4 Nisan 2018 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 510 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri aşkın ve bağlılığı anlatıyor)

510. Cehennem, ona dedi ki:
“ Can bağışla bana, öylesine bir can ki Tanrıdan her kesileni sömürüp yutayım”

A lütuf denizi (Büyüklüğünün gereği iyilik ve yardım eden Şems Hazretleri), geç şu ateşin üstünden ( Allah dostunun nuru cehennem ateşini etkisizleştir);
Yoksa öldüm;
Issım (Vücut sıcaklığım) soğudu;
Dondum-gitti.

O da, ey ateş dedi;
Kavmimi (Bana bağlanmış insan topluluğunu) tez ver bana;
Onları Tanrı seçti.

Ateş, birer-birer, hepsini onun eline verdi de ateşin dedi, nurumdan kurtuldu.

Tebriz’den Şemseddin’in yüzü parladı, ışıdı;
Dünya ışığının anahtarı, zaten güneştir.

Dostun cefa çekici olması iyidir;
Ödağacının ateşte bulunması yeğdir (Tercihtir).

Cefa kadehini içmek, pek güçtür, pek zordur;
Fakat dostun elinden gelirse hoştur.

Keremle-lütufla nakışlaşmış (Büyüklüğün gereği yapılan ikramla Tanrı şarabının konduğu işlenmiş) kadehle, zehir bile sunulsa içmeye bak.
Altında ateş varmış;
Gam yeme (Üzülme, çekinme, korkma).
Aşk, Halil’dir (Sadık samimi dosttur) çıkar onu ortaya.
Ateş, Halil’e karşı soğur (Halil İbrahim’i ateşin yakmaması);
Güzelim söğüt ağacı, gül, yasemin kesilir.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Allah’ın sevgisinden her ayrılanı cehennemin cezalandırmak için iştahla beklediğini öğrendik.
2.    Saygın iyilik sahibi Allah dostunun cehennemin üstünden geçerken cehennemin ateşinin sönmeye yüz tutacağını öğrendik.
3.    Saygın iyilik sahibi Allah dostu ile dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğunu Allah’ın cehenneme teslim etmeyeceğini öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinde yüzündeki nurunun dünyaya aydınlık verdiğini, görüşü kuvvetlendirdiğini öğrendik.
5.    Allah dostunun üzüntü vererek uygun kişiyi kendine çekmesinin iyi olduğunu, onun yanlışlarını yakıp yok ettiğini öğrendik.
6.    Önem verilen saygın Allah dostunun büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı verse bile sevinçle kabul edip bağlılığımızı devam ettirmemiz gerektiğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Allah’ın dostu olan kişiyi ateşin yakmayacağını, ateşin güzel ağaç, çiçek olacağını Peygamber Halil İbrahim Hazretlerinin hikayesinden öğrendik, anladık.
                   *
RAV

3 Nisan 2018 Salı

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 500 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri kendini anlatıyor)

500. Âşığın yolundaki sivri diken bile, son-ucu (Sonuç olarak), güllük-gülistanlık (Gül bahçesi) olur.

Sözü kapat, aklını başına devşir (Topla, düşünceni-bilgini-amacını birleştir, tek hedefe odaklan);
Yoksa gönlün, darmadağın olur-gider.

Kemendin, gönlümü çekeli Yusuf’um (Güzel insan) kuyudan çıktı, ovaya koştu.

Yusuf gibi beni kuyuya atan yok mu, gene feryadıma o yetişti benim.

Kayser’in bile, köşkünden o kuyuya gönlü aktı;
Çünkü kuyu, cennete döndü, güzelim bir köşk kesildi.

A kuyu dedim, ne oldu o karanlığın?
Dedi ki:
“ Güneş, bana baktı.
Ne donmuşsa ısındı şimdi;
Aşk koru (Ateş durumuna gelen) bu, kırağı bırakır mı hiç?”

Rum Kayseri’dir bu Zencilere saldırdı;
O öylesine bir er ki kâfir oğlanı, ona eşsiz tek er denmiştir.

