9 Ekim 2016 Pazar

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 40 İNCİ BEYİT

40- O boşluk âleminin gönlü, sevgilisiyle öylesine doludur ki ağacı bile sevgiliye şükretmek için baştanbaşa dil kesilir.

Ağaçlar, yerden baş çıkardılar mı onlara ses gelir, gizlediğiniz ne varsa bir gün açığa çıkacak denir onlara.

Reyhan, katmerli güle inat olsun diye yüzünü açar;
Katmerli gül de, hele der, sınanma çağı gelsin, gösteririm sana.

Tohumlar yer dibinden çıkarlar, yücelmeye başlarlar;
İnayete (Allah’ın iyiliğine, yardıma) ulaşan, yücelere çıkmaya merdiven bulur elbet.

Şu canlar yiyen, kanlar emen yeryüzüne bak, hem tohumu yer, hem besler, geliştirir onu, ne tuhaf, şu aç kurt, sürüye çobanlık eder durur.

Bütün kurtlar çoban kesilmiş, bütün hırsızlar bekçi olmuş;
Zaten Tanrı bekçi olduktan sonra hırsız, âşıkların nesini alıp götürebilir ki?

Acele etme, bahçeye sofra kuruldu, keremler edildi (Büyüklüğün gereği yapıldı da) de yeşerdi o sofra, fakat bir ancağız otur, bekle, şimdicek yemek vakti gelir, çağırırlar seni.

Diken yarası yüzünden gül bahçesindeki arkadaşlardan kaçma, silah kullanan arkadaş, kervana yardım eder.

Sus a gönül, gerçekten de dileyen, isteyen kişi susar;
İsteyenlerin gerçekten de istekli olduğunu sunmaları anlatır.

Siz güneş’siniz, Ay’sınız;
Sizdendir duyuş, görüş.
Gönül size bakmada, görüş sizinle arınmada (Temizlenmede, saf hale gelmede), aydınlanmada.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1. Allah’ın sanatını duyuş ve görüş sahiplerinin anlayıp hayran olacaklarını, bu boşluk âlemine ulaşmak için duyuş ve görüşlerini yönlendireceklerini öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
İsteyen ve dileyen kişi olmamız gerektiğini, konuşmadan duyuşumuzu ve görüşümüzü zenginleştirecek olanaklarla dolu olduğumuzu Hazreti Mevlana’nın dilinden, gönlünden bu sözlerini okuyarak işittik ve görüş sahibi olarak öğrendik ve inandık.  
                               *

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 30 İNCİ BEYİT

30- Aşkındaki kıskançlık (Allah’a ulaşanları kıskanarak kendisinin de Allah’a ulaşmak için aşırı gayret sarf edene) değil midir ki âşıkların kanlarını damarlarından fışkırtır da tanyerinde akşam kızıllığı gibi belirir o kan, bütün gökyüzü kana bulanır gider.

Ne zaman gelecek o zaman ki senin yüzünden yer, tir-tir titreyecek?
Ne tuhaf olacak o mekân ki mekânsızlık mekânına (Canını ve gönlünü Allah’a feda edenlerin gidebileceği ihtiyaçsızlık âlemine) dönecek.

Sevgilimin hayaliyle baharım gülmeye başladı mı yüzü güller saçacak, gözüm-gönlüm, gül bahçesi kesilecek.

Güller saç, gül bahçesisin sen, herkesin apaydın gözüsün sen;
Lütfeder kerem buyurur da bir bakarsan bana ne olur, ne ziyan edersin ki?

Ağaçlar gibi yele baş versem bile hoşum.
Çünkü bakışım, görüşüm, güzellik bahçene bahçıvan olur.

Senin sarhoşun olur da kendinden geçer, saçma-sapan işlere girişirsem, başımı tutamaz bir hale gelirsem şaşılır mı buna?

Meyvesi olan, olgunlaşan ağacın da başı yerlere eğilir;
Ona dönerim ben de.
Menekşe gibi iki büklüm oldum, yasemin gibi vefasızlaştım;
Lalelerin yürekleri de erguvanın derdiyle yanar, kararır.

