25 Ağustos 2016 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3900 İNCİ BEYİT

3900.( Mevlana Hazretleri Tanrı Şems’i Şemdedin Tebrizi’nin özelliklerini anlatıyor)
Bir şimşek gönlüne çaktı da gönül’ün kararsız bir hale düştü ya, bu şimşeği de yağmura benzer gözyaşlarında aramaya bak.

Abû-Hurayra’nın heybesi (Kedicikleri baba gibi koruyan) (Zayıfları koruyan), ancak senin vücudundur;

Muradın (İsteğin, dileğin, amacın) neyse, neyi istiyorsan kendi heybende (Başka yerde arama kendinde her şey var kendinde) ara.

A izinin tozu belirmeyen, nerden, kimden arayayım izinin tozunu;
Sen beni ara;
Lütfunla (İyilik yaparak), ihsanınla (Bağışlarda bulunarak)sen ara beni.

Her gün, seher çağı, bizi arayan sensin;
Uykuya dalmışız, uykuluyuz biz, uyanık devletimiz sensin bizim.

Dükkânımız da sensin, kazancımız da sen, kârımız da sen;
O yüzden her gün, bizi çekersin, işten-güçten, kârdan- kazançtan edersin.

Ne diye dükkâna gidelim?
Madenimiz de sensin, dükkânımız da sensin.
Çarşıya pazara nasıl varalım?
Pazarımız sensin bizim.

Bize can bağışlayan sensin, o yüzden gönlümüz hoş, neşeliyiz;
Sarığımız sensin, o yüzden sarhoşuz, harabız.

Para canlılar gibi gümüşle dopdolu küpü ne yapacağız?
Küpü kıralım, şarap sunan sensin bize.

Dudu gibi şekere düştün, gıdamız şeker oldu, çünkü şeker madenisin sen;
Bülbül gibi şakıyıp çilemedeyiz, gül bahçemiz sensin çünkü.

Yüzlerce baharın var, o yüzden gül bahçesine döndük;
Sevgilimiz sensin, ondan dolayı gönlümüz apaydın.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Aradığımıza, istediğimize, amaçladığımıza bizi ulaştıracak kuvvetin ve olanakların kendi inancımızın içimizde oluğunu, başka bir yerde aramanın yanlık olduğunu öğrendik.
2.    Acizlikten, güçsüzlükten ağlamanın Allah’ı harekete geçirdiğini, Allah’ın kulunun gözyaşı dökmemesi için bizzat işini gördüğünü öğrendik, anladık.
3.    Bize doğru yolu öğretecek, yolu gösterecek, yolumuzu aydınlatacak, görünür ve görünmez yardımlarda bulunacak Allah dostlarını aramamız gerektiğini, biz bulamasak bile gariplere, fakirlere iyilik yaparak, onlara bağışlarda bulunarak Allah dostlarının dikkatini çekmemiz gerektiğini öğrendik.
                               *                              
İşte böyle yaren;
Her ne kadar görünüşte Allah dostlarını biz arayışında olsak da aslında onların; sevinçlerle bizi kendimizden geçirerek kendilerini bize sevgili yapmak için aradıklarını, öğrendik, anladık.             
                                *
RAVLİ


24 Ağustos 2016 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3890 İNCİ BEYİT

3890.( Mevlana Hazretleri Allah’ın özelliklerini anlatıyor)

Aklı başında olan kişi düşer bir şüpheye;
Hâlbuki sen şüpheden de ayrısın, akıldan da, düşünceden de.

Bakış okların asla yanılmadı;
Yanılanın da suçunu, hatasını örter, bağışlarsın sen.

A yatıp uyumuş, gözü kapalı toprak, yeli (Rüzgârı) görmüyorsun amma yel esmeseydi ne sebeple havalanırdın, nasıl havalarda tozardın (Çevreye yayılırdın)?

Yüceldin amma ululuktan uzak ol;
Ululuktan, ululanmaktan utan, ulular ulusuylasın (Ulu kişilerin padişahıyla berabersin) çünkü.

