8 Haziran 2019 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 5200 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

5200. (İnsanlara) Padişahtır onlar, (Yalnız Allah’a muhtaç) yoksullardır;
Sarhoşluktan hepsi de kendinden geçmiştir (Benlik kalmamıştır);
Topraktadır onlar, fakat padişahtır onlar, sultanlardır.

Aşk definesinden altın dökerler, Tebrizli Şems'in kuludur-kölesidir onlar;
lâ'l, yakut madeni (Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak) kesilmişlerdir, dünyanın direkleri olan dört unsurun (Toprak-ateş-su-hava) canıdır onlar.

Ay yüzlüm geldi mi can dediğin de kim oluyor?
Aydın günü gördün mü, bekçinin ne işi kalır ki?

Ay'ın, Ay'lık etmesi, işinin boşa çıkmaması için güneşin ettiği lûtfa (Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik ve yardım) bir bak;
Geceleri gizlenir-gider.

A gönül, kaç-git bu evden;
Gönlü daraltıyor, sıkıyor;
Bize yabancı bu ev;
Döşemesi gökyüzü olan bir gül bahçesine, bir sayvana (Örtüsü güzel olan yere) git.

Kinlerle (Gizli düşmanlıklarla) dolu barışından, şu yalancı sabahından vazgeç dünyanın;
Bu çeşit sabahları, daima kervanı (Toplu olarak birbiri ardınca gelen şeyleri) helâk ede (Öldürerek, yok ederek) gelmiştir.

Yaratıklara can bağışlayan gerçek sabahı ara;
O sabahtır ki binlerce sarhoşa sabah şarabı sunar, binlerce âşığa aman (Yardım) verir.

Parladı-yalımlandı mı (Alevlendi mi) gamı-tasayı yandıran (Yanmasına sebep olan) ateşin ne yanma bir gül eksen fidanı, bir gül bahçesi olur-gider.

İyi işli, insanı her afetten korur, ince, Ay yüzlü (Karanlıkta kalanın yolunu aydınlatan) bir sevgiliye yüzlerce can feda olsun.

Bir güzel ki ağzından şekerler dökülmede;
Şarap gibi, insanı oynatmada;
Bir sarhoş ki güzelliklerle karılmış, vuslatı (Sevgiliye kavuşma) da daimî.
                   ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Hak erlerinin ordusu, hizmet edenleri gözükmeyen, buyruğu hemen yerine getirilen padişahlar olduğunu, onların yalnız Allah’a muhtaç olduklarını başka bir yer ve kişiden beklentilerinin olmadığını öğrendik.
2.    Hak erlerinin başkanının Şems Hazretleri olduğunu öğrendik.
3.    Şems Hazretlerini gören kişinin başka bir yüze bakma ihtiyacının kalmayacağını öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinin güneş gibi gündüz işini görüp gece saklandığını, Mevlana Hazretlerinin geceyi aydınlattığını öğrendik.
5.    Gönlü daraltan, sıkan bu dünyayı bırakıp tabanı gökyüzü olan âleme gitmemiz gerektiğini öğrendik.
6.    Dünya barışının bile gizli düşmanlıklarla dolu olduğunu, aydınlık sabahının bile insana karanlığa sürüklediğini öğrendik.
7.    İyi işli kişiyi bulup bağlanırsak felaketlerden bizi koruyacağını öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
İyi işli kişiye sevgi ile bağlanarak hizmet eden olursak ağzından güzel sözler dinleyebileceğimi, mutlulukla bizi oynatacak duruma getireceğini, bizden kaçıp gitmeyeceğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ


7 Haziran 2019 Cuma

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 5190 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

5190. Gönlüm, kendine geldi;
Şikâyeti (Hoşnutsuzluğu) bıraktım;
Bir canın düşmanıysa ne çıkar?
Binlerce can bağışlar gönül, ona.

Kızgın bir kadıyım (Yargıcım) ben;
Sevgili, can istiyor, can da sevgiliyi aramakta;
İki düşman da hoşnut.

