28 Kasım 2016 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 1020 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Aşkın ve âşıklığın halini anlatıyor)
1020- Malın da yeri mi, iyi adın-sanın, saygının, giyimin-kuşamın da adı mı anılır?
Evin-barkın, esenliğin, ehlin (Eşin)-oğlun sözü mü olur?

Âşığın canı, aşk kılıcını kaptı da bir çekti mi binlerce mukaddes can (Kendini Tanrıya adamış kişileri) korlar (Getirirler) önüne.

Aşk havasına düş, sonra da yıkılıp dökülmeden kork (Olmaz);
Kesenin ağzını büzmüşsün, sonra da o şeker dudaklıya âşık olmuşsun ha!(Olmaz)

Başcağızını ey de esenlik bucağında otur, yüce selvinin havasına uymak, şu kısacık elle-kolla olmaz.

Yürü, sen ömrünce aşktan bir koku almadın;
Aşkın yok, sendeki akıl ancak, buna razı ol, kanaat et gitsin (Diye seni inandırır).

Sabretmekle eteğini fitnenin (Karışıklığın-kargaşanın) elinden kurtarmaya imkân mı var?
Oturmuş da bakalım takdir, elbette bir miktarlık rızık yollar diyorsun.

Aşk ateşi bir saldırdı mı kendinden başka ne varsa siler süpürür, yakar-gider;
Her şey de yandı mı işte o vakit neşeyle otur, güzel-güzel gülmeye koyul.

Hele Elest deminden (Ruhun Allah’ ile karşılıklı konuşmuş) şimdiye dek onun gibi daima sayılan-sevilen birinin aşkı olursa bu aşk.

Onu (Allah dostunu) gördüm diyorsun Allah için olsun, şu iki gözünü yum de can gözünü aç.

Çünkü bu baş gözüyle bakış yüzünden, iki dünyada (Madde-mana) da senin gibi, benim gibi binlercesi, durmadan helak (Ölür, yok) olur, kör  (Olguları sevme ve kavrama yetisi, dikkati olmayan) olur gider.
                              *
Neler öğrendik:
1.    Allah’a olan aşk yolculuğunda malın, adın, saygının, giyimin, kuşamın, evin, sağlığın, sıhhatin, rahatın, eşin, çocuğun değeri öne geçip engellememesi gerektiğini öğrendik.
2.    Âşık Allah yolunda canını vermeye hazır olduğunda o kişinin binlerce kutsal canla birlikte ve onun yardımcıları olacağını, yalnız ve güçsüz kalmayacağını öğrendik.
3.    Aşk kokusu almayanların bu yolda âşık harcama yapmadıklarını, harcama korkusu olan aklın yücelere çıkıp yüce kişilerle bir araya gelemeyeceklerini öğrendik.
4.    Aşk yolculuğu kişinin gayretine göre değerlendirileceğinden oturmakla, sabretmekle, istemekle elde edilemeyecek değerlere kavuşmanın olmayacağını öğrendik.
5.    Aşk ateşine düşenin kendini ve çevresini görmediğini, aşkın değerinden başka hiçbir değeri ortada bırakmayacağını öğrendik.
                              *                            
İşte böyle yaren;
Can gözüyle bakanın, görmenin, tanımanın, yaklaşmanın, birlikte olmanın yolunu bulmamız önemli ve gerekli olduğunu öğrendik, anladık.

Baş gözüyle bakanın, görenin, tanıyanın, yaklaşımda bulunanın, birlikte olanın;
Kişiyi öldürüp yok ettiğini, dikkatsiz biri ettiğini, olguları sevme kavrama yetisini kaybedeceğini öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

27 Kasım 2016 Pazar

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 1010 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Şems Hazretleri ile ilişkisini anlatıyor)
1010- İkisi baş başa verdiler de gizlice konuşmaya koyuldular mı bayramın başına binlerce düşünce gelir, binlerce vesvese (Yanlış ve yersiz konuşmalar) eser (Söylenir).

Halk, denizin dalgalarıyla sedef gibi oynayıp durur;
Fakat sedef gibi onun da bayram incisinden (İçlerinde olan şekil değiştirmeyen mücevherlerden) haberi bile yok.

Bayram günü davul ne diyor, söyleyeyim sana;
Diyor ki:
Adamsan sıçra, kalk;
Bayram ordusu geldi-çattı.

