12 Ekim 2016 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 80 İNCİ BEYİT

80- Her şey sevgine tapıyor (Bağlanıyor), bütün âlem elinde senin;
Bir solukta tapında alçalıyor, sarhoş oluyor, bir solukta mahmurluğuna (Sarhoşluğun sebep olduğu sersemliğe benzer bir hale) düşüyor senin.

Her varlık, senin yüzünden alt-üst olmuş, gene de her varlığın, senden haberi bile yok;
Ne tuhaftır sana bakmak, seninle görmek, ne hoştur seni beklemek, seni özlemek.

Karganın gözü, görüşü olmadıktan sonra selvi ne yapsın, bahçe ne etsin?
Sen bülbülün feryadını işit, iradesini (Bir şey yapmak veya yapmamak gücünü) sana veren, ihtiyarını (Seçme, seçilme kararını) sana tapşıran (Emanet aldığını geri veren) o.

İşten-güçten kalanım ben, alıcıdan-satıcıdan vazgeçtim ben, her şeye boş verenim, senin işine-gücüne dalıp gidenim ben.

Denizden de geçerim, köprüden de;
Cüzden de kaçarım, külden de;
Ne yapayım gülün yüzünü, senin gül yüzün yok ki onda.

Ölüp gitmiş ömrü, donup buz kesmiş bedeni, canı, şu iki-üç günlük sayılı zamanı ne yapayım?
Senin sayına dalmış gitmişim.

Gönül de, göz de, kulak da senin balını yer, şerbetini içer;
Hepsi de her an sana saçmak için çiçekler açar durur.

Bundan böyle şu bedendeki canı susmaya vereceğim artık, fakat canlar veren, gönüller alan hevesin yok mu?

Nerden susturacak kendimi gizlememe imkân yok;
Çünkü av da sana avlanmaktan kaçmaz, avcılar da.

Her varlık kokunla gelişmede, ayrılığınla arıklaşmada (Zayıflamada, güçsüzleşmede);
Her şeyin, herkesin gülüşü de senin eserin, senin armağanın, ağlayışın da.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Görüşü olmayanın güzelliklerle dolu insanı göremeyeceğinden iflas etmiş bir biçimde hayatlarını tamamlayacağını öğrendik.
2.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerinin gönlünde Allah’ı gördüğü için ona âşık olduğunu, tüm istek ve kararlarını tutkuyla sevip bağlandığı bu kişiye verdiğini öğrendik.
3.    Sevgiliye nasıl davranılıyorsa Allah dostlarına tutkuyla bağlanıp hizmet etmemiz gerektiğini öğrendik.
4.    Her ne kadar biz isteyen arayan gözüksek de aslında Allah dostunun avcı olarak bizi avladığını öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Allah dostlarına yakın olanların gelişeceklerini kuvvetleneceklerini, ayrı olanların güçsüz, çaresiz sersem olacaklarını öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

11 Ekim 2016 Salı

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 70 İNCİ BEYİT

70- İşin altına dönmüş, ayarı tam altın kesilmişse, kumaşın bez yıkayana rehin verilmemişse, bu yılın inciyse, geçen yılı anma artık.

Gülün geçip gittiğini gördüğün halde ona kapılman, meyletmen, aşağılık bir iş değildir de nedir?
Acıklanacak ( Üzülmek, acımak, kızmak, öfkelenmek, inat etmek) bir şey değil mi bu hal?
Sakın anma onu.

Tanrı zevkimizi tertemiz, neşemizi daimi etsin, bizi de sizden uzak düşürmesin;
O haline Tanrı tanık;
A amca, yüzünü bize dön.

Cafer’in (Tayyar’ın) eli (Savaşta kaybetmiş ama elinin yerine kanat olmuş) , yüce dağ başına iz etti;
Vuslattan (Sevgiliyle buluşma) ayrı düşmüş aşığa döndü dağ.

O el izinin ağzı olsaydı derdini anlatırdı;
Dinleyin a nazlılar-nazeninler diye dilsiz-dudaksız söylerdi derdini.

Aynı Cafer’in iziyiz biz de (Elimizi kolumuzu kaybetmişiz), ayrılmışız o elden, acıyın bize;
Bir de iyice bilin ki ne yapıyor, ne ediyorsa bütün hareketlerimiz, görünüşte bize aittir ancak.

Çünkü sedef, inciye eş olunca oynar.
Sus artık, yeter, uzadı gitti şu kovuculuğa benzer sözler.

Senin yüzünden sabrı-kararı kalmayan sana ulaşır, seninle karar eder.
Dikeninle gönlü yaralanan kişi varır, erişir senin gül bahçene.

