4 Ağustos 2016 Perşembe

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3700 İNCİ BEYİT

3700.( Mevlana Hazretleri bize Tebriz’li Tanrı Şems’inin özelliklerini anlatıyor)
Aynaya bak da gözünü seyret, o gözler yüzünden, o gözlerin büyüsünden yüzlerce can düğüm-düğüm düğümlenmiş sevgiye, tutulmuş sana.

Her düğüme bak da Tanrının sanatını gör, kudretini seyret;
Bir düğümle Musa’yı da bağlamış, Firavun’u da, Sâmirî’yi (Hz. Musa’nın bulunmadığı yerde kavmini yaptığı buzağı heykeline taptırmaya çalışan bir Yahudi) de.

Mumu eteğinin altından çıkar da Tanrının yaptığı, düzdüğü (Yaptığı) resim, put yapan, puta tapan Âzer’in canına gülsün (Alaylı baksın).

Ortadan ayrılmış saçların, kâfirliğe el-ayak uzatalı iman, her an kâfirliğin ayakları ucunda can verir, ölür.

Gönlüm, seni canında, özünde bulmazsa ben bin kere uzağım öyle candan, öyle gönülden.

Kupkuru dudaklarımla ıslak gözlerim, öylesine bir ummana (Denize) gitti ki orada ne kuruluk bulabilir, ne yaşlık.

Dün hayalin lütuflar (İyilikler) etti de ona dedim ki:
A vefalı (Sevgiyi, bağlılığı sürdüren) dost, a ahdinde (Verdiği sözde) duran dost, sen benden ziyade (Daha fazla) vefalısın.

Fakat biliyorum, bütün bu vefalar, sana Şemseddin’den gelmede, bu selamı götür canımıza, götür Tebriz’e.

Gerçekten de güzelliğiyle şaşkınlığımı artırıp duran güzel, hoş geldin, merhaba o apaydın ışığa.

A güzelim, ruh nasıldır, nicedir diye sordun bana;
Güzelin Ay’ından parlayıp Yalımlaşmıştır (Alevlenmiştir), seyret de bak.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Göz ile görüneni sevgiyi kullanarak gördüğüne sevgiyle bağladığı Allah’ın sanatını anlamamız gerektiğini öğrendik.
2.    Her sevgiyle düğümlenmiş bağlanmada ve birbirine çekişte Allah’ın sevgi düğümünü görmemiz ve anlamaya çalışmamız gerektiğini öğrendik.
3.    Şems Hazretlerinin sırları söylemesi ile görme ve anlama yeteneğinin çoğaldığını öğrendik.
4.    Şems Hazretleri uzakta olduğunu sansak da, candan sevgi ve saygı bağlılığının ne kadar yakınlaştırdığını göreceğimizi öğrendik.
                              *
İşte böyle yaren;
Ruhun vücudumuz gibi hareketlerinin sınırlı olmadığından Allah dostları ahrete gitseler bile onların alevlerinden oduna dönmüş vücudumuzu yakacağımızı, aydınlanıp işimizi hakkıyla göreceğimizi öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

3 Ağustos 2016 Çarşamba

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3690 İNCİ BEYİT

3690.( Mevlana Hazretleri bize faydalandıracağı kendi özelliklerini anlatıyor)
Öyle bir yola gidiyor ki (Allah’a kavuşma yoluna) düşünce bile o yola gidemez;
Kükremiş aslanların bile onu görünce gönüllerindeki güç-kuvvet yok olup gidiyor.

Aslan da ne?
Gökyüzü, yeryüzü bile bu korkunç yolu duyunca, görünce eriyip gidiyor, arıklaşıp (Zayıflayıp-cılızlaşıp) kalıyor.

Kaderin heybetinden cebre (Zorla) yüz tutuyorlar, yol kesicilerin korkusundan birisini kılavuz bile alamıyorlar.

Evet, yiğitliğin şartı, aşırı deliliktir;
Aklı başında olan hiçbir kimse erliğe, yiğitliğe kalkışamaz.