Tanrı için bir-iki parça altın, gümüş vermiştin ya, o güzel işin karşılığı olarak sana verilen altınlarla dopdolu bayram hazinesini seyret.

Oruçla, namazla şişeyi kırdıysan bayram kadehinden “Rableri onları tertemiz bir şarapla suvarır (Sular)” (İnsan ‘Derh’ suresi 21” şarabını (İnsanı sarhoş eden içeceği), o helal şarabı içe-gör.

Şu avı bırak da doğan gibi uç, padişahın bulunduğu yana git;
Çünkü bayram güvercini uçtu, geldi, padişahtan müjde getirdi.

Semiz hırs öküzünü kurban et (Sonu gelmeyen istekleri ve aşırı tutkuları iyice beslenmiş, gelişmiş olarak, kabalıkla, anlayışsızlıkla, yeteneksiz olmayı kes parçala da) de artık bayram ayını kutlulukla kucakla, eriş ona.

Sen kurban etmesen de umarım ki Tanrı yardımı lütufta bulunur da bayram hançeriyle onu kurban eder.

Aşkın, beni eşten-dosttan, hısımdan-akrabadan kesti;
Kimseciklere aldırış ettiğim yok;
Zaten senin aşkın, çekinip sakınma yapısını kökünden söker-atar.

Çünkü aşk, yıkıklıktan başka bir şey istemez;
Çünkü aşk, hiçbir afetten öğüt almaz.
                         *
Neler öğrendik:
1.    Allah dostlarının bir araya gelmesiyle bayram yapılacak işler konuşulduğunu öğrendik.
2.    Halkın Allah dostlarından ve bunların yaptıklarından haberleri olmadığını, yersiz ve yanlış düşüncelerle birbirleriyle konuştuklarını öğrendik.
3.    Gerçek bayramı yapmak için aşırı isteklerden kendimizi kurtarmamız, bizi bağlayıp esir alan, hareketsiz bırakan yanlış tutkulardan kurtulmamız gerektiğini öğrendik.
4.    Hırsı yok etmenin çok güç olduğunu, yalvararak Allah’tan yardım istememiz gerektiğini öğrendik.
5.    Allah dostlarına olan aşkın akrabalardan, dostlardan uzaklaştıracağını, aldırışsız olmayı, çekinip sakınmanın baskısından kurtardığını öğrendik.
                              *                            
İşte böyle yaren;
Allah’a ve dostlarına aşık olan kişinin öğüt almadığını, başına gelen felaketlerden ders almadığını, yok olmayı tercih ettiğini öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 1000 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Allah ile konuşma isteği olması gerektiğini anlatıyor)
1000- O (Tanrı sanatıyla) kendini gösterdi mi biz, kendimizden geçelim;
Bazı-bazı da dumanlara bulanmış bir halde Tûrdağına (Musa As. Allah ile konuştuğu dağa) çıkalım.

Fare gibi, yılan gibi karanlıkları yurt edindik, şu sınırlı âlemde, toprağın içinde kalakaldık.

Tanrı, farelerin ebedi olarak toprakta mahpus kalmaları için kediyi yarattı.

Fare gibi topraktan ancak hırsızlık için çıkıyoruz!
Bu eğri gidişten ne kazanabiliriz ki?

Mercimeği fareye (Hırsıza) bıraktın mı (Kontrol etmez, sahip olmazsan) onu ejderha edersin (Kuvvetlendirirsin);

Fakat kedi (Avcı), farelerin yiyeceğine (Gizli hırsızlığına) tama’(Doymazlık, çok isteme, aç gözlülük) etti mi (Fırsat vermezse) herkes rahatlatır.

Mesih’in nefesi (İsa Peygamberin Allah’ın ismini söyleyerek ihtiyacı olana üfürdüğü iyileştirici nefesi), nefesine kul-köle olsun ki senden önce nefesimizi kesen, boğazımızı tıkayan zaman yüzünden soluğumuz kesilmişti, nefes alamıyorduk.

Varlığını yonup kesen (Sivriliklerini düzelten), benliğinden (Ben ve ben merkezli davranışlardan vaz) geçip giden kişinin herkes, kimi-kimsesi olur;
Cihanı, sahibine bağışlayana Tanrı, bütün cihanı bağışlar.

Sus;
Çünkü sözle, sesle, harfle örülmemiş dilsiz bir sözün de var, onu söyle.