Gül de senindir, süsen de, bütün gül bahçesi de.
Senin gözünden harap olurlar, baharından zevke dalarlar, çalıp çağırırlar.

Yerden göğe dek ne varsa hepsi de hem söylemededir, hem susmada;
Âşıkların gönülleri gibi, canları gibi senin yüzünden içleri kararsız bir hale gelmiş onların.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Bizi bağlayan para, mal, mülk gibi dünyalık bağlardan temizlenmişsek geçmişi, bu ana getirip üzülmemek gerektiğini öğrendik.
2.    Yapısı ve yaşam şekli sona erene üzülmemek, kızmamak, öfkelenmemek, tesiri altında kalmamak, inat etmemek gerektiğini öğrendik.
3.    Lezzet almamızın tertemiz olması ve mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevincimiz devamlı olması için Mevlana Hazretlerinin Allah’a bizim için duacı olduğunu öğrendik.
4.    Cafer’i Tayyarın elinin izinin bir dağda olduğuna inanıldığını öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Allah’ı arama derdine düşen kişinin, gönlü yaralanan kişinin Allah’ın, gül bahçesine ulaşıp kavuşabileceğini, yani insanı kendinden geçirecek ilahi kokuların bir arada olduğu yere ulaşabileceklerini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

10 Ekim 2016 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 60 İNCİ BEYİT

60- Altınım bitti-tükendiyse ne gam?(Üzülmem)
Altın gibi bir şarabım (Beni benden alan, beni kendimden geçiren aşkım) var;
Arapça da hoş amma oğul, sen Farsça söylemeye bak.

Mihnetlere (Sıkıntılara) düştüğün geceyi an, hani hekim yanındaydı da gönlünün ayağından bunca dikenleri çekip çıkartmıştı (Rahatsızlık veren, ilerlemeyi önleyen, cevabını bulamadığımız, hakikatine ulaşamadığımız konuları açıklamıştı);
An (Hatırla) o geceyi.

Kuyuya düştüğün zaman kim yeni bir can bağışladı sana, söyle;
Gitme, onun yanına gel, inkâr etme,
An (Hatırla) onun lütuflarını (İyiliklerini)

Etme, eyleme;
O lütuflar az değildi, and olsun Tanrı’ya, lütfunda hiçbir şüphe yoktu, birazcık olsun, kendine gelmiyorsun;
Çok an (Hatırla).

Fırsat eldeyken, zaman geçmeden an;
Zaman geçti mi ister güle ait söz yonmaya (Söylemeye) kalkış, ister dikeni söyle, faydası yok.

O yücelerde bir güneştir, kadrini-kıymetini bil onun, dolunaya benzer yüzünü gördün mü o yüzden bahset,
Bu buluşmayı an.

Bakışının kadrini (Kıymetini, değerini) bil, gene gelir çatar onun günü;
Buna eminsen var,
Ağyardan (Bizden olmayan yabancılardan) bahset.

A hekim (Doktor), hastayı an diye ağlayıp inleyince gelip can bağışlayan hekim, adama iki somun verirse şükrün yeri mi yani (Doktorun görevi can bağışlamaktır, hastaya başka bir şey vermesi önemsizdir)?

Gönlün, hekimi küçük, değersiz gösterdi mi sana, bil ki ölmüştür o zaman gönlün, ondan sonra istediğin kadar şu ölüyü, şu leşi an diye bağıradur.

Ama bu hale gelsen bile ümit kesme, gözün yer altındaki tohum gibi  (Şeyh)Hüsâmeddin’in baharını, gül bahçesini an.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Çoğu zaman doğruyu yapmak adına kararsız kaldığımızı, yanlışa düşmekten korkup kararsız kaldığımızda çıkmaza düştüğümüzü, bunalıma girdiğimizi, sonrasında da ne yapacağını bilmeyen duruma düşeceğimizi öğrendik.
2.    Yıllarca düşünsek, araştırsak, kitaplar okusan gönlümüzün problemlerle kördüğüm olmasından kendi kendimize kurtulamayacağımızı öğrendik.
3.    Gönül doktoru dediğimiz Mevlana Hazretleri, Şems Hazretleri ve yaşayan Allah dostlarının bu insanı kuyuda hapsolmuş hissettiren, ne yapacağımıza, ne yöne gideceğime karar veremeyecek sersemliğe düşmüş, kördüğüm olmuş gönlümüzü bilip doğruyu söyleyerek, aydınlatarak bizi ferahlandıracak kişilerin olduğunu bilmemiz ve onlara yakın olmamız gerektiğini öğrendik.
4.    Ben kendi sorunlarımı kendim çözerim diyen kişinin ömrünün sonuna kadar gerçeği göremeden, hakikati yaşayamadan ömrünü tüketeceğini, iflas etmiş halde mezara gireceğini öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Birkaç sözle bizim elimizi kolumuzu bağlayan bağlardan kurtaran kişiyi devamlı anmamız, iyiliğinden bahsetmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 50 İNCİ BEYİT