Can bir zerredir (Küçük bir parça), oysa Zühal (Satürn) yıldızı (Otorite, disiplin, zorluk, soğukluk, sorumluluk, sabır ve sebat);
Can meyvedir, oysa bağ-bostan (Meyve bahçesi);
Can katredir (Damla), oysa umman (Okyanus);
Can habbedir (Tahıl tanesi), oysa maden.

Sözü, kabuk içinde, gizli-kapalı söylüyorum;
Bu sözün canı aşk;
Ne düşünceye sığar, ne söylemeye imkân var.

Sus, dünyaya benze (Ortak nitelikler oluştur), onun gibi sus, sarhoş ol, başın dönsün;
Dünya, kör-kütük sarhoş değilse ne diye düşüp kalkmada?

A gönül, senin can perdenin ardında bir bölük halk gizlidir ki onların hepsi de teklik kılıcının (Tevhit) yarasıyla hem can kesilmiştir, hem de cansızdır.

Sen eksikten, artıktan bahsetmiyorsun;
Niceye bir düşünüp duracaksın?

Gel de kendinden (Benlikten) geçiş dinine (İnanılıp, bağlanılan düşünceye)  gir;
Onlar da kendilerinden geçmişlerdir de birbirlerine akraba olmuşlardır.

Ne denizler içerler-sömürürler de denizler gibi coşarlar-köpürürler; Susarlar amma bilgi sahibidir onlar, bilirler.

O mercanlarla dolu denizde can gibi bir topluluk var;
Boyuna dönen gök kubbenin ardında can Burâk’ını (Yücelere götüren biniti) sürüp dururlar.

A oturamaklı (Hareketsizleşmiş) derviş, kendine gel, tez canlı ol, ona uy da daha çabuk davran;
Erlerin meclisine geç-otur;
Onların hepsi de rint (Gönül eri) canlardır (Mevlevilerdir).
                   ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri gönlünün çok istekleri olduğunu,  istediklerini elde edememekten dolayı şikâyetçi olduğunu, fakat şikâyetten de şikâyetçi olarak vazgeçtiğini, binlerce can bağışlayan gönüle sahip Şems Hazretlerine sevgiyle gönlünü bağışlayarak çok istekten kurtulduğunu öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin kendisine can verecek olanı aradığını, Mevlana Hazretlerinin de can vereceği kişiyi aradığını öğrendik.
3.    Aşka karşı canın küçük olduğunu öğrendik.
4.    Dünya gibi hem güneşin hem de kendi etrafımızda dönmemiz (Sema),  bu dönüşten sarhoş olmamız gerektiğini öğrendik.
5.     Allah’ın birliğine inanmış, bir araya gelmiş, gizlenmiş çok etken kulların olduğunu öğrendik.
6.    Benlikten kendini kurtarıp aşk öğretisine girenlerin gerçek birbirine akraba olanları bulacaklarını öğrendik.
7.    Aşk öğreten ile Allah aşkına bağlanan kişilerin suskun olduklarını, doğru bilgi sahibi olarak bilgin kişiler olduklarını öğrendik.
8.    Bunca kalabalık içinde çok özel bir topluluğun olduğunu, bunların yücelere gidip geldiklerini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
 Din, iman, ahlak yolunda ilerlemek isteyen kişinin karşısına koca denizlerin, uçsuz bucaksız gökyüzünün kendini gösterdiğini, bu durum karşısında ne yapacağını şaşırıp oturup kalmamasını, Mevlevi topluluğunun içine korkmadan girmesi, onlardan birisi olmak için çalışması gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
(Yaren,
İyi ile kötünün, doğru ile yanlışın, değerli ile değersizin, faydalı ile zararlının birbirine karıştığı, çocuğuna bile tesir edemediğin bir zamandan rüzgâr hızıyla geçiyoruz.