Aydan balığa kadar her şey, senin zevkini (, senin neşeni arıyor;
Pek çokları sana kavuşmayı, seninle buluşmayı özleyip duruyor.

Kaybolan gönlü (İsteklerini) kendi canında ara, canının huzurunu-kararını sevgilinden (Sevgili gibi sevdiğin Allah dostundan)iste.

Şekerkamışında gayb bitkisinin zevki (Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu) var, fakat o zevki da kendi dudağında, kendi dişinde ara.

İki gözünü her gözsüze dikme (Gördüğünü bile doğru algılamayan, anlayamayan, doğru sonuçlar çıkaramayan kişiye değişir diye bakma);
Görene kaç (Doğruyu olduğu gibi algılayan, doğru sonuçlar çıkaran ve doğruyu anlaşılır şekilde söyleyene doğru arayışa geç), onda da kendindekini ara, kendindekini iste.

Tanrı elçisinden rivayet (Söylenti) edilmiştir, insanlar, madenlerdir (Çok değerli şeyleri kapsayan kaynaktır) demiş;
Sen de geçer akçanı (Değeri) kendi madeninde ara.

Beden tahtından (Görünüşe önem vermekten) çık da can tahtına (Ebedi yaşam yerinde) otur;
Gökten geç de kendi Zühal yıldızını (Gamdan, kaygıdan, ahmaklıktan, cahillikten, pintilikten, yalan ve fenalıktan korunma ve arınma yolunu) ara.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Akıldan da düşünceden de uzaklaşarak, Allah ve dostlarına aşık olarak dediklerinin doğru çıktığını görerek ve yaşayarak şüpheden kendimizi temizlememiz gerektiğini öğrendik.
2.    Allah dostlarının kendisine sevgiyle bağlananları yanıltmadığını, yanılanın da suçunu hatasını bağışlayıp temizlediğini öğrendik.
3.    Allah dostlarıyla bir olmanın oluşturduğu yücelmeyle meydana gelen ululuk duygusun uzak olmamız, yolumuzu tıkamamız gerektiğini öğrendik.
                               *                             
İşte böyle yaren;
Hakikati olduğu gibi gösterene, kendimizdeki madenimizi ortaya çıkarmamıza yardım edenlere, doğru yolu aydınlatanları, bize manevi yardım edecekleri aramamız, yaklaşmamız, sevgiyle bağlanmamız gerektiğini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

23 Ağustos 2016 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3880 İNCİ BEYİT

3880.( Mevlana Hazretleri Allah’ın özelliklerini anlatıyor)
Ey can!
Ey cihanı gören!
Ey daha da başka bir şey olan!
Ey güneşe, Ay’a bir başka çeşit dönme kabiliyeti veren.

A gönülde yurt edinen, ne de tuhaf gönül açışın var;
Yahut da canın ta içindesin de cana, öylesine canlar katıyorsun ki.

Bizimle karılıp birleşmenle bizden münezzeh (Temiz) oluşun, birbiriyle savaşmada;
Yani sen, bizim canımız mısın acaba, yoksa sen, biz misin?

İster o ol, ister bu, pek tatlısın, bir tat, bir lezzet denizisin;
Baştanbaşa, tamamıyla tatlılıksın, neşesin, lütufsun, bağışsın sen.

Uzaktan ateş gördüm amma yakından baktım, gördüm ki nurmuş;
Ejderha göründün amma sopasını bize.

Sen mutlak amanlıksın (Kesinlikle sığınılacak, yardımı istenecek kişisin), emniyetsin (Güvenilen, inanılan kişisin);

Fakat inancımız şu:
Hamlara (Olgunlaşmamışlara), erişmemişlere (Ulaşamamışlara) korkusun(Tehlike ve tehdit ihtimali olanlara) ümitsin (Kurtarıcı olduğu düşünülen kişisin) sen.

Yusuf gibi hani, kardeşlere tamamıyla kedersin (Acı, üzüntü, dert, sıkıntı, ıstırap, tasa), fakat Yakub’a (Sevene) daima safa içinde sefasın (Gönül rahatlığında, sakinliktesin, eğlence, zevk neşesin).

