8 Ağustos 2016 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3740 İNCİ BEYİT

3740.( Mevlana Hazretleri bize Allah’a ulaşma yolunu ve getirisini anlatıyor)
Gayb âleminin boşluğunda yüzlerce kara, yüzlerce deniz, yüzlerce gök, elden-ayaktan çıkmıştır (Kontrol edilemez duruma gelmiştir), başıboş bir şekil gibi yerlere döşenmiştir.

Bu karadan, bu denizden, her ikisinden de binlerce defa kurtulup aşka düşen, aşkla bunlardan geçen kişi ulaşır oraya.

Gerçekten de Tanrı’nın tertemiz zatından başka ne varsa, isterse baş olsun, başbuğluk etsin, gayb kılıcından baş kurtaramaz.

Azer’e (Tapılacak kadar güzele) benzeyen bir sevgilinin aşkıyla kupkuru kuruyan kişi, nerden Halil’in ateşine gelip girecek?

A aşk Halil’în canı, neşeyle, kutlulukla ateşe gir, altın gibi eri de her pislikten arın.

Güzellik ateşinde mahvolur gidersen gönüllere huzur veren, rahatlık bağışlayan ateşli aşk içinde belirir, görünürsün.

Ateşe benzeyen bu aşk, her şeyi kahreder;
Sen ne tuhaf adamsın ki ateşe gücün yetiyor.

Ateş, seni kararmaya ne kadar uğraşırsa uğraşsın sen, onun inadına lâtifsin tatlısın, kıpkırmızısın.

Biliyorum, padişahlık görüşündeki ışığa, sahipsin;
Padişahlıkla, başbuğlukla gayb âleminin gözüsün, ışığısın.

Lütfeder de kuru dikene bakarsan dikenden yüzlerce güzel kokulu çiçekler biter.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Allah’ın sır olarak sakladığı, var edip dünyaya gönderdiği âlemini; dünya âlemine benzer şeylerden kurtulup aşkla Allah’ı arayanların ulaşabileceğini öğrendik.
2.    Allah’ın esas olanı saklamak için benzer birçok dünyaya benzer yerler yarattığını, gerçekten kendisini sevmeyen ve istemeyenleri buralarda oyaladığını öğrendik.
3.    Allah’ın tertemiz zatını yani kendisini, özünü istememiz gerektiğini öğrendik.
4.    Allah’ın olanaklarını isteyene Allah’ın yardım ettiğini fakat özünden bir şeyler vermediğini öğrendik.
5.    Kendimizi pisliklerden arındırmamız aşk ateşinden Halil Peygamber gibi korkmamamız gerektiğini öğrendik.
6.    Aşk ateşinin hararetinin diğer ateşlerden üstün olduğunu, insana gönlüne huzur vereceğini, rahatlık bağışlayacağını, istediğimizi görebileceğimizi öğrendik.
                              *                             
İşte böyle yaren;
Allah’ın özüne ulaşan kişinin her neyle ilgilenirse güzelleştirdiğini, güzel ürünler meydana getirdiğini öğrendik, anladık.
                               *

RAVLİ

7 Ağustos 2016 Pazar

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3730 İNCİ BEYİT

3730.( Mevlana Hazretleri bize Allah’a ulaşma yolunu anlatıyor)
Binlerce defa kendimi de kaybettim, gönlümü de, sevgiyi de;
Gâh gönül sırrını aramaya koyuldum, gâh güzellik sırrını.

Turdağına çıktım, Kelîm (Hz. Musa) gibi,(Allah’a) bana görün dedim, onu görmeyi istedim, gâh dünyada, Sâmiri gibi halktan kaçtım (Buzağı yaparak işte bu Tanrı’nız dedi. Musa onun buzağısını parçaladı. Samiri delirerek halktan çöle kaçtı).

Öyle bir vadiye geldim çattım ki ne mucize oranın kokusunu almıştır, ne keramet, ne düzen, ne büyücülük.

Vadi sevgilinin kokusuyla bana kılavuzluk etti;
O koku ne miskte vardı, ne amber gibi kokan saçlarda.

A dost, arda ayakla koşulmaz;
Hatta kanatlansan da uçsan kanadın bile yanar.

Çünkü bu duygunun tabiatı, sıcaktan, soğuktan, kurudan, yaştandır;
Bu dört kuş (Su, ateş, hava, toprak), unsurlara ait olan şu bahçenin kuşudur.

Oraya dostun korkusuyla biten kanatla uçabilir;
Uçmaya, ulaştırmaya bak, yoksa şu altı (Aşağıya, yukarıya, sağa, sola, öne, arkaya açılan) kapılı yere düştün gitti.

A olgunluğa ulaşmış olgun, bir olgunu seç, onun yanına var;
Yersizlik, mekansızlık âlemine varmaya gayret et, varmamaktan sakın, kusur etmiş olursun sonra.