50- Sabır (Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden beklemek), daha da iyidir, daha da güzel dediniz, fakat sabra imkân yok;

Biz vaktimizin oğullarıyız (Anı yaşar ve o an ne yapılması gerekiyorsa onu ertelemeden yaparız), geçip gidene Allah acısın.

Aşk erleri (Yiğitleri) geldi, ey kavim (Topluluk) dedim, ne haber?
Fitneyle (Karışıklık, kargaşa çıkar diye) korkuttular beni, çekinmemi buyurdular.

Sevgiyle öldürülmekte hayırlar (İyilikler) vardır, bereketler (Bolluk, gürlük, olgunluk) vardır, hiçbir zaman yoktur bunun dedim:

Aşk, kılıcını çekti, a aklı-fikri başında olan ümmet (Hz. Muhammed’e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü), tez (Çabuk) olun, haydi.

Bundan sonra yaşayan, abes (Akla ve gerçeğe aykırı) yere yaşar, ömrünü, zamanını zâyi etmiş (Yok etmiş, elden çıkarmış, mahvolmuş) sayılır, başkalarının da, kendinin de ziyanına (Zararına uğramış) ömür sürmüş demektir.

Zaten gençlik bir yeldir (Rüzgârdır), geçip gitti.
Bir yeldir, kıvılcımları sürdü götürdü.

Ateşle yel, bir araya geldi mi ne durur, kalır, ne anlaşılır;
Adamı sarhoş eden, kendinden geçiren seher yelinin (Sabahın güneş doğmadan önceki zamanı) esintilerinden (Belli belirsiz hissedilen hafif yel) bile esintiyle beni gençleştirdiler şimdi.

O güzel bakışlı padişaha hiçbir şey söyleme, hiçbir şeyden haber verme;
Haber bile mahrem (Gizli) değil ona, onun yanında hiçbir şeyden haberdar (Haberli, bilgili) olma.

Gönlüm gönlüne perde (Görüşe engel) kesildi, bakışım-görüşüm, görüşüme örtü (Görünmez hale soktu) oldu;
A dost dedim, senden başka kimsem varsa canım-başım meydanda;

Aşkla vur boynumu, bir arpaya bile alma beni;
Dedi ki:” Ben bambaşka bir şeyim, şu insan şeklinden bambaşka bir şey.

Can sen misin yoksa dedim, peki o bambaşka şey dediğin ne?
Hele ey güzel sesli ney, hele ey perdeleri yırtan yel (Rüzgâr), es (Yapılması önce düşünülmüş olmayan veya beklemeyen bir şeyi yapmaya birdenbire karar ver de) nağmelen (Güzel, uyumlu ses, melodi, ezgi oluştur);

Kulaktan gönüle doğru git de bak, gör bakalım, kim daha fazla sarhoş?
Kese dikenin inadına yırt şu keselerimizi (Para torbalarımızı parçala).
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Allah’ın hükmünün yerine gelmesini bekleyerek sabırlı olmanın iyi bir davranış olduğunu öğrendik.
2.    Sabredemeyen, anı yaşayan Allah âşıkları için ölmeden önce ölmenin daha iyi, verimli, iyi sonuç alan bir davranış olduğunu öğrendik.
3.    Allah’ın sanatını dikkatlice inceleyip gözlem yapmamız gerektiğini öğrendik.
4.    Allah dostlarının çok şeyden haberleri olduğu için onlara bir şey söylemenin gereksiz bir davranış olduğunu öğrendik.
5.    Aşka hayatına karşı, canımızın parayla satın alınamayacağını, aşk hayatının karşılığının parasal olarak değerlendirilemeyeceğini öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Ney dinleyerek kulaktan gönlümüze doğru gidip orada neyin var ve hakikat olduğunu görüp anlamamız gerektiğini Hazreti Mevlana’dan öğrendik, anladık.
RAVLİ ANI YAŞAMAK, DENGELİ BİR ZİHİN YAPISI, HAL SAHİBİ OLMAK konusunu Googleden okumalısın.
                               *

RAVLİ

Popüler Yayınlar