Leyla’dan bir lütuf (İyilik) elde edelim diye Mecnun olduk gitti;
A aşk, sen bütün akıllara düşmansın.

A akıl, bakırdın, aşkla altın kesildin (Daha eğerli hale geldin);
Kimya (Üstün özellikler taşıyan) değilsin, kimyanın bayrağısın (Üstün özellikleri olan kişilerin önde gidenisin, yön verenisin, önderisin, yönlendirenisin)-(Görenler koşup gelsinler de altın olsunlar diye bayrak gibi baş çekmişsin)

Sırlar bildirmede Cebrail’sin ey aşk, sanki bütün peygamberlere vahiy getiren sensin.
                         ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.  Allah’ın anlayabileceğimiz bazı öğeliklerini Mevlana Hazretlerinin anlatımından öğrendik.
                           *                             
İşte böyle yaren;
Allah’ı anlamada ve bilmede, Allah’ın sırlarını öğrenmede aşkın gerekli ve vazgeçilemez olduğunu Hazreti Mevlana’dan öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

22 Ağustos 2016 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3870 İNCİ BEYİT

3870.( Mevlana Hazretleri kendisiyle dost olanın kazanacaklarını anlatıyor)
O aydınlıktan, her an yeni bir aydınlık doğar;
Her güzelden, her an, yeniden yeniye bir, daha güzel belirir, çıkar.

Meyvelere, sonu gelmez bunların, tükenme yok yazısı bunlara yazılmıştır;
Yapraklara güzden emindir bunlar çizisi çizilmiştir.

A göz, göz ucuyla bak, işvelen (Hoş, gönül alıcı davran), göz kırp;
Pek tanınmış pek güzel bir yerdesin;

A gönül, buradan başka bir yere gitme;
Güzel bir yerde konaklamışsın, hoş bir yeri yurt edinmişsin.

Yemyeşil ağaçlar gibi bezenip kuşanan birçok zengin vardır;
Fakat şu görülmemiş, eşsiz ağaç, yeşermeye de doymuştur;
Bezenmeye de aldırış etmez.

Nice bir batmanlık taş vardır ki dağdan yuvarlanır, düşer;
Fakat dağ kesilen kaya, yerinden bile kıpırdamaz, benlikten kurtulmuştur o, kayalıktan çıkmıştır o.

Çünkü yokluktan korkup duran her var, büyük yüce yerden en aşağılık yere düşüverir.

A yokluktan doğan, sen her an biraz daha gençsin;
A dostun aşkına rehin olan, sen her an biraz daha mal olmadasın aşka.

Çırılçıplak atlas kumaşlara, kıldan-çuldan yapılma libaslara (Elbiselere) bürünmektense candan meydana gelmiş deriye bürünmek, elbette daha iyi.

Yahudi’nin gözünde kupkuru bir hurma fidanısın amma Meryem’in derdine deva olmak için yüzlerce taze hurma veriyorsun.

Dışını sırça gibi parıl-parıl bir hale getirmedesin, içini görüş sahibi etmedesin;
Dünya, senin hükmündeyken nasıl olur da aşağılık bir hale gelir?
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    İçimizdeki aydınlıktan her an yeni aydınlıkların doğacağını öğrendik.
2.    Güzel olandan her an yeni güzelliklerin meydana geleceğini öğrendik.
3.    Dış güzelliğe değil iç güzelliği önemsememiz gerektiğini öğrendik.
4.    Yükseklerde kaya gibi işe yaramaz bir biçimde durmaktansa aşağı yuvarlanıp benlikten kurtulmanın daha iyi sonuçlar verdiğini öğrendik.
5.    Benlikten, hayalden, rüyadan kurtulmuş kişinin kuru bir hurma dalı gibi gözükse de dünya onun emrinde onun isteğine göre hareket ettiğini öğrendik.
                           *                             
İşte böyle yaren;
İç dünyamızın parlaklığının, ışığının, güzelliğinin görünen ışıktan, güzellikten, parlaklıktan daha üstün ve yaptırım gücünün daha etkin olduğunu öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

Popüler Yayınlar