Karada uçan kuşun olgunluğu kuruluktandır, denize varınca aciz kalır, ıslaklıktan rüsvay (Ayıpları meydana çıkarılmış) olur gider.

Kara da, deniz de aynı cinstendir, aynı işi yapar, olmakla beraber her biri, duyguya bir başka çeşit görünür.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Görünmeyen gönül ve güzellik sırları öğrenmek isteyen yalnız kalsa da, büyücülük etse de, kutsal yerlere gitse de, kendisini kaybetse de öğrenemeyeceğini öğrendik.
2.    Soğuk, kuru, yaş, hava, su, toprak, ateş gibi birbiriyle etkilenip şekil değiştirmelerin duyguyu gelişmesine sebep olduğunu öğrendik. 
3.    Duyguların aynı olmasına rağmen bakış yerine, yüksekliğine, uzaklığına, ışığın durumuna göre her canlıya başka-başka göründüğünü öğrendik.
4.    Allah’a ulaşmak, sırlara kavuşmak için ancak Allah dostunun kokusunu bularak, bu kokuyu izleyerek, bu yoldan ayrılmadan giderek kavuşulabileceğini öğrendik. 
5.    Allah isterse ancak kendi dostunu bize kılavuz ederek kendine yaklaştırdığını öğrendik.
                              *
İşte böyle yaren;
Ne kadar olgun olsak da bizden daha olgunun bulunacağını bilerek onu bulmamız ve yanına varmamız, yersizlik, mekansızlık âlemine varmaya o olgunun kılavuzluğuyla varmaya bakmamız gerektiğini öğrendik, anladık.

Olgun kişinin kendinden daha olgun kişiyi araması, bulması ve saygı göstererek sevmesi gerektiğini öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

6 Ağustos 2016 Cumartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3720 İNCİ BEYİT

3720.( Mevlana Hazretleri bize dünya hayatına bağlanmanın yanlışlarını anlatıyor)
Ne vakedek (Zamana kadar) gök dolabı su dökecek yere (Yağmur yağacak)?
Niceye (Nasıl) bir Hamel burcu su sindirecek (Benliğine katacak)?

Ne vakedek (Zamana kadar) gece kötü kişilerin sığınağı olacak?
Niceyebir (Ne kadar) gündüz, perdeler yırtıp gizli şeyleri ortaya dökecek?

Ne vaktedek karakış, bahçelerin kökünü sökecek?
Niceye bir (Ne kadar)bahar, yemyeşil kumaşlar dikecek, atlaslar biçecek?

Şu ayrılıktan bıktım, şu gurbetten usandım;
A gönül kuşu, hala uçacağın (Bu dünyadan ayrılmak için) zaman gelmedi mi?

Şu kanlara bulanmış kırık kanadını sahibinin kapısına, kendisine hizmet ettiğin zatın tapısına (Bulunduğu yere) götürmeyecek misin?

Yeryüzünde ne diye yamanıp (Yaşayıp yük oldun) kaldın?
Ne dağsın, ne demir.
Gök kubbenin altında ne işin var senin;
Ne bulutsun, ne yıldız.

O terü (Çok) taze güzellikle ciğerini tazeledin mi (Aşkı tanır ve kendini yenileyerek değiştirirsen) ne Hızır’ın abıhayatını ararsın, ne Kevser havuzunu.

Suyla yağ gibi türlü birleşemiyorsun, fakat bir kere de tutulmuşsun bu âleme;
Gönlünde ne var, söylemiyorsun, neye lâyıksın sen?

Nice demdir (Özümü- sözümü sana vermek için) yukarılarda, aşağılarda seni aradım durdum;
Gâh (Bazen) gönül levhini (Kaderimin yazılı levhayı gönlümden) okudum, gâh kâfirlik (Kabul etme) yazısını.

Gâh hizmet yeryüzünde yerlere döşendim, yollarda toprak oldum, gâh bir yıldızla can göğüne uçtum.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Dünyanın döngüsünün devam ettiğini, bu döngünün bir gün sona ereceğini, dünya ile birlikte yok olmaktansa Hazreti Mevlana’nın önerilerini yerine getirerek ayrı bir yaşayışla Allah’la birlikte yaşama devam etmeyi istememiz, öğrenmemiz ve gereken her şeyi yapmamız gerektiğini öğrendik.
2.    Mevlana Hazretleri aşk yolu üzerinden Allah ile beraber olma yolunu gösterdiğini, en kısa yoldan Allah’a ulaşmak için bu yolu bize önerdiğini öğrendik.
3.    Sevgiyle Mevlana Hazretlerine bağlanıp dostluğumuzu devam ettirip hizmet etmemiz gerektiğini, kendimize düşeni yapmamızın gerekli olduğunu öğrendik.
4.    Kaderimizde ne yazılı olursa olsun, gökteki yıldızlar davranışlarımıza ne kadar tesir ederse etsin Mevlana Hazretlerinin gösterdiği, aydınlattığı, yardım edip yol gösterdiği bu yolun açık olduğunu, etkin ve iyi sonuçlar alınacak bir yol olduğunu öğrendik.
                              *
İşte böyle yaren;
Kafan anlatılanların çokluğundan karışmasın:
Bilinmeyen bir şey anlatılıp öğrenilmesi için;
Bilinen buna yakın bir şey anlatılarak bunun üstünden bilinmeyen anlatılmaya, anlaşılır olmaya çalışıldığını öğrendik, anladık.