Kişi sözle söyleneni, gözle gördüğünü ayırt etse bile bunun ne manaya geldiğini anlamamakta, kendisine ve ait olduğu topluma ne kadar zarar vereceğini umursamaz duruma geldiğini görmekteyiz.

Ayırt etme ve doğruyu seçip yüceltme özelliğimiz elimizden alınmak için savaş verildiğini görmekteyiz.

Allah daha da yardımcımız olur da toplumumuz bu hastalıktan kurtulur inşallah.
Allah yardım etmeseydi bu saldırılardan ayakta durmamız imkânsızdı zaten.)
                *
RAVLİ

6 Haziran 2019 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 5180 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

5180. * "İki yay kadar kaldı araları, belki de daha yakın" (Necm suresi 9) okursun sen;
Yayını ger;
Canımı şu anda siper edeceğim vakit geldi-çattı çünkü.

Bu ateş, yüceldi mi dünyadan bir figandır (Bağırarak ağlama, inleme), kopar, aman ver bana, aman ver de şu anda yanayım -yakılayım;
Eriyip gideyim.

Kim görmüştür bahtı yâver (Şansı iyi) olanların şehrini a âşıklar?
Bir şehir ki oraya âşık, az varır, sevgililerse çok mu, çoktur orda.

Oraya varalım, nazlanalım;
Orada bir pazardır, kuralım da gönüller güzel bir hâle gelsin;
Çünkü hepsi de adam-akıllı ayaklanmış.

Böyle bir şehir bulunmaz ya;
Fakat şehirliden de gizli;
Ortada adalet (Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme) var, insaf (Acımaya, vicdana veya mantığa dayanan adalet) var;
Sevgili de Müslüman.

Bu yanda da ateşi yalımlıyan (Alevlendiren) o eşsiz sevgilinin yüzünden âşıklar;
Kuru ödağacı gibi yanıp yakılmada.

Tanrım, ihsanın (İyilik etme, iyi davranmak) için, parıl-parıl parlayan nurun için olsun, darmadağın söylüyorum;
Kusuruma bakma;
Gönlüm, darma-dağan zâten sensiz.

Sarhoşları tutmuyorsun, darmadağın (Çok dağınık ve karışık) olanlara bakmıyorsun sen;
Ne mutlu o kişiye ki onu tutarsın, seversin;
Canım da onların sarhoşu ya.

Fakat tutuğunu da atarsın sen;
Ne tasan (Üzüntülü düşünce durumu, kaygı, endişe, gam) var;
Ne kaybedersin ki?

Orada âşık, ot gibi, çöller kadar, kumlar sayısınca.

Mirrîh (Merih yıldızı) (Neşeli, atılgan,, birlik ve zevk ve eğlenceye düşkünlük, kuvvet ve hainlik, öfkelenme ve utanmazlık, inat ve baş olmak), gibi kanlar döken gözü, gülüyor da korkmuyor musun diyor bana;
A sevgili;
Mirrîh güldü mü, kan kokusu (Uğursuzluk) gelir.
                   ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Peygamber efendimizin gerçek olmayan inanca inanmadı, arzusuna göre değil Allah’ın emrine göre konuşan biri olduğundan, bu huyda olan peygamberimize Allah’ın çok yakın mesafede kendisini gerçek şekliyle gösterdiğini ve ümmetine yaşarken de Allah’ın kendisini gerçek şekliyle gösterebileceğinin yolunu gösterdiğini öğrendik.
2.    Kişide Allah’a aşk ateşinin yükselmesi ile âşıkların Allah ile görüşmeye gidebileceğini, Allah’ın sevgilim dediği dostlarının her an o yüce şehirde olduklarını öğrendik.
3.    Müslümanların girip çıktıkları, güzellerin daimi kaldıkları gizli şehirde adalet ve insafın olduğunu öğrendik.
4.    Yüce şehirde âşıkların çöldeki kumlar gibi çok olduğunu, Şems Hazretlerinin istediğini aldığını, istemediğini dışladığını öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
 Mevlana Hazretleri burçların tesirine değil Şems Hazretlerinin bakışındaki tesire inandığını, teslim olduğunu öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ



5 Haziran 2019 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 5170 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkı anlatıyor)

5170. Tanrının geliştirip yetiştirme yardımları, o padişaha hizmet etmek üzere bizi edep (İyi ahlak, incelik, terbiye) kaynağından suladı-bitirdi;
Var etti-yetiştirdi.

