26 Ağustos 2018 Pazar

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 1930 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini olan aşkı anlatıyor)

1930. Eşeğin art tarafına Nizâmeddin dedim;
Bokböceğine, değerli amber adını taktım.

Şu dünya ahırında, lâf olsun diye her pisliğe, yeşillik adını verdim.

Kara maymunun boynuna gerdanlık taktım;
En aşağılık kişiye, en yüce dedim.

Aciz kaldım da canın sıfatlarını toprağa verdim;
Candan özür dileyin.

Her şeytana, her lânetlenmişse, Âdem'in vasıflarını, Tanrı halifesinin sıfatlarını verdim.

Kuzgunu, yeşilliğin bülbülü diye çağırdım;
Dikene selvi dedim, yasemin dedim. !

Şeytana, Cebrâîl (Büyük melek) adını taktım;
Kengere (Deve dikenine), ap-açık delil dedim-durdum.

Yazıklar olsun ki lanetin, kötülüğün ta kendisine, tamahımdan (Doymazlıktan), ne kadar aferinler dedim.

Kancık eşeğe şehzade deyişim, eşekliktendi, akıldan değil.

Şu yanlış sözden tövbe ettim amma bu kadarcık söylemem de yeter.
                       ***
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Zamanın uygunsuz ve ters işler yaptığını belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan, deneysiz kişileri şımarıkça davranacakları yetkilere ve olanaklarla donatıldığını, işin ustalarına ise yalvarıp yapacakları işleri zor bulduklarını öğrendik.
2.    Yaşadığımız dünya karışıklık ve kargaşası bilgiliyi dışarıda tutup, cahili iyi nitelikleri kendinde toplamış gibi varsayıp üstün ettiklerini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Bazı kişilerin farklılıkları, değerlilikleri, terslikleri, aşağılık hareketleri değerlendiremediği için sözlerin zıddı söylenerek hakikatini o kişi tarafından anlaşılması sağlandığını öğrendik, anladık.
                   *
RAV




25 Ağustos 2018 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 1920 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini olan aşkı anlatıyor)

1920. Ne koşuyorsun, seyret de bak;
Bu çeşit ortadayım ben, fakat aynı zamanda gizliyim diye ses geldi.

Tebrizli Şems'i gördüm ya;
Artık eşsiz bir denizim, görülmemiş bir inciyim, emsali bulunmaz bir hazineyim ben.

* Hepimiz de, Elest'ten (A’raf suresi 172) beri, el-ele vermişiz;
Şükürler olsun ki sonucu, gene kavuştuk birbirimize.

Hepimizin de yolu bir, gönlü bir;
Hepimiz de aynı şaraptan sarhoşuz biz.

İki dünyadan da aşkı seçtik;
O aşktan başka hiçbir şeye tapmıyoruz biz.

Can, ne acılıklar tattı, neler çekti ayrılıktan;
Fakat sonunda, ayrılıktan da kurtulduk.

Pencereden, bir güneştir, vurdu da aşağılık olsak bile yüceltti bizi.

Değil mi ki eteğine konduk;
A güneş (Şems Hazretleri), etek çekme artık bizden.

Lâ'lsek (Değerli taş), senin ışıklarınla bu hâle gelmişiz;
Varsak, senin yüzünden varız.

Önünde zerre gibi oynamadayız;
Senin havana uymuşuz da bağlan kırıp atmışız biz.
                       ***        
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
A’raf suresi 172.
Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu da dedi ki “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?
Onlar da “Evet (Buna) şahit olduk dediler

Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerini kendini görmek isteyene sakince arayan dostlara göründüğümü,  yabancı olanlara gizli olduğunu öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin yüzünü görmekle Mevlana Hazretlerinin çok kazanımlara sahip olduğunu öğrendik.
3.    Bütün insanların toplu haldeyken sırayla dünyaya gelip ayrılık acısı çektiğimizi öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinin ışığının sözünün, ruhaniyetin hangi eve girerse o evde aşağılık olanlar olsa bile yücelteceğini öğrendik.
5.    Şems Hazretlerinin ışığıyla değer bulan kişi hep bu ışığın üzerinde olmasını istediğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin bulunduğu çevre ve ortamı benimseyen Mevlana Hazretlerinin kendisini bağlayan dünyalık bağlardan kurtularak özgürce arkadaşlık etmek için Şems Hazretlerine bağlandığını öğrendik, anladık.
                   *

RAV

24 Ağustos 2018 Cuma

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 1910 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini olan aşkı anlatıyor)

1910. Ah, şu ben yok muyum?
Ne de renksizim, ne de izimin tozu bile yok;
Kendimi, ne vakit nasılsam, öylece göreceğim?

Dedin ki:
Sırları dök ortaya;
Benim bulunduğum orta nerde, göster bana.

Böylece hem hareketsizim, hem gidip durmadayım;
Şu canım, ne zaman karara kavuşacak?
Bilmem ki?

Öylesine kıyısı-bucağı bulunmayan şaşılacak bir denizim ki, denizim de kendisinde gark (yok) oldu-gitti.

Beni bu dünyada da arama, o dünyada da;
Bulunduğum âlemde ikisi de kayboldu.