Kendinde oldukça, kendilerinden geçmişlerin safına nasıl girebilirsin?
Kapıda durdukça ayrılık safını nasıl yarabilirsin?

A gönül, hayalini önüne al da kıble (Yön) edin;
Onunla habersiz, serserice geçimi yeter bulma.

Sana bir şekil verdi, ne diye onu yeter buldun?
Sanır mısın ki o, ancak bu bir tek şekli yapabilir?

Sus, davul dövme, saldırış zamanı geldi çattı;
Orduya lâyık ersen gel de savaş safına gir.

A aşk, örtü altındasın, yırt şu perdeyi;
Güzellikte hurisin sen, acımada ana.

Canların (Mevlevilerin) halkasına gir de seyret;
Hepsi de kulluk-kölelik (Allah dostuna sevgiyle bağlanıp, ona hizmet etme) töresine uydular, kulaklarına küpe taktılar (Bu sözü hiç unutmadılar).
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Yiğitliğin düşünceyle olmadığını, akılla açıklanamadığını, ilahi bir kuvvetle hareket ettiğini öğrendik.
2.    Er, yiğit olan kişinin aşırı deli olduğunu, aklı başında olanların er olmaya, yiğitçe davranmaya kalkışamayacağını öğrendik.
3.    Allah’ın bize verdiği aklı ve şekli yeterli bulmayıp yiğitçe, er gibi savaş yaparak kendimizi yenilememiz, değişmemiz gerektiğini öğrendik.
                              *
İşte böyle yaren;
Başkalarının delilik dediği yiğitçe davranış için kendimize Allah dostlarından bir kılavuz almamız, delilik bile olsa yol gösterene uymamız, hedefe beraberce varmamız, aşkın örtüsü altında Allah’ın bizi yeniden yeniye şekillendirmesine kendimizi bırakıp güzelleşmemiz gerektiğini öğrendik, anladık.

Ey kendine kılavuz arayan!
Kapıda durma, gir, dal Mevlevilerin arasına!
Mevlevileri seyret, içlerinden birini kendine kılavuz et!
Korkma, kulluğu, köleliği iyice öğren ve yap ki özgür olmayı, hizmet edilen olmayı öğren ve yücelerde yaşamaya alış.
                              *

RAVLİ

2 Ağustos 2016 Salı

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3680 İNCİ BEYİT

3680.( Mevlana Hazretleri bize faydalandıracağı kendi özelliklerini anlatıyor)
A gönül, gönülsen gönlünü (Sevgi dolu bağlanma isteğini) o sevgiliden ayırma;
A baş, başsan şu seccadeye sersemce kapanma.

At gibi benden kaçıyorsun amma üstüne binmişim;
Üstüne binenden kaçma, buna eşeklik derler.

Yüzlerce düzene başvurursan, yüzlerce şehre gitsen gene de ulu Tanrının bayramına kurbansın, hançerine boyun vereceksin.

Sus, deniz, esirgemeden inciler verir durur amma her isteyene satmak da mubah (Dine yönden sakınca) değildir yani.
                                   *
Her gün, seher çağı, gönülleri çelme töreniyle bana gelirsin de a benim canımın canına can olan, gönlümü alır gidersin.

A benim güzelim, mahallem, kokunla bir gül bahçesine dönmüş;
Yüzüm, yüzünden altın kesilmiş, kuyumcuya benzemiş.

Her gün, gönül bahçesine bir başka renk verirsin;
Artık yüreğimin çam kozalağına benzer şekli kalmadı.

Her gece bir başka durakta, her gün bir başka şehirde;
Kayıtsız, başıboş gezginciler gibi gönlüm, yolculuğa düşmüş.

Şu aşk binicisi kervanı çekip gitmede;
Fakat bindiği arık  (Zayıf-cılız) at nasıl çekiyor onu;
Buna şaştım kaldım.

