26 Şubat 2017 Pazar

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 2760 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini kendini anlatıyor)

2760. Cübbemde Tanrı’dan başka kimse yok remizlerini (Duyularla ifade edilemeyeni somut nesne veya işaretle sembolleştirmesi) âşık anlamış, bilmiştir de binlerce defa o cübbeyi alelâde (Adet olduğu üzere) bir kaftan görmüş, onu büsbütün atmak, gerçek varlığıyla görünmek istemiştir.

Gönül, ağzını açmıştır da Salâhaddin’e, sensin benim canım demiştir, sensin ey Tanrı’yı gören göz.

Sevgilinin halvet yeri, Semâ;
Sonra da tutmuş, uyumuşsun ha;
O dağınık saçlardan utan bari.

Bundan böyle artık ben sevgilinin halka-halka saçlarına sarılıp geceleri yolculuk edeceğim;
Upuzun gece, güzel sevgili, söylenmemiş nükteler (Dikkatle anlayabileceği ince manalı söz);
Böylece sürüp gidecek bu.

O güzeller, perde ardında, yanarlar-yakılırlar;
Güzellerin lütufları, ihsanları, geceleri gizlidir.

Hepsini uyut da şu Çıfıtlardan (Hilecilerden, düzenbazlardan) kurtul, tek kal;
Onun sarayına, sayvanına (Çatısı altına) geceleri uyumuş bir halde gitme.

Bil ki gece halveti (Issız bir yerde kalmak) , tıpkı bir denizdir;
Delinmemiş, el değmemiş inciler, denizin dibindedir.

Padişahımız Tebrizli Şems’in Kâbe’yi gösteren yüzü, uyumada, kabul edilmiş hac’lara bedel olsun sana.

Bir güzelin aşkına tutulmuş gönüle şaşılır;
Fakat bundan da daha şaşılacak şey şu ki güzeli de karşısında oturup durmadadır.

Gözünü ovuştur da daha iyice bir bak a gönül, yavaş ol, her yana koşup durma öyle.
                          ***     
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Beyazit’i Bistami’nin “ Cübbemin içindeki Allah’tan başkası değildir” sözünü âşıklar anlamışlar ve bilmişlerdir ve cübbeye takılmamış cübbenin içindeki ile bir ve birlikte olmak için uğraşı verdiklerini öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleri Şeyh Salâhaddin’in gönlüne bakınca ve orada Allah’ı görünce sensin benim canım diye şeyhe iltifat ettiğini öğrendik.
3.     Sema yerinin sevgilimizi görme yeri olduğunu öğrendik.
4.     Geceleri herkes uyurken bizim uyanık olmamız gerektiğini öğrendik.
5.     Yalnız kalmaktan korkmamamız gerektiğini öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin yüzünün Allah’ın yön olarak tutmamız gereken yönü göstermiş olduğunu Hazreti Mevlana’dan öğrendik, anladık.

Mevlana Hazretleri her yana kendine doğru yolu gösterecek önder arayana Tebrizli Tanrı Şems’ini gösterdiğini, kendisi gibi âşık olmamızı önerdiğini öğrendik, anladık.
                               *                                                          

RAVLİ

25 Şubat 2017 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 2750 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini kendini anlatıyor)

2750. O uzun boyu getir bana ki uzunluğunu görünce Ay’ın bile yay kirişi kopar, getir de kumaşı boydan boya vereyim.

Sustum artık, bundan böyle susuşumdan, buğdayın samandan ayrılışı gibi gerçekle aslı olmayan, birbirinden ayrılır gider.

Ey seher yeli gibi sabah çağlarının zevkini gören, demini süren gönül;
Gördüğünden mi sarhoş oldun, yoksa görmediğin şeyden mi?

Gâh şaşkınlık denizine dalmadasın, kendinden geçip gidiyorsun;
Gâh dağ eteğine gidiyor, gayret kemerini kuşanıyor, dağda kehribarlar görüyorsun.

Gözden de öte, gönülden de;
Yüzlerce pencere açılmış;
Gökten de dışarı, yerden de, uçup gitmişsin de yüzlerce gökyüzü görmüşsün.

Denize öyle bir coşkunluk düşmüş, öylesine bir pus çökmüş ki seyrindeki lezzet yüzünden baş, göz kesilmiş.

Gözden coşup dalga-dalga akan yaşlar denize karışmış da ne tuhaf, ne tuhaf, gözyaşları da, deniz de bir umman olmuş yahut da deniz göz haline gelmiş.

İki dünya da gözünde sanki bir horozun önüne konmuş bir yem tanesi;
Ululuğu görmüş tertemiz göz de böyle olur zaten.

Birlik âleminde isteyenle istenenin sıfatlarını ayrı gören kişi, ne isteyendir, ne istenilen.

