz perdesini, ışığıyla yırtmalı da Arş'tan ses gelmeli ona;
Maşallah-maşallah.

Yedinci denizden Kaf dağına yüz tuttu mu o, o denizden nice inciler-mercanlar saçmalı yeryüzünün eteğine.

Kara-kış yapraklan döktü diye şikâyetlerde bulunuyordun;
Şimdi kalk da gül bahçesine gel, bir seyret, kara-kış nasıl kaçıyor.

Gök gürlemesinden davul seslerini duy;
Yani dünyanın düğünü var;
Bağ-bahçe çeyiz düzüyor (Gereksinimlerini karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getiriyor) demek istiyor.
                   ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Dünya şartlarına esir olmamak, göğün de üstüne çıkmak için uğraşı vermek, cesaretle hareket etmek gerektiğini öğrendik.
2.    Sonsuz sözlere, şekil değiştirmeyen gerçeklere sahip, kulağa ve akla söz söyleyen kişi kıyamete kadar iş gören olur, kendisi de yok olup gitmez ve böylece kişinin ölümsüz olabileceğini öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerine sevgi ile bağlanmış kişinin korkusuz yiğit, verilen işi tam yerine getiren en ufak tereddüt etmeyen kişi olması gerektiğini öğrendik.
4.      Mevlana Hazretlerine sevgi ile bağlanmış kişinin denizin dalgasından, cehennemin ateşinden kaçmayan hatta denizi cayır-cayır yakacak kararlıkta olan kişi olması gerektiğini öğrendik.
5.    Mevlana Hazretlerine sevgi ile bağlanmış kişinin gökleri istediği şekle sokan, istediği gibi aydınlatacak birisinin olması gerektiğini öğrendik.
6.       Mevlana Hazretlerine sevgi ile bağlanmış kişinin timsah gibi avına gözleyip yaklaşan, aslan gibi avına saldırması, kendisinden başka hiç kimseyi ortada koymaması gerektiğini öğrendik.
7.    Mevlana Hazretlerine sevgi ile bağlanmış kişinin gönül gözünü açması gönül gözü ile görmesinin gerektiğini öğrendik.
8.    Allah’tan korkan ve aşkıyla yanan bir gönül, yolunu arayıp soran o yolda ürküp titreyen bir dil (Gönül) gerek
                    *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerine sevgi ile bağlanmış kişinin kendini Mevlana Hazretlerinin sözlerini doğru kabul edip, emir bilip cesurca gösterdiği hedeflere gitmesi, tereddüde düşmeden, korkmadan göğün en yüksek yerine kadar gidebildiği kadar gitmesi gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
Perde: Ansal körlüktür.

Beyninde melatonin maddesinin yeteri kadar salgılanmamasından olan anlamamaktır.
 Rüya görmüyorsan bu eksikliğin vardır.

Bu eksiklik görme, yargı ve hafıza bozukluğu oluşturur.
Basit olarak açıklarsak, kişileri ve olayları perde arkasından tam net olarak göremezsin, sanılarınla bir anlam vermeye çalışırsın, bu da seni yanlışlığa düşürür. 

Doğruyu görme, tanıma, yapma yolunda olmayanlarda kibir(büyüklenme), kin(gizli düşmanlık), iki yüzlülük, kıskançlık, arkadan konuşmak, benlik ve ben merkezli davranış anlayışı ile dolu olacağından sanal gerçeğinin peşindedir.

Duymak istediklerinin dışındaki öneri ve uyarılara kendini kapatmıştır. 
Akıl perde ile örtüldüğünde akılsızlık olur, akıl anlamaz olur.

Karanlık perdeler: doğruluk ve dürüstlükle davranmıyorsan, elde edişlerini çıkarına kullanıyorsan İlahi bilgileri anlamaman için karanlık yüzlerce perde konur.

Karanlık perde çoktur.
Kişi çalışıp çabalaması, gayret göstermesi ile bu perdelerden bir kısmına açar, Allah’tan yardım gelir ve diğer perdeler açılır. 

Böylece kişi doğruyu olduğu gibi anlamaya başlar.
 Dinin ahlak kurallarına uygun davranış çok karanlık perdeyi açar. Allah’a ve Allah’ın sevdiklerine sevgi ile bağlananlar hızlı yol alırlar.

