4 Mart 2017 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 2890 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Hüsameddin Çelebi Hazretlerini anlatıyor)

2890. Tanrı ışığı (Allah’tan aldığı ışığı olduğu gibi bize ulaştıran), hidayet imamı (Doğru yolu gösterenlerin önderi) Husâmeddin, halkı şu aşağılık âlemden kurtarmada, can âleminin yücelerine götürmede.

İkinci can, eğreti olmayan (Yerinden kaldırılmayacak olan) ebedi can, benliğinden de kurtuldu, varlığından da;
Sarhoşluk âleminde, kendi padişahlar padişahına avlandı gitti.

Ne de varlık ki can, onu ansızın yoklukta buldu;
Ne de yücelik ki can, böylesine bir aşağılık âleminde ona ulaştı.

Doğruluk âleminde sen beni kırdın ya Ay yüzlüm, işte o zaman bilmediğim her şey doğruldu gitti.

Hacamatçım (Kan akıtan) aşk oldu da baş damarımı, gövde damarımı neşterleyince kan gibi bedenimden akıp gittim, ne de tez ellilik bu.

Aşk hekimi (Doktoru) geldi de gönlümün kulağını tuttu, müjdemi ver dedi, varlık derdinden kurtuldun gitti (Seni bağlayan, engelleyen dünyalık bağlardan kurtularak yokluğa ulaştın).

Seher yeli (Sıcak memleketlerde esen bunaltıcı rüzgâr) ne vakit esecek diye bekler dururdun, bekleyişten kurtuldun, artık ne denize zebunsun (Mecbur olan, ihtiyaç duyan değilsin), ne oltaya, ağa tutulursun.

Mademki Tebrizli Şems’in peşin paralarıyla dolu keseyi kemerine bağladın (Etkili ve geçerli sözlerini aldın, sıkıca bu sözleri tuttun), bu çeşit şeyleri boyuna ondan al, halka satadur.

Âşık mısın sen, nesin, kimsin, nerden gelmişsin?
Ne diye bana sitemli-sitemli bakıyorsun, geceleyin hizmetine bakmak için satın mı almışsın beni?

Sana ne zulüm (Haksızlık) ettim de yaslılar gibi tutuyor, külahını (Şapkanı) yerlere vuruyor, kaftanını (Paltonu) yırtıyorsun?
                          ***     
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Hüsameddin Çelebinin aşağılık alem olan dünyadan benliğinden ve güvendiği dünyalık varlıklardan kendini kurtararak canını yokluk âlemine taşıdığını öğrendik.
2.    Şems Hazretlerinin sözlerini alan Mevlana Hazretlerinin varlık bağlarından ve benlikten kurtularak yokluk âlemine ulaştığını, Şems Hazretlerinin sözlerini Allah’ı arayan âşıklık yolunda olan kişilerin yararlanması için halka dağıttığını öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Allah’ı arayan kişinin niyetinin doğru olduğunu kabul eden Allah’ın kendi dostlarından birini o yolcuya sevdirerek yetiştirildiğini, terbiye edildiğini, Allah huzuruna alınacak şekle getirildiğini öğrendik, anladık.
                               *                                                          

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 2880 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini kendini anlatıyor)

2880. Yüzünü ekşittin de somurtuk-somurtuk oturdun;
Testiyi kırdın, su vermem sana diye bir bahanedir buldun, tutturdun.

Sarhoşlukla olan oldu, beni sıkma, sıkıştırma artık;
Onun yerine binlerce altından dökülme testi vereyim sana.

Sen abıhayatsın (Ölümsüzsün), bir testi kaybolmuş, ne çıkar?
Can da sensin, cihan da sen;
Bir testiye ihtiyacın mı var?

Gel, aziz bir gün bu, bir meclis kur, fakat dün gece yaptığın gibi yapma, hani sıçramış, aramızdan kaçıp gitmiştin.

