4 Eylül 2016 Pazar

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 4000 İNCİ BEYİT

4000.( Mevlana Hazretleri Allah dostu Şems Hazretlerini özleyişini anlatıyor)
A kulağı kesilen can (Duyması engellenen), içinden duy, sana her yol başında bir yoldaş (Yol arkadaşı olacak-Ortak görüşü anlatacak) var; Ne diye oturmuşsun?

Kendine gel (Aklını başına al-İsteklerle kendinden uzaklaşma), (Kendini ön de) dinle de duy, gönlünün boğazından kopup çıkan vuslat naraları (Sevgili gibi sevdiğin ile buluşmanın oluşturduğu bağrışı), gülüşler, kahkahalar, ta Arşa ulaştı;
Ne diye oturmuşsun?

Dün sabah gönül, canımın eteğini tuttu, o can geldi-erişti, o gönül ulaştı, eyvah dedi;
Ne diye oturmuş kalmışsın?

Şemseddin Tebriz’den gelen bir devlet dolabıdır, el çırp, feyizde (Bolluk, bereket de) ondan;
Ne diye şu kuyunun dibinde otura kalmışsın?

A aşk, ta ezelden beri bizimle bir tek sen varsın, bir-bir söyle sırları, bizimle aynı evdensin sen.

Ateşinden korktuk da ağzımızı yumduk, sözü bıraktık;
Çünkü sen de ateşsin, ne yalımın (Alevin) vardır senin.

Akıl şehri her an senin yüzünden yıkılıp gitmededir;
Akıl mumuna yelsin (Söndüren rüzgâr), muğların (Ateşe tapanların-Zerdüştlerin yıllanmış) şarabısın sen.

Dostla dostsun, düşmanla düşmansın sen yahut da ikisinin arasında, ikisine de benzer bir şeysin sen.

Akıllılar, âşıkların sözleri masaldır derler;
Gerçekten de masalsan geceyi nasıl oluyor da gündüze döndürüyorsun sen?

A güzelliği fitneler (Karışıklıklar) belirten güzel, fitne olan aşkındır senin, sen o aşkın bir eserisin, onun bir belirtisisin ancak.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Allah’ı görmek, bulmak isteyenlerin oturup beklememesi gerektiğini, iç 5 duyguyu geliştirmemiz gerektiğini öğrendik.
2.    Aradığımız, istediğimiz, umduğumuz her ne varsa Şems Hazretlerinde bulabileceğimizi öğrendik.
3.    Sadece dış kulakla duyulmadığını, iç kulakla da duyulduğunu öğrendik.
4.    Söz söylemeyi bırakıp Allah dostlarını aramamız, bulmamız, dinlememiz gerektiğini öğrendik.
                               *                             
İşte böyle yaren;
Aşkın karışıklar çıkarmasının aşkın belirtisi, eseri olduğunu, şaşırıp veya korkup kaçmanın yanlış olacağını öğrendik, anladık.

RAVLİ İÇ 5 DUYGU
RAVLİ TANRI ŞARABI yazarak daha fazla bilgi için Gooogle den bloğa girerek okumalısın.
                                *

RAVLİ

3 Eylül 2016 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3990 İNCİ BEYİT

3990.( Mevlana Hazretleri Allah dostu Şems Hazretlerini özleyişini anlatıyor)
A yüzünü sevgilinin güzelim yüzünde gören (Allah’ın güzelliğini Allah dostunun güzel yüzünde gören kişi), pek büyük, apaydın bir ayna elde etmişsin sen.

A gönül, her an yaprak gibi ne diye titrer, çırpınırsın?
Muzaffer bir Kubâd’ın eteğini elde etmişsin.

A göz, her an ne diye ağlarsın?
Mesih (İsa) peygamberin sürmesine (Doğruyu olduğu gibi görmeye yardım eden sürmesine) ulaşmalısın.

On sekiz bin âlem senin olsa sevgilinin yüzü yoksa pek aşağılık, pek hor-hakıyr (Hakir) bir şey elde etmişsin ancak.