Sevgilimin yüzü gül bahçesine benziyor, benim yüzümse ağlayıp inlemekten sapsarı, tıpkı safran;
Onun yüzü öyle olunca elbette âşığın yüzü de böyle olur.

Bütün nergisler, gül bahçesini görmek için göz kesilir, ter-ü-taze (Çok taze) gül, onu öpmek için ağız şekline girer.

Çayırın çimenin gönlü, ona onun baharına kavuştuğundan dolayı gülmeye başladı mı ırmaklar, ayrılış gamıyla gözyaşlarım gibi akıp çağlamaya başlar.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Allah’a ulaşmak isteyen aşığa Allah’ın güç ve gayret verdiğini öğrendik.
2.    Allah dostunun hayalinin bile insana mutluluk ve sevinç verdiğini öğrendik.
3.    Allah dostlarının; Allah’ın vasıtasız ve aracısız olarak verdiği bilgi ve kuvvetle donandığını, bundan dolayı fakir, boynu yere eğilmiş gözüktüklerini öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Bir sevgili gibi Allah’ı seversek, Allah’ın kendi dostlarından birini bize sevdirerek yaklaşma yolunu öğrettiğini, yolu gösterip aydınlattığını, görünür ve görünmez yardımlarda bulunduğun, tereddütleri ortadan kaldırdığını öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

8 Ekim 2016 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 20 İNCİ BEYİT

20- Ağır kum tanesi değilsin ki sabahleyin gene uçup gelmeyesin;
Geceleyin gide-gide ta o aralık ummana (Uçsuz bucaksız denize) varmadın mı?

Kul, kul oldukça Tanrı da Tanrı bulundukça can, gene gelir, kalp altın, gümüş gibi beden kesesinde kalır.

Canını istek avucuna koy, çünkü istek kimyadır.
İste, arada can bedenden ayrılınca cana can olandan ayrı kalma.

Kamışı boşaltırlar, bomboş bir hale getirirler amma sessiz bırakmazlar;
Yürü aslanın peşine düş, aslan avla, çünkü Ali’sin (Hz. Ali), Murtaza’sın (Allah’ın aslanı) sen.

Yoktun, yüzyıllar boyunca hakkında,” Gerçekten de insana zamanın bir çağı gelmişti ki anılır bir şey bile değildi insan” (Kur’an İnsan suresi 1) ayetini okudular;

Gönüldeki yazı, Tanrı yazısıdır, Tanrı yazısına yanlış deme.

Elifsin, ikiye bükül Lâm ol;
Elifin Lâm olunca da hele artık, elini ağzını yıka.
Çünkü haydin, gelin diye davete başladın.

Tanrı’yla meşgul oldun mu sudan da geçtin
Topraktan da;
Elsiz gönülsüz kaldın mı artık uzat elini şu hırkaya (Dervişliğe yaklaş).

Ay yüzün gizlendi mi göğün gönlü karma karışık bir hale gelir; fakat dünyaya sen gönül başladın mı bütün gönüller genişler, cihan kesilir.

Sen gönül aldın, cilveler ettin mi iki dünyada gönül kesilir gönlümüz dünyaya döner, bütün gönüller oynamaya, bütün yürekler atmaya, çırpınmaya başlar.