Cehenneme vuran, gönül ışığıydı;
O ışıkla doldu da açılıp saçıldı;
“Daha yok mu” demeye koyuldu (Söylemeye başladı).
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Allah dostu Tanrı erine ulaşmak, gönlünde yer etmek için hızlı yol alanların engellerle, imtihan edişlerle karşılaşacaklarını, engelleri aşıp, can acıtan her ne varsa katlanıp hedefe ulaşana kadar geri dönmemek gerektiğini öğrendik.
2.    Önce olumsuz söz ve davranışlarla sıkıntının kendini göstereceğini sonra kişinin bu sıkıntıda göstereceği olumlu-olumsuz tepkisine göre bu sıkıntıdan kurtulacağını, amaca ulaştığı zaman kazanımlarına karşın çektikleri sıkıntının çok önemsiz olduğunu göreceğini öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin emin kişi olduğunu, sıkıntılı bir durumda yardım umularak kendisine başvurmamız gerektiğini öğrendik.
4.    Allah dostlarının mıknatıs gibi uygun insanları sevgi-saygı yoluyla kendine çektiğini, çekti kişi kuyunun dibine atılmış olsa bile çekip çıkardığını, ona büyüklüğünün-ululuğunun gereği iyilikler yapıp bağışlarda bulunduğunu öğrendik.
5.    Şems Hazretlerinin nurlu ışığının kuyunun dibini bile aydınlatacağını, soğuktan donmuş buzları eriteceğini öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Kimin gönlünde Allah dostundan aldığı sevgi ışığı yoksa cehennemin onu beklediğini öğrendik, anladık.
                   *
RAV

2 Nisan 2018 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 490 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri kendini anlatıyor)

490. Baht kısmeti (Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen Tanrı’nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu);
Yürü (Yol al), bahtı arar (Tanrının uygun gördüğü yaşamı ve payı gelmesini beklemeden ara);
Baht, pılıdan-pırtıdan yeğdir (Eşya toplamaktan daha üstün istektir);

Haraç-mezat, haraç mezat (Malını açık artırma ile sat).

Yeter;
Çünkü doğuşları doğurtan (Ortaya çıkaran, sonuç oluşturan), o nurun yardımından gönüle bir esintidir (Hafif olarak hissedilen rüzgâr gibi), geldi.

Âşıklardan kaçan, bir kere daha pişman olur hocam.

Abıhayat (Ölümsüzlük) kaynağına yönelen cana ne mutlu.

Senin testini taşıyan kişi, sonucu, padişahın işret haremine girer (Güvendiği kişiler arasına kabul edilir, yabancılıktan çıkar).

Senin yüzünden denize dönse, umman (Okyanus) kesilse gene de insanın anlayışı, dardır, dar.

Yürü, bir gönül ehlinin (Ustasının) gönlünde yer tut;
Katre (Küçük su damlası) bile denizde inci olur, mercan kesilir.

Her zerrenin oynayışı, kendi aslıyladır;
Kim, kime meylederse o olur-gider.

Yüz yıllık kâfir bile seni görse secdeye kapanır;
Hemencecik Müslüman olur.

Meylediş (Sevgisini vermek, ilgi duymak), heves ediş çekişiyle (İhtiyaç duyulana olan çekimle) canla gönül, dilberin sıfatına (Sevdiği ve ihtiyaç duyduğunun özelliklerine) bürünür, sevgiliye döner (Sevilen ve ihtiyaç duyulan olur).
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Mala-mülke kendimizi bağlayarak, esir ederek Tanrı’nın yücelerde ayırdığı paydan mahrum olmamamız gerektiğini öğrendik.
2.    Yücelerden kendisine pay ayrıldığını bilenlerin bu arayışa gireceklerini, en kısa zamanda âşıklıkla ulaşabileceklerini öğrendik.
3.    Hak âşıklarının gönüllere müjde veren nurlu esintiler vereceğini, âşıklardan din adamlarının kaçmaması gerektiğini öğrendik.
4.    Âşıkların ölümsüzlük kaynağını gösterip öğrettiğini, insan canına yaşarken mutluluğu, uğurluluğu kazandırdığını öğrendik.
5.    Âşıkların gönül ustası olduğunu, onların gönlünde sevgi ile yer almak gerektiğini öğrendik.
6.    Her kıpırdanış o varlığın aslına doğru gidiş olduğunu, kim kime eğilirse, gönül verirse çalışması sonunda o kişi olacağını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Her neye heveslenip çekiliyorsak-yöneliyorsak canımızın ve gönlümüzün sevdiğimizin özelliklerine bürüneceğini, sevdiğimiz gibi olacağımızı öğrendik, anladık.
                   *
RAV