Gökyüzünün kır atını bile geçecek kudretin var, ne diye tembelleşmişsin, ne diye eşek huyuna sahip olmuşsun.

Sus, bir başka dille söyle, bir yeni tarzda söze giriş;
Şu eski vadide ne diye sözlerini tekrar eder durursun?

Gökyüzüne bir uğultudur düştü;
A Ay, ne diye oturmuşsun diyorlar;
Diyorlar ki:
Otağı, otağ yerini nurlandır, ne diye oturup kalmışsın?

A her şeyden haberi olan, a her şeyi bilen güzel, şu donmuş-buz kesilmiş olanlar, belki de seni, senin ateşini bilmezler, fakat sen ne diye oturmuşsun?

Yolda ateş yiyenler var, yol başında bekleyip duruyorlar seni;
Sen aptal akıllılarla (Ön yargılarla, tutkularına bağlanmışlarla, sanılarla değerlendirme yapanlarla) ne diye oturup kalmışsın?

Gönül, ormandaki aslan, fakat başı sensin o aslanın;

Gönül Tanrı ordusu, ordunun başbuğu, padişahı sensin, ne diye oturmuşsun yani?
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Hak dostlarının yüzünü ayna gibi görenlerin merak ettikleri sevgilisini de o yüzde görebileceğini, bunun güzel bir davranış olduğunu öğrendik.
2.    Sevdiğimizin hoşgörüsüne güvenerek ve sığınarak bakanların görünebilecek yönlerimizi açıkça bize göstermesinin, söylemesinin bize aydınlık verdini öğrendik.
3.    Güzel ve çirkin görünümümüzü bize göstermesinin bize aydınlık, doğru tercih imkânı verdiğini, doğruyu olduğu gibi görme, doğru yolda ilerleme olanağını verdiğini öğrendik.
4.    Peşinen Allah’ın güzellikleri Âdemoğluna verdiğini, ancak bu özelliklerimizi Hak dostlarının yüzlerinde, onların sözlerinde bulabileceğimizi ve de gereğini yapabileceğimizi öğrendik.
                               *                             
İşte böyle yaren;
Aptal akıllılarla oturup vakit geçirmenin, bekleyiş içinde olmanın doğru olmadığını, Gönül ormanına yani gönül-ü bilenlerin, yücelerde halka yapıp toplantı yapan Hak dostlarının yanına hareketlenmemiz, kişileri ve yolları bilmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.
                                *

RAVLİ

2 Eylül 2016 Cuma

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3980 İNCİ BEYİT

3980.( Mevlana Hazretleri Allah dostu Şems Hazretlerini özleyişini anlatıyor)
Şekerler içinde bir ev kuralı a gül, elbiseler yırttın, âşıksın.
A yel (Rüzgâr), o ikiye ayrılmış, amberleşmiş saçların misk gibi kokularına büründün, fakat ululanmaktan sakın.

A sarhoş bakışlı güzel, mademki saki (İnsan ruhuna Allah’ı sevdiren, Allah nuru saçan) sensin, sun (Bize Allah’ı anlat, onun nurundan ikram et).

Mademki kadehi aldın eline (Tanrı şarabı elinde), bir an bile susma.
Tebriz’in övündüğü Şemseddin’e saçmak için kuyumcudan altınlar almışın, saç ey sapsarı yüz.

Ey o kıpkızıl şarap kadehini eline alan saki!
Ey o terü-taze (Çok taze) güzelim gazeli tutturan çalgıcı.

Ey gökyüzüne ateş salan Zühre (Güzellik ve zarafet yıldızı), Mirrih’e (Uğursuzluğu, kutsuzluğu öldürecek olana) söyle nasıl bir hançer elde etmişsin.

A ayrılığı kıyamet gününden de uzun süren, bu ne kıyamettir ki yeni baştan koparmışsın sen?

A gökyüzü, onunla sohbet edenlerin halkasını görmüşsün de sen de dönerken yuvarlak, değirmi (Yuvarlak) bir şekil almışsın.

Aslan yürekli filler bile sana ram (Boyun eğmiş) olmuş;
Şu birkaç sineği ne diye avucuna almışsın?