O (Şems Hazretleri) ulular ulusunun güzellik baharı, ansızın, şaşılacak, şakayıklar, reyhanlar, güller gösterdi bize.

Ne devlet (Tanrının yetkili kıldığı, sırlarını bağışladığı, ilmiyle kudretiyle desteklediği, yetki verdiği kişinin sözlerini doğru çıkardığı, isteğini kendi isteği olarak gerçekleştirdiği, diğer insanların kabul ederek boyun eğdiği, erdeme ve ölümsüzlüğe kavuşmaya, insanları yönlendirme ve yönetme makamı),
ne saadet (Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu),
ne baht (Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi, kader, talih, şans),
ne yüce yıldız (Doğuştan verilen yücelik) bu ki bütün canların dilediği (Arzuladığı), canla bizi dilemekte.

Can kadehimiz, dudaklarının şarabıyla dudağına kadar doldu, sarhoş olup  (Sevincin son sınırına varıp) kendimizden geçtik de dudağını ısırdı, sarhoşluğunu belli etme demek istedi bize.

Binlerce şükürler olsun, o huyları güzelden, o şaşılacak dilberden, görülmemiş bir hattır yüz (Ulaşabileceğimiz yol göstererek), gösterdi bize.

Lütfedip (Yüksek ve saygın kişinin alçak gönüllülük göstermesi ile) sürahiler döndürdüğü o mecliste zevkin-neşenin gönlü de, canı da, değer bakımından ağırlaştı, çeviklik bakımından tezleşti bize.

Tebriz ülkesinde, abıhayat kaynağı var;
Gönül, bizi kınnap (İnce sicim veya kalın ip) gibi o yana çekip duruyor.                                                                                

Gel de şu anda, beden hırkasını (Üstümüzde olan fazlalığı) atalım;
Gel de şu anda, varlık evini dümdüz edelim-gitsin.

Kumara girişip varını-yoğunu kaybetmeye bak;
Toprakla oynamayı bırak;
Bir canım var ancak;
Şu anda oynayıp elden çıkarmak istiyorum.

Korkudan dünyanın ödü kopuyor;
Cansa aşktan uçuyor mu, uçuyor;
Şu anda uçuşumla kuşların hasedini (Kıskançlığını) çekmek, onları kıskandırmak istiyorum ben.
                   ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Allah’ın Mevlana Hazretlerini Şems Hazretlerine hizmet etsin diye yardım ederek terbiye ettiğini öğrendik.
2.    Şems Hazretleri, Mevlana Hazretlerini isteyerek ziyaretine geldiğini, bahar olmamasına rağmen çiçekler gösterdiğini öğrendik.
3.    Şems Hazretleri asilliğinin, büyüklüğünün gereği hediyeler ile geldiğini öğrendik.
4.    Şems Hazretleri kendisine ulaşılabilecek görünmez yolları açık ederek gösterdiğini öğrendik.
5.    Şems Hazretleri kendisine sevgiyle bağlananları ölümsüzlük kaynağından yararlandığını öğrendik.
6.    Dünya nimetlerine olan bağımızdan kurtulup yücelere doğru Mevlana Hazretlerinin kılavuzluğuyla gitmemiz, orada kendimize yer bulmamız gerektiğini öğrendik.
                    *
İşte böyle yaren;
 Yücelere çıkmaktan çok kişinin korktuğunu, aşkla Mevlana Hazretleri kılavuzluğunda canımızın yükselişini sağlamamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                     *
RAVLİ

Popüler Yayınlar