Yokluk gibi kâra (Kazanca) da boş vermişim, ziyana da;
Kârsız-ziyansız (Kazançsız-zararsız), bir acayip kişiyim ben.

Dedim ki:
A can, bizim ta kendimizsin sen;
Dedi ki:
Şu bulunduğum açıklık âleminde kendi de nedir ki?

Öyleyse dedim osun;
Hay dedi, sus, öylesine bir şeyim ben ki dile gelmeme imkân yok.

Dedim ki:
Dile gelmiyorsun, söze sığmıyorsun amma işte, seni dilsiz-sözsüz, söylemedeyim ben.

Yokluktan Ay gibi doğdum, parladım;
İşte, ayaksız olarak koşup duruyorum.

                       ***        
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Benliğimizin çeşitliği olmadığını, benliğimizde izlediğimiz yolun izlerinin olmadığını, benliğimizin o anda nasılsak onu o şekilde göreceğimizi öğrendik.
2.    Benliğimizin aynı yerde değişime uğramadan kaldığını, canımızın istediğimiz yere gidip geldiğini öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin kâr-zarar sınırlarından çıktığını, gönlünün ve canının çok büyük âlemlerde olduğunu, arayanın bulamayacağını öğrendik.
4.    Mevlana Hazretlerini arayan kişiyi Mevlana Hazretlerinin bulduğunu, kişinin araması ile bulamayacağını öğrendik.
5.    Mevlana Hazretlerinin kendini bağlayan bağlardan kurtulup kendini kaybedeceği âlemlere gittiğini, sonra da yeniden Ay gibi parlak yüzle doğduğunu, kıyamete kadar hizmette koşup duracağını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
İnsanın kendi üstünde kendince edindiği bilgiyi başkalarının kendisini nasıl gördüğü bilgisine katarak benliğini oluşturduğunu ruh bilim sözlüğünden öğrendik, anladık

Kişinin kendi kendine ve ait olduğu topluma göre oluşturduğu benliğinin sıradan kişiye sıkıntı verecek uyumda olacağını öğrendik, anladık.

Sıradan olmayan, gönlü geniş, canı büyük, ruhu uzaklara ulaşabilecek güçte olanların toplumun işlediği ve böyle olmalı dediği benliği beğenmeyip terk ettiğini, dünyaya gelmeden önce tasarı âlemi olan Yokluk âlemine Mevlana Hazretlerinin yardımıyla ve yönlendirmesiyle gidip yeniden benliğini doğdurmaları gerektiğini öğrendik, anladık.
                   *

RAV

23 Ağustos 2018 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 1900 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini olan aşkı anlatıyor)

1900. Ferahtan (İç açıklığını, rahatlığını hisseden)  ayaklarım, yerden kesilmiş;
Çünkü bir yeryüzüm var ki mekânsızlık âleminde (9kat göğü geçtikten sonraki âlem).

 Yürü, Tebriz'e (Şems’in doğduğu yere) var da iste, anlatsın bunu sana;
Çünkü bütün bunlara, Şemseddin (Şems Hazretleri), sahip etti beni.

Canla-başla o sevgiliye tutulmuşuz;
Aşkıyla sarhoşuz, ışık şarabına kadeh kesilmişiz.

Her an sana, yeniden-yeniye bir can vermezsem a gönül, bu candan bezmişim ben.

O Ay'ın (Karanlıkta kalmışlara ışık verip yollarını aydınlatanın) çevresinde, gökyüzü gibi dönüp durmadayım;
Artık yer-yüzünde ne işim var benim?

Arış (Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümünün) güzelliğinin tezgâhının başında iğnesi, argaca (Atkıya) döndürdü beni.

İğnem, onun yüzünden ipliğe, tele döndü de çeng (Telli çalgı) kesildi;
Onun yüzünden zîr  (Alt) perdesinden ağlayıp feryat ediyorum.

Böylece de Tanrıya perde (Görmeyi engel) olan şu dünya tezgâhını kaldırmayı kuruyorum.

Gaflet (Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumunda) ve uyku perdesini (Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı durumda), uyanık gözlerimin ateşiyle yakmaya niyetleniyorum.

Diyorum ki şu hasta gönlüm, Tebrizli Şems'ten iyileşsin, sıhhat bulsun.
                       ***        
DİVAN-I KEBİR 5 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                        ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin canını ve gönlünü Allah’a feda edenlerin gidebildiği ihtiyaçsızlık âleminde yeri olduğunu, bu imkâna Şems Hazretlerinin sahip ettiğini öğrendik.
2.    Mevlana Hazretlerinin seve-seve, her şeyi göze alarak, var gücüyle sevgiye tutulduğunu, Allah ile beraber olan Şems Hazretlerinin aşkı ile sarhoş olduğunu, bu halde gözlere ışık veren Tanrı şarabının bulunacağı kap haline geldiğini öğrendik.
3.    Mevlana Hazretleri gönlüne çok yakın geçmişte can verip kuvvetlendirdiğini, dünya yaşamını sağlayan candan bıkıp usandığını öğrendik.
4.    Gökte kendine yer bulmuş Mevlana Hazretlerinin her şeye perde olan dünya âleminden uzak durmak istediğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini çok sevip bağlandığını, hasta gönlünün iyileştirmesini isteyip beklediğini öğrendik, anladık.
                   *

RAV

Popüler Yayınlar