Evvelki gün sarhoş bir halde aşk evine gittim;
Gülerek gel dedi, tık-nefeslikten (Heyecanla sık-sık ve güçlükle nefes almaktan) kurtuldun.

Bir gönül aldıysan binlerce can ihsan ettin (Bağışladın);
Bir bedeni yaraladıysan binlerce mehlem (Yarayı iyileştirecek ilaç) verdin.

Ayaklarına nasıl sarılmayayım (Sana saygı gösteriyorum);
Başların tacısın sen.
Ellerini nasıl öpmeyelim;
Elin-kolun var, her şeye gücün-kuvvetin yeter senin.

A gönül, bir kadehçik şarap iç de mahmurluklardan (Sersemlikten) kurtul;
A güzel, mademki puta tapıyorsun, böyle bir puta tap bari.

Bahtın yaver oldu (Şansın yardım etti), devlete-ikbale ulaştın;
Buna şükrane olarak (İyilik bilerek, gönül borcu olarak) kutlulukla gönül âlemine git a gönül.

Gerçi bütün gümüş bedenliler (Beyaz tenliler), ne söylüyorsan hepsini altınla (Değerli ve hiç kaybolmayacak şekilde) yazıyorlar;
Fakat gene de sus.
                          ***     
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Dünyada olan ilişkilerde kırgınlıkların olabileceğini, kişilerin birbirinden uzaklaşabileceğini, birbirini sevenlerin kendisini bilenlerin bu kırgınlığın etkisinde kalmayarak buluştuklarını yaralarını sararak dostluklarına devam ettiklerini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerine çok saygı göstermemiz gerektiğini Mevlana Hazretlerinden öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin sözlerinin kaybolmayacak bir biçimde yazıp kendilerine Allah’a giden yolun kılavuzu ve yolu aydınlatan ışık olarak kabul etmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                               *                                                           

RAVLİ

3 Mart 2017 Cuma

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 2870 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini kendini anlatıyor)

2870. Ey Ay (Karanlıkta kalanların yollarını aydınlatan), ayağının toprağına and olsun ki toprağına and olsun ki doğup parladığın geceler, aziz ömre bedelsin sen, hiç olmazsa ömrümüz (Sınırları konulmuş bir yaşam) gibi koşup gitmiyorsun sen.

Bir hevese kapılıp geceleyin yola düşenlere gözsün sen, ışıksın;
Gökyüzü yolcularına ateş de sensin, su da sen.

Kâinatın şu konaklarını gezip geçerken, bu kutlu dönüp dolaşma sırasında kazara bizim Ay yüzlümüze  (Şems Hazretlerine) rastlarsan;

Gerçi o, dünyanın canıdır, canında yeri-yurdu olmaz;
Sen de zaten sevaplara dalmış gitmişsin, fakat gene bir sevaba gir de onun bulunduğu yere git;

De ki;
Her yerde hazırsın, nazırsın amma bir haber var sana;
Cevapların pek latiftir (İnce bir güzelliğe sahiptir) senin, bunun hakkı için lütfet (İyilik et) de bir cevap ver.

Daha oyunun başı, binlerce taş yuttun;
Hala örtü altındasın, hâlbuki binlerce örtüyü yırttın.

Gizliden gizliye ne feryatlar var, ne vuruşlar var gönlüme;
Gönlüm bir rebap (Telli-yaylı müzik aleti), amma ne de güzel bir rebap ki senin gibi rebabînin (İnce duygulunun) elinde.

Gönlüm, sana bir rebap;
Bedenim, senin yıkık-dökük bir alanın.
Rebap çalacak dön şu yıkık-dökük alanın çevresinde sarhoşça.

Herkes, senin sunduğun kadehle sarhoş, fakat her biri, bir ayrı şarap içmiş sanki;
Sense kadehine hiç sormazsın, hangi şaraptan sarhoşsun demezsin.