Tanrı’yı kim bilir, tanır?
“La” (Yoktur) dan kurtulan, “La” dan kim kurtulmuştur?
Belalara uğramış aşık.
                          ***     
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini yanına getirene bağlılığını ve kişiliğini vereceğini öğrendik.
2.    Susmakla gerçek ile aslı olmayanın birbirinden ayrılacağını öğrendik.
3.    Ululuğu ulaşmış bir gözün yüzlerce gökyüzü göreceğini, denizin derinliklerini görebileceğini, madde ve mana âleminin o kişinin gözünde çok küçük tane gibi gördüğü tertemiz bir göze sahip olacağını öğrendik.
4.    Birlik âleminde isteyenle istenilenin özelliklerinin bir olması gerektiğini, isteyenin bir zaman sonra istenilen olacağını öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
İçinden çıkılması güç durumlara yiğitçe atılmış aşığın Allah’ı görebileceğini, Allah yoktur düşüncesinden âşıkların kurtulabileceklerini öğrendik, anladık.
                               *                                                          

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 2740 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini kendini anlatıyor)

2740. O, taşlarla bin kere testiyi kırar;
Fakat kırmasından da memnunum ben, zevkle-şevkle onarmasından da.

Testi, ırmağın içinde dalgalar yutmak hevesiyle binlerce canla, binlerce gönülle iki kulağını da ona teslim etmiştir.

Güneş, kara suyun dibinden çıkıp doğdu mu her zerreden, Tanrı’dan başka yoktur tapacak sesini duyuyor.

Zerrenin de yeri mi?
Can güneşi doğdu mu o güneşin zerreleri bile güneşin külahını, kaftanını kapar.

Ay’a benzeyen gönül, ihsan gibi balçıktan göründü mü Yusuf gibi yüzlerce güneş kuyuya düşüverir.

Bir karıncadan da aşağı değilsin ya, topraktan bir baş çıkar da karıncalara ovadan, harman yerinden haber ver.

Karıncanın, bizim yemyeşil, ter ü taze (Çok taze) başağımızdan haberi bile yok;
Onun için çürümüş-kokmuş bir taneye kaani (Tane hakanı’Hükümdarı’) oldu.

Karıncaya de ki:
Bahar mevsimi, elin-ayağın da var, ne diye mezardan çıkmıyorsun, ne diye ovaya yollanmıyorsun?

Karıncanın sözü mü olur?
Süleyman bile iştiyak (Özlem) elbisesini yırttı-paraladı;
Tanrı, şu saçma-sapan örnekler yüzünden sen suç yazma bize.

Fakat kumaşı, alıcı ne kadar alacaksa keserler;
Kumaş uzun amma buy kısa.
                          ***     
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin insanı defalarca kırdığını, yanlışları atıp doğru olanları yerleştirerek bütünlük sağladığını Hazreti Mevlana’nın anlatımından öğrendik.
2.    Tanrıdan başka tapacak yoktur sözünü duyanın ve buna inanıp bağlananın yüksek değerlere ulaşabileceğini öğrendik.
3.    Tanrı’ya inananın ve sevgiyle bağlananın sayısız güzellikleri ve değişiklikleri görebilecek aydınlığa kavuşabileceğini öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Allah sevgisinden ve bağlılığından ne kadar alacaksak o kadar verdiklerini, bu sevgi ve bağlılığın sınırı olmadığını öğrendik, anladık.
                               *                                                           

RAVLİ

24 Şubat 2017 Cuma

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 2730 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerini kendini anlatıyor)

2730. Gündüzün yüzü, gecenin simsiyah, büklüm-büklüm saçlarının altına girip gizlenince hadi diyorsun bana, o amber gibi simsiyah, o halka-halka saçlarını anlat.

Şu kamışlıklara uyku ateşi düşmüş, sen gelmişsin, şeker gibi dudaklarından bahset diyorsun.

Hem de bir kere anlatmaya kanmazsın ki;
Gazeli tamamladım mı hayır diyorsun, tekrar-tekrar söyle.

Gel de bir kendinle kıyasla beni;
Tam uyku bastırmışken lalan (Bakım, eğitim ve öğretimle görevli), hadi dese sana, amberden bahset, ne yaparsın?

Ne içtiysen içmişsin, neşeli bir halde gelmişsin, asıl sen içtiğinden içir, onu sun bana, içtiğin şeyden bahset.

Mademki benden sarhoşça çalgılar, ezgiler istiyorsun, sen de bu âşıkla beraber kadehten, sağraktan (Büyük kadehten) konuş.

Bu sözleri şaka olsun diye söyledim;
Yoksa senin ayağına toprağım ben, bana estirsen Kaymaz de, istersen Sencer (Sultan), hepsi de kutludur bence.

Kâfir (İnkâr edici) huylu aşk, geceleyin bin kere damdan odaya çekti, odadan mahallenin ta öbür ucuna götürdü.

Gece, öylesine vakitsiz geldi, öylesine ansızın çattı ki;
Testinin kulağını tutar gibi kulağımı öyle sıkı tuttu ki.

Bana ne doldurursa doldursun, ona teslim olmuş bir testiyim (Topraktan yapılmış su kabı);
Testi, sakanın (Kaynaktan eve su taşıyan kişinin) tutsağıdır, nasıl olur da kaçar ondan?
                          ***     
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Gece uyumadan sevdiğimizi gönülden istememiz, hayalini gözümüzde canlandırmamız gerektiğini öğrendik.
                                *
İşte böyle yaren;
Sevdiğimiz ruhu değişik şekilde yanımıza geldiğini, bilhassa gece geldiğini, sevenine hediyeler verdiğini, uyanık olanın bu hediyeleri göreceğini, uykuda olanın ise bu hediyeleri sonradan anlayabileceğini öğrendik, anladık.
                               *                                                          

RAVLİ

Popüler Yayınlar