1 Nisan 2018 Pazar

DİVAN-I KEBİR 5. CİLT 480 İNCİ BEYİT


(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini anlatıyor)

480. Bütün bunlar, yokluk zehirini içmişler (Dünya varlık âleminden vazgeçerek dünyada kendini görmeden önceki oluşan tasarı ve hazırlık âlemine göç ederek zehirlenmiş gibi olmuşlar);
Ölümsüz yaşayış panzehirini ver.

Seher gibi gece perdesini yırt;
Çünkü hepsi de iki yüz perde aştın da gizlenmiş-kalmış.

Sus, yeter artık, yüz dilli olma;
Çünkü bir tek kulak bile getirmediler.

Bir gül dalısın;
Bahçe senin yüzünden yemyeşil, neşe içinde;
Şu oyunda sana eş olabilecek, yel ancak.

Yel (Rüzgâr), Cibril’e (Cebrail’e) benziyor, sense Meryem’sin sanki;
Gül yüzlü İsa, işte şu ikisinden doğdu.

İkimizin de oyunu, ölümsüzlüğün anahtarı;
Şu oyuna bol-bol rahmetler (Suçumuzu bağışlama, acıyarak affetmek)   olsun.

Soyumuzun taht kurduğu yer, aklın başköşesi;
Tahtsa (Padişahların oturduğu büyük sandalye)  Keykubadın (Ulu padişahların) yeri.

Her dalın meyvesi, mideye gider;
Çünkü oluş-bozuluş âleminden bitmiş, yetişmiştir.

Fakat bizim nimetimiz, var edenden gelir;
Onun için de yemeğe, uykuya karışmaz.

Her kavmin rızkı, bir başka bağdandır;
A vergisi bol sevgili;
Sofran pek büyük senin.
                            ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                            ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerini tutkulu bir şekilde sevenlerin, bağlananların Şems Hazretlerinin önerisi ile dünyaya ait isteklerden-bağlardan kurtulmuş özgür olunca, madde âleminden önceki mana alemine gittiklerini, hayretlerinden zehirlenmiş gibi olacaklarını, bunlara Şems Hazretlerinin ölümsüzlük ilacını vereceğini öğrendik.
2.    Allah’ın iki yüz perdesi uygun olmayan kişilerin hakikati olduğu gibi görülmemesi ve anlaması için konduğunu,  ancak istekli uygun kişilere açıldığını öğrendik.
3.    İnsanın gönlündeki güzellikleri Şems ve Mevlana Hazretlerinin ortaya çıkarıp çoğalttığını öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinin ve Mevlana Hazretlerinin öğretisinin ölümsüzlük anahtarını bulmamız ve o kapıdan içeri girmemiz için olduğunu öğrendik.
5.    Mevlevilik öğretisi soyumuzun aklımızın baş köşesinde ve yüksek yerde olması gerektiğini öğrendik.
6.    Dünya nimetlerinin var oluş-bozuluş düzenlemesinden olduğundan bu sırayı takip ettiğini öğrendik.
7.    Mevlana Hazretlerinin sunduğu nimetlerin Allah’tan geldiğinden bozulmadığını, yemeğe, uykuya karışmadığını öğrendik.
                     *
İşte böyle yaren;
Her topluluğun nimeti başka-başka yerden, bizim Şems Hazretlerinin, Mevlana Hazretlerinin geniş sofrasından beslenmek, uygun olmak için çalışmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                   *
RAV


Popüler Yayınlar