Tebrizli Şems, secdeden baş kaldırdı (İyice coştu, kabardı) mı binlerce kâfir başını secdeye kor ( Ölüme hazır olurlar), binlerce mümin secdeye kapanır (Dışarı ile ilişiğini keserek Şems Hazretlerine teslim olur).

Şekle bürünmüş, bir ay olan sevgiliyle parıl-parıl parlayan, dünyayı ışıtan bayram ayı;
Bayram kapısında iki Ay da yan yana.
                         *
Neler öğrendik:
1.    Şems Hazretleri kendini gösterdiği zaman Allah ile ne söyleyecek isek Şems Hazretlerine söylememiz önce onunla konuşmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Gizli, suç sayılacak işler yapanın karanlık işler yaptığını, bunları avlayan kişilerin olduğunu, avcı ne kadar yoğun iş yaparsa suçluların suç işlemeye olanak bulamayacağını öğrendik.
3.    Ben ve ben merkezli söz ve davranışlarından vazgeçerek kendini düzelten kişiyi herkesin seveceğini, Allah’ın da o kişiye severek büyük bağışlarda bulunacağını öğrendik.
4.    Şems Hazretlerinin coşup kabardığı zaman kâfirlerin ölüm korkusuyla yerlere kapandığını, binlerce müminin saygıyla- sevgiyle hürmet göstererek vereceği hükmün Allah kararlarından ayrı olmadıklarını bildikleri için teslim olduklarını öğrendik.
                              *                            
İşte böyle yaren;
Karanlıkta kalıp yolunu bulamayanlara aydınlık veren iki büyüğümüzün bir araya gelmelerinin bayram olduğunu öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

26 Kasım 2016 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 990 İNCİ BEYİT

(Mevlana Hazretleri Allah’a seslenişini anlatıyor)
990- Kötüyse sen işledin hepsi senin işin;
Puta tapanın da, Hıristiyanlarla Yahudilerin de yaptıkları, senin takdirin;

Beni yoldan çıkaran sensin, muradın (İsteğin) buymuş senin;
Ben de öyle bir iş edeyim ki halktan bir tek övülecek kişi görmeyesin diyordu.

Tanrı, korsam dedi, bırakırsam çık yüce dağın tepesine, bırakmazsam, çıkamazsın demir atmış gemi gibi bat denizin dibine.

A batış kuzgunu, benimle nasıl bahse girişebilirsin sen?
Sana gelip çatan lanetle tapıdan sürülmemiş (Tanrının sevgi ve ilgisinden içinde) olsaydın böyle bir davaya mı kalkışabilirdin?

Sana aldanan, senin yüzünden kapımızdan sürülen eşeğe (Kaba, düşüncesiz kişiye) kul demem, kulluk ediyor (Sevgiyle bağlanıp dostluğu devam ettiren) demem, çünkü kulluk edilen benim ben.

Elinde akıl mumu olan ışığı bırakır da dumanın peşine düşer mi hiç?
Şeytan, ben dedi bir üfürüşte söndürürüm o mumu, Tanrı, doğruluk mumunu yel (Rüzgâr) söndürmez.

Benim bağış mumuna (Yolunu aydınlatan) püf diyenin (Söndürmeye kalkanın) başı, sakalı, yanıp köz olan odun gibi yanar gider dedi.

Tanrıya binlerce şükürler olsun ki Akl-ı külli (Bütün akıl- Doğadaki uyum), tekrar geldi, ayrılıktan sonra kutlu bir tali’le (Nişangâhın arkasına düşen oka) gene kavuştuk ona.

Gelişine nazar değmesin, ateşe üzerlik, çörekotu atalım (Kötü nazarı giderelim);
Üzerlik de nedir, çöreotu da ne oluyor ki?

Ödağacı gibi kendimizi atalım ateşe, kendimizi yakıp yandıralım.
                         *
Neler öğrendik:
1.    Ne yaparsak yapalım Allah’ın izin verdiğini, bize sevdirdiğini, bizi zorladığı işleri yaptığımızı öğrendik.
2.    Kaba ve düşüncesiz kişiye Allah’ın sevgi ve ilgi göstermediğini, Allah dostlarının da bunları kendilerinden uzaklaştırdıklarını öğrendik.
3.    Duman peşinde değil ışık peşinde olmamız gerektiğini öğrendik.
                              *                            
İşte böyle yaren;
Allah yolunda, Allah dostlarının öncülüğünde ve kılavuzluğunda yanmaktan sakınmamamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                 *

RAVLİ

Popüler Yayınlar