Aydınlık (nur) perdesi:
Karanlık perdeler geçildikten sonra aydınlık perdeler başlar. 
Bu perdeler Allah’a yaklaşmada olan kişi hazır olmadan açılırsa o kişi meczup olur. 

Yolculuk yapanın acele etmemesi, gerekir.
Kendisindeki sevgiyi daha da yoğunlaştırarak hizmet etmeye yönlenmeli, zaman kazanmalıdır. 

Yaşayan veya ölmüş büyüklerimizden yardım isteyerek veya onların izledikleri yolu izleyerek İnşallah isteklerine yanmadan ulaşırlar.
                *
RAVLİ

9 Haziran 2019 Pazar

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 5210 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

5210. Hamamdaki (Çinlilerin yaptığı) resimle, bir soluk, bir yatakta yatar-uyursa o resim canlanır, benim gibi elceğizlerini (Ellerini) çırpmaya (Alkışlamaya) koyulur.

Elbette başıboş gönlümüze o dilberden (Alımlı sevgiliden) bir haber gelir;
Elbette bir gece olur, yıldızımız, o Ay'la kırân (Bir burçta birleşir) eder.

Yüksek damdan, ansızın bize yüz gösterirse sölpük (Gevşeyip kendini koy vermiş) adımlı hevâ ve heves (Toplumun ihtiyaç gibi gösterdiği, duygu ve hislerine hitap ederek aklını zorladığı, istekleri ihtiyaç gibi algılayıp tüm olanaklarınla katıldığı), merdiven kesilir o an.

Sabırla (Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden beklemek) dost olan ( İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan) da nerde?
Âşık, Ay'a, buluta biner de öyle gelir;
Biri çıkar da yağmur bulutu, oluğa muhtaç olur derse inanma sakın.

Sol göz seğirdi mi (Sol göz kası hafifçe oynadı mı) bunu, gönül ferahlığına alâmet (Sevdiğimize, kavuşmak işareti) bil;
Fakat can gözü seğirir-durursa bu neye alâmettir acaba?

Nice çarşaflı koca-karı, erlerin ömürlerini de alır-paralarını da;
Çarşafa bakma, çarşafın içinde gizleneni görmeye çalış.

Eski çarşafın içinde ne aylar vardır, ne fitneler;
Sırtına palan vurulacak nice topal eşek vardır ki at çukalı (Savaşta at giydirilen zırhı) giymiştir.

 Nice kara çadır vardır ki içinde Ay gibi bir Türk, bir güzel var; ihtiyarlıktan ne gam sana;
Devletin genç ya!

İhtiyar şeklin dökülür-gider;
Devletin doğar, belirir;
Kara buluttan doğar amma dünyanın güneşidir o.

Rüyada, kendisini gökyüzünde, Ay'la gören kişinin bedeni, samanlıkta yatmış uyumuş;
Ne gam (Üzüntü olmaz).
                   ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Gördüğümüz resmi hayal etsek bile o resmin canlanıp oynamaya başlayacağını öğrendik.
2.    Sevdiğini bekleyenin sevdiğine kavuşacağını öğrendik.
3.    Bekleyiş içinde olana Allah’tan yardım geleceğini öğrendik.
4.    Sabırla dost olan âşık kişinin vasıtaya muhtaçlığı olmadığını, her şey onun aracı olacağını öğrendik.
5.    Gözümüze, canımıza sevgilinin gelişinin işareti verildiğinde seğirmesinden anlayabileceğimizi öğrendik.
6.    Dünyanın hilelerle dolu ve gerçeğin saklandığı-gizlendiği göz boyaması ile ihtiyarın genç gibi gösterildiğini, çirkinin boyanıp güzelleştirildiğini, topal eşeğe bile yiğit kişinin atı gibi zırlar içinde halka gösterildiğini öğrendik.
7.    İyi ve güzelin karartılarak görünmez hale getirildiğinden böyle güzel insanları kendimizin araması gerektiğini öğrendik.  
                    *
İşte böyle yaren;
 Vücudumuz samanlıkta uyusa bile üzülmek gerekmediğini, değerli kişinin rüyasında gökyüzünde Allah’ın güzel dostlarıyla buluşup görüşebileceğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ


Popüler Yayınlar