Şu gök kubbeye öylesine bir ateş düşer ki melekler bile bu yüzden feryada başlar;
Çünkü âşıkların derdi, dumanı, göklere ağar, göklere yücelir.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Allahın insanı işitir ve görür yaparak imtihan ettiğini öğrendik.
2.    İster şükreden ister nankör olsun Allah’ın o kişiye doğru yolu gösterdiğini öğrendik.
3.    Allah’ın iyilere güzellikler, kötülere azaplar hazırladığını öğrendik.
4.    Allah’ı seven iyi kimselerin kendi ihtiyacı ile olsa öncelikle ve karşılık beklemeden yoksullara yardım ettiğini öğrendik.
5.    Allah’tan korkan kimseyi Allah’ın koruduğunu, esirgediğini öğrendik.
6.    Allah’ın hükmüne boyun eğip sabretmemiz, hiçbir nanköre hiçbir günahkâra boyun eğmememiz gerektiğini öğrendik.
7.    Sabah ve akşam Allah dememiz gerektiğini öğrendik.
8.    Dünyanın çarçabuk geçen uğraşı zamanını dünya işlerine ayırıp gelecekteki hesap gününü düşünmeyenlerin çok acı çekeceklerini öğrendik.
9.    Öğütün önemini anlayanların Allah’a ulaşmak için yol aramaya başlayacaklarını öğrendik.
                               *
İşte böyle yaren;
Biz doğru yolu gitmek istesek de her şeyi bilen Allah’ın niyetimize bakarak izin vermesiyle ancak yol alabileceğimizi öğrendik, anladık.
(Kur’anı Kerimden 76 sure olan İNSAN suresini okumalısın)
                               *

RAVLİ

DİVAN-I KEBİR 3 CİLT 10 İNCİ BEYİT

10-Aşka bir delilim, bir ayetim (Kimsenin inkâr edemeyeceği açık delilim, nişanım, alametim, işaretim) ben;
 Okuyun halka beni;

Ey aşk ümmeti (Topluluğu), merdiven emrinize amade (Emrinde), ağın (Çıkın) yücelere.

Onu gördüm, sarhoş bir halde geçip gidiyordu, a Ay (Parlak) yüzlü dedim, (Şems Hazretlerine) nereye gidiyorsun?
Böyle iş etme dedi, böylece gel peşimden.

Peşine düşüp yürümeye başladım, tez-tez adım atmaya koyuldu öylesine tez adım atmadaydı ki nerden yel (Rüzgâr) yetişecek ona, nerden şimşek kavuşacak.

Onu gördüm göreli kendimden geçtim, varlığımdan soyundum, bensiz bir ben kaldı ortada:
Sanki sırça kandildeki bir ışık ki yeryüzünü de ışıtmış, gökyüzünün de ışıtmış, gökyüzünü de.

Gönlü nuru kapladı, kalp cilandı, arındı, seçkin bir hale geldi;
Işığıyla ışıklanan her şey, onun gibi ışıdı, ışıttı her yanı.

Ona, ondan başka kim kavuşabilir, ondan başka ne varsa zaten yoktur, yokluktur;
Sensiz gel benim yanıma, sensin sana namahrem olan.

Överek yalvarmaya başladım da a cana canlar katan dedim:
Bir and olsun dedi, övmeyi bırak, çünkü övüş ikiliktir.

İkilikten yum iki dudağını, varlık gözünü aç;
Yumulu dudaklardan bir söz çıkarsa eğer, söyleye dur.

Onu anlatıp bildirmek de şüphesiz bize düşer” ;
Sen girme bizim aramıza;
İnsan, evin kapısına dar gördü mü gitmek için elbiselerini soyar.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 3 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/1385
                         ***
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerinin sözü kendini doğrulayan, başka bir kişi ve delil gerektirmeyen, insanın aklının ve gönlünün hemen kabul ettiği sözler olduğunu öğrendik.
2.    Mevlana Hazretlerinin önerdiği,  yardım edip destek sağladığı nurlu yolu yakın çevremize önererek teşvik etmemiz gerektiğini öğrendik.
3.    Mevlana Hazretlerinin Şems Hazretlerinin gönlünde Allah’ı gördüğünden ona âşık olduğunu ve onu hep arayıp özlem duyduğunu, onun önerdiklerini yaptığını öğrendik. 

                               *
İşte böyle yaren;
Aşağı kişilerin aşkı bir gösteriş, bir şehvet olarak kabul ettiklerini, asil kişilerin aşktaki nuru görüp aşık olduklarını, bu farklılığı anlayamayanların veya düşmanca erkek erkeğe olan aşkı belinden aşağı istek ve davranış gibi anlatanların aşağı kişiler olduğunu öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

Popüler Yayınlar