A gönül, her an batıp durmadasın, nerde deniz kıyısı?
Andan ana (Kısa zamanda) yanıp kavruluyorsun, bu gayb ateşi nerde?
                          ***     
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Gökyüzündeki Ay görmekle Şems Hazretlerini hatırlamamız gerektiğini, karanlıkta kalmışların madde ve mana bakımından yolunu aydınlatanlar olarak öğrendik.
2.    Şems Hazretleri ahret örtüsü ile gizlenip örtü altında olsa bile her zaman hazır ve yetkili olarak etkinliğinin devam ettiğini öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerine âşık olduğunu, her an görmek ve sesini duymak istediğini, bu durumun Mevlana Hazretlerini kendinden geçirerek sarhoş ettiğini, Şems Hazretlerini daha çok tanımak istediğini öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Görünen bir ateş olmadığı halde insanın gönlünün yandığını, ciğerinin kavrulduğunu, çevresindekilerin bu yanık kokusunu koklayıp anladıklarını öğrendik, anladık
                               *                                                          

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 2860 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini kendini anlatıyor)

2860. Fakat kızmanın, yemin etmenin yeri mi?
Gözü kızmış, avına saldıran doğan, nasıl olur da yere iner?

Gözlerimden yaşlar aktı da kırbalara (Su torbasına) benzeyen bulutlardan saka (Su getiren), nasıl yağmurlar yağdırır, ona tanıklık etti adeta.

Ne çarem var?
Halimi gammazlayan (Sırlarımızı, davranışlarımızı, düşüncelerimizi gözetleyip başkalarına bildiren) da bizim evden;
Yüzüm, altın para gibi sapsarı, gözlerim, bulutlar gibi yaşlar saçmada.

Yazıklar olsun, can dilberim keşke mala-mülke meyletseydi yahut da efendim, çelebim (Mevlevi büyüklerinin yolundan çeviren, engel olan, engelleyen) sözlerine kansa, aldansaydı.

Yahut bir hileyle, bir düzenle yoldan kalsaydı yahut da üzüm şarabıyla sarhoş olsaydı.

Ümitsizliğe düştüğüm çağda ağzını kulağıma koysaydı;
Başım, kulağım, o ballar gibi tatlı dudaklarından ne hallere gelirdi?

O ümitsizlik anıma kul-köle olayım ki anda Haleb’i şişede (Süt sağılarak şişeye konup kullanıma hazır) vuslat şarabı (Sevgili ile buluşmanın oluşturduğu sevincin insanı sarhoş etmesi) parlayıverir (Anında ortaya çıkar).

Sevgili şarap sunmada (İnsanı sarhoş eden Tanrı sırlarını söylemede), o yüzden şaraba tapıyorum;
Yüzüm altın gibi sapsarıydı, şarap şişesi gibi kıpkırmızı oldu.

Kardeşim de aşktır benim, babam da, aslım-faslım (Soyum) da;
Zaten ebedi olarak kalan yakınlık, aşk yakınlığıdır, soy-sop yakınlığı değildir.

Sus ki batıların, doğuların övündüğü Tebrizli Şems benim adımı-sanımı hoş bir lakapla yazdı gitti.
                          ***     
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin Konya’dan Mevlevi topluluğundan ayrılıp gitmemesi için çok gayret sarf edildiğini öğrendik.
2.    Şems Hazretlerini kolayca kandırılıp yönlendirilecek biri ve hileler olmadığını öğrendik.
3.    Şems Hazretlerini tutkulu bir sevgi ile kendisini sevene en ümitsizlik anında çıkıp geldiğini öğrendik.
4.    Mevlana Hazretlerinin en yakınlarının aşk ile kendisine yakınlık duyanların olduğunu öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Ebedi olan yakınlığın tutkulu bir sevgiyle (Aşkla) sevmekle oluşan yakınlık olduğunu ve bunu mecbur olmadan kendimizin istediği bir istek ile olduğunu öğrendik, anladık.
                               *                                                          
RAVLİ


Popüler Yayınlar