Kaderimizin Allah tarafından yazıldığını ve yazılı olan bu kaderin aynen zamana ve duruma göre aynen veya hafifletilerek uygulandığını öğrendik, inandık.

(Örnek: Kaderinde bir kaza yazılmış.
Normal biri isen bu kazayı aynen yaşarsın.

Kaderinde bir kaza yazılmış:
İyi bir insan, iyilik yapmayı seven biri isen rüyanda o kazayı yaşar ve kaderinde yazılı olanı tamamlanmış olursun)

Mevlana Hazretlerinden bir şey daha öğrendik, inandık;
İnsanın Allah’ın yarattığı kalıbın dışına Allah dostu bir kılavuzla çıkıp yaratana ulaşmak isteyene Allah’ın kaderini değiştirdiğini öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

5 Ağustos 2016 Cuma

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3710 İNCİ BEYİT

3710.( Mevlana Hazretleri bize Tebriz’li Tanrı Şems’inin özelliklerini anlatıyor)
O güzelin yanaklarındaki şimşekte (Parıltıda) ebedi bir hayat var;
Onu bırakıp da şu uydurma, şu geçici yaşayışa kapılma.

Gözlerindeki sarhoşluk yüzünden her yanda tertemiz şarapla sarhoş olmuş bir âşık görmedeyim.

İçimden, onu kuruyor, şöyledir, böyledir diye düşünüp duruyordum;
Ululuğunun (Erdemleri bakımından çok büyük, yüce) şekli belirince kuruntum da yandı;
Yok, oldu, düşüncem de.

 Dininin içyüzünü, özünü dile, kabuklarından (Dışta olandan) vazgeç;
Allah için olsun, şu özleşmiş (Arılaşmış) sözü dinle.

Yaşayışın, onun dolunayının ışığıyla ışıdı, arındı mı müjdeler olsun, Şems’e de eriştin, kutlandın, Müşteri’ye (Zevke eriştin, endişe ve kederden kurtuldun) de.

Lâl (Kırmızı) renkli şarap meclisi, meyhane, kâfirlik, Kalenderin mülküdür, fakat Kalender bundan uzak.

Kalenderim diyorsun, fakat gönlüm kabul etmiyor bunu;
Çünkü Kalenderlik (Dünya işlerinden vazgeçiş), yaratılmış değildir, ezelidir o.

Ne vaktedek Utarit’le (Zekâ ve becerikli olmakla, neşeli, hilekâr ve vefasızla) Zühal (Çirkin, asık suratlı, vesveseli, geçimsiz ve yalnızlığa düşkün olanlara) tedbirlerde bulunacak, niceye bir Mirrih (Uğursuzluğa, kutsuzluğa) hançer vuracak, yaralayıp duracak?

Ne vaktedek Ay çavuşu at koşturacak, nal sökecek (Zayıflıkla, acizlikle, bilgisizlikle, aşağılıkla, acelecilikle, haber vermekle uğraşacak)?
Niceye bir Zühre (Küçük mutluluğu), kıpkızıl şarap kadehini sunacak?

Ne vaktedek güneş (Ortada duran, yukarıya ve aşağıya ışık veren), hararetiyle mutfak hizmetini görecek?
Niceye bir Müşteri (Mutluluk saçıcı birine), halka pazarı dar edecek?
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Şems Hazretlerinin ululuğunun görünür hale gelmesiyle büyüklüğünün çok yüksek olarak Mevlana Hazretlerinin gördüğünü, ona karşı tüm şüphelerden arındığını öğrendik.
2.    Dinimizin özünü anlamaya ve kavramaya çalışmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Kalender olan kimsenin dinin ve toplumun kurallarından uzak bir resim verdiğini fakat bu resmin kalenderin esas huyunu gösteremeyeceğini öğrendik.
4.    Şems Hazretleriyle tanışmanın, sevmenin, ona bağlanmanın, hizmet etmenin insanı dertten, kederden uzaklaştırdığını, zevk sahibi yaptığını öğrendik.
                              *
İşte böyle yaren;
Şems Hazretlerinin yukarıda olana da, aşağıda olana da ışık verip kutlu, mutlu yolu gösterdiğini, kendisini seveni ve bağlananı mutluluğa eriştirdiğini Mevlana Hazretlerinden öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

Popüler Yayınlar