Tırnağı, şimşeği de aşmış, suyu da, yeli de;
Tırnağının bastığı yerde ne kuruluk var, ne yaşlık.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretleri veya dostlarından birinin seçtiği kişinin gönlünü aldığını, bu yoldan kurtuluşu olmadığını öğrendik.
2.    Allah dostlarını sevenlere Allah dostlarının gönlünü seve –seve verdiğini ve hiç ayrılmadıklarını öğrendik.
3.    Gönlünü Allah dostlarına verenin Allah’a yakınlaştığını öğrendik.
                              *
İşte böyle yaren;
Allah dostları zayıf, cılız, aciz, muhtaç kişileri seçtiklerini, böyle kişilere yardım ettiklerini öğrendik, anladık.

Yola girmek, Allah dostlarıyla dost olmak isteyenlerin dünya varlıklarından ve yüklerinden kurtulmaları gerektiğini, özgür davranışları öğrenmek ve uygulamak için Allah dostuna sevgiyle bağlanıp hizmet etmeleri gerektiğini, sonra özgürlüğü kazanacaklarını öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

1 Ağustos 2016 Pazartesi

DİVAN-I KEBİR 2 CİLT 3670 İNCİ BEYİT

3670.( Mevlana Hazretleri bize faydalandıracağı kendi özelliklerini anlatıyor)
Hâlbuki iman da senden vuran, senin ışığından gelen bir şey, kâfirlikten de, şüphe de, tatil de;
Sen hem cennetsin, hem cehennem, hem de Kevser havuzu.

A gönül, bütün, tüm varlık sensin, fakat iki (Madde-mana) âlemden de dışarısın;
A gönül, her şey sensin, her şeyden de münezzehsin (Kusursuzsun) sen.

 A âlemin önü, ardı, yüzü, sırtı, bana bak, benim yüzümü gör de safran gibi sararmış yüzümden safrandan devşir.

Gücüm-kuvvetim kalmadı, şu sözüm ağzımda kaldı gitti, hem de peri gibi gizli, göze görünmez yüz binlerce dertlerle, elemlerle beraber.

Her gün, seher çağı bir peri çıkagelir de can benim der, beni bırakıp nereye gidiyorsun, sonra da tutar, çeker beni dışarıya.

Âşıksan der:” Benim gibi bir güzel bulmazsın”;
Tacirsen nerde benim gibi alıcı, istekli, hararetli müşteri?”

Arifsen gerçekten de canın bildiği, tanıdığı er, benim;
Yok, hiçbir şeye elin varmıyorsa benimle dost oldun mu, öyle bir hale gelirsin ki kendiliğinden uçarsın adeta.

Bozuk-düzen bir duyguysan sana Mustafa’nın nurunu veririm;
Değersiz bakırsan seni Ca’feri altına (Madde ve mana âleminde geçerli bir hale) döndürürüm.

Âlemin dayancı, güvenci olsan gene de yüzümüze muhtaçsın;
Apaydın sabah kesilsen gene bir güneşe ihtiyacın var.

Karadan, denizden geç de Kafdağı’na (Yücelere doğru) yürü;
Kurunun, yaşın üstünde oturma, onların kaydında kalma, ikisinden de üstünsün sen.
                          ***   
DİVAN-I KEBİR 2 CİLT MEVLÂNÂ CELÂLEDDİN
Hazırlayan: Abdulbaki GÖLPINARLI
İstanbul REMZİ KİTABEVİ 93
                             **
Neler öğrendik;
1.    Mevlana Hazretlerine sevgi ve saygıyla önerilerini doğru kabul ederek bağlanmamız, önerdiklerini yaparak yücelere doğru önderliğinde ve korumasında mesafe almamız gerektiğini öğrendik.
                              *
İşte böyle yaren;
Mevlana Hazretlerine katılmakla onun güzel dostlarını da tanıma, yakınlaşma fırsatı bulabileceğimizi öğrendik, anladık.
                              *

RAVLİ

Popüler Yayınlar