Aklını başına devşir (Getir, derlen, toplan) a yoksul, yoksulluktan şikâyet etme;
Çünkü Sencer’in ülkesi gibi (Büyük) yüzlerce ülke elde etmişsin.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Âşıklığa ulaşanın veya bulanın bu durumu kaybetmemesi için kendini ululamaktan kaçınması gerektiğini öğrendik.
2.    İnsanı kendinden geçiren Hak şarabının Şems Hazretlerinin elinde olduğunu öğrendik.
3.    Şems Hazretlerine armağanlar vererek onun elindeki Hak şarabı bizlere ikram etmesini sağlamamız gerektiğini öğrendik.
4.    Şems Hazretlerini vereceği Hak şarabının bir damlasının bile insanı kutsuzluktan, uğursuzluktan kurtaracağını öğrendik.
5.    Mevlana Hazretleri Şems Hazretlerine yerini ve değerini hatırlatarak aşağı kişilerle uğraşısına son vererek kendisine dönmesini arzu ettiğini öğrendik.
                               *                             
İşte böyle yaren;
Bizlerin yoksul olmaktan şikayet etmememiz gerektiğini, yoksulluğun aslında büyük imkanlara sahip olmak olduğunu öğrendik, anladık.
                                *

RAVLİ

1 Eylül 2016 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3970 İNCİ BEYİT

3970.( Mevlana Hazretleri Allah dostu Şems Hazretlerini özleyişini anlatıyor)
Gönülden kaybolduysan şu gönülde ne işin var, (Gönlümden gitmedin) ne yapıyorsun orada?
Yok, gönüldeysen sevda işiyle (Aşırı ve güçlü tutkulu istek ile) ne haldesin?

Ey Tebriz’in övündüğü eşsiz-benzersiz padişah Şems, “ İki yay kadar kaldı araları, daha da yakın” durağında ( Necm suresi 9) ne âlemdesin?

Ey o kıpkızıl şarap kadehini (İçi şarap dolu Tanrı kadehini) eline alan saki (İnsan ruhuna Allah sevgisi, Allah nuru saçan kimse), ey o terü-taze (Çok taze) güzelim gazeli tutturan çalgıcı.

A dilber (Alımlı, güzel), sen o dolunaya benzer (Parlaklık) yüzünden örtüyü kaldırdın da saki de yok oldu gitti, çalgıcı da.

A meclisin sahibi, adını aşk koymuşlar;
Bu ne kıyamettir ki yeni baştan kopardın gitti.

A koskoca küp, her gamın (Sıkıntının) ilacısın sen;
Hasta değilsin, başın da ağrımıyor, ne diye başını çatmışsın?

Bir can var, pek latif (Yumuşak, hoş, ince bir güzelliği olan);
Bir cihan var, pek zarif (Söz ve davranışlarıyla hoşa giden, beğenilen);

Fakat sen şu iki perdeyi (Görüşe engel olan latiflik ve zarifliği) de kaldırıvermişsin ortadan.

Candan, cihandan âşığın gönlünü kapmışsın;
Gerçekten de pek nazik, pek arık (Zayıf-cılız) bir av avlamışsın.

A böylesine tuzağa av olan, binlerce Husrev’in, binlerce Sencer’in tacına-tahtına, malına-ülkesine sahip olmuşsun.

Ucu-bucağı, dibi-kıyısı olmayan bir denizdesin, su ancak topuğuna çıkmış;
Ateştesin, semenderin (Ateşte yaşayan ve ateşten çıkınca ölen hayvanın) huyunu almışsın, yanmıyorsun.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1. Vücut başka bir yere gitse bile gönülde sevgi ile yer edilenin unutulmayacağını, daima çekim gücü oluşturacağını, sevgi ve ilginin bağının devam edecek olan ilişkiyi canlı tuttuğunu öğrendik.
                               *                             
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin büyük bir rahmet ve bereket birikimine sahip olduğu halde ölümsüz bir yaşamı tercih edip yaşam bçimi haline getirdiğini öğrendik, anladık.
                                *

RAVLİ

Popüler Yayınlar